Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı çekici aracın 24.04.2024 tarihinde .../.... ...'da park hâlinde iken davalılara ait ... plakalı aracın çarpmasıyla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, KTT'ye göre davalıların %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkilin kasko sigortacısı nezdinde açılan dosyada eksper raporuyla aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle pert-total sınıfına ayrıldığını, sigorta şirketinin araç rayiç değerini 2.550.000 TL kabul ederek sovtaj bedeli hariç 1.122.000 TL ini ancak bu rayiçin eksik belirlendiğini ve poliçede araç bedelinin 3.702.166 TL olduğunu, emsal piyasa araştırmalarının kaza tarihi itibarıyla rayiç değerin yaklaşık 3.000.000 TL seviyesinde olduğunu ileri sürmektedir; pert nedeniyle araçtan mahrum kalınan sürelere ilişkin kullanım kaybı/ikame araç zararının da bulunduğunu, Yargıtay'ın “gerçek zarar ilkesi” ve pertte ikame/temin süresine göre mahrumiyet hesabına ilişkin kararlarına (HGK ve Daire kararları) dayanıldığını, TBK m.49 ve m.61 ile KTK m.85 uyarınca sürücü ve işleten/şirketin müteselsilen sorumlu olduğunu, deliller arasında KTT, eksper raporu, kasko dosyası, ödeme/ibraname, emsal fiyat araştırmaları ve bilirkişi incelemesi bulunduğunu, HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik araç pert bedeline mahsuben 100,00 TL ile araç mahrumiyeti zararına mahsuben 100,00 TL'nin haksız fiil (kaza) tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ettiğini beyan etmektedir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2-Mahkememizce:

a-SBGM'ne
b-... A.ş.'ye
c-... A.ş.'ye
d-.... A.ş'ye
e-.... A.Ş 'ye müzekkereler yazılmıştır.

3- Bilirkişi heyeti tarafından 10/10/2025 tarihinden mahkememize sunulan raporda: "a) Davalı ... KİRALAMA VE KENTSEL TEMİZLİK TİCARET LİMİTED ŞİRKETİN maliki sahibi olduğu ... plakalı (A) yük yüklü kamyon sürücüsü davalı ... kaza oluşumunda kazanın meydana gelmesinde Asli ve %100 (yüzde yüz) oranda tam kusurlu olduğu, Davacı ... Uluslararası Taşımacılık İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketin maliki sahibi olduğu ... plakalı kamyon sürücü ... kazanın meydana gelmesinde Kusursuz olduğu, Rayiç değer araştırmasında aracın ederinin mevut piyasa şartlarında ortalama kaza tarihi ile günümüz rayiç değeri ortalamasıyla 2.663.333,00b - 2.946.666,66 bandında olduğu, Davacının aracından Mahrumiyeti Nedeniyle Talep Edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararı'nın 123.905,63 TL den ibaret olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

4-Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 18/02/2026 tarihinde sunulan ek raporda:" Davalı sürücü ... (... plakalı kamyon), aracını park ederken gerekli güvenlik tedbirlerini yerine getirmemiştir. 2981 sayılı Trafik Yönetmeliği Madde 117 ve 118 uyarınca araç park edilirken; el freninin çekilmesi, vitesin uygun şekilde takılması (inişte geri vites, yokuşta birinci vites), ön tekerleklerin uygun yöne çevrilmesi, eğimli yollarda uygun takozların konması, motorun durdurulması, kapıların kilitlenmesi ve camların kapatılması zorunludur. Sürücü bu önlemleri yerine getirmemiş ve araç geri kayarak davacıya ait ... plakalı araca çarpmış, maddi hasara yol açmıştır Bu nedenle davalı sürücü kazada Asli ve”0100 (yüzde yüz oranda kusurlu olduğu, Davalı araç maliki ... Kiralama ve Kentsel Temizlik Tic. Ltd. Şti., KTK Madde 86 ve 61 uyarınca, sürücünün asli kusurundan doğan zararlar nedeniyle sorumludur. KTK Madde G1, araçların trafiği tehlikeye düşürecek, görüşü engelleyecek veya trafik düzenini bozacak şekilde park edilmemesini zorunlu kılmaktadır. Sürücünün eksik tedbirleri ve hatalı parkı malikin sorumluluğunu doğurmakta olup, malik de kazadaki asli kusur açısından sorumlu tutulmalıdır. Bu nedenle davalı malikin kazadaki asli kusur oranı 90100 (sürücü ile bağlantılı) olarak belirlenmiş Davalı sürücü ... (... plakalı kamyon), aracını park ederek yük boşaltma işlemini yapmış, trafik akışına engel olmayacak şekilde konumlandırmıştır. Kazanın oluşumunda doğrudan etkisi bulunmamaktadır. KTK ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacı sürücünün kazada herhangi bir kusuru olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının kazadaki kusur oranı *40 olarak belirlenmiştir. .... ve çağrılan ustalar, arızalı aracın tamirini gerçekleştirmiş ve sorumlulukları bu noktada sona ermiştir. Olay anında araçta bulunmamış ve kazaya müdahale etmemişlerdir. KTK ve Trafik Yönetmeliği hükümleri uyarınca, kazada tamircilerin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu nedenle tamircilerin kusur oranı *40 olarak belirlenmiştir. Kök rapordaki gibi rayiç değer araştırmasında, aracın hasar geçmişi ve piya: denge gözetilerek mevcut piyasa şartlarında ortalama kaza tarihi ile 2.663.333,00 olduğu, Davacının aracından Mahrumiyeti Nedeniyle Talep Edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararı'nın 123.905,63 ibaret olduğu, Aracın hasar geçmişi ve piyasa rayici arasındaki denge gözetilerek belirlenen 2.663.333,00 b rayiç üzerinden davacının 113.333.00 b bakive tazminat alacağı olduğu. belirlenmiştir, " şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

5-Bilirkişi ek ve kök raporu taraflara tebliğ edilmiştir.

6-Davacı vekili bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş, ıslah harcını mahkememize yatırdığı gibi ıslah dilekçesi davalılara tebliğ olmuştur.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:

Dava trafik kazasından kaynaklı olarak davacının aracının pert total olması nedeniyle sovtaj bedelinin düşümü neticesinde eksik bedel ödendiği ve aracın pert olması nedeniyle mahrum kalınan zararına yönelik davalı diğer araç sürücüsü ve malikine karşı tazminat davası niteliğindedir.
Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir.
Mahkememizce meydana gelen kazada kusur ve trafik kurallarına aykırılıkların tespiti için trafik uzmanı bilirkişiden rapor alınmış olup, trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda şu tespitler yapılmıştır:
"Kaza tespit tutanağı üzeri sürücü görüş beyanında ... plakalı araç park halindeyken imdat çekili olduğu halde geri kayıp ... plakalı park halinde olan araca kayıp çarptı araç yük boşaltıyordu” şeklindeki beyanına bakıldığında aracını duruş noktası yüksek muhtemeldir ki araç iniş eğimli yol üzerinde sürücü araç içerisinde bulunmayacak şekilde park halinde bırakırken aracı el freni çekili hale alıp eğimli yollarda inişte geri, yokuşta birinci vitese takılır ve ön tekerlekler sağa çevirerek araç arka tarafına uygun niteliklere uygun takoz konularak geri kaçışına önleyecek önlem tedbiri içerisinde park halinde bırakması gerekirken sürücü olay yerinde aracın teknik yapı itibariyle geri kaçışını önleyecek herhangi bir tedbir almadan tehlikeli şekilde bırakarak aracın bulunduğu yerden geri kayarak arkasında park halinde yük boşaltması yapan davacı şirkete ait çarparak maddi hasar oluşumuna sebebiyet vermekten olayda asli kusurlu olup" şeklinde tespit yapılmıştır.
Bilirkişi ek raporunda ise şu tespitler yapılmıştır:
"Dosya kapsamında mevcut tüm belgeler, taraf sürücülerin beyanları, tamirci ......'un mahkemeye sunduğu yazılı beyan, kaza tespit tutanağı, kaza yeri fotoğrafları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve ilgili Trafik Yönetmeliği ile Yargıtay içtihatları çerçevesinde kazanın oluş şekli ve tarafların sorumlulukları detaylı olarak analiz edilmiştir.
24.04.2024 tarihinde saat 15: 00 sıralarında, davalı ...'a ait ... plakalı yük yüklü kamyon ... ... mevkünde park halindeyken arızalanmıştır. Müvekkil, aracını İBB'ye ait döküm sahasına park etmiş, aracın arızasının giderilmesi için işvereni ... Kiralama ve Kentsel Temizlik Tic. Ltd. Şti.'nin maaşlı tamirci ustalarını çağırmıştır.
Tamirciler araca müdahale etmiş, gerekli tamir işlemlerini tamamladıktan sonra araçtan ayrılmış ve kazadan önce araçta sürücü veya tamirci bulunmamıştır.

Olay sırasında davacı ...'ın ... plakalı aracı park edilmiş ve yük boşaltma işlemi yapıyordu. Tamircinin beyanına göre, kazanın oluştuğu an araç sürücü tarafından çalıştırılarak park halinde bırakılmış, kısa süreli uzaklık sırasında geri kayma meydana gelmiştir. Bu durum, kazanın tamircilerin fiili müdahalesi sona erdikten sonra meydana geldiğini açıkça göstermektedir.
Davalı sürücü ...:
Aracı eğimli bir alanda park ederken, el freni, uygun vites, ön tekerlek yönlendirme ve takoz gibi gerekli park güvenlik önlemlerini almamıştır (KTK Madde 84, Trafik Yönetmeliği Madde 117- 118). Aracın geri kayarak kazaya sebebiyet vermesi, sürücünün asli kusurundan kaynaklanmaktadır.
Yargıtay uygulamalarına göre, araç üzerindeki fiili sevk ve idare sorumluluğu sürücüdedir ve park sırasında gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında asli kusur oluşur."
Bilirkişi raporundaki tespitler, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinde belirlenen trafik kuralları, olaya ilişkin kaza tespit raporları ve celp edilen sigorta eksper raporları ve olay yerine ilişkin resimler bir arada değerlendirildiğinde; bilirkişi raporundaki kusur tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu, Karayolları Trafik Kanunu kapsamındaki trafik kurallarının olaya doğru uygulandığı, olaya ilişkin kaza tespit tutanağındaki tespitlerin ve bilirkişi raporundaki tespitlerin ve kusur durumu tespitinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporunun kusur durumu yönünden hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı araç sürücüsü ...'ın işbu davaya konu meydana gelen kazada kusurlu olduğu, davalıya ait aracın sürücüsü diğer davalının kazanın meydana geldiği yer, kazanın oluş şekli ve araç hasarlarına göre; geri geri kayarak davacıya ait araca çarptığı, davalıya ait aracın geri geri kayarak davacıya ait araca çarpması şeklinde davacının herhangi bir fiili olmadan meydana gelen kazada davacının kusurunun olmadığı tüm kusurun davalıya ait araçta olduğu ve gerekli park önlemlerini almayarak davalının kazaya sebebiyet verdiği davacıya ait araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusursuz olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporundaki kusur tespiti hükme esas alınmıştır.
Davalı ... tarafından aracın en son tamirciler tarafından kullanıldığını, kazaya sebebiyet veren park önlemlerinin alınmamasının tamircilerden kaynaklandığı ve kendisi ile illiyet bağının koptuğu iddia edilmiş ise de davalı ...'ın kaza tespit tutanağını sürücü olarak imzaladığı, dosya içerisindeki kaza tespit tutanağında böyle bir iddiasının olmadığı, dava dilekçesinin 28.01.2025 tarihinde davalı ...'a tebliğ edilmesine rağmen davalının yasal cevap süresi içerisinde davaya cevap vererek bu iddiasını öne sürmediği gibi bu iddiaları yasal süresinden sonra 08.04.2025 tarihli celsede öne sürdüğü, davacı vekilinin bu celsede savunmanın genişletilmesine ve yeni delil sunulmasına muvafakat edilmediğini bildirdiği, kaldı ki bilirkişi ek raporunda detaylıca değerlendirildiği ve davalı ... tarafından delil olarak sunulan tutanaklara göre meydana gelen kazanın tamirciler araçta tamir işlemleri yaparken olmadığı, tamircilerin işini bitirip ayrıldıktan sonra araç başında kimse yokken meydana geldiği, araç sürücüsü ...'ın tamircilerin işi bittikten sonra park ile ilgili tüm önlemleri alma sorumluluğunun bulunduğu, tamircilerin bıraktığı şekilde aracı çalışır halde bırakmasının kabul edilemeyeceği, araç sürücüsü olarak tamircilerin işi bittikten sonra tüm önlemleri almanın sürücü yükümlülüğünde olduğu gözetilerek davalının aksi yöndeki bilirkişi raporuna itirazına ve illiyet bağının kesildiği, kazada kusurunun olmadığına yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından meydana gelen trafik kazasındaki davalıların kusuru ve illiyet bağının ispat edildiği, anlaşılmakla zarar tespiti aşamasına geçilmiştir.
Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda davacının pert total işlemi nedeniyle uğradığı zarara ilişkin şu tespitler yapılmıştır:
"Eksper raporundaki 1.069.889,27 B'lik hasar tutarı, aracın rayiç değerinin %35'inden fazlasına tekabül ettiğinden onarımın ekonomik olmadığı (pert) sabittir. Bakiye tazminat hesabı denetime elverişli şekilde aşağıda sunulmuştur:
Hesap Kalemi Tutar (b) — Hesaplama Formülü / Açıl
Nihai Rayiç Değer (A) — 2.663.333,00 Piyasa Analizi Sonucu
Mutabakatla Ödenen (B) 1.122.000,00 Sigorta Şirketi Ödemesi
Sovtaj Değeri (C) 1.428.000,00 Hasarlı Hal Değeri (Mutabakat Verisi)
Bakiye Alacak (Zarar) — 113.333,00 A-(B* C)
Davacı tarafın sigorta ödemesi sonrası bakiye gerçek zararı 113.333,00 TL olduğu hesaplanmıştır."

Bilindiği üzere yerleşik Yargıtay kararları uyarınca trafik kazası sonucunda meydana gelen hasarın onarımının araç bedelinin yüksek bir yüzdesine ulaşması durumunda tamir ve onarımın ekonomik olmayacağı değerlendirilerek aracın pert total olarak kabul edilmesi akabinde araç pert kabul edilerek kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinden hasarlı değeri (sovdaj) düşülerek yapılan pert bedelinin tespiti gerekmektedir.
Bilirkişiler tarafından kök raporda yapılan piyasa incelemesi sonucunda davacıya ait aracın önceki kaza kayıtları da gözetilerek emsal ilanlar arasında piyasa değerinin ortalama 2.663.333,00 TL olduğunun tespit edildiği, kazaya karışan davacının aracının niteliği gözetildiğinde çok fazla emsalin olmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporundaki piyasa değerinin hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Bilirkişiler tarafından tespit edilen davacının aracının piyasa değeri üzerinden sigorta tarafından yapılan ödeme ve sovtaj bedelinin düşümü neticesinde davacının bakiye zararının 113.333,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ..../... E. -..../... K. sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hasarlı hali, hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının tespiti gerekir."

Davacı tarafından mahrumiyet zararı da talep edilmiş olup, Mahkememizce alınan bilirkişi kök raporunda davacının aracının tır - çekici niteliği gözetilerek emsal bir araç yönünden mahrumiyet kiralama bedelleri piyasadan araştırılmış olup, bilirkişi tarafından yapılan tespitlere göre davacıya ait aracın özel tır - çekici niteliği gözetildiğinde en az 1 aylık şoförlü kiralamanın mümkün olduğunun tespit edildiği, rapor tarihi itibariyle tespit edilen kiralama bedelinin kaza tarihine göre enflasyon verilerine göre oranlanması ve amortisman bedelinin düşümü neticesinde davacıya ait aracın 1 aylık kira bedeli nedeniyle davacının uğradığı mahrumiyet zararının 123.905,63 TL olacağının bilirkişi raporunda tespit edildiği anlaşılmakta olup, söz konusu tespitlerin piyasa rayiçlerine ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, tespit edilen tazminatın gerçek zarar ilkelerine uygun ve davacının aracının tır - çekici niteliğinde özel bir araç olması nedeniyle makul olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı araç maliki tarafından rapordaki tespitlere itiraz edilmiş ise de bedelin yüksek belirlendiğine yönelik herhangi bir somut veri veya delil içermeyen soyut beyanlardan ibaren tazminat hesabına yönelik davalı itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından 10.03.2026 tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 107/2. Maddesine göre talep arttırım dilekçesi sunulmuş ve arttırılan miktarlara ilişkin harçlar yatırılmış, talep arttırım dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir.
Davalı ... vekili tarafından talep arttırım dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davanın belirsiz alacak davası niteliği gözetildiğinde tüm talepler yönünden dava dilekçesi ile zamanaşımının kesildiği, kaza tarihine göre dava tarihi itibariyle zamanaşımının söz konusu olmadığı gibi haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olduğu ve bilirkişi raporunda amortisman bedellerinin düşüldüğü gözetilerek davalı vekilinin talep arttırım dilekçesine yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir.

Sonuç olarak davacının talep arttırım dilekçesi gözetilerek; 113.333,00 TL bakiye değer alacağının haksız fiil tarihi olan 24.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -125.905,63 TL mahrumiyet tazminatı alacağının haksız fiil tarihi olan 24.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KABULÜNE,
Buna göre; 113.333,00 TL bakiye değer alacağının haksız fiil tarihi olan 24.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-125.905,63 TL mahrumiyet tazminatı alacağının haksız fiil tarihi olan 24.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 16.342,39 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL ve 4.052,00 TL tamamlama harcından harcın mahsubu ile noksan kalan 11.674,99 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı ve 4.052,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.282,80 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

4-Davacı tarafça yapılan 18.417,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026