İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın kumaş pazarlaması işi yapan bir şirket olduğunu, ürettiği mallar ve kumaşlar piyasada yabancı para üzerinden değer belirlenerek satıldığını, davalı da üretici ve ihracatçı olduğunu, davalı ile davacı şirket arasında alım satım sebebiyle kur farklarından kaynaklanan alacağı mevcut olduğunu, bu alacak nedeni ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas Sayılı dosyasıyla 02.05.2025 tarihi itibariyle ödenmesi gereken 27.527,77 USD fiili ödeme tarihi toplam alacak ve 7.362,51 TL'lik toplam alacak için ilamsız takibe müstenit icra takibi başlatıldığını (Dava tarihi itibariyle | USD-38.4963 TL olup toplam harca esas değer 1.061,938,53 olduğunu ve 7.103,53 TL olmak üzere toplam 1.069.042,06 TL olduğunu, borçlu taraf vekili marifetiyle takibe mesnetsiz bir itiraz dilekçesiyle itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı ile aralarında yapılan anlaşma gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve usulüne uygun düzenlenen faturalara dayanarak alacağını talep ettiğini ancak davalı/borçlu taraf yükümlülü; yerine getirmediğini, Merter tekstil piyasasında kumaş satımlarında yabancı para cinsinden fiyatlandırma ve ödemeler yapıldığını, malların ödemesini mümkün ise döviz çeki veya Türk Lirası çeki ile ödeme yapıldığını ve düzenli aralıklarla varsa oluşmuş kur farkları için ayrıca faturalandırma yapıldığını, ancak davalı tarafın sırf ödemeyi yapmamak için yaklaşık otuz bin Amerikan Dolarına yakın alacağın ödemesini geciktirdiğini, tüm ısrarlara rağmen ödeme amacıyla çek veya senette vermediklerini, ısrardan sonra kendilerince iade TTK ya göre süresi geçtikten sonra iade faturası kesmeye kalktıklarını ve sonuç alamadıklarını, düğünü, bu husus ticari kayıtlar, faturalar ve cari hesap kayıtları ile de ispatlanacabileceğini bu nedenlerle öncelikle ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu ayrıca davanın çekilen ihtarnamelerle iadeler yapıldığını ve yasal yoldan temerrüte kabulüne karar verilerek icra takibinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karşı yanın iddialarının tümden reddettiklerini, Beyoğlu .... Noterliği'nin taraflarınca çekilen karşı tarafça tebellüğ olunan 03.04.2025 tarihi ... yevmiye numaralı ve 21.05.2025 tarihi .... yevmiye numaralı ihtarnamelerinde açıkça belirtildiğini, karşı yanın haksız bir şekilde kendi içerisinde çelişerek, itirazın iptali davasına konu icra dosyasında belirtilen miktar ile dilekçe içerisinde belirtilen miktarlar arasında farklılık oluşturduğunu, dosya kapsamında ne kadar alacağı olduğunu dahi bilinmediğini, aleyhe haksız ve hukuksuz olarak 28.03.2025 tarihli ...... numaralı 466.205,09 TL değerli fatura düzenlendiğini, 03.04.2025 tarihinde, 8 gün içerisinde 03.04.2025 tarihli Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itirazda bulunulduğunu, ihtarda faturaya itiraz edildiğini ve kayıtlara alınmayacağı bildirildiğini, süresi içerisinde itiraz edilen reklamasyon başlığı altında bir fatura üzerinden karşı yanın alacaklı olduğu iddiası kabul edilemeyeceğini, ayrıca, itiraz edilen faturanın düzenleyen aleyhine delil oluşturacağı açıkça belirtildiğini, ayrıca yine aynı ihtarname içeriğinde "Flok kaplamalı bir kumaş" cinsinden söz edilmekte olduğunu, bu kumaşın aşınabilir ve dökülebilir olduğu bildirildiğini, ancak yine aynı ihtarnamede — belirtilen 8.03.2025 tarihli ...... numaralı faturanın reklamasyon faturası olduğu belirtildiğini bu durumun taraflarınca anlaşılamamakta olduğunu, farklı fatura ve ihtarnamelerin içeriğinin açıklanması elzem olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2-Mahkememizce:

a-Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden BA BS formları celp edilerek incelenmiştir.

b-Beyoğlu ....Noterliği'ne müzekkereler yazılmıştır.

3- Bilirkişi tarafından mahkememize 22/12/2025 tarihli raporda "Defterlerin usul yönünden değerlendirilmesi: Davacı ve davalı şirketlerin ihtilaf dönemine ilişkin e-defter beratlarının süresinde alındığı, açılış/kapanış tasdikleri mevzuata uygun olduğu; bu kapsamda ticari defterlerin HMK m.222 çerçevesinde sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımayacağı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın kapsamı (TL/USD ayrımı): Taraf kayıtları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın esas itibarıyla USD cinsinden cari hesap bakiyesine ilişkin olduğu; Türk Lirası bakımından ise taraf kayıtlarının aynı bakiyeyi gösterdiği tespit edilmişti TL cari hesap bakiyesi: Her iki taraf ticari kayıtlarında 31.12.2024 itibarıyla davalı şirket lehine 28.102,80 TL alacak bakiyesi bulunduğu ve bu bakiyenin takip/dava tarihi itibarıyla değişmediği görülmüştür. Bu nedenle, TL yönünden davalı bakiyesi bulunduğu hususu ticari kayıtlarla sabittir. Bu alacağın mahsuba konu edilip edilmeyeceği hukuki nitelikte olup Sayın Mahkemenin takdirindedir. USD cari hesap bakiyesi: Davacı şirket kayıtlarında, takip tarihi (05.05.2025) ve dava tarihi itibarıyla davalı şirketin 27.527,77 USD borç bakiyesi bulunduğu; bu bakiyenin ihtarname/cari hesap ekstresi içeriğiyle de uyumlu olduğu görülmüştür. Davalı şirket kayıtlarında ise davacı alacak bakiyesinin 14.767,06 USD olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 28.03.2025 tarihli, ...... numaralı, “Reklamasyon Bedeli” açıklamalı 12.760,51 USD tutarındaki faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İhtilaf konusu faturanın davalı şirket tarafından kabul edilmemesi üzerine, taraflar arasında aynı bedelli ancak farklı belge numaralı fatura ve iade faturaları düzenlendiği, söz konusu işlemlerin taraf ticari defterlerinde farklı şekilde muhasebeleştirilmesi nedeniyle cari hesap bakiyelerinde farklılık oluştuğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlığın satın alınan belirli cins kumaşın niteliği/ayıp iddiası ile ilişkilendirildiği anlaşılmakla birlikte, malın ayıplı olup olmadığına ilişkin teknik değerlendirme mali bilirkişilik uzmanlık alanı dışında kaldığından bu hususun takdiri Sayın Mahkemeye aittir. Faiz hesabı (takdiri Mahkemeye ait olmak üzere): İcra dosyasında ödeme emrinin tebliği sonrasında borçlu vekilince 06.05.2025 tarihinde takibe ve fer'i alacaklara itiraz edildiği anlaşılmış olup; 11.04.2025 tarihli ihtarname ile 05.05.2025 takip tarihi arasındaki 24 günlük süre esas alınarak yapılan hesaplamada; © 7.103,53 TL noter masrafı yönünden 230,04 TL avans faiz © 27.527,77 USD asıl alacak yönünden (kamu bankaları arasında uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınmak suretiyle) 90,50 USD faiz hesaplanmıştır. Yukarıda arz edilen tespitler, tarafların ibraz ettiği ticari defter-kayıtlar ve dosya kapsamı ile sınırlı olarak düzenlenmiş olup; bilcümle hukuki nitelendirme, mahsup/itirazın iptali koşulları ve hükme esas alınacak faiz türü-oranı ile başlangıç tarihi konularındaki takdir ve değerlendirme mahkemeye ait olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı açmış olduğu davada taraflar arasında kumaş alım satımı hususunda ticari ilişki bulunduğunu, davalının cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediği gibi usulsüz iade faturaları düzenlediğini ve başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından aleyhe haksız ve hukuksuz olarak 28.03.2025 tarihli ....... numaralı 466.205,09 TL değerli fatura düzenlediğini söz konusu faturanın davalı tarafından 8 gün içerisinde 03.04.2025 tarihli Beyoğlu ..... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itirazda bulunularak itiraz edildiğini itiraz edilen REKLAMASYON başlığı altında hangi sebepten düzenlendiği belli olmayan bir fatura üzerinden karşı yanın alacaklı olduğu iddiasının kabul edilmediğini, davacıya herhangi bir borcu olmadığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 ve 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, 2024 yılı kapanışı itibariyle davacının defterlerine göre davalının davacıya 12.489,86 USD borçlu olduğu, davalı tarafından davacıya kesilen 24.03.2025 tarihli iade faturası öncesinde tarafların kayıtlarının uyumlu olduğu ve davalının davacıya 27.527,77 USD borcunun olduğu, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların USD üzerinden kesildiği, TL karşılığının gösterildiği, ticari defter ve kayıtlarının USD üzerinden tutulduğu anlaşılmaktadır.
Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ise; davalı tarafından kayıtların USD olarak tutulduğu, 2024 yılı kapanışı itibariyle davalının davacıya borcunun 12.489,66 USD olduğu ve taraf kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 06.01.2025 tarihinde ve 31.01.2025 tarihinde kesilen toplam bedeli 15.037,91‬-USD olarak 2 ayrı faturaya karşılık davalı tarafından 17.03.2025 tarihinde toplam bedeli 12.760,51 USD bedelli iade faturasının kesildiği, taraflar arasındaki defter uyuşmazlığının bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından düzenlenen 06.01.2025 ve 31.01.2025 tarihli toplam bedeli 15.037,91‬-USD faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının 2025 yılı Ocak ayında kestiği 2 ayrı faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır.

Mahkememiz ara kararı üzerine Davalı vekili tarafından 03.02.2026 tarihinde beyan dilekçesi ekinde sunulan 17.03.2025 tarihli davalı tarafından davacıya kesilen ve taraflar arasındaki hesap uyumsuzluğuna sebebiyet veren 17.03.2025 tarihli 12.760,51 USD bedelli davalının iade faturası incelendiğinde; "...... model, ...... model ve ....... model reklamasyon bedeli" açıklamasının bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk olarak davalı tarafından davacıya kesilen 17.03.2025 tarihli 12.760,51 USD bedelli reklamasyon açıklamalı fatura sonrasında taraflarca karşılıklı iade fatura süreçlerinin başladığı ancak uyuşmazlığın ilk olarak bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen11.04.2025 tarihli ihtarname içeriğine göre taraflar arasında davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilen bir kısım kumaşlarda flok kaplama nedeniyle davalının ayıp iddiası ile 17.03.2025 tarihli reklamasyon açıklamalı faturasını kestiği anlaşılmıştır.
Nitekim davalı Mahkememize sunduğu 13.01.2026 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı tarafından satılarak teslim edilen ürünlere ilişkin olarak ayıp ve reklamasyon iddialarının incelenmediğini iddia ederek rapora itiraz etmiştir.
Mahkememizce 03.02.2026 tarihli celsede davalıya ayıp iddialarına konu kumaşların yerini bildirmek ve ayıp savunmasına ilişkin olarak tekstil mühendisi bilirkişi tarafından inceleme yapılmak üzere bilirkişi delil avansını yatırmak için davalıya kesin süre verilmiş olup, davalı tarafından kesin süre içerisinde ve sonraki duruşma tarihine kadar ayıp iddiasına konu ürünlerin yeri bildirilmediği gibi bilirkişi delil avansının da kesin süre içerisinde ve sonraki celseye kadar yatırılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından 2025 yılında davalıya kesilen ve davalı tarafından ayıp iddiasına konu edilen 06.01.2025 tarihli ve 31.01.2025 tarihli faturalara karşılık davalının iade faturasının 17.03.2025 tarihinde yaklaşık 1.5 ve 2.5 ay sonra kesildiği gözetildiğinde davalının açık ayıplar yönündne 2 ve 8 günlük süreler içerisinde ayıp muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalının ancak gizli ayıplar yönünden davacıya reklamasyon faturası kesebileceği gizli ayıp yönünden ispat yükünün davalı üzerinde olduğu ve inceleme yapılmasının zaruri olduğu gözetilerek Mahkememizce 03.02.2026 tarihli celsede davalıya ayıp iddiasına konu ettiği ürünlerin yerini bildirmek ve savunmaların ispatı çerçevesinde bilirkişi delil avansını yatırmak üzere kesin süre verilmiş ise de davalının ayıp iddiasına konu ettiği ürünlerin yerini Mahkememize bildirmediği gibi delil avansını da yatırmadığı 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesi gereğince delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalının davacıya gönderdiği Beyoğlu ..... Noterliği'nin 03.04.2025 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi de celp edilerek delil olarak incelenmiş olup, söz konusu ihtarnamede de davalının davacıya açık bir ayıp ihbarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının 2024 yılı içerisinde tam uyum içerisinde olduğu, 2025 yılında davacı tarafından davalıya kesilen 06.01.2025 ve 31.01.2025 tarihli iki fatura sonrasında davalının 17.03.2025 tarihli reklamasyon açıklamalı iade faturasını kestiği, tarafların hesap uyuşmazlığının bu faturadan kaynaklandığı, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği gibi 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre davalı tarafından 8 günlük süre içerisinde ilgili faturalara itiraz ve iade edilmediği ve ticari defterine işlendiği, davalının reklamasyon açıklamalı iade faturası işleminin 17.03.2025 tarihinde 1.5 ay sonra olduğu dolayısıyla fatura içeriklerinin davacı lehine kesinleştiği ve davacının alacağını ispatladığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturalara karşı iade işleminin yapılmadığı gibi 2 ve 8 günlük süreler içerisinde açık ayıplar yönünden muayene ve ihbar külfetinin de yerine getirildiğinin ispat edilemediği, dolayısıyla gizli ayıplar yönünden ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davalının 17.03.2025 tarihli reklamasyon açıklamalı tek taraflı iade faturasına konu işlemini ispat etmesinin gerektiği, davalının ayıp iddialarına yönelik olarak Mahkememizce 03.02.2026 tarihli celsede davalıya ayıp iddiasına konu ettiği ürünlerin yerini bildirmek ve teknik incelemeye ilişkin bilirkişi delil avansını yatırmak üzere kesin süre verilmiş ise de davalının kesin süre içerisinde ayıp iddiasına konu ettiği ürünlerin teknik bilirkişi tarafından incelenmesi için yerini bildirmediği gibi bilirkişi delil avansını da yatırmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesi gereğince davalının delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği ve mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..../... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay .... HD'nin 19/12/2018 tarih ve ..../.... E. - ..../... K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay .... HD'nin 09/11/2016 tarih ve ..../.... Esas - .../... Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.
Davalı tarafça 17/11/2012 - 18/12/2012 - 27/02/2013 - 13/04/2013 - 09/12/2013 - 21/02/2014 - 03/06/2014 tarihli toplam 15.896,00 TL bedelli faturalara konu ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla 12/11/2014 tarihli ... numaralı iade faturası düzenlenmiş ise de bu faturaların, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.
Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamındaki deliller ile ayıp ihbarının usule uygun olarak yapıldığı yani süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği hususunun ispatlanmamasına göre davalı vekilinin bu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 12/11/2014 tarihinde düzenlenen 3.917,60 TLlik iade faturasının de bu haliyle dayanağının kanıtlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu iade faturasının alacak hesabında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür."
Davalının ayıp iddiasını ve 17.03.2025 tarihli reklamasyon açıklamalı iade faturasının içeriğini ispat edemediği bu faturanın taraflar arasındaki hesaptan çıkarılması gerektiği anlaşılmakla bu fatura gözetilmeksizin davacının ve davalının ticari defterlerindeki kayıtların değerlendirilmesi sonucunda davacının takip tarihi itibariyle davalında 27.527,77 USD alacaklı olduğunu ispatladığı, ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından borcun ödendiği ispatlanamadığı gibi ayıp nedeniyle düzenlendiği iddia edilen 17.03.2025 tarihli reklamasyon faturası içeriğinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla tarafların defter ve kayıtlarına göre 27.527,77 USD asıl alacak yönünden Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ..../.... E. Sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından 7.103,53 TL ihtarname masrafı asıl alacağı yönünden de itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmakta olup, davacının davasında haklı çıktığı bu sebeple dava öncesinde davalıya çektiği ve noter belgesi ile belgelendirdiği ihtarname masrafını da talep edebileceği anlaşılmakla 7.103,53 TL ihtarname masrafı asıl alacağı yönünden de davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı ve davalı tarafından daha yüksek ya da düşük bir akdi faiz oranının kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre itirazın iptaline karar verilen döviz alacağı yönünden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı, TL alacağı yönünden 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu görülmüş, itirazın iptaline karar verilen USD alacağın takip tarihindeki TL karşılığı ve TL olarak talep edilen ihtarname masrafı asıl alacağın toplamı üzerinden %20'si oranında hesaplanan 213.364,15 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davanın KABULÜNE,
Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .../... E. Sayılı takip dosyasında 27.527,77 USD asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı ve 7.103,53 TL ihtarname masrafı asıl alacağı ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,

2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden %20'si oranında hesaplanan 213.364,15 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 73.091,70 TL harçtan peşin alınan 12.937,68 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 60.154,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafça yatırılan 12.937,68 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 13.553,08 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

5-Davacı tarafça yapılan 8.122,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 166.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 07/04/2026