İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 04.07.2024 tarihli "........ Sözleşmesi uyarınca davalı/borçlu yana ...... boyama işleri yapıldığını, yapılacak işlere istinaden davacı şirket davalı şirketten 23.07.2024 tarihinde 800.000,00 TL ücret avansı aldığını daha sonra yaptığı işler karşılığında, davalı yana 29.08.2024 tarih, ...... numaralı, 867.307,31 TL bedelli faturayı düzenlediğini yapılan 800.000,00 TL'lik avans ödemesi mahsup edildiğinde, bu faturadan ödenmeyen 67.307,31 TL bakiye fatura alacağı kaldığını, 04.11.2024 tarih, ....... numaralı, 105.765,30 TL bedelli faturayı kestiğini ve bu fatura denmediğini, 15.11.2024 tarih, ... numaralı, 89.767,16 TL bedelli faturayı faturayı kestiğini ve bu fatura ödenmediğini, 22.11.2024 tarih, .... numaralı, 196.722,18 TL bedelli faturayı kestiğini ve bu fatura ödenmediğini, 06.12.2024 tarih, ... numaralı, 223.492,82 TL bedelli faturayı kestiğini ve bu fatura ödenmediğini, söz konusu fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, icra takibine, borçlu vekili tarafından 11.06.2025 tarihinde, yapılan işlerin ayıplı olduğu ve bu nedenlerle davacının alacak hakkının doğmadığından bahisle itiraz edildiğini, oysa ki, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesinde ileri sürülen ayıplı hizmet iddiası ile Bakırköy .....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../. D.İş sayılı dosyası ile bu hususlarda delil tespiti talep edildiğini ve bu dosyaya sunulan 20.03.2025 tarihli bilirkişi raporu ile davacı şirketin işletme şartlarının ve boya uygulama sisteminin standartlara uygun olduğu, esasen iddia edilen ayıbın davacı şirketin verdiği boyama hizmetinden değil, davalı firmanın sözleşme ile kullanılmasını istediği özel boya ve boyanması için temin ettiği standart dışı alüminyum levha ve profillerden kaynaklı olduğunu, davacı şirketin sorumluluğunun olmadığının tespit edildiğini, davalı yan tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ...../... Esas sayılı icra takip dosyası yapılan itirazın iptaline ve takibin aynen devamına, davalı yanın yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazları ile davacının alacağını ödemeyi geciktirdiğini ve ekonomik gelişmeler nedeniyle işlemiş ve işleyecek faiz oranlarının cari enflasyon oranlarının çok altında kalması nedeniyle davacının takibin durdurulması nedeniyle uğradığı zararlar gözetilerek davalı yan aleyhine davacı şirket lehine ..'dan aşağı olmamak kaydı ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili süre uzatım dilekçesi ekinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dış cephe için alüminyum levhaların boyanması hususunda eser sözleşmesi yapıldığını, davacının sözleşmes öncesinde alüminyum levhaları görüp incelediğini, levhalara uygun olan boya ve kimyasal maddeler ile yapılacak işlemleri davalıya teklif olarak sunduğunu, yapılacak işlemin teknik bir boyama işlemi olduğunu ve davacıya işin verildiğini, sözleşme öncesindeki teklif formlarına bakıldığında davaya konu işlemin tüm sorumluluğunun davacı Güneyler A.Ş. tarafından üstlenildiği, boya malzeme seçiminin davacı tarafından yapıldığının teklif formunda göründüğünü, Bu sebeple davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği “yapılan işlemlerde kusurun boya da ve alüminyum levhada olduğuna dair” tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, yine boyanın davalı tarafından temin edildiği ve alüminyum levhanın da uygunsuz olduğuna dair iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından yapılan boyama işlemi sonrasında levhaların montajı akabinde boyaların koruyucu folyonun sökümü aşamasında kendiliğinden kalktığı ve boyaların alüminyum levhadan küçük darbeler sonucunda çizilerek kırılarak ayrıldığının tespit edildiğini, taraflarca ve boya şirketiyle ortak toplantılar yapıldığını, davacının hatanın boya veya levhalarda olduğuna yönelik beyanları sonrasında levhaların teste gönderildiğini ve standartlara uygun çıktığını, tarafların ortak görüşü olarak levhalarda boyanın tutamadığı ve elektrostatik boyamadan önce yeterli aşındırma yapılmadığına dair oluşan kanaat üzerine tekrar yeterli aşınma yapılarak uygulama yapılması yönünden davacının teklifte bulunduğunu, ancak aşındırma yaptıktan sonra (davacının iddiasına göre aşındırma yaptığını beyan etmiştir) dahi boyaların darbe testlerinde çatladığı ve yer yer kendini bıraktığı ortaya çıktıktan sonra davacı tarafın boyama işlemini ifa edemediğinin anlaşıldığını, davacının yaptığı işlemler nedeniyle büyük zararın söz konusu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Eser sözleşmesinden kaynaklı alacak takibine istinaden başlatılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2-Mahkememizce:

a-Tarafların ba-bs formlarının celbi için ilgili vergi dairelerine,

b-Delil tespitine ilişkin Bakırköy ....Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılmış ve delil tespiti dosyası celp edilmiştir.

4- Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 19/02/2026 tarihinde sunulan raporda: " a) — Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, yerinde inceleme sırasında yapılan tespitler ve test sonuçları birlikte değerlendirildiğinde; ürünlerin ambalajlı ve koruyucu folyo kaplı olarak teslim edildiği, boya tabakasındaki yapışma probleminin teslim anında basit bir gözle kontrol ile tespit edilebilecek nitelikte olmadığı, ayıbın montaj ve kullanım aşamasında ortaya çıktığı, bu nedenle teknik açıdan gizli ayıp niteliğinde olduğu, İşveren (Davalı) tarafından talep edilen ....... performans seviyesinde, boya uygulamasına konu edilen alüminyum malzemenin (EN .... alaşımı) bu sistem içerisindeki davranışına ilişkin teknik uygunluğun başlangıç aşamasında yeterli düzeyde sorgulanmadığı, bu hususta numune çalışması veya doğrulayıcı testlere ağırlık verilmediği, Uygulayıcı (Davacı) tarafından ; uygulanan boya sistemi ile altlık malzeme arasındaki uyumun numune veya ön test aşamasında yeterli şekilde doğrulanmadan seri üretime geçilmiş olması ve bu hususta işverene açık bir teknik uyarı yapılmamış olması, uygulama sürecine ilişkin sorumluluğun önemli ölçüde uygulayıcı firmada bulunduğu, b) — Dosya kapsamındaki ticari defter ve muhasebe kayıtlarına göre; 683.054,77 TL tutarındaki bakiye, davacı ... Boya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin davalı ... İnşaat Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nden olan fatura alacağı olduğu, Teknik bilirkişi raporunda, ayıplı imalat nedeniyle ortaya çıkan ekonomik sonuçlar iki ayrı ve birbirinden bağımsız parasal kalem halinde tespit edilmiştir. Bunlardan ilki zayi levha bedeli olup; İşlenmiş ve boyanmış olmasına rağmen, teknik ve ekonomik nedenlerle yeniden kullanılması, düzeltilmesi veya tekrar değerlendirilmesi mümkün olmayan alüminyum levhalara ilişkindir. Bu levhaların, üretim ve imalat sürecine girmiş olmaları nedeniyle asli ekonomik değerlerini tamamen kaybettikleri kabul edilerek, 80.366,25 USD tutarında zayi levha bedeli hesaplanmıştır. Bu bedel, malzemenin hurda olarak dahi değerlendirilmesi dışında kalan geri kazanılamayan net malzeme kaybını ifade etmektedir. İkinci kalem ise hurda (sovtaj) bedeli olup; zayi niteliği kazanan levhaların fiziken mevcut olmaya devam eden kısmının, yalnızca hurda olarak satılması halinde sağlayabileceği ikincil ekonomik değere ilişkindir. Bu kapsamda, 2.771,25 m? boyalı levhanın hurda niteliği esas alınarak, 193.987,50 TL tutarında hurda (sovtaj) bedeli hesaplanmıştır. Dolayısıyla teknik bilirkişi raporunda; * Zayi levha bedeli, malzemenin üretim ve imalat değeri itibarıyla tamamen kaybolan kısmını, * Hurda (sovtaj) bedeli ise, aynı malzemenin yalnızca artık/hurda olarak satılabilmesi halinde elde edilebilecek sınırlı ekonomik değerini ifade etmektedir. Anılan kalemlerin söz konusu fatura alacağı ile mahsup edilip edilmeyeceği ve net bakiye tutarının belirlenmesi hususu tamamen Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

5-Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 16/03/2026 tarihli ek raporda özetle: "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, taraf vekilleri tarafıı dilekçeleri ve kök raporda yapılan teknik inceleme birlikte değerlendirildi; Dava konusu alüminyum levhalarda boya kaplamasında ayrılma ve açılma şeklinde kusurlar bulunduğu, söz konusu kusurun ürünlerin ambalajlı ve koruyucu folyo ile teslim edilmesi nedeniyle teslim anında basit bir gözle muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmadığı ve montaj/kullanım aşamasında ortaya çıktığı, bu nedenle teknik açıdan gizli ayıp niteliğinde değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Elektrostatik toz boya uygulamalarında boya sistemi ile altlık malzeme arasındaki uyumun seri üretim öncesinde numune uygulamaları ve doğrulayıcı testler ile değerlendirilmesi teknik açıdan beklenen bir uygulamadır. Dosya kapsamında yapılan incelemede, seçilen boya sistemi ile altlık malzeme arasındaki teknik uyumun üretim sürecinin başlangıç aşamasında yeterli şekilde değerlendirilmediği ve bu kapsamda numune çalışmaları veya doğrulayıcı testlere yeterli düzeyde başvurulmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca uygulayıcı tarafından boya sistemi ile altlık malzeme arasındaki uyumun ön test aşamasında yeterli şekilde doğrulanmadan seri üretime geçildiği ve bu hususta işverene açık bir teknik uyarıda bulunulduğuna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı görülmüştür. Bu nedenle uygulama sürecine ilişkin teknik sorumluluğun önemli ölçüde uygulayıcı firmada bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu çerçevede taraf vekilleri tarafından sunulan itiraz dilekçelerinde ileri sürülen hususların kök raporda yapılan teknik tespit ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte yeni bir teknik veri veya belge içermediği kanaatine varılmıştır. Yapılan mali inceleme sonucunda; taraf ticari defterleri, muhasebe kayıtları, faturalar ve ödeme belgelerine göre davacı tarafından davalı adına düzenlenen 2024 yılı faturaları toplamının 1.483.054,77 TL olduğu, davalı tarafından yapılan 800.000,00 TL tutarındaki avans ödemesinin mahsubu sonrasında taraf kayıtlarında 683.054,77 TL tutarında bakiye bulunduğu ve söz konusu bakiyenin takip ve dava tarihi itibarıyla değişmeden devam ettiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamındaki teknik bilirkişi raporunda ise 2.771,25 m? işlenmiş ve boyanmış levhaya ilişkin olarak 80.366,25 USD tutarında zayi levha bedeli ile 193.987,50 TL tutarında hurda (sovtaj) bedelinin parasal olarak gösterildiği, anılan 80.366,25 USD tutarındaki meblağın 07.05.2025 takip tarihi itibarıyla TCMB döviz alış kuru olan 38,5560 TL/USD üzerinden TL karşılığının 3.098.601,14 TL olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla, mali inceleme yönünden taraf ticari defter ve muhasebe kayıtlarında 683.054,77 TL tutarında bakiye bulunduğu, ayrıca dosya kapsamındaki teknik bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen parasal kalemlerin yer aldığı tespit edilmiş olup; bu kalemlerin dava konusu alacakla ne şekilde ilişkilendirileceği, mahsup konusu yapılıp yapılmayacağı ve hangi kapsamda dikkate alınacağı hususları mali inceleme sınırlarını aşmakta olduğundan, takdiri Sayın Mahkemeye aittir." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

5-Bilirkişi raporu ve ek rapor taraflara tebliğ edilmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Taraflar arasında dosya içerisindeki 04.07.2024 tarihli alüminyum sac ve tava boya imalatı başlıklı yazılı eser sözleşmesinin akdedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlgili eser sözleşmesi incelendiğinde davalının iş sahibi olduğu, davacının ise yüklenici olduğu, sözleşme kapsamında yapılmakta olan otel projesinde kullanılmak üzere detayları ve ürün kodları Aşağıda belirtlen “..... parçaların Boyanması işine yönelik olduğu, sözleşme kapsamındaki malzemelerin davacı yüklenici tarafından boyanarak davalı iş sahibine tesliminin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 2. Maddesinde davacı yüklenicinin sözleşmede belirlenen adette ürünü sözleşmede belirlenen şartlarla elektrostatik boya kalınlığı 60 - 80 mikron olacak şekilde boyayarak teslim edeceğini taahhüt etmiştir. Boyanacak levhaların temin sorumluluğunun ise davalı iş sahibinde olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 2.2. Maddesinde kullanılacak boya özellik ve kodlarının da belirtildiği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmede boyanın davacı yüklenici veya davalı iş sahibi tarafından seçildiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Yine sözleşmede alüminyum profillerin yüzeyinde portakallanma, çizik, leke gibi yüzey hatası kabul edilmeyecektir. Yüklenici ayıplı veya kusurlu boya yapılmasından direkt sorumludur şeklinde hüküm bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflarca delil olarak sunulan 13.02.2024 tarihli davacı yüklenicinin davalı iş sahibine yönelik teklif formunda boyama işinin .... beyaz boya ile boyamanın teklif edildiği, söz konusu teklif formundaki boya bilgilerinin taraflar arasındaki sözleşmedeki kararlaştırılan boya bilgisi ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun uyarınca eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı Kanun'un 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un 474. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 477. Maddesinin 2. fıkrası gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesinin 1. fıkrasına göre de eserin açıkça veya örtülü kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur.
Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla 6098 sayılı Kanun'un 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Davacı yüklenici tarafından yapılan levha boyama işine ilişkin delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporu ve Mahkememizce alınan teknik bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan levha boyama işinde hata ve kusurlar olduğu, dosya kapsamındaki tüm raporlar ve raporlardaki teknik tespitler bir arada bütüncül olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan boyama işleminin ayıplı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim dosya kapsamına taraflarca sunulan belgeler, resimler, videolar, bilirkişi raporlarındaki tespit ve resimler ile gözlemde bir bütün halinde ortaya konulan ve yeniden yapılan incelemeler sonucundaki resimler bir arada değerlendirildiğinde meydana getirilen işin ve yapılan levha boyamasının teknik ve fenni olarak uygun olmadığı, iş sahibi açısından kabul edilemez nitelikte olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesine göre ilgili işten beklenen faydaların sağlanmasının iş sahibi açısından mümkün olmadığı sabittir. Nitekim davacı yüklenici tarafından da yapılan işin kusursuz olduğuna ve davacı tarafından kabul edildiğine yönelik herhangi bir delil sunulmamıştır.
Davacı yüklenici esas olarak yapılan işteki hataların kendisinden kaynaklanmadığını, boya ve levha uyumsuzluğundan ve davalı iş sahibinin talimatları ve boya seçiminden kaynaklandığını bu sebeple sorumlu olmadığını iddia etmektedir.
İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."
Delil tespiti dosyası ve Mahkememizce alınan teknik bilirkişi raporundaki tespitler ve yapılan boyama işlemine ilişkin levhaların ve hataların durumu gözetildiğinde meydana gelen ayıbın açık ayıp niteliğinde olmadığı, kullanım ve levhalar üzerindeki koruyucunun çıkarılması sonrasında ortaya çıkacak gizli ayıp niteliğinde olduğu, nitekim taraflarca sonrasında çeşitli teknik laboratuar testleri yapılarak ayıbın ortaya konulduğu dolayısıyla yapılan işteki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaya testler sonucunda çıkan hatalar sonucunda taraflarca bir araya gelindiği ve çeşitli işlemlerin tekrar yapıldığı delil dilekçesinin ekinde sunulan toplantı tutanakları ile anlaşılmış olup, davalı iş sahibinin davacı yükleniciye karşı ayıp ihbarında bulunduğu Mahkememizce sabit kabul edilmiştir.
Nitekim davacı yüklenici tarafından da ilgili esere yönelik çeşitli tespitler yapılmış olup, meydana gelen ayıpların davacı yükleniciye ihbar edildiği, davacı yüklenicinin haberdar olmadığı gibi bir durumun söz konusu olmadığı bu sebeple ayıba yönelik muayene ve ihbar yükümlülüklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Kanun'un 476. Maddesi şu şekildedir:
"Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz."
İlgili hükümden görülebileceği üzere eser sözleşmelerinde meydana gelen ayıbın iş sahibinin talimatlarından ve siparişinden veya yaptığı ya da yaptıracağı başka işlerden kaynaklanması durumunda yüklenicinin eser sahibine karşı bu hususta uzman kişi olarak ihtarda bulunması bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
Yüklenici üstlendiği iş bakımından uzman bir kişi olarak, iş sahibini aydınlatma, ona tavsiyede bulunma, eserin meydana getirilmesinde önem taşıyan her konu olay ve durum hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
Özellikle tacirler arasındaki eser sözleşmeleri bakımından 6102 sayılı Kanun gereğince basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne sahip olan yüklenici ve eser sözleşmesinde yüklenici sıfatı da gözetilerek yüklenicinin sorumluluğu değerlendirilmelidir.
Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 472. Maddesinin 3. Fıkrasında yüklenici bakımından ayrıca şu düzenleme bulunmaktadır:
"Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur."
İlgili hükümden görülebileceği üzere yüklenici eserin gereği gibi meydana getirilmesine engel olacak bir durumun veya tehlikeye düşürecek bir durumun ortaya çıkması halinde bu durumu da iş sahibine derhal bildirmelidir.
Nitekim Yargıtay ... Hukuk Dairesi .../... E., ..../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; hükme esas alınan 01.07.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda verilen hizmetin ayıplı olmadığı eserin reddini gerektirecek nitelikte olmadığı enjeksiyon uygulaması sonrasında görülen çatlakların ve su sızıntıları sebebinin binanın oturmasına bağlı olabileceği gibi, betonun tekniğine uygun biçimde dökülmemiş olmasından ve de perde demir donatısı ve montaj işçiliğinin yetersizliğinden kaynaklanmış olabileceği belirtilmiştir. Davacı işi tekniğine uygun olarak yapmış olsa bile işin uygulandığı yerin ayıplı olması nedeniyle eserin yapılmasından beklenen amaç tam olarak gerçekleşmeyecek ise TBK 472/3 madde hükmüne göre yüklenicinin iş sahibini uyarması gerekmekte olup davacı yüklenici davalı iş sahibini uyardığını, ancak iş sahibinin talimatında ısrar etmesi ile ayıplı betona uygulama yaptığını ispatlayamamıştır. Bu durumda ortaya çıkan ayıp, eserin yapıldığı yerin ayıplı olmasından doğmuştur. Ayıbın varlığı davacı uygulamasından kaynaklanmasa da davacı uyarı görevini yerine getirmediği için meydana çıkan ayıp nedeniyle sorumludur."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi ....../...... E., ....../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yüklenicinin ediminin kısmen ifası sonucu yapılan işin bedelinin, iş sahibinden istenebilmesi için kısmen de olsa yapılan eserin tamamlanmış olması ve bu kapsamda eserin objektif ölçüler içinde amaca uygun olarak iş sahibi tarafından kullanılabilir durumda olduğunun belirlenmesi zorunludur. Somut olayda, yüklenici tarafından hazırlanan mimari projenin ilgili idarece onaylanmadığı, davalı tarafından yüklenicinin belirtilen nitelikteki ediminin kısmi ifası kabul edilmediği gibi projelerin onayının da yapılmadığı, davalı tarafa fayda sağlayacak nitelikte bir proje de söz konusu olmadığından projeler tamamlanmış eser sayılamaz.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 476. maddesine göre;
"MADDE 476- Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz."

Türk Borçlar Kanunu’nun 476. maddesi uyarınca, davacı yüklenicinin üstlendiği proje çizimi ve onaya sunulma işlemi bakımından, davalı iş sahibinin talebi üzerine hazırlanan projenin bu hali ile ilgili idare tarafından onaylanamayacağına yönelik açık bir ihtarı da bulunmamaktadır.
Anılan nedenlerle davacının hak kazandığı bir iş bedeli mevcut olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair verilen hükümde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise .../.... E., ...../..... K. Sayılı kararında yine aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici bu durumu hemen iş sahibini bildirmek zorundadır (TBK md. 472/3)
Türk Borçlar Kanunu'ndaki bu hükümle düzenlenen genel ihbar yükümlülüğü (uyarı görevi) yüklenicinin sadakat borcunun gereğidir. Yüklenicinin uyarı görevinin ortaya çıkması iş sahibinin sağladığı malzemenin ısıl işlemi yapılmasına elverişli olmaması nedenine dayalı da olabilir. Yüklenicinin bu gibi durumlarda sorumluluktan kurtulabilmesi için iş sahibini uyarma görevini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde yüklenici bu yükünü yerine getirmemesi sonucu doğacak zararlardan 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi uyarınca sorumlu olur.
Yüklenici uyarı görevini yerine getirmiş olmasına rağmen iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde yüklenicinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. İş sahibinin aksini iddia etmesi halinde, uyarı görevini yerine getirdiğini, ancak iş sahibinin talimatında ısrarı nedeniyle eserin bu şekilde yapıldığını yüklenici ispatlamak zorundadır.
Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK md. 476/1).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun iş sahibinin seçimlik hakları başlıklı 475. maddesinde eserin ayıplı olması ve bu ayıptan yüklenicinin sorumlu olması hallerinde kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın iş sahibi; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır (TBK md. 475/1).
Bu seçimlik hakların dışında ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması halinde iş sahibinin genel hükümlere göre ayıptan doğan diğer zararlarını istemek hakkı vardır (TBK 475/2). Bu tazminatın genel hükümlerdeki hukuki dayanağı TBK 112. maddede düzenlenmiş olan giderim yükümlülüğü hükmüdür.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; TBK 472/3 madde hükmüne göre yüklenicinin iş sahibini uyarması gerekmekte olup davalı yüklenici davacı iş sahibini uyardığını, ancak iş sahibinin talimatında ısrar etmesi ile ayıplı ısıl işlemi yapıldığını ispatlayamamıştır. Davalı uyarı görevini yerine getirmediği için meydana çıkan ayıp nedeniyle sorumludur."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi ...../.... E., ...../...... K. Sayılı kararında ise aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur (TBK 472/son). Bu hüküm eser sözleşmesinde işinin ehli olan yüklenicinin, iş sahibini uyarı görevi bulunduğunu ortaya koymaktadır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi de ..../.... E., ...../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"TBK'nın 472/1 maddesinde "Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur. Hükmü, 3 fıkrasında Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, anılan madde hükümleri gereğince eserde ortaya çıkan ayıp ister yüklenicinin kullanığı malzeme ve işçilikten isterse iş sahibi tarafından temin edilen projeden kaynaklansın bu durumda basiretli bir yüklenici gibi davranması gereken davalı projedeki eksik ve hataları öngörerek bunları davacı iş sahibine bildirmediğinden TBK 472. Maddesi gereğince bunlardan kaynaklı sonuçlardan sorumlu olacaktır. Davalı yüklenici de davaya konu demi tankı çatısındaki çökmenin kullanımdan kaynaklandığını iddia ve ispat edemediği gibi, projedeki olası hataları iş sahibine bildirdiğini, işte kullandığı malzemelerin ve işçiliğin standartlara ve işin tekniğine uygun olduğunu ispatlayamamıştır. Buna göre eserde ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp olduğu, ayıbın kullanımdan kaynaklanmadığı, imalattan kaynaklandığı, ayıbın hem projedeki eksikliklerden hem de imalattaki kusurlardan meydana geldiği, buna göre projedeki eksiklikleri iş sahibine bildirmeyen davalı yüklenicinin meydana gelen sonuçtan sorumlu olduğu ayrıca sözleşmeye göre eserin imalattan kaynaklı ayıplara karşı 2 yıl yüklenici garantisi altında olduğu, ayıbın garanti süresi içinde meydana geldiği sabit olduğundan mahkemece bu gerekçelerle ayıptan davalı yüklenicinin sorumlu olduğuna ilişkin tespiti yerinde olmuştur."
İlgili hükümler bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafından her ne kadar meydana getirilen eserdeki ayıbın kendi yaptığı işlerden kaynaklanmadığını, davacının boya seçimi ve boya ile levha uyumsuzluğundan kaynaklandığını iddia etmiş ise de; davacının yapılan işteki yüklenici olarak uzmanlığı ve basiretli tacir olarak hareket etme ve yüklenicinin iş sahibine karşı sadakat ve ihbar yükümlülüğü gözetildiğinde davacı yüklenici tarafından kendi edimlerine ve boyama işlemine başlamadan önce davalı iş sahibine boya ve levha uyumsuzluğuna yönelik ihbar ve ihtarda bulunmasının basiretli tacir ve eser sözleşmesi kapsamında uzman kişi olarak zorunlu olduğu, davacı tarafından bu yükümlülüğün zamanında yerine getirildiğine dair herhangi bir yazılı delilin dosyaya sunulmadığı, davacının sözleşmeler kapsamında üstlendiği yükümlülüğünü basiretli bir tacir ve uzman kişi olarak yerine getirmediği dolayısıyla sözleşme hükümleri ile üstlendiği yükümlülükler ve edimler gereğince meydana gelen ayıplardan sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Zira işinde ehil ve uzman bir yüklenici olarak davacı tarafından davalı işsahibine karşı uyarı ve ihbar yükümlülüğünün kanun tarafından yükleniciye getirilen bir yükümlülük olduğu açık olup, davacının iddiaları kapsamında boyanın davalı iş sahibi tarafından temin edilmesi halinde dahi davacı yüklenicinin boya ve levha uyumsuzluğu hususunda davalı iş sahibini uyarması ve ihbarda bulunması basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken uzman yüklenicinin yükümlülüğüdür. Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine bu yönde bir bildirim, ihbar ve ihtar yapıldığının iddia ve ispat edilememesi karşısında davacı yüklenicinin meydana gelen ayıptan ve zararlardan sorumlu olduğu açıktır. Davacı yüklenici tarafından uzman ve ehil bir yüklenici olarak basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü karşısında ilgili uyumsuzluklara yönelik ihbar ve ihtarın davalı iş sahibine yapılmasına karşı davalının işin devamına dair ısrarlı bir talimat verdiğinin de davacı tarafından ispat edilememesine göre davacı yüklenici ayıp nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kanun hükmünde belirtildiği gibi malzeme iş sahibi tarafından sağlansa dahi uzman bir yüklenicinin malzemedeki ayıp ve uyumsuzluğu iş sahibine bildirerek talimat almalı, uyarı ve ihtarına rağmen işin devamının iş sahibi tarafından ısrar ile istenmesi halinde yüklenici sorumluluktan kurtulacaktır. Davacı tarafından bu yükümlülüğün de yerine getirildiğinin ispatlanamaması karşısında boyanın davalı iş sahibi tarafından tedarik edildiğine yönelik davacı iddiasının davacı yükleniciyi sorumluluktan kurtarmayacağı açıktır.
Bu bağlamda davacı yüklenicinin dosya kapsamındaki sözleşme hükümlerine göre üstlendiği edimleri ve malzeme uyumsuzluğu yönünden denetim ile ihbar yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacının yüklenici sıfatının niteliği gereği ve 6098 sayılı Kanun'un 472 ve 476. Maddesi gereğince meydana getirilecek eserdeki ayıplar ve sonuçları hakkında davalı iş sahibine karşı uyarı, ihbar ve ihtar ile yükümlü olduğu bir arada değerlendirildiğinde davalı yüklenicinin meydana gelen ayıplardan sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının yaptığı boyama işlemi sonucunda davacının boyadığı levhaların teknik ve ekonomik yönden kullanılamaz halde olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiş olup, davalının temin ettiği alüminyum levhaların davacı tarafından ayıplı olarak boyanması sonucunda uğradığı zararın 80.366,25 USD olduğu tespit edilmiştir. İlgili levhaların sovtaj bedelinin ise hurda olarak satılması neticesinde piyasa rayiçlerine göre 193.987,50 TL olacağı tespit edilmiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda; davacı tarafından işbu sözleşme kapsamında davalıya kesilen faturalar ve iş bedeli bakımından davalı iş sahibinin davacıya kısmi ödeme yaptığı, davacı yüklenicinin faturalar kapsamında 683.054,77 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davacı yüklenicinin yaptığı ayıplı boyama işlemi neticesinde uğradığı zararlar nedeniyle davacı yükleniciye karşı borçlu olmadığını öne sürmüş olup, davalı iş sahibinin bu beyan ve iddialarının takas mahsup çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye sözleşme kapsamındaki iş bedeli ve faturaların tamamen ödenmediği tarafların ticari defter ve kayıtları ile sabit olup davacı yüklenicinin 683.054,77 TL iş bedeli alacağı bulunmasına karşılık davalının ayıplı ifa nedeniyle uğradığı levha zararının sovtaj bedelinin düşümüne rağmen davacı yüklenicinin alacağından fazla olduğu anlaşılmakla takas mahsup çerçevesinde davacı yüklenicinin kalan iş bedeline yönelik alacağının ödenmesini davalı iş sahibinden talep edemeyeceği anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşme, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında üstlendiği yükümlülük gereği 6098 sayılı Kanun'un 472 ve 476. Maddeleri kapsamındaki yüklenicinin iş sahibine karşı olan ihbar ve bildirim yükümlülükleri, davacı yüklenicinin yüklenici sıfatı gereği üstlendiği uzmanlık ve basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı hareket ederek meydana gelen işin ayıplı olacağı ve sözleşme kapsamına uygun olmayacağı ve ortaya çıkabilecek zararlar konusunda davalı iş sahibine karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini davacının ispatlayamadığı, neticesinde meydana gelen işin çeşitli sebeplerle ayıplı olduğu ve dosya kapsamındaki resimler, videolar, bilirkişilerce yapılan tespitler neticesinde meydana getirilen işin kabul edilemeyecek nitelikte ayıplı olması karşısında davacı yüklenicinin ayıplardan kusurlu ve sorumlu olduğu, davacı yüklenicinin davalı iş sahibine karşı denetim, ihbar ve ihtar yükümlülüklerini yerine getirmediği bu suretle eserin ayıplı olarak meydana getirilmesine ve zararlardan davacı yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye ödenmeyen kalan bedel 683.054,77 TL ise de davalının uğradığı levha zararının sovtaj bedelinin düşümü sonrasında dahi davacı yüklenici alacağından fazla olduğu anlaşılmakla ilgili bedellerin takas ve mahsubu neticesinde davacı yüklenicinin davalı iş sahininden kalan alacağı talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının bakiye alacağının tahsiline yönelik davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 8.249,60 TL peşin harcın mahsubu ile artan 7.517,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 108.458,22 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 07/04/2026