İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --- İcra Dairesi' nin ---- Esas sayılı dosyası kapsamında taraflarınca icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini, İtiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olup bu nedenle süresi içinde işbu itirazın iptali davasını ikame etme zorunluluğu doğduğunu, davalı ile müvekkili arasında akdetmiş oldukları 27.05.2021 tarihli hizmet alım sözleşmesi ile çalışılmış olup çalışma koşullarında yaşanan sorunlar nedeni ile 27.05.2023 Tarihi itibari ile mail yolu ile bilgilendirme yapılarak hizmet ilişkisi sonlandırıldığını, işbu bildirim sonrası borçludan son örnek kabul tarihi 05.06.2023 olduğunu, ayrıca davalı şirkete----Noterliği 04.01.2024 tarih ve --- yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşme feshi, ödenmeyen fatura bedellerinin ödenmesi ve müvekkili şirkete ait cihazların iadesi talep edilmiş ancak sonuç alınamadığını, borçlu --- Hastanesi yönetici ve aynı zamanda sahipleri olan Dr. ---- ve Dr. -----’in, Dr. --- ve özellikle davacı müvekkili şirket kurucu ortağı da olan Dr. ---- yakın arkadaş olmaları nedeni ile süreçlerde bazı koşullar sözlü olarak ilerletilmek durumunda kalındığını, özellikle --- uygulama programının hastane işletim programı ile tam entegrasyonu sonrası bütün doku örneklerinin laboratuvarımıza yönlendirilmesi koşulu için sözlü olarak mutabık kalındığını, entegrasyon sürecinin tamamlanmasına rağmen özellikli, büyük radikal ameliyat örnekleri ve zorlu vakalar müvekkili hastane laboratuvarında, kalan kısa sürede raporlanabilecek örnekler ise başka laboratuvarlara gönderildiğini tespit edildiğini, borçlu şirket yöneticilerinin bu durumun sonlandırılması konusunda birkaç sefer uyarıldığını, ilerleyen süreçte buna rağmen durum değişmeyince işbirliğinin sonlandırılması kararı alınmak zorunda kalındığını, sürecin sonlanması ile birlikte icra dosyasına konu 208.704,70 TL cari hesap alacağı borçlu/davalı tarafından ödenmediğini, bununla beraber davalı tarafça kurulan bir patoloji laboratuvarına, kurulum esnasında müvekkili şirket tarafından teknik destek ve danışmanlık sağlanmış, bir patoloji laboratuvarında bulunması gereken birtakım cihazların geçici teslimi gerçekleştirildiğini, tamamen iyi niyetle davalı firmaya geçici olarak teslim edilen cihazların taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesine ve tüm taleplere rağmen iade edilmeyerek alıkonulmakla müvekkili şirketin iade talebi de yerine getirilmediğini, mevcut durumda davacı müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek için cebri icra yoluna başvurmak zorunda kaldığını ve yukarıda bilgileri verilen sözleşme ve ödemeler dayanaklı olarak --- İcra Müdürlüğü --- Esas ilamsız icra takibini başlattığını, ancak davalı aleyhlerine yürütülen icra takibine haksız olarak itiraz etmiş ve işbu takibi durdurduğunu, taraflarınca uyuşmazlığın çözülmesi için dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da bu çabalarımız da sonuçsuz kaldığından gelinen aşamaa işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, icra inkar tazminatına ilişkin düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun İtirazın İptali başlıklı 67. Maddesinin 2.fıkrasında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; ... davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere aleyhindeki icra takibine haksız olarak itiraz eden ve alacaklının alacağını tahsil etmesine engel olan borçluya karşı uygulanan bir yaptırımdır. Bu nedenle T.C. --- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itiraza, icra takibine konu alacak miktarı üzerinden davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı taraftan faizi ile tahsiline karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafından ---. İcra Müdürlüğünde ---- Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu haksız icra takibine itiraz etmemiz sonucunda davacı ---- tarafından itirazın iptali davası ikame edildiğini, müvekkilinin somut olayda borçlu sıfatı bulunmadığını, müvekkili ile davacı --- arasında 27.05.2021 tarihli akdedilen patoloji hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, ve bu sözleşme kapsamında tarafların hak ve yükümlülükleri açıkça belirlenmişse de fesih şartları özelinde bir düzenleme bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği gibi bu süre zarfında herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, 27.05.2023 tarihinde mail aracılığı ile hizmet ilişkisinin sonlandırıldığını ve 01.06.2023 tarihi itibariyle hizmet sağlamayacağını ifade edildiğini, bu şartlar altında davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine dair bir ispatının öne sürülmüş olması gerektiğini sayın mahkemenizce de takdir edileceğıni, fesih şartları belirli bir bildirim süresi içinde gerçekleştirilmesi gerektiği düzenlendiğini, ancak davacının herhangi bir geçerli fesih neden ortaya sürmediğini, bu durumun sözleşmeye açıkça aykırı olup haksız fesih niteliğinde olduğunu, davacının haklı fesih sebebi olarak iddia ettiği 'çalışma koşullarındaki sorunlar' herhangi bir somut gerçekliği olmayan farazi bir beyan olduğunu, TBK madde 435'te de belirtildiği gibi 'Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır.
' ancak işbu olay çerçevesinde müvekkilinin ilgili borçlar kanunu maddesine aykırı hareket etmediğinin çok açık olduğunu, aksine davacı tarafın yaptığı haksız fesih ile müvekkilinin zor durumda kaldığını, söz konusu fesih durumunun sözleşmede açıkça belirtilmediği için haklı nedenle fesih, genel borçlar hukuku ilkelerine göre fesih, Ticari Teamüller ve Hakkaniyet İlkesi ve bildirim süresi ile uygun zaman ilkeleri şartlarına uygun olması gerektiğini, bu çerçevede ---- yaptığı fesih, sözleşmede belirli bir bildirim süresi ve şartı bulunmadığı için aniden gerçekleştirilmişse, TTK ve TBK hükümlerine göre haksız bir fesih olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bahsi geçen şartlara aykırı şekilde gerçekleştirilen bu ani fesih, başta hasta mağduriyeti olmak üzere, müvekkili açısından ciddi zararlara neden olduğunu, müvekkili davacının hizmetleri kapsamında sağlık alanında hizmet veren bir kurum olup, bu tür ani ve öngörülemeyen fesihlerin hastaların tanı ve tedavi süreçlerini doğrudan olumsuz etkilemekte olduğunu, davacının hasta haklarını ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini hiçe sayarak keyfi şekilde sözleşme ilişkisini sonlandırmış, bu da hukuki ve etik açıdan kabul edilemez bir durum yarattığını, ayrıca, davacının sunduğu faturaların hukuka ve sözleşmeye uygun olmadığı açık olduğunu, davacının taleplerinin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığı gibi müvekkilinin herhangi bir borcunun da bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmeyi haksız şekilde feshederek ticari ilişkideki durumu zedelediğini beyan ederek davacı tarafından ikame edilen itirazın iptali davasının reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Hukuki niteliği itibariyle; ----İcra Dairesi'nin ----Esas sayılı takibi davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı itirazın iptali gerekip gerekmediği buna ilişkin itirazın iptali isteminden ibarettir.---. İcra Müdürlüğü ----- Esas nolu dosyasının Uyap sureti incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere uzman bilirkişi heyetinden alınan 24/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacı şirketin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, GİB onaylı
beratlarının zamanında alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun
tutulduğu, Davalı şirketin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, GİB onaylı
beratlarının zamanında alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun
tutulduğu, tarafların ticari defterleri tüm zamanlarda birebir
örtüştüğü 25.01.2024 takip tarihinde her iki taraf ticari defterlerinde davacının
68.000,00 TL alacaklı olduğu, takipteki taleple bağlılık gereği takip öncesinde faiz talep edilmediğinden bu
hususta bir değerlendirmenin yapılmadığı,
Ancak, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm
kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının
önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talep edebileceği, dava dosyası içeriğine göre;
1/a- Davalı ile davacı arasında, 27.05.2021 tarihli “Patoloji Nizmet Alım Sözleşmesi”
akdedilmiştir. Sözleşmenin hükümleri incelendiğinde, hukuki niteliği itibariyle, “kanunda düzenlenmemiş
(atipik) ve sürekli edimli bir iş görme sözleşmesi” niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır
olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Sözleşmenin 2 nolu maddesi hükmüne göre; sözleşmenin konusu, patolojik incelemeler
için ihtiyaç halinde davacı (hizmet veren) tarafından davalıya (hizmet alana) patoloji desteği
verilmesidir.
Sözleşmenin 5 nolu maddesi hükmüne göre; sözleşme 27.05.2021 tarihinde imzalanmış
olup, 1 yıl için geçerlidir. Sözleşme süresinin bitiminden 1 ay önce yazılı olarak sözleşme
feshedilmediği takdirde, sözleşme tekrar 1 yıl süre ile uzayacaktır. 1/b- Davacı tarafından davalıya gönderilen 27.05.2023 tarihli E-Mail ile; 01.06.2023
tarihinden itibaren davacıya hizmet verilmesinin sonlandırılacağı, bildirilmiştir.
Böylelikle, işbu E-Mail bildirimi ile, taraflar arasındaki sözleşme 01.06.2023 tarihi itibariyle
fiilen feshedilmiştir. 1/c -Davacı tarafından davalıya keşide edilen, 04.01.2024 tarihli İhtarname ile;
sözleşmenin feshedilmiş olduğu tekrardan bildirilmiş ve davalının davacıya, sözleşmeye
istinaden davalıya verilmiş olan hizmetlerden kaynaklanan bakiye “221.369,44 TL Fatura
alacağı” ile “68.000 TL Cari Hesap alacağının” 3 gün içinde ödenmesi ve davalıya geçici
olarak teslim edilmiş olan malzemelerin de 3 gün içinde iadesi talep edilmiştir.
1/d- Sonrasında, 25.01.2024 tarihinde, davacı tarafından davalıya İcra takibi başlatılmış ve
bu takipte; 208.704,70 TL tutarlı alacağın, takip tarihinden itibaren işletilecek Avans
Faizi olarak tahsili talep edilmiştir. Takip talebinde alacak, “Cari Hesap Bakiye Alacağı”
olarak açıklanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere; taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin, hukuki niteliği
itibariyle, “kanunda düzenlenmemiş (atipik), sürekli edimli bir iş görme sözleşmesi”
niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
İşbu sözleşme 1 yıl süreli olarak akdedilmiş olup, ilk 1 yılın ve sonraki 1 yılların sonunda
taraflarca feshedilmediği için, 27.05.2023 tarihine kadar uzamıştır. Davacı tarafından
01.06.2023 tarihi itibariyle fiilen feshedilmiştir. Davacı/hizmet veren, sözleşmeyi
davalı/hizmet alanın yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle feshettiğine bildirmişse de,
davalının yükümlülüklerini ihlal ettiğini ispata yönelik delil sunmamıştır. Bu sebeple
sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen
Mahkemeye aittir. Davacı takip talebinde, sözleşmenin feshedildiği tarih öncesinde verilen hizmetlerden dolayı
doğmuş muaccel olmuş ve fakat ödenmemiş olan sakiye “Cari Hesap Alacağının” tahsilini
talep etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme, “sürekli edimli bir iş görme sözleşmesi” niteliğinde
olduğundan, davacı tarafından feshedilince, “ileriye etkili olarak” sona ermiştir. Dolayısıyla
da davacı/hizmet veren, fesih tarihine kadar vermiş olduğu hizmetlerden kaynaklanan
“bakiye Cari Hesap Alacağının” tahsilini talebe hak kazanmıştır. Davacının sözleşmeyi
haksız olarak feshetmiş olması, bu alacağını talebe hak kazanmasına engel oluşturmaz.
Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Raporumuzun Mali Kısmındaki tespitlere göre; davacının ticari defterlerinde, “davacının
davalıdan bakiye 68.000,00 TL Cari Hesap Alacağı olduğu ve fakat ödenmemiş olduğu”
kayıtlıdır. Davalının ticari defterlerinde ise, “davacının davalıdan olan bakiye 68.000,00 TL
Cari Hesap alacağının bulunduğu ve fakat bu alacağın ödenmiş olduğu” kayıtlıdır. Bu
durumda kanaatimizce davalı, davacının bu alacağını ödediğini “Ödeme Belgeleri (Banka
Dekontu vb.)” ile ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki davalı, bu alacağı ödediğini ispata
yönelik “Ödeme Belgeleri” sunmamıştır. Bu sebeple, davacının davalıdan takip tarihi
itibariyle 68.000.00 TL tutarında Cari Hesap Alacağı bulunduğunun davacı tarafından
ispat edildiğu, fakat bu tutardan daha fazla alacağı bulunduğunun ispat edilemediği
kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Sonuç İtibariyle;
Davacının davalıdan, takip tarihi itibariyle, 68.000,00 TL Cari Hesap Alacağı bulunduğu, Bu
alacağın talep gibi, takip tarihinden itibaren işletilecek Avans Faizi (3095 sayılı Faiz Kanunu
md.2/f.2) ile birlikte tahsili gerektiği" tespitinde bulunmuşlardır.
Bilirkişi raporunun döndüğü taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. ve 4. fıkrasında; diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların aykırı olmaması koşulu ile sahibi lehine delil olacağı, fatura alacağının likit olduğu, tarafların ticari defterlerinin davaya konu dönemlerde birebir örtüştüğü, davacının takip tutarı oluşturan 208.704,70 TL'nin, içeriğini oluşturan 26.12.2023 tarihli düzenlediği 115.584,60 TL ve 25.120,10 TL bedelli iki adet faturaya karşılık davalının birebir aynı tutarda iki adet iade faturası düzenlediği ve davacının da bu faturaları 16.01.2024 tarihinde kayıtlarına aldığının görüldüğü dolayısıyla takip tarihinde (25.01.2024) takip tutarı (208.704,70 TL) kadar bir bakiye alacağının kendi defterlerinden de görülmediği, 25.01.2024 takip tarihinde her iki taraf ticari defterlerinde davacının 68.000,00 TL alacaklı olduğu, sonrasında 68.000,00 TL' nin de 31.05.2024 tarihinde davalı tarafından ödendiği ve iki tarafında ticari defterlerinin 31.05.2024 tarihinde bakiye alacak borç durumunun 0,00 TL olduğunun görüldüğü tespit edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin, “kanunda düzenlenmemiş (atipik), sürekli edimli bir iş görme sözleşmesi” olduğu anlaşılmış, 1 yıl süreli olarak akdedilmiş olup, ilk 1 yılın ve sonraki yılların sonunda taraflarca feshedilmediği için, 27.05.2023 tarihine kadar uzamıştır. Davacı tarafından 01.06.2023 tarihi itibariyle fiilen feshedilmiştir. Davacı/hizmet veren, sözleşmeyi davalı/hizmet alanın yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle feshettiğine bildirmişse de, davalının yükümlülüklerini ihlal ettiğini ispata yönelik delil sunmamıştır. Bu sebeple sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmış olup, sözleşme, “sürekli edimli bir iş görme sözleşmesi” niteliğinde
olduğundan, davacı tarafından feshedilince, “ileriye etkili olarak” sona ermiştir. Dolayısıyla
da davacı/hizmet veren, fesih tarihine kadar vermiş olduğu hizmetlerden kaynaklanan
bakiye cari hesap alacağının tahsilini talebe hak kazanmıştır. Davacının sözleşmeyi
haksız olarak feshetmiş olması, bu alacağını talebe hak kazanmasına engel oluşturmaz.
Benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının ticari defterlerinde, “davacının
davalıdan bakiye 68.000,00 TL cari hesap alacağı olduğu ve fakat ödenmemiş olduğu”
kayıtlıdır. Davalının ticari defterlerinde ise, “davacının davalıdan olan bakiye 68.000,00 TL
Cari Hesap alacağının bulunduğu ve fakat bu alacağın ödenmiş olduğu” kayıtlıdır. Davalı tarafından ödeme belgesi” sunulmadığından, davacının davalıdan takip tarihi
itibariyle 68.000.00 TL tutarında cari hesap alacağı bulunduğuna kanaat edilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile; --- İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 68.000,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-)Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen 68.000,00 TL’nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-) Alınması gerekli 4.645,08 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.520,64 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.124,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-a) Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 2.520,64 TL peşin harcın toplamı olan 3.136,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b) Davacı tarafından sarfedilen toplam 27.280,00 TL yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına (%32,58-%67,42) göre hesaplanan 8.883,82 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-) Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
7-) Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul olunan dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca (red olunan dava değeri 140.704,70 TL üzerinden hesaplanan vekalet ücreti tutarı) 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili davalıya verilmesine,
9-) 6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin kabul ret oranına (%32,58-%67,42) göre hesaplanan 1.172,88 TL'sinin davalıdan, bakiye 2.427,12 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.