İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından ... no'lu ... Paket Sigorta Poliçesi ile dava dışı ... adına sigortalı "..." riziko adresinde kain konutun riskleri teminat altına alındığını, dava dışı sigortalıya ait riziko adresinde kain konutta, 31.05.2024 tarihinde davalı konumundaki muteriz borçlu ...'nin sorumluluğunda bulunan rögar hattının patlaması neticesinde hasar meydana geldiğini, davalı ...'nin, TBKnun 49. maddesinin; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren. bu zararı gidermekle yükümlüdür. şeklindeki düzenlemesi gereğince ve gerek TBKnun 69. maddesinin; Bir bina veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür... şeklindeki düzenlemesi karşısında vuku bulan hasardan mükellef olduğunu beyanla; öncelikle davalı muteriz borçlu tarafından İstanbul İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazın kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının icra takibine vaki haksız itirazlarının iptali ile icra takibindeki miktar üzerinden; takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı, yasal faiz, yargılama harç ve masrafları eklenerek takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın pis su giderleri, olay tarihinde yukarıda bahsedilen yönetmeliğe uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, Kamu görevi yapan idarenin eylem ve işlemleri ile şahısların malvarlıklarında meydana gelen zarar arasında illiyet bağı ve bu bağın tespiti gerektiğini, ...'nin görevi ve bu göreve bağlı eylemleri ile ilgili olmayan zararlardan, illiyet bağı kurulamadığı halde, sorumlu tutulması, kamunun ve dolayısıyla kamu menfaatlerinin zarara uğramasına neden olduğunu, kusur durumunun tespiti için ... Belediye Başkanlığından binaya ait yapı ruhsatı ve projelerin getirtilmesi, binanın projesine, imar mevzuatına ve atık su bağlantısının ... mevzuatına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini beyanla; davanın usul ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Arabuluculuk son tutanak örneği, poliçe örneği, fotoğraflar,.... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasının bir örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.

Dava; rögar hattının patlaması nedeniyle dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûen ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E., 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddelerine de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Somut olayda davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalıya ödemiş olduğu tazminat bedelinin rücuen davalıdan tazmini talebinde bulunmuş olup dava dışı sigortalının davalı kurumun sorumluluğu kapsamında evini su basması nedeniyle tazminat ödendiği, sigortalının gerçek kişi olduğu, sigortalının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan bir bilginin bulnmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmış olmasına göre halefiyet ilkesi gereği davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2024/2863 Esas 2025/1574 Karar sayılı ilamı) anlaşılmakla; davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,

2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
08/04/2026