Menfi Tespit

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 2002–2011 yılları arasında çeşitli tarihlerde Genel Kredi Sözleşmeleri (GKS) imzalandığını ve azami 8.500.000 TL limitli 16.12.2011 tarihli GKS kapsamında kefil olduğunu, Ancak davalı ... A.Ş. ve sonrasında alacağı devralan ... A.Ş. tarafından bu limitin üzerinde, 330.187.497,01 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, takiplere dayanak gösterilen senetler arasında, 2006,2008 ve 2010 tarihli teminat senetleri ile ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E.... K. sayılı kararıyla iptal edilmiş 11.12.2006 tarihli 1.000.000 USD senet de bulunduğunu, bu senetlerin sonradan doldurulup 03.07.2012 vadeli hale getirildiği, bu nedenle kambiyo vasfını kaybettiğini, ayrıca 2012 yılında kullandırılan kredilerin önemli bir kısmı henüz vadesi gelmemişken 03.07.2012 tarihinde takibe konu edildiğini, farklı bankalarında müvekkilini baskı altına almak amacıyla eş zamanlı takipler başlattığını, müvekkilinin ve ailesinin ceza mahkemelerinde yargılandığını ve tamamından beraat ettiğini, bu süreçte müvekkilin ticari itibarı zedelendiğini, aile konutunun muvafakatsiz olarak icradan satıldığını, şirket faaliyetlerinin sona erdiğini, ticari zarara uğradığını, müvekkiline yöneltilen bu fahiş tutarlı takiplerin hem kefalet limitini aşması, hem de muaccel olmayan borçlara ve iptal edilmiş senetlere dayanması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, takibe konu edilen senetler arasında, 2006,2008 ve 2010 yıllarına ait eski teminat senetleri bulunduğunu, bu senetlerin daha önce kullanılmış ve ödenmiş kredilere ilişkin olduğunu, 2012 yılında kullanılan kredilerle bağlantısı olmadığını, bu senetlere sonradan 03.07.2012 vade tarihi yazılarak yeni krediler için kullanıldığını, takiplere dayanak yapılan senetlerden 11.12.2006 tarihli, 1.000.000 USD bedelli senedin ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E.,.... K. sayılı kararı ile 10.10.2012 tarihinde iptal edildiğini, iptal edilmiş bir senedi tekrar icra takibine koyulmasının hem kesin hükmün ihlali hem de kötü niyetli takip niteliğinde olduğunu, davalı Dünya Varlık’ın temlik sonrası yaptığı işlemler, borç tutarının fiktif şekilde artırılması, iptal edilmiş senetlerin yeniden takibe konulması ve para cinsinin değiştirilmesi nedenleriyle açıkça hukuka aykırı olduğunu, bankaların sır saklama yükümlülüğünü görmezden gelerek, davacı aleyhine haksız ve koordineli takip başlatmaları hem bankacılık mevzuatına hem de İİK m.72/5 kapsamında kötü niyet tazminatı şartlarına aykırılık teşkil ettiğini, ....A.Ş. tarafından üçüncü kişiye ait malların fiilen haczedildiği ve özel eşyaların haciz konusu yapıldığını bu durumun kötü niyetli haciz uygulamasını teyit ettiğini, davacının hali hazırda çok yüksek tutarda borç yükü altında olup, tüm malvarlığı üzerinde haciz ve tasarruf kısıtlamaları mevcut olduğunu, bu nedenlerle Davacının davalı bankalara karşı borçlu olmadığının (menfi tespit) hüküm altına alınmasına, Davalıların kötü niyetli takip ve dava stratejileri nedeniyle İİK m.72/5 uyarınca alacağın %40’ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Anayasa m.35 ve AİHS Ek Protokol m.1 kapsamında mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle davacının uğradığı zararların denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde tazminine, davacı lehine adli yardım talebinin kabulüne ve teminat muafiyetine, aile konutunun muvafakat alınmadan satılması sebebiyle satışın geçersizliğinin tespitine, üçüncü kişilere ait mallar üzerine konulan haciz ve istihkak hakkı ihlali nedeniyle sorumlular hakkında ayrıca cumhuriyet başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Mahkememizde görülmekte olan yukarıda esas ve karar numarası yazılı menfi tespit davasının 04/11/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin adli yardım talebinin reddine karar verildiği, 26/11/2025 tarihli ara kararının 1 numaralı bendi uyarınca; "Dava değeri tevzi formunda 920.841,70 TL olarak belirtilerek dava açılmış ise de dava dilekçesinde 335.475.828,08 TL ve bağlantılı talepler yönünden borçlu olunmadığının tespiti talep edildiği, bu haliyle harca esas değerin 335.475.828,08 TL olduğu, bu bedel üzerinden alınması gereken 5.729.088,45 TL nispi harç bedelini tebliğden itibaren 1 aylık kesin süre içerisinde davacı tarafça dosyaya yatırılmasına, verilen kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediği takdirde Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince davaya devam edilemeyeceği ve dosyanın HMK.'nun 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılacağının ve 3 aylık yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, davacı vekiline ihtarın ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına," şeklinde karar verildiği, davacı vekiline ihtaratın 02/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin harç yatırılması için sürenin 03/01/2026 tarihinde dolduğu, ancak ara kararda belirtilen harcın verilen süre içinde yatırılmadığı anlaşılmakla mahkememizin 2025/724 esas sayılı dosyasında HMK 150. maddesi gereğince açılan asıl davanın harç tamamlanarak yenileninceye kadar 05/01/2026 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu tarihten itibaren de üç (3) aylık yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından harç tamamlanmamış olduğundan, HMK 150/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde karar oluşturulmuştur.

1-Davanın HMK 150/5 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/1 maddesi gereğince 22.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalı ... Şirketi'ne verilmesine,

5-Gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK. 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2026