Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 06/10/2023 tarihli ve "Franchising Sözleşmesi" başlıklı sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden ... markası müvekkil davacı tarafından kullanılarak ... ... bünyesinde bulunan çocuk oyun alanı işletmesi işletilmeye başlandığını, davalı tarafça yaklaşık olarak Nisan 2024 itibariyle, Cüzdan uygulaması isimli bir uygulamaya geçildiğini, cüzdan uygulamasında, çocuk oyun alanını kullanan müşterilerin ödediği hizmet ücretleri doğrudan davalı şirket hesaplarına geçmekte ve kira bedeli, ortak alan aidat gideri, royalty bedeli, cüzdan komisyonu gibi kalemlerden oluşan mahsuplaşma tutarı hesaplanıp müvekkile bildirileceği ve kalan tutar müvekkil tarafından davalı şirkete fatura edilerek ödeme alınması vaat edildiğini, cüzdan uygulaması davalı tarafın tek taraflı olarak uyguladığı bir uygulama olup, müvekkilinin bu uygulamayı kabul ettiğine ilişkin açık bir kabulü ya da imzası bulunmadığını, davalı tarafça cüzdan uygulamasına geçildikten sonra ödemelerin ağır aksak yapılmaya başlandığını, geciktirilmiş ve geciken zaman dilimi için faiz ödenmediğini, 2025 Nisan ayında eksik de olsa kısmi bir ödeme yapıldığını, takip eden Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında hiç ödeme yapılmadığını, hakediş tutarları ve mahsuplaşma hesaplamasından kalan alacağın müvekkili tarafından davalı tarafa fatura edildiğini ve davalı tarafça faturalara itiraz edilmediğini, müvekkilinin hizmet sunduğunu fakat tahsilatları davalı şirketin yaptığını, müvekkiline de ödeme yapmadığı için sözleşmenin sürdürülebilir bir tarafı müvekkili tarafından görülmediğini, bu nedenle müvekkilinin .... Noterliği vasıtasıyla 26/09/2025 tarihli ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnameyi çekerek, cüzdan uygulamasından vazgeçilmesini ihtarname tarihine kadar ödenmemiş olan alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, davalı tarafça ihtarnameye cevap verilmediği gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını, bunun üzerine müvekkilinin .... Noterliği 06/10/2025 tarihli B/... Yevmiye Numaralı ihtarnameyi çekerek sözleşmeden döndüğünü ve olumlu zararlarının tazminini talep ettiğini, iki ihtarnamenin de davalının UETS hesabına usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, UETS tebligatında tebliğ edilmiş sayılması için gerekli +5 gün de beklendiğini ve 13/10/2025 tarihinde AVM içerisindeki işletme fiilen davalı tarafa bırakıldığını, müvekkilinin 5 yıl süre ile gelir elde etme düşüncesiyle davalı şirket ile franchising sözleşmesi akdettiğini ve fakat davalı tarafça franchise sözleşmesinin hukuki niteliğine ve mantığına aykırı bir şekilde davacı müvekkilin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıracak boyutta bir uygulama icat ettiğini bu uygulamayı da düzensiz bir şekilde tek taraflı olarak ve para cezası tehdidi ile bir süre uyguladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklarını tahsil edememesi işletmeyi ve sözleşmeyi devam ettirebilmeyi imkansızlaştırdığını, dava konusu sözleşme ilişkisinin sona ermesinde kusurun açıkça davalı taraf üzerinde olup, müvekkil davacı iyi niyetli ve dürüst olarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini son aşamaya kadar yerine getirdiğini, sürekli öz kaynaklarından işletmeyi finanse etmek durumunda kalınca da, usulünce ihtarları çekip, bu davayı açmak zorunda kaldığını belirterek, öncelikle Sözleşmeden Dönme ve Olumlu zararımızın tazmini talebiyle olumlu zararın tespiti ve belirli hale gelmesinden sonra talep artırımı ve ıslah haklarımız saklı kalmak üzere 250.000 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek avans faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde; Sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin tespitiyle; Giriş bedeli olarak ödenen 236.000 TL'nin kalan 3, yıla tekabül eden kısmı 141.600 TL; Denkleştirme tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi raporu ile alacak belirli hale geldikten sonra artırılmak üzere şimdilik 50.000 TL; maddi tazminat olarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 25.000 TL; manevi tazminat olarak şimdilik 19.600 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar tacir olup tacirlerin basiretli hareket etmesi kanundan doğan bir zorunluluk olduğunu, davacının fesih nedeni olarak gösterdiği neden taraflar arasındaki sözleşmede bulunmadığını, taraflar tacir olduğundan ve aralarında akdedilen franchising sözleşmesi de bir ticari sözleşme olduğundan, sözleşme serbestisi kuralları geçerli olduğunu, bu yönüyle olay ele alındığında, sözleşmede fesih hakkında yer alan her düzenleme geçerli olduğu gibi kanundan doğan feshi ilgilendirir bir emredici hüküm de bulunmadığını, hal böyle olunca, sözleşmede açıkça yazılı olmayan bir fesih nedeninin kullanılmasının, hukuken mümkün olmadığını, davacının dilekçesinin özetinde sözleşmenin kendisi için çekilemez hale geldiği iddiası bulunduğunu, davacı bu iddiasında haklı kabul edilse bile, talebinin karşılığında kendisine tanınan hukuki hak, sözleşmenin uyarlanması olduğunu, zira taraflar arasındaki ticari sözleşmeye göre fesih hakkı davacıya dayandığı neden bakımından verilmemiş olup, kanuna bakıldığında ise sözleşmenin çekilemez hale gelmesi sebebiyle taraflara tanınan hak TBK madde 138'de yazılı uyarlama talep hakkı olduğunu, davacının yapması gereken şey de, uyarlama talep etmek iken, fesih nedeni olarak düzenlenmeyen bir nedenle sözleşmeyi feshetmesi açıkça hukuka uygun düşmediğini, ... Cüzdan uygulaması, ..., ... gibi bilindik firmaların uyguladığı cüzdan uygulaması ile neredeyse birebir aynı uygulama olduğunu, bu uygulama içerdiği kampanyalar ile müşterilere, oluşturduğu ticari etki sebebiyle ise yatırımcılara yararlı bir uygulama olduğunu, zira hem müşteri memnuniyeti hem de müşterinin hizmet alma isteğinin arttığı bir boyutu haiz olduğunu, uygulama için davacının onayının zorunlu olmadığını, uygulamanın davacı için ağırlaştırıcı nitelikte hükümler içerdiği iddiasının doğru olmadığını, ... Cüzdan bakiyeleri, uygulamanın doğası gereği, biriken paraların belirli süre sonunda aktarıldığı bir uygulama olduğunu, bu uygulamanın da davacıya zararı olmadığını, zira nasıl ki kredi kartlarında ödemelerin gecikmeli aktarılmasından dolayı işletmelerde kazanç kaybı olmaz ise, aynı şekilde ... Cüzdan uygulamasında da kazanç kaybı olmadığını, zira bu uygulamalar, müşterinin hizmet alma isteğini de artırdığını, her durumda tarafların lehine bir uygulama olduğunu, ... markasının tek sahibi Müvekkil şirket olup, sözleşmeye dayanmayan bir hakkın ya da tazminatın davacı adına doğmasının imkansız olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen 06/10/2023 tarihli franchising sözleşmesi kapsamında davalı tarafça ödeme yapılmadığı iddiası ile öncelikle sözleşmeden dönme ve olumlu zararların davalıdan tahsili, bu talebin mümkün olmaması halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti, uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların, denkleştirme tazminatı ve giriş ücretlerinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;

Mahkememizce gerçek kişi davacı yönünden tacir araştırması yapılmasına dair tensip ara kararları uyarınca ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesine müzekkereler yazılmış, gelen yazı cevapları incelendiğinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15/12/2025 tarihli yazı cevabında davacının gerçek kişi işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiş, ... Cumhuriyet Vergi Dairesi Müdürlüğü 30/12/2025 tarihli yazı cevabında davacının işletme hesabı esasına göre kazanç tespiti bulunduğu bildirilmiş, gelen yazı cevaplarından anlaşıldığı üzere davacının gerçek kişi tacir kaydı olmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu belirlendiğinden ve esnaf faaliyeti sınırını aşan düzeyde gelir elde ettiğine dair veri bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Emsal niteliğindeki İstanbul BAM 37. HD'nin 26/11/2025 tarih 2025/1055 esas 2025/3149 karar sayılı ilamında; "...01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut olayda davacı, Franchising Satış Sözleşmesi imzalanmasına rağmen sözleşmeden doğan bedelin ödenmediği, bu nedenle sözleşmeden doğan bedeli talep ettiği, dosyada yer alan belgelere göre davacı ve davalıların tacir olmadığı ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..."
İstanbul BAM 37. HD'nin 12/03/2024 tarih 2023/3121 esas 2024/891 karar sayılı ilamında; "...01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut olayda davacı, Franchising Satış Sözleşmesi imzalanmasına rağmen sözleşmeden doğan bedelin ödenmediği, bu nedenle sözleşmeden doğan bedeli talep ettiği, dosyada yer alan belgelere göre davalının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Tekirdağ 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." şeklinde belirtildiği görülmüştür.
Anılan emsal kararlardan anlaşıldığı üzere eldeki franchising sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, davacının tacir olmadığı belirlendiğinden davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesi mümkün değildir ve bu durumda uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerince çözümlenmesi gerektiğinden Mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,

2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2026