İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-Borçlu aleyhine .. 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin dayanağı olan borç, davalının müvekkil şirketten satın aldığı mallar karşılığında kesilen iki adet faturadan kaynaklanmakta olduğunu, davalı tarafa irsaliyeli e-faturalar gönderilmiş ve ilgili irsaliyeler davalı-borçlu tarafından teslim alındığını, Davalı tarafından faturalar iade edilmediği gibi, faturaların içeriğine ilişkin TTK madde 21/2 hükmü kapsamında yasal 8 günlük süre içerisinde herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, Muaccel hale gelen itiraz görmemiş faturalara karşı davalı-borçlu uyarılmasına rağmen, müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu minvalde müvekkil şirket, son çare olarak cebri icra yoluna gitme kararı almış ve davalı-borçlu aleyhine ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı-Borçlu borca ve fer'ilerine haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz ettiğini, davalı-borçlunun kötüniyetli hareket etmesi, gerek ülkemiz ekonomisinde yaşanan öngörülemez ve olumsuz piyasa koşullarının mevcut olması gerekse de müvekkil şirketin alacağına ulaşması ülkemiz hukuk pratiğinde uzun bir yargılama sonucunda ortaya çıkacağından HMK'nun 389. maddesi gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini; ihtiyati tedbir talebi doğrultusunda davalı adına kayıtlı taşınmaz ve araçların tespiti için Takbis ve Trafik sorgulamasının yapılmasını ve tespit edilen malvarlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasını yahut ihtiyati haciz kararı verilmesini, tüm bu nedenlerle; ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, borçlunun takip konusu borç tutarı olan 406.853,57 TL'yi takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın en az %20’si üzerinden icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil listesi HMK’nın emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, yasaların emredici hükmü gereği davacı dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiği halde, dava dilekçesi içinde, davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evraklar sunulmadığını, davacının bundan sonra delil listesi sunmasına da muvafakati olmadıklarını, davacı tarafın diğer taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkillerin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borçları bulunmadığını, takibe konu çek içeriğinden/dayanağından dolayı müvekkillerinin takip talebinde alacaklı olarak gözüken davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, taraflarınca işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulmuş, davacı tarafın talep ettiği faiz fahiş olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine alacağın %20’ si oranında icra inkar tazminatı şartları oluşmadığını, ayrıca ispat yükü davacı tarafta olup takip dayanağı olarak belirtilen belgelerden dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, taraflar arasında sözlü veya yazılı bir sözleşme kurulmadığını, bir diğer ifadeyle, taraflar arasında borç doğuracak türden bir ticari ilişki kurulmadığını, bu kapsamda, davacı tarafından iddia olunduğunun aksine taraflar arasında bir alım-satım ilişkisinin yahut da hizmet alım ilişkisinin olmadığı ve herhangi bir ticari ilişkinin de mevcut olmadığı hususlarını dava konusu olan takibe yönelik itirazlarda da belirttiklerini, dolayısıyla, ilgili dava dilekçesinde mesnetsiz bir biçimde değinildiği üzere dosya tarafları arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, tüm bu nedenlerle; müvekkilin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, davacının ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 17/12/2025 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek mali müşavir bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir.Bu kapsamda mali müşavir bilirkişi ...'ten alınan 24/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin, 28.04.2024 tarihli ... numaralı 310.970,88 TL bedelli fatura ile 28.04.2024 tarihli ... numaralı 95.882,69 TL bedelli faturadan kaynaklanan toplam 406.853,57 TL asıl alacağa dayandığı, Takibe konu faturaların elektronik ortamda düzenlenmiş e-Fatura niteliğinde olduğu, dosya kapsamında bu faturalara ilişkin davalı tarafından düzenlenmiş bir iade faturası veya GİB sistemi üzerinden verilmiş bir red yanıtına rastlanmadığı, Faturalara dayanak olarak düzenlenen 27.04.2024 tarihli e-İrsaliyelerin temel irsaliye senaryosu ile oluşturulduğu, sevk edilen mal miktarlarının faturalarla uyumlu olduğu, irsaliyelerde araç plakası ve şoför bilgileri dâhil zorunlu unsurların yer aldığı, dosya kapsamında bu irsaliyelere yönelik sistem üzerinden verilmiş bir ret/kısmi ret yanıtı ya da sevkiyatın gerçekleşmediğini gösterir herhangi bir tevsik edici belge bulunmadığı, 2024 yılı BA/BS formları karşılaştırıldığında, tarafların birbirleri adına 2 adet belge karşılığında KDV hariç 339.044,64 TL tutarında bildirimde bulundukları ve beyanların adet ve tutar yönünden uyumlu olduğu, Davacıya ait 2024 yılı e-defter kayıtlarının yasal süresinde oluşturulup beratlarının alındığı, davalının 120.20.101 Alıcılar hesabında takip edildiği ve takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 406.853,57 TL alacaklı göründüğü, bu tutarın takibe konu faturalar toplamı ile örtüştüğü, Mahkemece belirlenen inceleme gününde davalı tarafın hazır bulunmadığı ve davalıya ait ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi nedeniyle karşılıklı defter incelemesi yapılamadığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacının .. tarihli ... ve ... nolu faturalar kapsamında 7.536 adet omk kutu platin 1 kg* 20 adet mal karşılığında davalının takip dosyasında ödeme yapmayarak borca itiraz etmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının fatura alacağının tespiti için taraf ticari defterleri üzerinde Mahkememizce inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği; taraflara ticari defterlerin ibrazı hususunda HMK m.222 uyarınca ihtaratlı ara kararın taraflara usule uygun tebliğ edildiği halde davalı tarafın ticari defter ibrazında bulunmadığı, ticari defter ibrazından kaçındığı anlaşılmıştır. Davacı taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı taraf ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu anlaşılmıştır. Davacının takibe dayanak iki faturanın e fatura olup davalı tarafından GİB sistemi üzerinden gönderilmiş bir red yanıtı veya iade faturası düzenlendiğine dair dosya kapsamında
herhangi bir kayıt bulunmadığı; faturalara dayanak olarak düzenlenen 27.04.2024 tarihli e-irsaliyeler incelendiğinde; sevk edilen mal miktarlarının faturalarla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ba- bs formalarında takibe konu iş bu faturaların yer aldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun .... tarihli ve.... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı Kararı) dikkate alındığında davalı tarafın ticari defter ibrazından kaçındığı ancak vergi dairesinde takibe konu faturalar yönünden ba- bs kaydının bulunduğu, davacı taraf ticari defterlerinin lehe delil vasfına haiz olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin ve davacı tarafından takibe konu fatura mal hizmet ediminin yerine getirildiği anlaşılmakla bilirkişi raporunda tespit edilen 406.853,57 TL yönünden asıl alacak üzerinden davacının davasının kabulüne, davalının ... 32.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe itirazın iptaline, takibin takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafça ba- bs formlarında yer alan ve itiraz edilemeyen e faturalar yönünden alacak likit olduğundan 406.853,57 TL'nin %20'si olan 81.370,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacının davasının KABULÜNE,
1-Davalının ... 32.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında takibe itirazın iptaline, takibin takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan 406.853,57 TL'nin %20'si olan 81.370,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 27.792,17 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 4.913,78 TL harcın mahsubu ile noksan 22.87839, TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 65.096,57 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 6.622,00 TL yargılama gideri ile 4.913,78 TL peşin harç 615,40 TL başvurma harcı toplamı 12.151,18 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/04/2026