İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin akaryakıt istasyonu işlettiği ve davalının müvekkilinden aldığı akaryakıt bedellerine ilişkin bir kısım faturaları ödemediğinden aleyhine faturalardan kaynaklanan 147.106,26 TL nin tahsili amacıyla ... 9. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının süresinde faturaya itiraz ederek böyle bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ettiği ve takibin durduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, itirazın haksız olması nedeniyle ... 9. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
... 9. İcra müdürlüğünün .... E sayılı dosyası, ticari defter ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır.
... 9. İcra müdürlüğünün ...E sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesap bakiyesi alacağından kaynaklanan 147.106,26 TL asıl alacak, 96,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 147.202,99 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir.
Deliller toplandıktan sonra, tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığI hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...A- Davacı Açısından Değerlendirme 1. Davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulduğu ve delil ine haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Bununla birlikte taraflar arasında, uygulamada açık hesap (yazılı olmayan cari hesap benzeri) bir ticari ilişkinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. 2. Bu ticari ilişki kapsamında yapılan incelemede; Davacı şirket kayıtlarına göre davacının, davalıdan 147.106,26 TL alacaklı olduğu, Davalı şirket kayıtlarına göre ise davalının, davacıya 140.427,35 TL borçlu olduğu, 147.106,26-140.427,35 - 6.678,91 Fark tespit edilmiştir 3. Taraf kayıtları arasındaki 6.678,91 TL tutarındaki farkın, tarafların cari hesaplarını farklı şekilde tutmaları sebebiyle hesapların birebir karşılaştırılamadığı, bu farkın hangi işlemden kaynaklandığının mevcut belge ve kayıtlar üzerinden tespit edilemediği değerlendirilmiştir. 4. Söz konusu farkın tespit edilebilmesi için; Davacının, davalıya cari hesap kapsamında yapıldığını beyan ettiği 349.589,52 TL tutarındaki ödemeye ilişkin makbuz ve belgeleri, davacının, davalıya düzenlemiş olduğu tüm satış faturalarını, dosyaya sunması gerektiği mütalaa edilmiştir. 5. Mevcut bilgi ve belgeler ışığında yapılan inceleme sonucunda; davacının, davalıdan asgari 140.427,35 TL alacaklı olabileceği kanaatine varılmıştır.Bu alacak tutarına, takip tarihinden itibaren yıllık 9624 oranında yasal faiz uygulanması gerekeceği; ancak davacının, Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada herhangi bir ihtar veya delil bulunmadığından, takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği değerlendirilmiştir B- Davalı Açısından Değerlendirme 1. Davalının, ayıplı ürün teslim aldığına ilişkin iddiaları kapsamında; süresi içerisinde davacıya usulüne uygun şekilde yapılmış bir ayıp ihbarına dair dosyada herhangi bir belge veya veri sunulmadığı tespit edilmiştir. 2. Bu itibarla, davalının ayıplı mal iddiasının hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu..." sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Davacı taraf edimlerin yerine getirilmesine rağmen bedelin ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise mazotun ayıplı olduğunu savunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ... esas,...Karar sayılı kararı)
6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır.
TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Dosya kapsamında; Davalı tarafından yasal düzenlemelere uygun olarak ayıp ihbarı yapıldığına dair dosya kapsamına bir belge sunulmadığı, bir beyanda bulunulmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile, taraflar arasında, uygulamada açık hesap ilişkinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu ticari ilişki kapsamında yapılan incelemede; Davacı şirket kayıtlarına göre davacının, davalıdan 147.106,26 TL alacaklı olduğu, Davalı şirket kayıtlarına göre ise davalının, davacıya 140.427,35 TL borçlu olduğu, davacının 140.427,35 TL tutarında hizmeti verdiğinin sabit olduğu, ayıp iddiasının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, 6.678,91 TL'lik fark yönünden davacı tarafça ispata muhtaç olduğu davacı tarafça da bu yönde bir bilgi belge sunulmadığı rapora itiraz edilmediği görüldüğünden açıklanan nedenlerle, Davanın kısmen kabulüne, davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 140.427,35 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 140.427,35 TL alacağın 20'si olan 28.085,47 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın kısmen kabulüne, davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 140.427,35 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 140.427,35 TL alacağın 20'si olan 28.085,47 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 9.592,59 TL ilam harcından peşin yatırılan 1.776,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.816,39 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan 1.776,20 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 4.370,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 230,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 6.678,91 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 530,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.145,40 TL TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 8.688,13 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/04/2026