İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucu davalının bakiye borcunu ödemediğinden aleyhine ... 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının süresinde itiraz ederek takibin durduğunu, takibe yapılan itinazın haksız olduğunu, haksız itiraz nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
... 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası, e-fatura örnekleri, ticari kayıt ve defterler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının .. 20. İcra Müdürlüğünın ...Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır.
... 20. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklanan 18.618,32 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir.
Deliller toplandıktan sonra, tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, ... 20. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında alacaklı olup olmadığı hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...a. Taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmamıştır. Ancak taraflar arasında cari hesap benzeri bir ticari münasebet bulunduğu, bu münasebetin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Açık hesap ilişkisi; önceki borçlar tahsil edilmemiş olmasına rağmen taraflar arasındaki ticari işkinin devam etmesi hâlinde söz konusu olan ve tarafların, alacak ve borçlarını belirli bir hesap dönemine bağlı kalmaksızın tek taraflı veya karşılıklı olarak hesaba kaydedip dönemsel hesaplaşma yaptıkları bir ticari ilişki türüdür. b. Davacı ve davalıya ait ticari defterlerin, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve delil niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defter kayıtlarında davacıya 18.618,32 TL borçlu olduğunun, davacı ticari defter kayıtlarında ise davalıdan 18.618,32 TL alacaklı olduğunun yer aldığı görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, kayıtların birbirini teyit ettiği ve söz konusu borç-alacak ilişkisinin her iki tarafça da bilinebilir durumda bulunduğu değerlendirilmiştir. c. Tarafların ticari defter kayıtlarının karşılıklı olarak bilinebilir olması karşısında; davacının davalı aleyhine başlatmış olduğu ilamsız icra takibinde 18.618,32 TL alacaklı olduğu, bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca yıllık 9649,25 oranından başlayarak değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerektiği..." görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin... Esas ...karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi...Esas, ...Karar Sayılı Kararı)
Somut olayda, Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile, Tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı ticari defter
kayıtlarında davacıya 18.618,32 TL borçlu olduğunun, davacı ticari defter kayıtlarında ise
davalıdan 18.618,32 TL alacaklı olduğunun yer aldığı görülmektedir. Bu itibarla borç-alacak ilişkisinin her iki tarafça da bilinebilir durumda bulunduğu, davalı tarafça borçlu olunmadığına dair bir bilgi ve belgede sunulmadığı davacının alacağını ispatladığı ve talep edebileceği anlaşılmış ve Davanın kabulüne, davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 18.618,32 TL alacağın %20'si olan 3.723,66 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın kabulüne, davalının ... 20. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 18.618,32 TL alacağın %20'si olan 3.723,66 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 732,00 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 18.618,32 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 85,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.315,80 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde davacıya iadesine,
Dair KESİN olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/04/2026