Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin temelleri 1967 yılında ... tarafından atılan ve dünya çapında tanınmış bir marka portföyüne sahip olan ... olduğunu, müvekkilinin giyimden aksesuara, parfümden mobilyaya kadar geniş bir ürün yelpazesinde faaliyet gösterdiğini, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere 100’den fazla ülkede yoğun ve yaygın biçimde marka kullanımını sürdürmekte olduğunu, “...” ve ilgili figüratif markaların, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ve tanınmış marka statüsünde olup, gerek ulusal mahkeme kararları gerekse idari kararlar ile bu nitelik açıkça teyit edilmiş olduğunu, müvekkilinin markaları, Paris Sözleşmesi ile Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında yüksek ayırt edicilik ve tanınmışlık düzeyine sahip olduğunu, somut olayda davalı tarafın, müvekkiline ait tescilli ve tanınmış markalarla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer ibareleri, müvekkilinin markalarının korunduğu sınıflarda ve emtialar üzerinde izinsiz şekilde kullandığının tespit edildiğini, bu kullanımın, müvekkili markalarının bilinirliğinden ve piyasadaki itibarından haksız yararlanma amacı taşıdığını, basiretli tacir ilkesine aykırı olduğu ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, HMK m. 403 uyarınca keşif ve delil tespiti yapılmasını, akabinde tecavüzün durdurulması, men’i, ref’i, tecavüze konu ürünlere el konulması ve imhası ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini, dava konusu markalarında ortak yer alan “...” ibaresinin farklı firmalarca da kullanıldığı gerekçesiyle ayırt edici olmadığı iddiasında bulunulmuş ise de, bir markanın yaygın şekilde taklit ediliyor olmasının, markanın zayıf marka olarak kabul edilmesini gerektirmeyeceğini, bu yaklaşımın, hukuken suçun yaygınlığının suçu meşrulaştırmaması ilkesine aykırı olduğunu, davalı iddialarının, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-d maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, anılan hüküm; yalnızca belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubunu tanımlayan ve o alanla doğrudan bağlantılı, tanımlayıcı nitelikteki işaretlerin tesciline engel oluşturmakta olduğunu, “Borsa”, “banka” veya “parfüm” gibi ibarelerin, ilgili faaliyet alanları bakımından herkes tarafından kullanılabilir nitelikte olduklarından münhasır marka korumasına konu edilemez olduklarını ancak bu niteliğin söz konusu ibarelerin faaliyet alanı dışındaki kullanımına ilişkin mutlak bir yasak anlamına da gelmemekte olduğunu, bu çerçevede “...” ibaresinin, polo sporu veya binicilik faaliyetleriyle doğrudan ilgili bir hizmet veya ticaret alanında tescil edilmiş olsaydı, jenerik veya tanımlayıcı nitelikte olduğu ileri sürülebileceğini ancak müvekkiline ait “...” markasının, bu alanlarla ilgisi olmayan emtia ve hizmetler bakımından tescil edilmiş olduğunu, SMK m. 5/1-d kapsamına girmemekte olduğunu, müvekkiline ait markanın, Paris Sözleşmesi ile SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddeleri anlamında dünya çapında tanınmış marka statüsüne sahip olup, bu yönüyle yüksek ayırt ediciliğe haiz olduğunu, zayıf marka olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını. Bu nedenle davalı tarafın ayırt edicilik zayıflığına ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olup, cevap dilekçesinde ileri sürülen maddi ve manevi tazminat taleplerinin de usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu talep ve dava etmiştir.

Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf vekili, “...” ibaresinin, kökeni .... yüzyıl ortalarında Hindistan’da İngiliz süvari birlikleri tarafından icat edilen atlı bir spor dalına dayanan ve zamanla ata binme ile atlı sporların yüksek gelir ve sosyal statü göstergesi hâline gelmesiyle yaygınlaşan bir terim olduğu, bu sporla ilişkilendirilen, gömlek yakalı ve kısa kollu, üstten düğmeli tişörtlerin dünya genelinde –...” veya kısaca “...” olarak adlandırılmakta olup, tıpkı “bisiklet yaka” ibaresinde olduğu gibi belirli bir giysi türünü tanımlayan jenerik bir kullanım niteliği taşımakta olduğunu, nitekim çeşitli internet satış platformlarında da “polo” ibaresinin marka belirtmekten ziyade ürün türünü tanımlayan genel bir ifade olarak kullanıldığını, “...” ibaresi, tarihsel olarak bir spor dalının adı olup zamanla bu sporla özdeşleşen bir giysi türünü tanımlayan jenerik bir kavrama dönüştüğü; bu nedenle günümüz marka hukukunun yerleşik ilkeleri uyarınca tek bir firma lehine yüksek ayırt edicilik atfedilmesi mümkün olmayan bir nitelik kazanmış olduğunu, ... tişörtlerin 19. yüzyıl sonlarından itibaren Avrupa ve ABD’de yaygınlaşması,... gibi köklü perakende zincirlerinin bu ürünleri erken tarihlerde pazarlaması ve akabinde...’in de sektörel geçmişinin bu firmaya dayanması, “...” ibaresinin tek bir ticari kaynağa özgülenemeyeceğini gösterdiğini, davacı firma ile ... (...) arasında onlarca yıla yayılan çok sayıda marka davası bulunmasının, bugün her iki ... menşeli firmanın da birbirine benzer “...” ibareli markalarla dünya genelinde ve Türkiye’de faaliyet göstermesi ve tüketici nezdinde fiilî karışıklıkların yaşanmasının, “...”nun münhasır bir marka algısına sahip olmadığını ortaya koymakta olduğunu, gerek dünya genelinde gerekse yalnızca Türkiye’de, özellikle ... sınıfta, “...” ibaresini içeren yüzlerce tescilli markanın varlığı karşısında, müvekkilinin “...” ibaresini içeren ve ek unsurlarla açıkça ayırt edilebilir nitelikteki marka kullanımının, salt “...” kelimesine dayalı olarak iltibas yaratacağı iddiasının hukuken zayıf ve gerçekçi olmadığı; bu derecede jenerikleşmiş bir ibare üzerinden davacı lehine otomatik koruma sağlanmasının adil ve tutarlı olmayacağı, davanın reddine karar verilmesini, “...” ibaresinin ülkemizde çok sayıda kişi ve firma tarafından yaygın şekilde marka olarak kullanılmakta olduğunu, davacı tarafın bu durumu, “herkesin aynı suçu işlemesinin suçu meşrulaştıramayacağı” argümanı ile açıklamaya çalışmış ise de, bir fiilin herkes tarafından serbestçe ve fiilen yaptırımsız biçimde icra ediliyor olmasının, hukuken o fiilin normatif yaptırım gücünü kaybettiğine işaret ettiğini, bu durumun, hukukta “markanın jenerikleşmesi” olarak adlandırılan olgunun tipik görünümü olduğunu, markanın, yaygın kullanım sonucu cins, çeşit veya malın adı hâline gelmesi ve ayırt edici niteliğini yitirmesi halinde, artık marka olarak korunamayacağının kabul edildiğini, “...” ibaresinin giyim ve ilgili sektörlerde herkes tarafından kullanılan, ayırt edici vasfı zayıflamış bir ifade hâline geldiği yönündeki değerlendirmenin kuvvet kazanmakta olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-ç maddesi uyarınca, tescilli bir markanın, tescil edildiği mal veya hizmetle türdeş hâle gelmesinin ve marka sahibinin bu süreci önleyici tedbirleri almamış olması durumunda, markanın hükümsüzlüğünün gündeme geldiğini, Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında da, markanın tüketici nezdinde bir cins adı hâline gelmesinin ayırt edici fonksiyonu ortadan kaldırdığı ve bu durumun hükümsüzlük sebebi teşkil ettiğinin, davacı tarafın ise, “...” ibaresinin yaygın ve kontrolsüz kullanımını uzun yıllar boyunca engelleyemediği, aksine binlerce marka başvurusuna konu olacak şekilde jenerikleşmesine fiilen göz yumduğunun anlaşıldığını, bu aşamadan sonra, ayırt ediciliğini büyük ölçüde yitirmiş bir ibare üzerinde münhasır hak iddiasında bulunarak müvekkilinden tazminat talep edilmesinin, gerek dürüstlük kuralı gerekse marka hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
Cevaba Cevap Dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci Cevap Dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında "İstenilen markalara ilişkin, yenileme tarihini, koruma süresini, sahip ve adres bilgilerini, kullandığı ürün ve hizmet listesini, tescil belgesindeki bilgilerin
aynısını içerir onaylı renkli sicil kayıtlarının gönderildiğini, markaların halen geçerliliklerini koruduğunu, söz konusu markalar üzerinde herhangi bir devir ve lisans kaydına rastlanılamadığına" dair yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi Raporu: Mahkememizce alınan 03/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya kapsamı, 27.02.2025 Tarihli Keşif ve Tespit Tutanağı, fotoğraflar, etiketler, araştırma, karşılaştırma ve genel ve özel mavzuat teori ve uygulama bilgisi çerçevesinde yapılan değerlendirme sonunda – nihai karar ve takdir Mahkemeye ait olmak üzere – varılan sonuç ve kanaatimiz: 27.02.2025 tarihinde Saat 14.00 de ... adresinde yapılan keşifte, “...” ibareli ve şekilli 3 farklı markalı valizler görülmüş, dükkanda hazır bulunan...’ ın beyanı ve kabulü doğrultusunda 150 adet çeşitli ebattaki valiz kendisine yediemin sıfatıyla teslim edilmiştir.
Davacı markası (...) Paris Sözleşmesi m.6 kapsamında; TPMK nezdinde ve WIPO ve genel ve güncel tanınmış marka kriterlerine göre, Davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu (..., ..., “...”) valizlere ilişkin mal ve hizmet sınıflarını ( 18,35…) kapsayacak şekilde tanınmış markadır.
...Davacının markası - Davalının marka başvurusu ... davalının marka başvurusu tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren hak sahibine koruma sağlayacaktır. Ancak, gerek bu başvurudaki “...” ibaresi, gerekse işyerinde görülen “...” ibareli diğer marka valizler ve etiketlerinin görselleri üzerinde yapılan karşılaştırmada gerek anlamsal, gerek işitsel, gerek görsel ve bütünsel olarak markaların – esas unsurlarını göz önüne aldığımızda- aynı / benzer olduğu görülmüştür. Bu aynı / benzer durum ilgili mal ve hizmet sınıfları bakımından da (18,35) mevcuttur.
Tescilli ve tanınmış markanın küçük ilavelerle (...) kullanılması veya tescil talebi nihai genel tüketici gözünde iltibas(karıştırma) tehlikesini ortadan kaldırmaya yetmemektedir. Bu kadar sözcük ve şekil yönüyle serbesti varken, tanınmış markanın itibarından yararlanmak düşüncesi ile markanın aslının veya aslını çağrıştıracak şekilde taklit edilmesi SMK m.6/9 kapsamında iyi niyetli bir tescil talebi olarak değerlendirilmemektedir.
Davalının marka başvurusu ve işyerinde ve internet ortamında satışa arz ettiği ürünler (valiz) bakımından marka tescilini haklı kılacak bir muvafakatname, marka lisans sözleşmesi..gibi taraflar arasında bir sözleşme var ise ona göre mahkemece değerlendirme yapılacaktır; yok ise tüm dosya kapsamı, Keşif ve Tespit Tutanağı, araştırma, karşılaştırma ve değerlendirme sonucu birlikte değerlendirecek olan mahkeme, tescilli, tanınmış marka hakkına tecavüz vardır
sonucuna varabilecektir" şeklinde kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi Ek Raporu: Mahkememizce alınan 11/01/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davalının iş yerinde bulunan valiz ürünlerde, etiketlerde; ..., ... linklerinde ... şeklindeki marka kullanımının davacı tarafın tescilli tanınmış ..., ... ibareli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

Dava ve Uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; Davalının eylemlerinin davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve refinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf TPMK nezdinde davacı adına tescilli ...sayı ile kayıtlı markalarının aynı/benzerini, davalı tarafın ... adresindeki iş yerinde izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını, davalının davacı adına tescilli markaların esas unsurunu ihtiva eden kullanımlarının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı taraf ise davacı adına tescilli markanın dünya genelinde ve Türkiye’de faaliyet göstermesi ve tüketici nezdinde fiilî karışıklıkların yaşanmasının, “...”nun münhasır bir marka algısına sahip olmadığını ortaya koymakta olduğunu, gerek dünya genelinde gerekse yalnızca Türkiye’de, “...” ibaresini içeren yüzlerce tescilli markanın varlığı karşısında, müvekkilinin “...” ibaresini içeren ve ek unsurlarla açıkça ayırt edilebilir nitelikteki marka kullanımının, salt “...” kelimesine dayalı olarak iltibas yaratacağı iddiasının hukuken zayıf ve gerçekçi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; TPMK nezdinde "..." ibareli ve şekil unsuru ihtiva eden ...tescil numaralı tanınmış marka ile aynı görsellere haiz "..." ibaresi taşıyan markaların davacı adına tescilli bulunduğu, mahkememizce dava dilekçesinin sunulması ile birlikte mahkememizce yapılan delil tespiti sırasında davalıya ait iş yerinde yapılan incelemede "...", "..." ibareli valizlerin bulunduğunun tespit edildiği, TPMK nezdinde "..." ibaresinin ... tescil numarası ile davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacı markaları ile davalı kullanımlarının ayrıntılı bir şekilde karşılaştırıldığı, davacının tanınmış markasının esas unsurunun ".." ibaresinden ibaret olduğu, davalı kullanımlarının ise "..." ve "..." şeklinde olduğu, bu haliyle davacı markaları ile davalı kullanımları arasında görsel işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunduğu, davacı markaları ile davalı kullanımlarının aynı sektörde kullanıldığı, davacının markasının tanınmış marka olması da dikkate alınarak davalının "..." ve "..." şeklinde kullanımlarının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılarak açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca duruşma sırasında verilen hükümde 2 nolu bendde haksız rekabet davasının reddine karar verilmiş ise de dava dilekçesinde ve dilekçeler aşamasında haksız rekabete ilişkin davanın bulunmadığı anlaşılmakla gerekçeli kararla hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturmayacak şekilde hüküm tashih edilerek davanın tümden kabulüne, haksız rekabete ilişkin 2 nolu bendin hükümden çıkartılmasına karar verilmiştir.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜNE, davalının eylemlerinin davacı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan "...", "..." ibareli markalara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz eylemlerinin önlenmesine, durdurulmasına, bu kapsamda mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi ve delil tespiti sırasında "..." adresli davalıya ait iş yerinde ele geçirilen yaklaşık 150 adet çeşitli renk ve ebatta valiz üzerinde yer alan ve davacının "...", ... " ibareli markaları ile benzerlik ve ayniyet ihtiva eden "..." "..." ibarelerinin ürünler üzerinden çıkartılmasına bu işlemler için davalıya 1 aylık süre verilmesine, bu ibarelerin çıkartılmasının mümkün olmaması halinde delil tespiti sırasında tespit edilen ürünlere el konularak karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına,

2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL peşin harç ile 615,40 TL başvuru harcı, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti, 445,00 TL posta/müzekkere gideri olmak üzere toplam 19.675,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Marka hakkına tecavüz davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; reddedilen kısım yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,

7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026