Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

Dava Dilekçesi: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... A.Ş. (“...”), 1983 yılından bu yana ... ili ve bağlı ilçe ve köyleri kapsayacak biçimde elektrik dağıtımı çalışmaları gösteren, 2013 yılında yapılan özelleştirme ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nca verilen 2003 başlangıç 2036 bitiş tarihli lisans kapsamında elektrik piyasasında dağıtım faaliyeti ile iştigal etmeye devam eden, kamu hizmeti ifa etmekte olan sektöründe lider bir şirket olduğunu, Mezkur şirketimiz tarafından kullanılmakta olan “...” ibareli .. başvuru numaralı tanınmış marka ise müvekkil grup şirketlerinden ...A.Ş. adına tescilli olup, koruma altında olduğunu, müvekkil ..., müşterilerine göstermekte olduğu hizmetlere ilişkin olarak ... alan adını ve markasını kullandığını, müvekkilin tüketiciler nezdinde kısaca ”...” olarak tanındığının gerçek olduğunu, yine Müvekkil Şirket ...'in anılan dağıtım faaliyetlerini, ... A.Ş. ("...") ile "dağıtım sisteminin, dağıtım tesislerinin ve bunların işletilebilmesi için zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların işletme hakkının devri, bu tesislerin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile ihtiyaç duyulan yeni dağıtım ve hat tesislerinin yapımı" hususunda akdetmiş olduğu sözleşme hükümleri kapsamında, ...'a olan yükümlülüklerini de gözetmek suretiyle gerçekleştirdiğini, anılan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi uyarınca Müvekkil ..., sözleşmenin herhangi bir şekilde sona ermesi halinde -her halükarda dağıtım lisansının sona erdiği tarihte- söz konusu bütün tesisleri ...'a veya ...'ın belirleyeceği bir kuruluşa devretmekle yükümlü olduğunu, bu kapsamda müvekkil şirketin işletme hakkını devraldığı tüm unsurların ve tamamlayıcı nitelikli unsurlarının aslen kamu hizmetine özgülendiğini ve üçüncü kişiler tarafından verilecek zararlardan doğacak haklarını kullanmakta her türlü hukuki yararı olduğu izahtan vareste olduğunu, davalının ise .. Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 20.08.2009 tarihine “... Şti. unvanı ile kaydolduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinin "Amaç ve Konu" başlıklı 3. Maddesinde; "C- Elektrik İşleri İle İlgili:

1-Her türlü elektrik ve elektronikli dayanıklı tüketim malzemeleri, ev ve mutfak gereçleri, sınai makine ve yedek parçaları, inşaata ait elektrik malzemeleri imali, alımı, satımı, bakım anlaşmalarını yapmak ve bunların ithalini ve ihracını yapmak,

2-Her türlü elektrik ve elektronik malzemelerin perakende ve toptan alımı, satımı, ithali ve ihracatını ve ticaretini yapmak" ibaresi yer aldığını ancak davalı şirketin denetim ve regülasyona tabi tutulmakta olan elektrik piyasası aktörlerinden biri olmamasına karşılık, müvekkilin tanınmış markasını ve kısaltılmış unvanını haksız olarak kullanımı; anılan elektrik malzemesi imali vb. faaliyet konularında hizmet vermeyen Müvekkil Şirket ... ile davalı şirket arasında orta düzeydeki tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğinin sabit olduğunu, bu kapsamda davalı tarafından üretilecek ürünlerin müvekkil tarafından üretildiği yanılgısından yararlanılarak haksız kazanç elde edilmesine mahal verildiğini, nitekim TPE nezinde yapılan inceleme neticesinde; davalının ...tarihinde ...numaralı "..." ibaresi ile yapmış olduğu marka başvurusunun marka başvurusu/tescili geçersiz olarak sonuçlandığı açıkça görüldüğünü, davalının ticaret sicilinde tescil edilen unvanın müvekkil şirketin kullanımında olan “...” ibareli marka ve müvekkilin tanınmış olduğu “...” unvanı ile açıkça iltibas yaratmakta olup; davalının haksız kullanımı nedeniyle, Tapu ve İcra Müdürlüğü nezdinde algı hatası oluşturulduğunu ve neticede davalıya ait borçlar hasebiyle Müvekkil ...’in taşınmazına haciz tatbik edildiğini, davalının müvekkile ait markayı haksız kullanımından bu olay vasıtası ile haberdar olunduğunu, ... 8. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasından alınan tapu takyidatı ile mezkur hatalı hacizlerin fekki için tapu müdürlüğü ile yapılan yazışmanın dilekçe ekinde sunulduğunu, sehven haciz tatbiki kapsamında davalının haksız kullanımının öğrenilmesine istinaden; müvekkil şirketler tarafından ... 57.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini ve Markamızın haksız kullanımına ve haksız rekabet yaratan fiillere son verilmesi ile tescilli markamızın ticari unvanınızdan çıkarılması hususunun ihtar olunduğunu, huzurdaki somut olaya benzer nitelikteki Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ve davacı şirketin ticaret unvanı/ markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik teşkil eden ibarelerin davalı şirket ticaret unvanından terkin edilmesine karar verilmesi gerektiğini ve bu aşamada müvekkil şirketlerin uğramış ve uğraması muhtemel tüm maddi zararlarına karşı tüm dava ve talep haklarının saklı olduğunu, açıklanan hususlar doğrultusunda haklı açılan davanın kabulü ile davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti ile men'ine, davalının ticari unvanından "..." ibaresinin terkin edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava dilekçesi ve tensip zaptının usulüne uygun tebligat yapıldığı, süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

- Türk Patent ve Marka Kurumuna yazılan müzekkereye cevap verildiği "... sayıyla tescilli markaya ilişkin sicil kaydı ve YİDK kararın sunulduğu, marka sahibi adına geçerliliğini koruduğuna dair yazı cevabı ekleriyle birlikte dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi Raporu: Mahkememizce alınan 11/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacıların “...” ibareli markalarının davalının tescil edilmemiş olsa da “... ” ibareli marka başvurusundan sonraki tarihli olduğu, davalının “...” ibaresini içeren ticaret unvanının 25.08.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yapılan kuruluş ilanına dair ilanla kurulduğunun ilan edildiği, kuruluştan itibaren 14 yıl, davalının reddedilen marka başvurusundan ise 9 yıl sonra huzurdaki davanın ikame edildiği,
davacıların ... şeklindeki marka başvuru tarihlerinden önceki tescilsiz markaya yönelik öncelik haklarının olup olmadığının dosya kapsamından tespit edilemediği ve tespiti için dosya kapsamında gerekli bilgi ve belgelerin bulunmadığı hususları dikkate alındığında, marka tecavüzü şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Davacıların ticaret unvanında doğrudan “...” ibaresinin yer almadığı, davacı markalarının ilk başvuru tarihlerinin 2016 ve 2020 yıllarına ait iki markaya ilişkin olduğu, bu anlamda davacının “...” ibaresini fiili olarak da 2016 yıllarında kullanmaya başlamış olabileceği, davalının ise ticaret sicil gazetesi ilanına göre 2009 yılında kuruluşunun ilan edildiği, her ne kadar marka başvurusu reddedilmiş olsa da davalının 2014 yılında ... görselini haiz marka için ... sayılı marka başvurusunda bulunduğu, bu anlamda davacıların “...” ibaresi yönünden öncelik hakkına sahip olup olmadığı dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı nedenleriyle haksız rekabet şartlarının oluşmamış olabileceği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; Marka kakına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti, tecavüz eylemlerinin durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile davalı adına ticaret siciline kayıtlı unvanından "..." ibaresinin terkininin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf, 1983 yılından beri "..." olarak tanındığını, davalının ise 2009 yılında ... ibaresini ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil ettirdiğini, davalının 2014 yılında "... Elektrik" ibaresi için marka tescili talebinde bulunduğu ancak başvurunun geçersiz sayıldığını belirterek davanın kabulünü savunmuştur.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davalı ticaret şirketinin 25/08/2009 tarihinde ...Tic. Ltd. Şti olarak tescil edildiği, davacılar adına tescilli markaların ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile... tescil numaralı "..." ibareli markaların bulunduğu, davalının...başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun geçersiz olduğu ve tescil edilmediği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacıların ticaret unvanında "..." ibarelerinin yer almadığı, davalının ticaret unvanının tescilinin davacı markalarından önce tescil edildiği belirtilerek marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin oluşmadığı kanaati bildirilmiş ise de dosya kapsamında özellikle bilirkişi raporuna itirazdan sonra davacı tarafça dosyaya ibraz edilen geriye dönük kullanımlar incelendiğinde davacıların davalı şirketin tescil tarihinden önce "..." ibaresini kurumlar arası yazışmalar, mahkeme ve diğer kamu kurumları ile yazışmalarında kullandığı, bu kullanımların markasal kullanım mahiyetinde olduğu ve davacının bu haliyle önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğu kanaatine varılmakla davalının ticaret unvanında ve faaliyetlerinde davacılar ile özdeşleşmiş "..." ibaresinin kullanmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla, marka hakkına tecavüz iddiası bakımından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Haksız rekabete ilişkin dava bakımından yerleşik yargıtay içtihadları doğrultusunda kümülatif koruma ilkesi dikkate alınarak, haksız rekabete dayalı açılan davanın reddine karar verilmesine karar verilmiştir.
Ticaret unvanı bakımından yapılan incelemede, yukarıda markaya ilişkin gerekçe kısmında belirtilen hususlar dikkate alındığında davacının dava konusu "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğu, bu haliyle davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin terkinine ilişkin şartların oluştuğu anlaşılmakla TTK 54. Madde gereğince ticaret unvanının terkini talebine ilişkin davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucu,tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; marka hakkına tecavüz davası bakımından açılan davanın kabulüne, yapmış olduğu markasal kullanımların markaya tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasın, haksız rekabete ilişkin dava yönünden ise yerleşik yargıtay içtihadları doğrultusunda kümülatif koruma ilkesi dikkate alınarak haksız rekabete dayalı açılan davanın reddine, davalının ticaret unvanında kullandığı ibarenin terkinine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİ ile davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin kullanmasının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine,

2- Haksız rekabete ilişkin davanın reddine,

3- Davalı yan adına ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... ŞİRKETİ şeklindeki ticaret unvanından "..." ibaresinin TERKİNİNE,

4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL peşin harcın düşümü ile kalan 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.697,50 TL posta/müzekkere giderleri olmak üzere toplam 9.697,50 TL yargılama giderlerinin takdiren 6.400,35 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Marka hakkına tecavüz davası bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7- Taraflarca yatırılan gider avansından varsa harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2026