Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin farklı dönemlerde farklı alanlarda ticari işler gerçekleştirdiğini, bu işleri yaparken de kendisine mali müşavirlik hizmetini davalı tarafın verdiğini, rutin mali müşavirin yapacağı tüm işleri yaptığını, anlaşmanın bu şekilde olduğunu, bunun karşılığında müvekkilinin, davalıya aylık belli miktarlarda ödemeler yaptığını; müvekkilinin 2018 yılında ticaret hayatına inşaatlar, elektirik alanında hizmet ve mal tedarik ederek başlamışken; 2020-2021 senelerinde müvekkil ... isimli uygulama üzerinden yasal ve izinleri tam şekilde konut kiralamaya başladığını, bu hizmetin ... kodunu da davalı tarafın kaydettiğini, müvekkilin o dönem yeni yapılan düzenlemelerle beraber nasıl alınacağı bile muğlak olan izinleri kendisi kurum kurum gezerek öğrendiğini, bu noktada her şeyi hukuka uygun yapmak isteyen müvekkilinin işlemlerini tamamladığını; ancak davalının yapması gereken işlemleri hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirmediğini öğrendiğini, davalının kusurlu ve ayıplı eylemleri nedeniyle müvekkiline ekte içerikleri sunulan birçok faturanın kesildiğini, müvekkiline toplamda ... TL'lik fatura bedellerini içeren borcun tebliğ edildiğini, bu durumun davalıya bildirildiğini ancak davalı tarafından müvekkilinin sürekli oyalandığını ve kendisine ayrıntılı bilgi verilmediğini, ... ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ile görüşülünce söz konusu cezaların sebebinin beyannamelerin zamanında verilmemesi olduğunu öğrendiğini, müvekkili tarafından bu cezaların en sonunda mecburen ödendiğini, ayrıca müvekkiline davalının bu ihmalleri sebebiyle başka cezalar da geldiğini belirterek öncelikle yakın zamanda şirketini kapatan müvekkilinin maddi zorluk içinde olması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne, cezalar nedeniyle uğradığı ... TL'nin; ... TL'sinin zararın davalıya bildirildiği ... tarihinden; kalan ... TL'sinin ise ... tarihinden itibaren işleyecek faiz ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Taraflar hakkında tacir araştırması için ilgili yerlere yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir.

Dava, alacak istemine ilişkindir.
Antalya Defterdarlığı'ndan gelen yazı cevabında davalının ... tarihinde terk olduğu bildirilmiştir. Buna göre dava tarihi itibariyle tacir sıfatı taşımadığı anlaşılmıştır.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 15. maddesine göre ise ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. 5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Somut olayımıza gelince; davanın TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davalı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile davalının dava tarihi itibariyle ticareti terk ettiği ve tacir olmadığı anlaşılmakla, davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının tacir olmadığı ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,

2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE gönderilmesine,

3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına,

4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,

5-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
08/04/2026