İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı dosyası ile müvekkilin cari hesaptan kaynaklı, 17.07.2024 tarih, (KDV dahil) toplam 170.984,91 TL'lik fatura alacağı olan alışverişlerden bakiye kalan ve cari defterlere işlenmiş alacağı ilamsız icra yoluyla takibe konulduğunu ve Davalı itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili,1 filtre bezi üreticisi ve satış işi ile iştigal etmesi sebebiyle, cari hesap alacağı müvekkilin davalı borçluya satmış olduğu mallarla ilgili olup müvekkilin 170.984,91 TL fatura alacağı, bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve icra masrafları ile ücreti vekalet için iş bu takip yapıldığını, arz ve izah etmeye çalıştığımız sebepler ve sayın mahkemenizin de göz önünde bulunduracağı diğer sebeplerle yargılama yapılarak fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, öncelikle davamızın kabulü ile borçlu davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ve takibin devamı’na; borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün... E. Sayılı dosyamıza yapmış olduğu kötü niyetli itirazı sebebiyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet (icra inkar) tazminatının davalı borçludan alınarak tarafımıza verilmesine; borçlu davalı’nın mal kaçırma şüphesi de hasıl olduğundan, daha sonradan telafisi mümkün olmayacak zararların önüne geçilmesi adına dava sonuna kadar,ticaret ünvanı ile vergi numarası’ndan bakılarak var ise menkul ve gayrimenkullerinin alacak miktarı kadarına satışını engellemek adına ihtiyati tedbir konulması’na, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin de davalı tarafa yükletilmesini vekaleten saygıyla talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 170.985,24 TL asıl alacak ve 13.828,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 184.813,96 TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 11/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 08/11/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği görülmüştür.
SMMM bilirkişisinin 19.02.2026 tarihli raporunda özetle; davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2023 ve 2024 yılına ait yasal defterlere
ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, Davacı tarafın icra takibinde davalıdan 170.985,24 TL alacak talebinde bulunduğu, ancak
ticari defterlerinde davalının 170.984,91 TL alacaklı göründüğü, alacak konusu faturanın davalı tarafından 8 günlük yasal süre içerisinde reddedilmediği
e sistem üzerinde “Alıcı Kabul Etti – Otomatik” statüsüne geçtiği, iş bu faturaya itiraz veya iade işlemi yapıldığına dair dosyada mevcut belge bulunmadığı, ancak faturanın
düzenlenme tarihi ile fiili teslim tarihi arasında süre bulunduğu, ayrıca faturanın 8 günlük süresinin dolduğu tarih itibarıyla ürünlerin henüz teslim edilmemiş olduğu,
alacak konusu faturanın ve irsaliyenin düzenlenme tarihinin 17.07.2024, ürünlerin kargoya veriliş tarihinin 26.07.2024, teslim tarihinin ise 30.07.2024 olduğu, Alacak konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davalıya kargo tarafından mal teslimin “...” isimli kişiye yapıldığı bu kişinin davalı şirket bünyesinde yetkili, temsilci veya çalışan olduğuna dair dosyada
ayrıca bir belge bulunmadığı, ürünlerin tesliminin ispata muhtaç olduğu, İş bu raporda tespit edilen davacının davalıya düzenlediği faturalar kapsamında ürünlerin teslim edilip edilmediğinin kabulüne göre ihtimalli hesaplama yapıldığı,
İhtimal Takdiri Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafından davalıya düzenlenen davacı yasal defter kayıtlarında yer alan, icra takibine konu 1
adet fatura karşılığı ürünlerin teslim edildiğinin kabulü takdirinde Takdiri Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının davalıdan 170.984,91 TL alacağının olduğu,
İhtimal Takdiri Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafından davalıya düzenlenen davacı yasal defter kayıtlarında yer alan, icra takibine konu 1 adet fatura karşılığı ürünlerin teslim edilmediğinin kabulü takdirinde Takdiri
Tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının davalıdan alacağının mevcut olmadığı, Davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği, davalının takip tarihine kadar temerrüde düşürüldüğü hususunun ispata muhtaç kaldığı, Davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra dosyası
-Aras Kargonun 21.10.2025 tarih ve 2025-5095 sayılı yazı cevabı.
-Bilirkişi raporu
-Tüm dosya kapsamı
Dava, cari hesap ilişkisine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
davacı tarafından düzenlenen faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, buna bağlı olarak davacının takip konusu alacağının bulunup bulunmadığı ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamındaki İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 170.985,24 TL asıl alacak ile işlemiş faiz talebini de içeren toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrine davalı tarafça süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1)
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Mahkememizce alınan 19.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, usulüne uygun tutulduğu ve HMK ile TTK hükümleri kapsamında sahibi lehine delil niteliği taşıdığı tespit edilmiştir. Davalı taraf ise usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmamış, bu suretle davacının ticari kayıtlarının aksini ortaya koyabilecek herhangi bir yazılı delil ibraz etmemiştir. Davacı tarafından düzenlenen 17.07.2024 tarihli e-faturanın davalı sistemine ulaştığı, yasal 8 günlük süre içerisinde faturaya ilişkin herhangi bir itiraz, iade ya da içerik inkârında bulunulmadığı ve e-fatura sisteminde “Alıcı Kabul Etti – Otomatik” statüsüne geçtiği dosya kapsamıyla sabittir. Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tacirler arasında gönderilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesi, faturanın içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil etmekte olup, davalı tarafça bu karinenin aksini ortaya koyan herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunda, teslim alan "..." isimli kişinin davalı şirket çalışanı veya yetkilisi olduğuna dair ayrıca belge bulunmadığından bahisle teslim hususunun ispata muhtaç olduğu yönünde ihtimalli değerlendirme yapılmış ise de; kargo kayıtlarından ürünlerin davalı şirkete ait Adana Şubesi adresine gönderildiği ve teslimin bu adreste gerçekleştirildiği, kaldı ki davalı tarafça, teslimin gerçekleşmediğine, ürünlerin kendilerine ulaşmadığına, teslim alan kişinin şirketle ilgisinin bulunmadığına veya faturaya konu malların iade edildiğine ilişkin herhangi bir yazılı belge, ihtarname, iade faturası, kargo kaydı ya da ticari kayıt sunulmadığı, davalının davaya cevap vermemesi ve ticari defterlerini ibrazdan kaçınması karşısında; usulüne uygun tutulmuş davacı ticari defter kayıtları, süresinde itiraz edilmeyerek kesinleşen e-fatura kayıtları, kargo teslim belgeleri, teslimin davalı şirket şubesinde yapılmış olması ve davalı tarafın aksini ispatlayacak herhangi bir delil ileri sürmemesi birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu malların davalıya teslim edildiği ve davacının takip tarihi itibarıyla 170.985,24 TL asıl alacak yönünden haklı olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Öte yandan davacı tarafça takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin usulüne uygun ihtarname, mutabakat yahut başkaca bir belge dosyaya sunulmadığından, TBK hükümleri gereğince işlemiş faiz talebinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmış ve takip öncesi faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
İcra inkâr tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise; dava konusu alacağın belirli, hesaplanabilir, fatura ve ticari defter kayıtlarıyla sabit, likit nitelikte olduğu, davalının herhangi bir somut gerekçe ve belge ortaya koymaksızın icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla, İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1- Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın kısmen iptaline, takibin ödeme emrindeki 170.985,24 TL asıl alacak üzerinden devamına, faiz talebinin reddine,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacak olan 170.958,24 TL üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatı 34.191,64 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 11.680,00 TL harçtan, peşin alınan 2.920,01 TL harç mahsup edilerek kalan 8.759,99 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.920,01 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.637,50 TL yargılama gideri kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 6.140,90 TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00 TL'nin Kabul-red oranına göre 3.330,60 TL'nin davalıdan, 269,40 TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
08/04/2026