İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, Alanya'dan, davalı şirketin İstanbul'daki adresine yaş sebze ve meyve gönderdiğini, davalı şirkete gönderilen iş bu ticaret konusu olan sebze ve meyveler davalının adresi olan İstanbul iline giden araçlara malların yüklenirken fatura kısmına davalıya teslim edilecek faturarının üst kısmına ürünleri götüren kamyonun plakalarının da şerh düşürülerek ürünlerin davalıya bizzat teslim edildiğini, vekil edenin halinden çıkan yaş sebze ve meyve olan ürünleri ayrıca T.C Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın kurmuş olduğu hal kayıt sistemi ile sistem üzerinden faturanın, araç plakasınıni tarihinin, gününün, fiyatının, malın cinsinin, malın teslim ve bildirimi ile davaı şirkete müvekkili şirketçe gönderilen ürünlerin bizzat teslim edilip edilmediğin, malın tamamını deposuna alıp almadığını tüm bilgilerin bu bakanlık tarafından kurulan sistem ile tespit edildiğini, müvekkil şirket tarafından gönderilen ürünlerin davalı şirketçe teslim alındığını ve bilgilerin bu sistem üzerinden gözetilmekte olduğunu, a davalı şirket tarafından teslim alınan ürünler için fatura bedellerinin ödenmesi gerektiği davalı şirkete defalarca söylemişşe de ödeme yapılmadığından davalı şirket hakkında takip başlatıldığını, davalının haksız olarak ilgili icra dosyasına borcun tümüne, işlemiş faize,işleyecek faize, tüm ferlerine ve yetkiye itirazda bulunduğunu beyanla davalı şirketin Alanya 3. icra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilerek, takibin devamını, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar, kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Alanya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkisiz olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, dava dilekçesi ve takip talebinde yazılı olduğu üzere müvekkili şirketin faaliyet adresinin ... Esenler/İSTANBUL olduğunu, iş bu nedenle Bakırköy Mahkemeleri ile İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu, taraflar arasında takibe konu faturalar ile ilgili ve faturalarda mündemiç mallarla ilgili akdi bir ilişkinin bulunmadığı gibi faturalarda müvekkiline mündemiç malların müvekkiline teslim edilmediğini, takibe konu faturaların da müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı tarafın dava dilekçesinin 7 nolu bendinde kendilerinin gönderdiği malların T.C Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca kurulan hal kayıt sistemi ile sistem üzerinden faturanın, araç plakasının, tarihinin, gününün, malın cinsinin, malın teslim ve bildirimi ile malların müvekkile teslim edilip edilmediğini, müvekkilin malın tamamını deposuna alıp almadığını, tüm bilgilerin hal kajyıt sistemi ile tespit edildiğini iddia ettiklerini, bu hususların tamamı münhasırın davacı tarafından kayıtlı olduğunu, davacı tarafın iş bu kayıtları tek taraflı olarak kaydettirmiş olduğunu, malların müvekkile teslim edilmesinin söz konusu olmadığını, malların müvekkile teslim edildiğine dair davacı tarafındanm sunulmuş bir belge olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde 8 nolu bendinde müteaddit kereler müvekkilden ödeme talep ettiklerini, ancak müvekkilin kendilerine ödeme yapmadığını, bunu müteakiben icra takibi yaptıklarını, müvekkilin kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ettiklerini, davacı tarafın iş bu iddialarının da hilafi hakikat olduğunu, müvekkilin davacı taraf ile ticaret yaptığını, ancak borcunu gerek banka havalesi ve gerekse de çek vererek bir kısım ödemeleri de müvekkil şirkketin yetkilisi ...'nun eşi olan ... hesabından banka havalesi ve... çekleri ile ödediğini, ayrıca müvekkilin davacıdan mal alabilmek gayesi ile davacı tarafa önceden öedemeler de yaptığını, ancak ödemesini yaptığı malları kendisine teslim edilmemiş olduğunu, müvekkil davacıdan alacaklı göründüğünü, müvekkile ait ticari defterlerin banka kayıtlarının ve ...'ya ait banka kayıtlarının incelenmesi ile bu husus sübut bulacağını, hal böyle iken davacı tarafın haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile müvekkili zarara uğratma ve mürekker tahsilat yapma gayretinde olduğunu, iş bu nedenle de davanın reddine ve davacı tarafın %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece,"Davacının davalıya yaş meyve ve sebze satışına dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, ürün bedellerine ilişkin düzenlenen fatura borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davalının faturaların ve ürünlerin kendisine teslim edilmediğini ve bu nedenle davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapıldığı, davacı kayıtları ve BS formlarına göre davacının davalıya toplam 187 adet ve toplam 859.328,00 TL tutarlı fatura düzenlendiği, davalı kayıtları ve BA formlarına göre davalının davacıdan 147 adet ve toplam 682.470,00 TL tutarında fatura alındığı, davalı defter kayıtlarının BA bildirimleri ile uyumsuz olduğu ve davalı ödemelerine ilişkin davalı defterlerinde belgesiz ve toplu ödeme kayıtlarının bulunması nedeniyle davalı kayıtları uyarınca sağlıklı bir sonuca ulaşma imkanının bulunmadığı, celp edilen ..bank ve ...Bankası kayıtlarına göre davalının davacıya toplam 138.500,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin davacı cari kayıtlarında mevcut olduğu, davacı kayıtlarında yer alan davalı ödemeler toplamının 256.974,00 TL olarak göründüğü, çek kaydına rastlanmadığı, ancak ilgili banka kayıtları uyarınca 40.000,00 TL ve 140.000,00 TL tutarlı çeklerde davacı firmanın ciro silsilesinde yer almasından ötürü bu bedellerin de davalı ödemesi olarak kabulünün gerektiği, buna göre davalının toplam ödemesinin 436.974,00 TL olacağı, davacı defter kayıtlarına göre tespit edilen 859.328,00 TL alacaktan davalının yapmış olduğu ve açıklanan toplam 436.974,00 TL ödemenin mahsubu sonrasında davacının bakiye alacağının 422.354,00 TL olduğu anlaşıldığından bu bedelin davacı alacağı olarak iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar icra takibinde ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti konularında da talepte bulunulmuş ise de, takibin dayandığı ihtiyati haciz kararının itiraz üzerine kaldırıldığı anlaşıldığından bu yöndeki talepler yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 422.354,00 TL alacağın Bakırköy 3.İflas Müdürlüğünün 2024/6 İflas dosyasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dosyaya sunulmuş olan bilirkişi raporlarından 07.02.2020 tarihli raporda davacı tarafın ticari defterlerini usulüne uygun tutmadığı bu sebepten ötürü davacı lehine delil oluşturamayacağına kanaat getirilmiş olmasına rağmen dosya kapsamına sunulan diğer bilirkişi raporlarında davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olduğuna dair yapılan tespitleri kabul etmemiz mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da yer verdiği üzere bilirkişi raporunda tarafların arasında 176.858.-TL tutarındaki fatura uyumsuzluğunun mahkeme takdirinde olduğu, takdirin 176.858,00 TL tutarında mal alışı yapıldığına dair olması halinde, davalı tarafın 436.974,00 TL borçlu olduğu, takdirin 176.858,00 TL tutarında mal teslimi yapılmadığı yönünde olması halinde davalı tarafın 245.496,00 TL borçlu olduğu görüş ve kanaatini belirtildiğini, sayın mahkeme tarafından bu hususta tarafımızca yapılan açıklamaları göz ardı edilerek kurulan hüküm hukuka uygun olmadığını, zira söz konusu mallar davalıya teslim edilmediği gibi faturalar da davalıya tebliğ edilmediğini, teslim edilmeyen mallar ve tebliğ edilmeyen faturalara ilişkin bildirimin yapılamayacağı aşikar olduğunu, öte yandan davacı taraf sözkonusu malları teslim ve faturaları tebliğ ettiğini de ispatlayamadığını, bu husus işbu miktar malın teslim ve faturaların da tebliğ edilmediğinin açık delili olduğunu, ayrıca miktarlara katılmamakla birlikte gerekçeli kararda '' celp edilen ...bank ve ... Bankası kayıtlarına göre davalının davacıya toplam 138.500,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemenin davacı cari kayıtlarında mevcut olduğu, davacı kayıtlarında yer alan davalı ödemeler toplamının 256.974,00 TL olarak göründüğü, çek kaydına rastlanmadığı, ancak ilgili banka kayıtları uyarınca 40.000,00 TL ve 140.000,00 TL tutarlı çeklerde davacı firmanın ciro silsilesinde yer almasından ötürü bu bedellerin de davalı ödemesi olarak kabulünün gerektiği'' denilmekle birlikte davacı tarafın defter ve kayıtlarında, davacı tarafa çekle yapılan ödemelere ilişkin bir kayıt bulunmadığı tespit edildiğini, bu husus göstermektedir ki davacı taraf çekle yapılan ödemeleri defterlerine kaydetmeyerek davalıdan kötüniyetli şekilde mükerrer tahsilat yapmanın peşinde olup davacının defter ve kayıtlarının o halde hükme esas alınacak doğrulukta olmadığı açık ve net olduğunu, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde davalı tarafından EFT yolu ile davacıya 256.974 TL ödeme yapılmış olup bu hususu kabul ettiklerini ancak davalı tarafından davacıya çeklerle miktar olarak yalnızca 180.000 TL ödendiği hususunu kabul etmediklerini, zira davaya sunmuş olduğumuz üzere 20.000 TL'lik çekte davacının cirosu olmasına rağmen hesaplamaya işbu çek dahil edilmediğini, davacı tarafça ciro edilmeden üçüncü şahıslara verilen çeklerle henüz bankadan fotokopisi gelmemiş veya gelmiş olup da okunamayan çekler de hesaplama harici bırakılıp bu hususlar hakkında talebimiz doğrultusunda yerinde ve detaylı araştırmalar yapılmadığını, davalı şirket kayıtlarında 682.470 TL'lik fatura kayıtlı olsa dahi davacı taraf takip talebinde asıl alacağının 581.032,89 TL olduğunu belirterek alacağının miktarını belirlediğini, işbu nedenle de davacı yan alacağının 581.032,89 TL olarak kabulü gerektiğini, işbu miktar da yukarıda bahsettiğimiz hususlar göz önüne alındığında davalı tarafından davacıya ödenmiş olup davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, ticari alım satım sözleşmesinden kaynak fatura alacağına istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup yargılama sırasında davalının iflası üzerine davaya İİK 235. maddesi uyarınca davacı alacağının iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmiştir. Somut olayda; davalı şirket hakkında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/370 Esas sayılı dosyası ile 22/05/2024 tarihinde iflas kararı verildiği, kararın 20/08/2024 tarihinde kesinleştiği, tasfiyenin basit tasfiye usulüne göre resen iflas müdürlüğü tarafından yürütülmesi nedeniyle ikinci alacaklılar toplantısı yapılmadığı, tasfiyeyi yürüten İstanbul 3. İflas Dairesi'nin davaya dahil edildiği görülmüştür.Alanya 3. İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 80 adet faturaya istinaden 581.032,89 asıl alacak, 34.504,26 TL işlemiş faiz, 527,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ile karar harcı olmak üzere toplam 616.064,85 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir bilirkişinden alınan 07/02/2020 tarihli kök raporda özetle; " Davalı şirket ticari defter kayıt ve belgelerini ibraz etmediğinden inceleme yapılamadığı dolayısıyla takip ve dava konusu alacağa dayanak teşkil eden faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilemediği,Davacı şirketin 2016 ve 2017 yılı defteri kebir ve envanter defterlerinin ibraz edilmediği, davacı şirkete ait ticari defterlerinin TTK. 64/3. Madde hükümlerine göre usulüne uygun tutulmadığı ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı kanaatine varıldığı, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı şirketin takip tarihi ve yılsonu itibariyle 602.353,89 TL borçlu olduğu tespit edildiği, davacı şirketin takip ve dava konusu alacağına dayanak teşkil eden faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olup, BS formları ile beyan edildiği,Davalı şirket tarafından takibe dayanak olan 142.928,00 TL tutarındaki 27 adet faturanın beyan edilmediği tespit edildiği, davalı şirket ticari defter kayıt ve belgelerini sunmadığından BA formları ticari defter kayıtları ile karşılaştırılamadığı,Faturalara konu malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği faturalar üzerinde tespit edilemediği, ancak davalı şirketin davacı şirketten 535.567,00 TL tutarında mal aldığı yönünde BA formu ile beyanda bulunması nedeniyle davacı şirketten davaya konu alımları yaptığı kanaatine varıldığı, Davacı şirket takip öncesinde dosyaya karşılıklı bir anlaşma ve belirlenmiş bir vadeye ilişkin belge ya da takip öncesi bir ihtar sunmadığı, bu nedenle takipten önce işlemiş faiz hesaplaması yapılmadığı" 24/09/2020 tarihli ek raporda özetle; "Davalı şirketin 2016 yılı defteri kebir ve 2017 yılı envanter defterlerinin ibraz edilmediği, davalı şirkete ait ticari defterlerinin TTK. 64/3. Madde hükümlerine göre usulüne uygun tutulmadığı ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı kanaatine varıldığı, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı şirketin takip tarihi ve yılsonu itibariyle alacağı olmadığı görüldüğü,2016 yılı yevmiye defterlerinde 1 sayfaya 4 sayfa yevmiye maddesi küçültülerek muhasebe uygulama genel tebliğine ve temel muhasebe ilkelerine aykırı olarak kaydedildiği, davacı şirkete ay sonlarında yasalara aykırı olarak kasadan nakit ve belgesiz olarak toplu ödemeler kaydedilerek davacı şirketin alacağı sıfırlandığı, davacı şirketin düzenlediği faturalar davalı şirketin ticari defterlerine eksik kayıt edilmiş ve BA formlarında eksik beyan edildiği, davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan davalı şirkete düzenlediği faturalar ile davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan davacı şirketin düzenlediği faturaların toplamı arasında 152.959,66 TL fark bulunduğu, bu farkı oluşturan faturaların aylar itibariyle dökümü aşağıya çıkartıldığı,Faturalara konu malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği faturalar üzerinde tespit edilemediği, ancak davalı şirketin davacı şirketten 535.567,00 TL tutarında mal aldığı yönünde BA formu ile beyanda bulunması nedeniyle davacı şirketten davaya konu alımları yaptığı kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.Hesap uzmanı bilirkişisinden alınan 24/05/2022 tarihli raporda özetle; "Davacı firma defter kayıtlarına göre; davalı firmaya KDV dahil 859.328,67 TL tutarında 187 adet faturanın düzenlendiği ve davacı defter kayıtlarına geçirildiği, davacı firma BS formunda, KDV hariç 845.545,00 TL tutarında 180 adet faturanın bildiriminin yapıldığı, davalı firmaya düzenlenmiş davacı defter kayıtlarına geçirilen fatura miktarı ile davacı Bs formunda bildirimi yapılan fatura miktarı arasında; aylık bildirim sınırı (5.000.-) altında kalması sebebiyle (2016/9.ay ile 2017/4.ay) Kdv dahil 5.324,22 TL tutarında 7 adet fatura farkının olduğu, davacı firma defter kayıtları ile davacı Bs form bildirimlerinin, aylık bildirim sınırı altında kalan faturalar dışında birbirine uyumlu olduğu, birbirini doğruladığı tespit edildiği, (Defter/BS farkı hesaplanmasında, fark 13.783.00 TL olduğu ancak defter kayıtlarında cari hesap tutarlarının KDV'li olması ve aksine BS formlarında ise KDV'nin olmaması sebebiyle, BS formundaki toplam tutarlara KDV hesap edilerek karşılaştırma yapılması gerektiği, bu gerekçeyle, BS formu toplam tutarlarına 8.459,00 TL KDV farkı çıktığı)Dosyaya; ...bank ve ... Bankalarından getirtilen banka kayıtlarına göre, davalı tarafından davacı şirkete nakit havale/eft toplam 138.500,00 TL para gönderildiği, davalı tarafından gönderilen 138.500.00 TL paranın tamamının davacı defter kayıtlarında/ cari hesap ekstresinde mevcut olduğu, davacı şirketin defter kayıtlarında, davalı tarafa ait cari hesap ekstresinde bulunan tüm tahsilatın 256.974,00 TL olduğu, tüm bu tahsilatların banka üzerinde havale /eft yoluyla yapıldığı, davalı taraftan çek alındığına dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı tespit edildiği, Davalı tarafından, davacıya verildiği beyan edilen, bankalardan görüntüleri getirtilen, ciro silsilesinde davacı şirketin kaşe ve imzasının olmadığı çekler listelendiği bununla birlikte davalı tarafından, davacıya verildiği beyan edilen, bankalardan görüntüleri getirtilen, ciro silsilesinde davacı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu, yukarıda dökümü yapılan çeklerin; davacı ... firmasına ait defter kayıtlarında olmadığı tespit edildiği, keşidesi ... (40.000.-TL) ve ... (140.000.-TL) firmalarının ... banka ait toplam 180.000,00 TL tutarındaki çekler ciro silsilesinde davacı ... firmasının isminin yer almasından ötürü, davalı ...firması ödemeleri kabul edilerek, davacı... firmasın defter kayıtlarına ve davalı ... firması cari hesabına tahsilat olarak eklenmesi gerektiği, bu şekilde davalı ... firmasının ödeme toplamı 436.974,00 TL olduğu,Davacı defter kayıtlarına göre, davalı ... firmasının tüm cari hesap hareketlerine ve son hesap bakiyesine göre ... firmasına kesilen 187 adet faturadan kaynaklı 859.328,67 TL alacak, 256.974,78 TL borç olmak üzere 602.353,89 TL borç bakiyesi tespit edildiği,Davalı ... firması 2016/01.ay ile 2017/04 ay arası BA Formunda KDV hariç 675.713,00 TL tutarında 147 adet fatura bildiriminde bulunduğu, davalı ... firmasının KDV hariç675.713,00 TL tutarında 147 adet faturayı BA formu ile bildirimlerinin yapılmış olması, davacı özgü firmasından davaya konu emtialara ait faturalardan haberdar olmuş olması anlamına geleceği, dava dosyası kapsamında faturalara itiraz hususunda bir bilgiye de rastlanılmadığı, davalı tarafın, BA formu ile bildirimi yapılmış 147 adet faturaların KDV hariç 675.713,00 TL tutarına, tarafların bulunduğu yaş sebze ve meyve toptan ticareti sektörü itibariyle yürürlükteki % 1 oranında 6.757,13 TL KDV hesap edilerek toplam KDV dahil 682.470,13 TL davacı ... firması cari hesabına ait alınan fatura tutarı hesap edildiği, yukarıdaki tablo dan tarafların aralarında fatura miktar ve tutarları açısından, davalı ... firmasının BA formu bildirimine göre 176.858,00 TL tutarında 40 adet fatura farkı olduğu anlaşıldığı, davalı firmanın; defter kayıtları ile BA form bildirimleri arasında 66.668.-TL fark olduğu tespit edildiği, BA formu ile 66.668.-TL tutarında fatura alımı olduğu BA formu ile bildirimi yapıldığı ancak defter kayıtlarına geçirmediği anlaşıldığı,Davalı ... firmasının tüm ödeme toplamı 436.974,00 TL dan, mutabık olunan cari hesap bakiyesi 682.470,00 TL çıkarıldığı zaman 245.496,00 TL borçlu olduğu, davacı defter kayıtlarına göre davalıya düzenlenen tüm fatura bedeli 859.328,00 TL, ... firmasından yapılan tüm tahsilatlar toplamı 436.974,78. TL düşüldüğünde, davalı firmadan 422.354,00 TL alacaklı olduğu, tarafların arasında 176.858,00 TL tutarındaki fatura uyumsuzluğunun sayın mahkemenin takdire bırakıldığı" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yaş meyve ve sebze satışından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça satışı yapılan bir kısım fatura bedelleri ödenmediğinden bahisle davaya konu icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Mahkemece davacının defter kayıtlarına göre davacının 859.328,00 TL fatura alacağı bulunduğu, davalı tarafça banka üzerinden yapılan 256.974,00 TL tutarındaki havale/eft ile davalı tarafından davacıya verilen ve davacının cirosunun bulunduğu dava dışı şahıslarca tahsilat yapılan 180.000,00 TL tutarındaki çek ödemeleri mahsup edildiğinde davacının 422.354,00 TL bakiye alacağı bulunduğuna karar verilmiş ise de HMK 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Oysa tarafların ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığı gibi davacı ile davalı defter kayıtları uyumlu olmadığı, aykırılık içerdiğinden davacı lehine delil olarak kabul edilmesi hukuka aykırı görülmemiştir.Somut olayda ispat külfeti davacı alacaklıda olup, alacağın dayanağını oluşturan faturaya konu malın teslim edildiğini edildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1354 esas 2015/7562 karar sayılı ilamı)Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davalı tarafça BA formu ile bildirilen 147 adet KDV dahil toplam toplam 682.470,13 TL fatura alacağı kabul edilmiş olup söz konusu faturalara ilişkin malın teslim edildiği karine olarak ispatlanmıştır. Kaldı ki davalı tarafça da davacının toplam 682.470,13 TL fatura alacağına bir itirazı bulunmaktadır. O halde davalı tarafça Vergi Dairesi'ne bildirilmeyen faturalar yönünden malın teslim edildiği ispatlanamadığı gözetilerek mutabık olunan 682.470,00 TL cari hesap bakiyesinden davalı tarafça banka üzerinden yapılan 256.974,00 TL tutarındaki havale/eft ile davalı tarafından davacıya verilen ve davacının cirosunun bulunduğu dava dışı şahıslarca tahsilat yapılan 180.000,00 TL tutarındaki çek ödemeleri mahsup edildiğinde davacının 245.496,00 TL bakiye alacağı bulunduğu kabulü ile bu miktarın davalı müflis şirketin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalı vekili ayrıca hesaplamaya dahil edilmeyen bir kısım çek bedellerinin de düşülmesini talep etmiş ise de söz konusu çekler ve ile çeklerin ibrazına ilişkin ilgili banka kayıtları incelendiğinde davacının hamil ve ciro kaydı bulunmadığı, ödemelerin dava dışı şahıslara yapıldığı görülmüştür. Dolayısıyla ciro silsilesinde davacının kaşe ve imzası bulunmayan ve üçüncü kişilerce tahsil edilen çekler bakımından davacıya ödeme yapıldığı ispatlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan tüm bu nedenlerle davalı iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca usulü kazanılmış haklar gözetilirek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı iflas idaresinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/157 E. 2025/541 K. sayılı 14/05/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;
a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 245.496,00 TL alacağın davalı müflis şirketin Bakırköy 3. İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasındaki iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 7.440,53 TL'den mahsubu ile arta kalan 6.708,53 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi halinde davacıya iadesine,
c-Davacı tarafından 732,00 nispi karar harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç-Davacı tarafça sarfedilen 31,40 TL Başvuru harcı, 51,70.TL Tedbir Harcı, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti, 1.138,95.TL tebligat - müzekkere masrafı olmak üzere olmak üzere toplam 2.922,05 TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına göre (%39,85) hesaplanan 1.164,40,-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın kendi üzerine bırakılmasına,
d-Davalı tarafından yapılan 211,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 126,91 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın kendi üzerine bırakılmasına,
e-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davalı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iadesine,
İstinaf giderleri yönünden;
1-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10.TL istinaf başvuru harcı, 615,40 TL karar harcı ile 390,00 TL (Posta - tebligat masrafı) istinaf yargılama gideri toplamı 2.688,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026