İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ
KARAR
Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... plakalı araçla çarpışması neticesinde yolcu konumundaki müvekkilinin ağır bir şekilde yaralanarak sürekli maluliyetinin oluştuğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 3.200 TL sürekli sakatlık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi tarafından 13/07/2017-13/07/2018 tarihlerini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, olayda hatır taşımasının varlığı halinde indirim yapılması gerektiğini ancak öncelikle kusur ve maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, davanında açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 23.018,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;güncel aktüer raporu alınmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkına ve mülkiyet hakkına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Anayasa Mahkemesi'nin kararında açıkça üzerinde durulduğu üzere, yeniden bilirkişi raporu alınması uyuşmazlığı çözmekle ve maddi gerçeği ortaya çıkarmakla yükümlü olan mahkemeye verilmiş yargısal bir görev olduğunu, dava konusu tazminat taleplerine ilişkin düzenlenen 14.10.2020 tarihli aktüer raporunun hükme esas alınması, müvekkilinin adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkına, mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiğini, gerçek zararının karşılanmadığını, düzenlenen rapora kendileri tarafından itiraz edilmiş ise de itirazlarına itibar edilmemesi ve güncel aktüer raporu alınmadan hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt tarihinin yanlış değerlendirildiğin belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2021/79 Esas ve 2023/816 Karar sayılı kararı ile " ...İlk Derece Mahkemesince ATK 2. İhtisas Dairesi'nden rapor alınması yönünde ara karardan dönülmeksizin ve yargılama devam ederken kurulan ara karara ve sevk yazısına dayanmayan ve davalı tarafa da tebliğ edilmeyen maluliyet raporu hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi eksik incelemeye dayalı olmuştur...Somut olayda davacı çift taraflı kaza yapan araçta yolcu konumunda bulunduğu, kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri belirsiz olarak gösterilmiş olup davalı tarafca aksinin ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir...Somut olayda, davacı yolcu konumundadır. Soruşturma dosyasındaki ifade tutanaklarına göre davacı ile davalı tarafından sigortalı bulunan araç sürücüsünün arkadaş oldukları, gezme ve eğlenme amacıyla birlikte seyahat ederken kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu belirtmiştir. Bu durum karşısında, davacının hatır için taşındığı kabul edilerek hesaplanan tazminattan %20 oranında indirim yapılmasında ve indirim yapıldıktan sonra hükmedilen tazminat miktarı üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/7624 Esas 2018/10877 Karar sayılı ilamı)..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacı tarafından verilen istinaf dilekçesinde temerrüt tarihine ilişkin istinaf talebi bulunmadığından karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuş olduğundan temerrüt tarihine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk karara karşı davacı vekili hatır indirimine ilişkin istinafının esastan reddine, davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinafı kabul edilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu doğrultuda maluliyet raporu alındıktan sonra davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek ilk kararda hükme esas alınan ve davacı tarafça itiraza uğramayan rapor tarihindeki verilere göre tazminat hesabı yaptırılmış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/14923 E.- 2022/17158 K. sayılı kararı).
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.08/04/2026