İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... Mah. ... ... Apt. ... Sk. No:.. D:.. .../... adresinde faaliyet gösteren ... A.Ş adlı şirketin ortakları iken ... tarihli protokol ve şirket devri uyarınca müvekkilinin hisselerini davalıya devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin ... tarihli karar ile şirket hissesini davalı ...'a devrettiğini ve ek protokol düzenlendiğini, söz konusu protokolde ortak olunan şirkete ilişkin devam eden kira sözleşmesine ilişkin tarafların sorumluluğunun düzenlendiğini, taraflar gerçekleşen hisse devri sonrası müvekkilinin kira sözleşmesi kapsamında kefillik durumunu iç ilişki şeklinde düzenlendiğini, davalı borçlu taraf ile alacaklı müvekkili arasında düzenlenen protokol uyarınca kira sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını da davalıya devrettiğini, ancak bu tarihten sonra şirketin kiracısı olarak bulunduğu taşınmaz nezdinde davalı taraf kiraları ödemediğinden ve kira sözleşmesi kapsamında davacı müvekkilinin da adı geçtiğini, mülk sahibi tarafından müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... ve .../... Esas sayılı icra takipleri başlatıldığını, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında takiplere karşılık ... TL ve ... TL ödeme yapmak zorunda kalındığını, cebri icra tehdidi altında ödenen borçlara ilişkin davalı aleyhine icra takibi başlatılmışsa da davalı protokole aykırı olarak eldeki takibe haksız itiraz ettiğini, bu kapsamda davacı müvekkilinin sorumlu olmadığı döneme ilişkin başlatılan bu takiplere karşılık borçlular aleyhine kabulü ile cebri icra tehdidi altında altında hesaplarından ... TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin ... tarihinden itibaren müvekkilinin eski şirket ortakları kapsamında yazılı protokol gereğince hisse devri sonrası ödenmemiş kira borçlarından sorumlu olmadığı gibi,kira sözleşmesinin zorunlu şartları taşımadığından dava konusu kira sözleşmesine ilişkin hiçbir biçimde sorumlu olmadığını belirterek, davanın kabulü ile borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmininin tehlikeye girmemesi ve davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla ihtiyati haciz konulmasına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın ticari nitelikte bir dava olmadığını, kira sözleşmesinden kefaletin devredildiği gerekçesine dayanıldığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin yerleşim yeri olan ... Adliyesinin yetkili olduğunu, davacının alacak istemi bakımından müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, asıl kira sözleşmesinde de kefilliği geçersiz olana davacının alacak istemi ancak kira sözleşmesi alacaklısına karşı sebepsiz zenginleşme nedeni ile yöneltilebileceğini, davacının şirket devir sözleşmesi içeriğinde bulunan hükümler ile kefaletin devredildiğini ileri sürmüş ise de TBK hükümleri dikkate alındığında söz konusu kefalet devrinin geçersiz olduğunu, davacının kefilliği devrettiğini iddia ettiği protokol bakımından kabul edilen şekil şartları da sağlanmadığını, kanun gereği şekil şartları geçerlilik şartı olduğundan aksine yapılan kefalet sözleşmelerinin kesin olarak hükümsüz olduğunu, davacı rücu talebini ancak borçlu kiracıya yöneltebilecek olmasına rağmen geçersiz kefalet devri ile müvekkiline karşı rücu talebinde bulunduğunu bildirerek davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının öncelikle yetki ve görev bakımından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde belirlenerek kötü niyet tazminatının müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından protokol sureti, sözleşme sureti delil olarak sunulmuş olup, mahkememizce Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../..., .../... ve .../... Esas sayılı dosyaları, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyalarının dosyamız arasına celbedilmek suretiyle tüm deliller toplanmıştır.
Dava, davacı tarafça icra dosyalarına ödenen bedelin taraflar arasında imzalanan protokol nedeniyle rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... ... tarafından borçlular ..., ... ... ve ... ... aleyhine ... TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... ... tarafından borçlular ..., ... ... ve ... ... aleyhine ... TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... ... tarafından borçlu ... aleyhine ... TL toplam alacak üzerinden örnek no: 7 olan ödeme emri ile takibe girişildiği, davalının süresinde borca itirazda bulunmuş olduğu, takibin durduğu, eldeki davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda ve madde metninde isimleri tek tek belirtilen kanunlarda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir. Yine maddeye göre her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan kanunda gösterilen bu ticari davalar dışında tarafların sıfatına bakılmaksızın ve uyuşmazlık ticari işletmeye ilişkin bulunmasa bile 1163 sayılı yasanın 99. maddesi Ticari İşletme Rehni Kanununun 22. maddesi, 3226 sayılı kanunun 31, İİK'nun 154,182,296. maddelerinden doğan davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır.
Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Aynı yasanın tacir tanımını yapan 12. Maddesine göre; Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
Mahkememizce davacının tacir olup olmadığının tespiti için Antalya Gelir İdaresi Başkanlığı ve Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkereler yazılmış olup, Antalya Vergi Dairesinden gelen cevapta gayrimenkul sermaye iradı yönünden mükellefiyet kaydının olduğu, defter tutma zorunluluğu bulunmadığı, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün gelen yazı cevabında davacının unvanı altında firma kaydına rastlanılmadığının yazılmış olduğu, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar odası yazı cevabında ise yine davacının adına herhangi bir kaydın olmadığı, dolayısıyla davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, davacı tarafça ödenen bedelin taraflar arasında imzalanan protokol nedeniyle rücuen tahsilinden kaynaklanmaktadır. Davacı, ortaklığını sona erdirdiği dava dışı şirketin taraf, kendisinin kefil olduğu kira sözleşmesi nedeniyle ödediği bedelin davalı ile aralarında imzaladıkları protokol nedeniyle sorumlu olmadığından iadesini talep etmektedir. Uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre irdelenip çözüme kavuşturulacaktır. Dolayısıyla eldeki dava konusu itibariyle ticaret kanununda yer alan herhangi bir düzenlemeden kaynaklanmamaktadır. Davacının tacir olmadığı, davalının tacir olduğuna ilişkin herhangi bir belge olmadığı, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmayıp, sonuç olarak dava konusu ihtilafın TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın ticari olarak nitelendirilebilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiği, bu itibarla mahkememiz görevsiz olup, davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması sebebiyle görevsizlik kararı vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra:

a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine,
Dair, davalı vekilinin e- duruşma ile davacı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 09/04/2026