SAKARYA

KARAR NO: 2026/227
BAŞKAN: ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,

I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacılar vekili tarafından Mahkememize ibraz edilen dava dilekçesi ile özetle; davacı, davalı şirket ile Renault Master 2025 model aracın satışı için 1.650.000,00 TL karşılığında anlaştıklarını; davacı şirket yetkilisi tarafından şirket hesabından davalı şirkete ait IBAN numarasına 17.04.2025 tarihinde 50.000,00 TL kapora gönderildiğini, davalı şirketin, aracın satış ve devir işlemlerini gerçekleştireceklerini belirterek 600.000,00 TL daha talep ettiklerini, ayrıca, ruhsat işlemleri için 12.500,00 TL ilave ödeme istediklerini, söz konusu aracın satın alınacağı inancıyla davacı tarafından bankadan 1.000.000,00 TL kredi çekildiğini ve en az 20.000,00 TL olmak üzere kredi işlem masrafına da katlandığını, toplamda davacının davalıdan en az 682.500,00 TL alacağı bulunmakta olduğunu; davalı şirket yetkilileri, davacıyı oyalayarak aracın devir ve satış işlemlerini gerçekleştirmediklerini ve aracı teslim etmediklerini, bunun üzerine davacı ile davalı şirket yetkilisi, arasında 02.05.2025 tarihli bir protokol hazırlandığını, protokolde, '07.05.2025 tarihine kadar araç teslim edilmez ise davacının ödediği 650.000,00 TL iade edilecektir' ifadesi yer almakta olduğunu, ancak 07.05.2025 tarihinde davacıya araç teslim edilmediğini; bedellerin iadesi amacıyla, 12.05.2025 tarihinde Kocaali İcra Dairesi’nin 2025/170 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak davalı şirket, süreci uzatmak amacıyla söz konusu icra takibine itiraz ettiğini; davacının taşıt kredisi kullandığunu, kredinin, tahsis ücreti, masrafları, vergileri ve daha sonra erken kapama yapılırken ki masrafı da dahil olmak üzere davacıya olan maliyeti ve zararı en az 20.000,00 TL olduğunu belirterek davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, takibe itiraz eden davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar

Harici araç satış sözleşmesi gereği davalı tarafından teslim edilmesi gerektiği iddia edilen aracın davalı tarafından teslim edilmemesi sebebi ile ödenen bedelin tahsili ve kullanılan taşıt kredisi nedeni ile uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı, davalının aracı teslim edip etmediği, etmemiş ise haklı sebebinin olup olmadığı, teslimi yapılmayan araç için yapılan ödemenin iadesi gerekip gerekmediği ve davacı tarafından kullanılan taşıt kredisi nedeni ile uğranılan zararın davalıdan talep edilip edilmeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Kocaali İcra Dairesinin 2025/170 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından borçlu ..., aleyhinde araç satışı için gönderilen bedel, kredi masrafı ve araca yapılan kasko masrafından dolayı ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine süresinde borçlu vekili tarafından icra dairesine sunulan itiraz dilekçesiyle borcun tamamına itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
... 'den davaya konu dekontların birer sureti istenerek dosyamız arasına alınmıştır.

Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, ancak davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22/09/2025 tarihli raporda sonuç olarak; "...Dava konusunun, davacının, davalı şirket ile olan ticari ilişki dolayısıyla araç alımına ilişkin gönderilen ödemelerden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla açılan dava olduğu, Davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, Davacının kendi ticari defterlerine göre 662.500,00 TL araç alımı amacıyla para gönderdiği, davacının araç tesliminin gerçekleşmemesi nedeni ile davalıdan 662.500,00 TL alacaklı olduğu, Davacının yasal defter kayıtlarına göre ödeme yaptığı tutarlara ilişkin davalıdan geri ödeme almadığı,..." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
İİK’nın 67. Maddesi, "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun,

1. maddesi; “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” hükmüne 26. maddesi ''Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.''

125. maddesinde “ (1) Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. (2) Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. (3) Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.”

207. maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/04/2018 Tarih, 2017/13-619 Esas 2018/919 Karar sayılı kararında "...Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır..." denilmiştir.
Aracın tescilsiz araç olması sebebi ile anılan yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; kural olarak, sözleşme ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır.
Uyuşmazlığın çözümünde ispat ve ispat yükü kavramlarının kısaca açıklanması yerinde olacaktır.
İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. (Kuru, B: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001,6.2.c.,s.1966)
Hakim, davada hangi çekişmeli vakıanın ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi sorusu ile karşılaşır; buna da ispat yükü denir.
İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ve yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilakis, kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.

Konu ile ilgili genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır.
İspat aracı olan ve kendi içinde kesin-takdiri olmak üzere ikiye ayrılan deliller, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanamayacağı davalarda kural olarak taraflarca ileri sürülmedikleri müddetçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Somut olayda; davacı taraf 0 km bir araç alımı konusunda davalı ile anlaştıklarını, davalı taraf ise davaya cevaplarını sunmadığı, dolayısıyla da akdi ilişkiyi inkar ettiği kabul edilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi gereği, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır.
Yukarıda alıntılanan 6098 sayılı yasanın 1. maddesine göre sözleşme öneri ve kabul ile kurulur. Dosyaya davacı tarafından taraflar arasında düzenlenen yazılı bir sözleşme sunulduğu, protokol ve ödemeye ilişkin sunulan belgelere davalı tarafça açıkça itiraz edilmediği görülmüştür. Dolayısıyla da davacı taraf, 0 km (tescilsiz) araca ilişkin sözleşme yapıldığı iddiasını, taraflar arasında düzenlenen bila tarihli protokol ve ödeme dekontları ile ispat ettiği anlaşılmıştır.
Davalının davaya cevaplarını sunmayarak, akdi ilişkiyi inkar ettiği, ancak aracın teslimatına veya yapılan ödemelere ilişkin bir itirazının olmadığı, davacı tarafın akdi ilişkiyi ispat ettiği, yine sözleşmenin feshine gittiğini belirttiği anlaşılmakla, bu durumda, davalı tarafın, araç satışı için aldığı bedeli, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ve taraflar arasında düzenlenen protokol çerçevesinde davacıya iade etmesi gerektiği, ancak araç satışı için çekilen kredinin masrafı ve araç satışı sonrası araca yapılan kasko masrafı, borcun ifa edilmemesinden doğan zarar olmadığından talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):

1-Davanın kısmen KABULÜ İLE,
Davalının Kocaali İcra Dairesinin 2025/170 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın, dava konusu yapılan araç satışı için gönderilen bedel yönünden iptali ile takibin 650.000,00.-TL asıl alacak üzerinden devamına, 650.000,00.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 44.401,50 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 8.242,90 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 36.158,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,

3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 103.500,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 32.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan; 615,40 TL Başvuru Harcı, 8.242,90 TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 8.858,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan; 7.000,00 TL Bilirkişi ücreti, 1.000,00 TL Adli Tıp Reddiyatı Ücreti, 363,50 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.363,50 TL yargılama giderinin (%95,24 Kabul - % 218,96 Red) oranı dikkate alınarak 7.965,24 TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Artan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,

8-Arabuluculuk Nedeniyle hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL ücretin (%95,24 Kabul - % 218,96 Red) oranı dikkate alınarak 4.381,04 TL'sinin davalıdan, 218,96 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (E - Duruşma Vasıtasıyla) yüzüne karşı, davacı şirket yönünden miktar itibari ile KESİN olmak, davalı yönünden gerekçeli kararın, davalı tarafa tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/04/2026