Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)

K. YAZIM TARİHİ: 27/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Ili, ....Ilçesi, .... Mahallesi,.... Organize Sanayi Bölgesi.... ada ... parselde (3.601m²) kayıtlı taşınmazın 13.08.2004 tarihli sözleşme ile Davalı OSB tarafından Müvekkili şirkete tahsis edildiğini, söz konusu tahsis işleminin davalı tarafından tahsis tarihinden neredeyse yirmi yıl sonra 19.01.2024 tarihinde iptal edildiğini, ancak tahsisi iptal edilen arsanın değerinin altında ödeme yapıldığını ve arsa üzerinde Müvekkili tarafından inşa edilen yapının bedelin taraflarına ödenmediğini ifade ederek, dosyaya sunulan iki farklı Mahkemeden ve iki farklı heyetten alınan raporlarla Davalı tarafın Müvekkili şirkete arsa bedeli olarak ödediği bedelin gerçek değerinden az olması nedeni ile 25.000,00 TL arsa bedelinin davalının arsa bedelini ödediği tarih olan 16.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, yine dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere ekonomik değeri bulunmasına rağmen davalının arsa üzerinde bulunan yapı ile ilgili hiç bir ödeme yapmaması nedeni ile 75.000,00 TL inşaat bedelinin 16.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini HMK 107. Madde uyarınca talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Başkent OSB'nin, 4962 sayılı OSB Kanununda da hüküm altına alındığı gibi özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, müvekkili tacir olmadığı gibi huzurdaki davanın da mutlak ticari dava olmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak ise, Müvekkili .... OSB'nin .... İli, .... İlçesi,..... Mah...... Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde kalan .... Ada ... Parselde kâin taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmazın 13.08.2004 tarihinde karşı yan,...Biyoteknoloji ve ... Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye tahsis edildiğini ancak davacının inşaata devam etmediğini, bu nedenle davacı yan sözleşmeden, yasadan, yönetmelikten gelen yükümlülüklerini yerine getirmediği için davacının tahsisinin, OSB Kanunu ve Yönetmeliği gereği 17.01.2024 tarihinde iptal edildiğini ve iptal kararının 22.01.2022 tarihinde firmaya tebliğ edildiğini, arsa tahsis iptal bedeli olarak da taraflarınca açılan tevdi mahalli dosyası kapsamında belirlenen davacının banka hesabına 16.10.2024 tarihinde 13.503.750,00 TL’lik ödeme yapıldığını, ödemenin davacı tarafından kabul edildiğini ve itiraza konu edilmediğini, karşı tarafın arsadaki imalatlarının bedelinin tespiti hakkında, gerek davacının talebiyle açılan Ankara Batı .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin .... D. iş dosyası gerekse müvekkilinin talebiyle açılan Ankara Batı ....Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ..... D. iş dosyası kapsamında alınan raporlara birim fiyatlarda 2024 yılının esas alınmasına, yıpranma payının göz ardı edilmesine, talep dışı olarak m² birim bedeli tespit edilmesine, hatalı emsal araştırmasına, tespit edilen inşaat seviyesine, arsa değeri tespitine, yapı değeri tespitine… gibi hususlara çeşitli gerekçelerle taraflarınca yazılı olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin davacıya “arsa bedeli” adı altında herhangi bir ödeme yapmadığını, Mevzuatta da “arsa bedeli”nin ödenmesi gerektiği iddiasının bir karşılığı bulunmadığını, davacı katılımcı arsa üzerinde mülkiyet kazanmadığı için arsa bedeli ödemesinden de söz edilemeyeceğini, müvekkilinin, davacıya arsa tahsis iptal bedeli olarak ve bu kapsamda ödeme yaptığını, iddia edildiği gibi ..... OSB'nin hukuka ve hakkaniyete aykırı işlem yapmadığını beyan ederek, haksız davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Organize Sanayi Bölgesi tarafından yapılan arsa tahsisinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Aynı Kanun’un 5/2. maddesinde ticari davaların, ayrı asliye ticaret mahkemesi olan yerlerde o yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmış, maddenin 3.fıkrasında; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak belirlenmiştir.
4962 sayılı OSB Kanununda OSB'lerin özel hukuk tüzel kişisi oldukları belirtilmiştir.
Eldeki dosyada; davacı tacir olmadığı gibi mutlak ticari dava da söz konusu olmadığından uyuşmazlığın ticari dava olarak asliye ticaret mahkemesinde görülüp çözülmesi doğru değildir (Yargıtay 4. HD'nin 2014/8822 Esas, 2015/4862 Karar)
6100 sayılı HMK'nın 1.maddesine göre; mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir, göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.
6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da her aşamada ileri sürebileceği, 137 ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının(ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği düzenlenmiştir.
Şu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşıldığından ve somut olayda da; davalı tacir olmadığı gibi mutlak ticari dava da söz konusu olmadığından uyuşmazlığın ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözülmesi mümkün olmadığından görevsizlik kararı verilmiştir. (Emsal Yargıtay 11. HD 2022/4599E., 2023/3797K. Ve 15/06/2023 tarih sayılı kararı ile Ankara BAM 25.HD. 2021/1746 esas, 2021/2003 karar sayılı ilamları).

1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,

2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-6100 Sayılı HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,

4-Kararın kesinleşmesinden itibaren 6100 Sayılı HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/04/2026