İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... T.A.Ş. Sultanbeyli Şubesi ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı borçlunun anılan sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, muacceliyet halinin gerçekleşmesi halinde Bankanın Sözleşme’yi feshederek krediyi kat etme yetkisinin bulunduğunun hüküm altına alındığını, borçluların sözleşme hükümlerini ve sözleşmenin diğer maddelerini ihlal etmeleri sebebiyle kredi hesabının kat edilerek, kredinin kat’ına ilişkin keşide edilen ... 1. Noterliği' nin ... Tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin dava dışı kredi borçlusuna ve müteselsil kefillerine gönderildiğini, dava dışı kredi borçlusu şirket ve müteselsil kefilleri tarafından kredi borçları ödenmediğinden ihtarnamenin sonuçsuz kalması, ayrıca dava dışı kredi borçlusunun ödeme güçsüzlüğü içinde olması sebebiyle, davalı müteselsil kefil hakkında ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun borca, faiz ve fer’ilerine itiraz ettiğini, 28.04.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, dava dışı asıl kredi borçlusu... Tic. Ltd. Şti. tarafından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde konkordato talepli dava ikame edildiğini, dava dışı kredi borçlusu şirket hakkında öncelikle 02.01.2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 27.03.2024 tarihli duruşmada geçici mühlet süresinin 2 ay daha uzatılmasına karar verildiğini, asıl kredi borçlusu hakkında konkordato mühlet kararı verildiğinden, asıl kredi borçlusu hakkında bu aşamada takip başlatılamadığını, asıl kredi borçlusunun ödeme güçsüzlüğü içinde olduğunu, borçluların açıkça ödemelerini tatil ettiği/ödeme güçsüzlüğü içinde olduğu, ihtarın sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun takibe ilişkin itirazlarının takibi uzatmaya yönelik olduğunu, itirazların takibi uzatmaya yönelik olarak yapıldığını, talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeye ve medeni kanunun 2. maddesine uygun olduğunu, davalının itirazlarının haksız ve kötüniyetli olduğu, bu nedenlerle alacakları üzerinden %20’ den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle Davalı-borçlunun ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin, takip talebindeki alacak miktarı ve şartlarla aynen devamına,
Davalı-borçlunun nakit alacakları üzerinden % 20’ den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı-borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı müvekkilinin yerleşim yerinin ... / ... olduğu, genel yetki kuralı gereğince yetkili ve görevli mahkemenin ... Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, geçerli şekilde verilmiş kefalet olmadığını, eş rızasının alınmadığını, takibe dayanak hesap kat ihtarının hukuka aykırı olduğunu, ihtarın keşide tarihinden önce mühlet süresi içerisine yapıldığını, Müvekkili ...' nun 30.12.2024 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verilmiş mühlet kararı ile 3 aylık geçici mühlet süresi içerisinde iken ihtarnamenin gönderildiğini, usulüne uygun muacceliyet ihtarı olmadığını, sözleşmenin asıl tarafı dava dışı .. 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından verilmiş 02.01.2025 tarihli karar ile mühlet süresine girdiğini ve halâ mühlet süresi içerisinde olduğunu, dava dışı asıl borçlunun borcuna yönelik işletilmiş faizin hukuka aykırı olduğunu, hesap sahibi asıl borçlunun takip talebinde taraf olarak gösterilmediğini, müşterek müteselsil kefiller ile borçlular arasından zaruri takip arkadaşlığı bulunduğunu, söz konusu kat ihtarında ana para borcuna işletilen faizin yanlış hesaplandığını, hesap kat ihtarına konu kredi sözleşmesinin tarafı olan ... Şirketi hakkında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası tahtında görülen konkordato davasında 02.01.2025 tarihinde 3 aylık geçici mühlet kararı verilmişken mühlet süresi içerisinde ana para borcuna faiz işletilmiş işletilen bu faizin de müvekkilinden talep edildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, gayri nakdi çek taahhüt bedelleri ile teminat mektubu bedelinin depo edimesi talebinin ve müvekkilinin kefalet sorumluluğuna ilişkin itirazları olduğunu, sorumluluğun müvekkiline ait olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle usulden reddine, geçerli kefalet sözleşmesi bulunmadığından huzurdaki davanın müvekkilline yöneltilmesinin mümkün olmaması sebebiyle reddine, takibe yapmış oldukları itirazların haklı olması sebebiyle davanın reddine,
haksız ve kötü niyetli şekilde işbu davayı ikame eden davacı hakkında dava değerinin % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

.... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden dosyaya eklendiği, ... 8. Asliye ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasının UYAP üzerinden mahkememize gönderildiği, evrak asıllarının sunulduğu kasaya alındığı görülmüştür.
Davaya konu ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalı İ...aleyhinde ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... D.İş ...Karar sayılı ihtiyati haciz kararına dayanarak 25.547.521,22 TL (ihtiyati haciz) alacağın tahsili için 18/04/2025 tarihinde ilamsız icra takibine başlandığı, 29/04/2026 tarihinde ödeme emri düzenlendiği ve borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlunun süresinde borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği ve davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce celp edilen... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacılar, ...Şti., ... Şti. ve...hakkında hakkında 02/01/2025 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği akabinde geçici mühletin 27/03/2025 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği ve nihayetinde kesin mühlet taleplerinin kabulü ile, 13/04/2025 tarihinden itibaren İİK'nun 289/3 maddesi uyarınca davacılara 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi tarafından sunulan 04/03/2026 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "5-bilindiği üzere dava dışı asıl borçlu firma (...ŞTİ) hakkında ... 1.ATM ... E. sayılı dosyası ile 02.01.2025 tarihi itibariyle geçici mühlet tedbir kararı verilmiş olmasının TBK'nun 586 m. Kapsamında değerlendirilmesi durumunda, geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.01.2025 öncesinde muacceliyet koşullarının henüz teşekkül etmemiş olduğu değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle sözleşme fesih koşullarının kat ihtarı tarihi (02.01.2025) itibariyle de henüz olgunlaşmamış olduğu kanaati edinilmiştir. Hal böyle iken, geçici mühlet tarihi itibariyle özellikle davalı kefil/ler bakımından alacağın muaccel olup olmadığının TBK'nun 586 m. kapsamında irdelenmeye muhtaç olduğu değerlendirilmektedir. şöyle ki; buna göre kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiği bir yasa hükmüdür. O halde geçici mühlet tarihi 02.01.2025 ile hesabında yine aynı gün 02.01.2025 tarihinde kesilip kat edilmiş olması nazara alındığında (Ayrıca hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın da bulunmadığı gözetildiğinde) geçici mühlet tedbir kararı öncesinde özellikle dava dışı asıl borçlu (konkordato sürecinde olan borçlu firma) bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt hali de henüz teşekkül etmemiştir. Başka bir deyişle hesap sırf geçici mühlet tedbir kararı nedeniyle kesilip kat edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. O halde TBK'nun 586 m. ışığında geçici mühlet tedbir kararı tarihi 02.01.2025 öncesinde dava dışı asıl borçlu bakımından muaccel bir alacak ve/veya somut temerrüt hali doğmamış olduğundan, (asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gibi) davalı kefil/ler açısından geçici mühlet tarihi itibariyle asıl borçlunun muaccel bir borcu bulunmadığı kanısıyla, davalı kefil/ler aleyhinde bu aşamada takip yapılıp yapılamayacağı sayın mahkemenin takdirlerindedir. " yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davacı banka ile dava dışı ... Şti. arasında 40.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği ve davalı kefilin de bu sözleşmeye 40.000.000,00 TL limit ile müteselsil kefil olduğu, davacı banka tarafından kredi borçlusu ve davalı muhataplarına çekilen ... 1. Noterliği' nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesinin ihtar olduğu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, genel kredi sözleşmesine dayanarak 25.547.521,22 TL (ihtiyati haciz) alacağın tahsili için 18/04/2025 tarihinde ilamsız icra takibine başlandığı, 29/04/2026 tarihinde ödeme emri düzenlenerek toplam 30.284.349,80 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.

Dava dışı kredi borçlusu ... Ltd. Şti. tarafından 30/12/2024 tarihinde konkordato davası açılması sonucunda ...1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında 02/01/2025 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği akabinde geçici mühletin 27/03/2025 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği ve nihayetinde kesin mühlet taleplerinin kabulü ile 13/04/2025 tarihinden itibaren İİK'nun 289/3 maddesi uyarınca davacılara 1 yıl süre ile kesin mühlet verildiği, mühlet süresi içerisinde 02/01/2025 tarihinde hesabın kat edildiği görülmüştür.

Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konkordatonun sözleşmelere ve kefillere etkisinin değerlendirilmesi gerekir. "2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 296/1. Maddesi, "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir(Dilek Aydemir, ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz.
Müteselsil kefalette alacaklı, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir (TBK m 586, I). Bu hükme göre, asıl borçlu hakkında konkordato geçici mühleti kararı verilmişse, artık müteselsil kefile karşı alacaklının doğrudan başvuru hakkı doğmaktadır. Alacaklının kefile karşı İİK m 303’deki imkândan tam olarak faydalanabilmesi için onun alacağını kaydettirmesi gerekir. Her ne kadar İİK m 303’de alacaklının kefile karşı başvuru hakkını koruyabilmesinin bir şartı olarak alacaklının alacağını kaydettirmesi öngörülmüş olmasa da, TBK m 594’de açıkça alacaklının alacağını kaydettirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Alacaklının alacağını konkordato komiserine ilandan itibaren belirli süre içerisinde bildirmesinden sonra, komiser bu alacak bildirimi üzerine borçlunun beyanını alır. Eğer alacaklının alacağını veya alacağın miktarını borçlu kabul etmezse, alacak veya miktarı çekişmeli duruma gelir. Alacağı itiraza uğramış olan alacaklı, konkordatonun tasdiki durumunda tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açmalıdır (İİK m 308/b,I). Kefaletle güvence altına alınmış çekişmeli alacak sahibi söz konusu bu davayı açmazsa TBK m 594, II’deki hakların korunması için gerekeni yapmamış olur ve böylece kefil zarara uğramış olabilir; bu halde ise TBK m 594, III gereği, alacaklı kefilin uğradığı zarar miktarı ölçüsünde ona başvuru hakkını kaybeder.
Dolayısıyla bu tür çekişmeli alacaklarda alacaklının alacağını sadece konkordatoya kaydettirmesi yeterli olmayıp, ayrıca kanunda hakkın korunması için gerekli diğer işlemlerin de yerine getirilmesi gerekir. İİK m 303, I’e göre, konkordatoyu reddeden (muvafakat etmeyen) alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder ve alacaklı asıl borçluya kefil olan kimseden sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olur. Başka bir deyişle, konkordatonun tasdik edilmesi ile birlikte konkordato projesinde asıl borcun vade veya tenzilat ile ödenmesi öngörülmüş olsa dahi, alacaklı alacağını herhangi bir vadelendirme veya tenzilat yapılmaksızın kefalet borcunun normal vadesinde tam olarak kefilden talep edebilme hakkına sahip olur(Levent Börü, "Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkileri", İstanbul Hukuk Mecmuası, sayı: 78/3, sayfa: 1255 ve 1259-1261)."(İstanbul BAM 43. HD. ... Esas-...Karar)"
Ankara BAM 21. HD ... Esas...Karar sayılı ilamı da "Bu durumda, mahkemece geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun vadesinde ödemediği kredi taksiti bulunmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce davacının kredi hesabını kat etme koşullarının oluşmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ve asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindedir.
Bilindiği üzere, alacaklının müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (Uygur, Turgut; 6098 Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, Nisan 2012, Cilt II. s. 2541). Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce asıl borçluya başvurulmadan müteselsil kefile gidilebilmesi mümkün iken, TBK'nın anılan düzenlemesi ile artık bu mümkün olamamaktadır. Bu itibarla, müteselsil kefiller yönünden talepte bulunabilmek için öncelikle asıl borçluya başvuru şartlarının oluşması gereklidir. Borç muaccel olmadıkça kefil hakkında takip yapılamaz. İİK'nın 296.maddesi kapsamındaki yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından kefiller hakkında icra takibi yapma şartlarının da mevcut olmaması nedeniyle davanın reddi gerekir."(Ankara BAM 21. HD. ... Esas ...Karar)
Somut olayda, dava dışı ... Ltd. Şti. hakkında konkordato talep edildikten sonra hesap kat edilmiştir. İİK'nın 296/1. Maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerektiğinden, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekmekle bu hususta yaptırılan bilirkişi incelemesinde dava dışı asıl borçlu şirket hakkında verilen geçici mühlet tedbir kararından önce, alacağın muaccel olmadığı bildirildiğinden açıklanan gerekçelerle davanın reddine, davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının, yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL harcın peşin alınan 365.759,24 TL harçtan mahsubu ile bakiye 365.027,24 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.358.843,50 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026