İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ...Şirketi arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri, Taşıt Rehin Sözleşmeleri ve diğer sözleşmeler akdedildiğini, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesaplarının kat edildiğini, müvekkili bankanın alacağının gerek kredi müşterisine ve gerekse kefillerine çekilen ihtarnameye rağmen ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine; davalı borçlu hakkında olan müvekkili bankanın alacaklarının tahsilini teminen ... Banka Alacakları Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından kasko değerleri üzerinden genel haciz yoluyla takibe geçildiğini, ödeme emrinin kendisine tebliğinden sonra kötüniyetli olarak alacağa ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiğini, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle arabulucuya başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle borçlunun ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasındaki itirazının iptaliyle takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine

karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili aleyhine İİK madde 146,147 uyarınca taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağını, müvekkili aleyhine ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takipte ödeme emri gönderildiğini, müvekkili tarafından kendilerine gönderilen ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli kat ihtarına ... 40. Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile süresinde itiraz edildiğini, müvekkilinin konkordato sürecinde olduğunu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyasının 05.09.2024 tarihli kararıyla müvekkili hakkında konkordato geçici mühlet kararı verildiğini, akabinde 03.12.2024 tarihli karar ile bir yıl süreyle kesin mühlet verilmesine karar verildiğini, ödeme emri ile talep edilen alacak miktarının, işlemiş ve işleyecek faiz oranı ve tutarının hatalı olduğunu, ödeme emrine karşı haklı itirazda bulunduklarını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davanın süresinde açılmadığından bu yönden reddine, usul yönünden itirazları dahilinde davanın usulden reddine,
işin esasına girilmesi halinde haksız ve yersiz açılmış davanın esastan reddine,
Davacı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının ve arabuluculuk dosyasının UYAP'tan eklendiği, davacı vekilinin 12/03/2025 tarihli dilekçesinin ekinde 17/03/2023 tarihli, 21/08/2023 tarihli ve 19/08/2024 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri aslı, Ticari Taşıt Kredisi ve Rehin Sözleşmesi aslı, İhtarname ve tebliğ şerhlerinin asıllarının sunulduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyasının uyap üzerinden gönderildiği görülmüştür.
... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı bankanın davalı borçlu aleyhinde dayanak toplam 11.885.843,00 TL asıl alacağın tahsili için 24/12/2024 tarihinde taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekilinin borçlu hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin...esas sayılı dosyasında talep eden...Şirketi hakkında konkordato mühlet kararı verildiği bu itibarla borçlu hakkında takip yapılamayacağından bahisle süresinde borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Celbedilen ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı ...ordato talebi ile dava açıldığı, tensip tutanağında davalı borçlu hakkında 05/09/2024 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, akabinde 05/12/2024 tarihinden başlamak üzere davalı borçlu hakkında 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, 02/02/2026 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği kararın kesinleştiği görülmüştür.
Davalı vekili, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazda müvekkili şirket hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında 05.09.2024 tarihli kararıyla müvekkil hakkında konkordato geçici mühlet kararı verildiği akabinde 03.12.2024 tarihli kararıyla konkordato talep eden davacının konkordato kesin mühlet kararı verilmesi talebinin kabulü ile bir yıl süreyle kesin mühlet verilmesine dair karar verildiği, bu itibarla borçlu hakkında İİK 295 madde uyarınca "Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği veya başlamış olan takiplere devam edilebileceği ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacağı ve rehinli malın satışının gerçekleştirilemeyeceğinden bahisle borca itiraz ettiği, cevap dilekçesinde de müvekkili aleyhine İİK madde 146,147 uyarınca taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağını belirttiği görülmüş ise de İİK. 295. Maddesine göre mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasına veya başlamış olan takiplere devam edilmesine hukuken engel bir durum olmadığı gözetildiğinde, davalının bu itirazına itibar edilmemiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 25/06/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "1-Davacı banka ile davalı kredi lehtarı/borçlusu (asıl borçlu) ... Ltd. Şti. firması arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, konkordato mevzuatı karşısında davacı bankanın davalı aleyhinde takip hakkının bulunup bulunmadığının nihai takdiri sayın mahkemeye ait olduğu," görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiş ve raporda hesaplama yapılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak asıl borçluya kullandırılan krediden kaynaklanan alacağa istinaden yapılan taşınır rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takibe, davalının itiraz etmesi nedeniyle İ.İ.K'nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık, davalı borçlu şirketin hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borcu bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında geçici mühlet karar süresi içerisinde kredi hesabının davacı tarafından kat edilip edilemeyeceği, hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borç var ise ve geçici mühlet süresi içerisinde hesap kat edilebilecek ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı ile borçlu ... Şirketi arasında 17/03/2023 tarihli 30.000.000,00 TL bedelli ve 21/08/2023 tarihli 30.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri akdedilmiştir.
Kredi borcunun ödenmesi için ... Noterliği’nin ...tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi düzenlendiği, ihtarnamenin borçluya tebliğe çıkarıldığı, borçlu tarafça ... 40. Noterliği' nin ...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cevap verildiği, ihtarnamenin 16/10/2024 tarihinde borçluya tebliğ edilmiştir.
2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı, 285.mad;– (Değişik: 28/2/2018-7101/13 md.); "Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir."
2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı, 295.mad (Değişik: 28/2/2018-7101/23 md.) "Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez."
2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları başlıklı, 296 Madde (Değişik: 28/2/2018-7101/24 md.) "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.
Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesinin bulunduğu,
Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 10. maddesinde “Muacceliyet ve Temerrüt " halleri düzenlenmiştir.
Sözleşmenin 10. Maddesi; “ Kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda, vade tarihinde banka alacakları muaccel hale gelir. Müşteri, sözleşme ve ekleri kapsamındaki borçlarını kararlaştırılan vade tarihinde eksiksiz olarak ödemediği takdirde banka tarafından protesto keşidesine, ihtarname gönderilmesine, mehil tayinine, velhasılı hiçbir kanuni takip ve teşebbüs icrasına mahal bırakmaksızın temerrüde düşeceğini, muaccel hale gelen tüm borçlarını faiz ve diğer masrafları, bilcümle ferileri ile birlikte derhal ödeyeceğini kabul ve beyan eder. “ denilmiştir.
Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 10. maddesinde "Muacceliyet ve Temerrüt" halleri düzenlenmiştir. 10. maddenin bütününde müşterinin konkordato ilan etmesinin hesapların muacceliyeti sonucuna doğuracağına dair açık hüküm bulunmamaktadır. Konkordato, zaten borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre asıl borçlu şirketin konkordatoya başvurmasının açıkça sözleşmeyi fesih hakkı vermediği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki İİK'nun 296.maddesi “Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz” hükmü sözleşmenin feshine engel olacaktır. Zira sözleşmedeki diğer muacceliyet hükümleri açısından da dava dosyasına sunulan hesap ekstreleri ile hesap kat ihtarnamesi incelendiğinde hesap kat tarihinde, vadesi gecikmiş alacak bulunmamaktadır. Bu husus bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olup raporda "GEÇİCİ MÜHLET tarihi öncesinde henüz MUACCEL bir alacağın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hesabın kesilip kat edildiği tarih 10.10.2024'dür. Geçici mühlet tarihi 05.09.2024'den SONRA hesabın kesilip kat edilmiş olması, konkordato halinde olan davalı firma açısından temerrüt bakımından değerlendirilmesi sayın mahkemeye aittir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu şartlarda, İİK'nun 296.maddesinin açık bir fesih yasağı hükmü niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacı bankanın hesapları kat ederek sözleşmeyi fesih etmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve İİK'nun 296.maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, İİK'nun 296.maddesine göre (ve banka alacakların tahsilinde gecikme olmadığından) asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurulması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira genel kredi sözleşmesi, “borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme” niteliğindedir. Genel bankacılık uygulamaları ve teamülleri ile ticari hayatta bankaların bir şirket hakkında takibe geçmesi diğer bütün alacaklıların takibe geçmesine yol açmakta böylece borçlunun işletme faaliyetinin devam etmesinde büyük olumsuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle genel kredi sözleşmesi, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Emsal nitelikteki Yargıtay 11. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamı bulunmakta olup yine Ankara BAM 21. HD ...Esas...Karar sayılı ilamında da "Bu durumda, mahkemece geçici mühlet tarihinden önce dava dışı asıl borçlunun vadesinde ödemediği kredi taksiti bulunmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce davacının kredi hesabını kat etme koşullarının oluşmadığı, geçici mühlet karar tarihinden önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ve asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibarıyla muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki kararında davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği belirtilmiştir.
Belirtilen nedenlerle; İ.İ.K.nun 296.maddesindeki açık yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından icra takibi yapma şartlarının da mevcut olmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine; davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,

3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harç bedelinin peşin alınan 143.551,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 142.819,28 TL harç bedelinin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince reddedilen miktar yönünden hesap olunan 1.082.575,29 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

6-Arabulucuya ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e duruşma) ve davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026