İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeni banka ile dava dışı kredi asıl borçlusu ... Ltd. Şti. arasında diğer borçlu şirket yetkilileri ..., ...ve ...'ın müteselsil kefaletiyle bağıtlanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden asıl borçluya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlulara Üsküdar ... Noterliğinin 15/12/2017 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile borcun ödenmesine ilişkin banka alacağını talep etmiş, buna rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle borçlular aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiği, davalılar tarafından haksız yere yetkiye, borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ... Ltd. Şti. Lehine diğer borçlu şirket yetkilileri ..., ... ve ...'ın müşterek borç ve müteselsil kefaletleri ile Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden krediler tesis edilerek kullandırıldığını, bir süre sonra davacı banka tarafından söz konusu GKS kapsamında vekiledenlerinin kredi borcunu ödemediği gerekçesi ile dava dışı ...Ltd. Şti.'ne ve müteselsil kefillere 15/12/2017 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye nolu hesap kat ihtanmasi gönderdiğini, akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine girişlidğini, takibe süresinde yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, vekiledenlerine gönderilen hesap kat ihtarnamesi bir çok yönden usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu beyanla söz konusu ihtarnamede hesap doğru şekilde kat edilmediğini, ihtar edilen kredi sözleşmesine ait kalan borç tutarları, bu borçlara ait faizler ve hangi aylar için temerrüde düşüldüğü belirtilmeden eksik hesaplama yapıldığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinde takibe konu alacak kalemleri için belirtilen bedel de hesaplamaya muhtaç ve takipte çıkarılan borç miktarının da hatalı olduğunu, takibe dayanak edilen borcun mesnedi olarak sunulan belgelerde ödeme kayıtları yer almadığı gibi hesap kat ihtarnamesi de usulüne uygun hazırlanmadığını ve usulüne uygun tebliğ edilmediğini, takipte uygulanan faizin Borçlar Kanun'una ayrı olup miktarın fahiş olduğunu beyanla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takibin iptaline, haksız ve kötüniyetli davacının %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasını talep etmektedir.
Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin tahsili amacıyla girişilen icra takibine müteselsil kefil borçluların vaki itirazı üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı yan; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti. arasında davalıların müteselsil kefaletiyle imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden asıl borçluya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız genel haciz yoluyla takibe geçildiğini, davalıların haksız yere itiraz ettiğini, ... tarafından yapılan tazmin ödemesinin borçlularca yapılmış gerçek bir tahsilat niteliğinde olmayıp ilgili mevzuat gereğince bankanın bu tutarı takip sonrası tahsil ederek ...'ye aktarmakla yükümlü olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yan ise; hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun hazırlanmadığını ve tebliğ edilmediğini, hesabın doğru şekilde kat edilmediğini, borç tutarları ile faizlerin ve temerrüt tarihlerinin belirtilmeden eksik hesaplama yapıldığını, takipte uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, ... tarafından yapılan ödemenin borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, aynı alacak için hem genel haciz hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasının mükerrer takip niteliğinde olduğunu ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
O halde somut olayda çekişme; hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olup olmadığı, temerrüdün hangi tarihte oluştuğu, uygulanacak temerrüt faiz oranının ne olması gerektiği, ... tarafından davacı bankaya yapılan 162.455,84 TL tazmin ödemesinin takip borcundan mahsup edilip edilmeyeceği ve davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacak miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı (2018/234 E. - 2019/824 K.)
Mahkememizden verilen 24.10.2019 tarihli karar ile; bankacı bilirkişiden alınan 06.01.2019 tarihli kök rapor, 21.03.2019 tarihli ek rapor ve 05.07.2019 tarihli 2. ek rapor değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden takibin kesinleşmiş olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, diğer davalılar ...ve ...yönünden ise ... tarafından takipten sonra yapılan 162.455,84 TL ödemenin mahsup edilmesi suretiyle dava tarihi itibarıyla hesaplanan 566.208,72 TL üzerinden itirazın iptaline, 545.585,61 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren yıllık %48 temerrüt faizi işletilmek suretiyle takibin devamına ve alacağın %20'si oranında 113.241,74 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
B. İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi Kaldırma Kararı (2021/1970 E. - 2025/357 K.)
Verilen karara karşı her iki taraf vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, davalılar vekilinin istinaf başvurusu eksik harcın kesin süreye rağmen tamamlanmaması nedeniyle HMK'nın 344. maddesi gereğince yapılmamış sayılmış ve bu ek karar kesinleşmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2025 tarih ve 2021/1970 E. - 2025/357 K. sayılı ilamıyla; ... ile davacı banka arasındaki ilişkinin TBK'nın 583. maddesindeki müteselsil kefalet ilişkisinden farklı olup Hazine Desteği Kapsamında Verilecek Kredi Kefalet İşlemlerine İlişkin Protokol ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile özel olarak düzenlendiği, dava dışı ... tarafından dava tarihinden önce yapılan ödemenin mahsubu sonucunda bulunan miktarın kabulüne karar verilmesine rağmen bu konuda HMK'nın 297. maddesine uygun bir gerekçe oluşturulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ...'ye ilişkin yasal düzenlemelerin bir bütün halinde değerlendirilerek gerekçelendirilmesi gerekirken bu konularda değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğu tespit edilerek, HMK'nın 353/1-a-6 hükmü uyarınca işin esasına girilmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkememize gönderilmesine olarak karar verilmiştir.
C. Kaldırma Kararı Sonrası Yargılama Aşaması
Kaldırma kararı üzerine dosya mahkememizin 2025/265 Esas sırasına kaydedilmiş, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamı doğrultusunda taraf vekillerinin önceki bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının da değerlendirilmesi amacıyla dosyanın bankacılık iş ve işleyişi alanında uzman bilirkişi ...'a tevdiine karar verilmiştir.
II. Taraflar Arasındaki Sözleşmesel İlişki ve Kefalet Durumu
Dosya kapsamından, davacı banka şubesi ile dava dışı ...Ltd. Şti. arasında 17.07.2013 tarih ve 248223,29.04.2014 tarih ve 43665,16.02.2016 tarih ve ...sözleşme numaralı olmak üzere üç ayrı Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, davalılar ..., ... ve ...'ın bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kefalet limitlerinin toplamda açılan kredi tutarlarının üzerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
III. Hesap Kat İhtarnamesi ve Temerrüt Tarihi
Davacı bankanın ... Sanayi Şubesi tarafından Üsküdar ... Noterliğinde 15.12.2017 tarihinde düzenlenen... yevmiye sayılı ihtarname ile dava dışı borçlu şirket ve davalı kefillere hitaben hesap kat ihtarnamesi gönderildiği, ihtarnamede şirkete kullandırılan kredilerin türleri ve borç tutarlarının ayrı ayrı gösterildiği, toplam 769.525,77 TL nakdi kredi borcunun, 23.970,00 TL çek yaprak bedelinin ve 140.400,00 TL teminat mektubu bedelinin 24 saat içinde ödenmesinin talep edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalılar vekili her ne kadar hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun hazırlanmadığını ve tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de; ihtarnamede kredi türlerinin, hesap numaralarının ve borç tutarlarının ayrı ayrı belirtilmiş olduğu, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamında da ihtarnamede borç tutarlarının ayrı ayrı gösterildiğinin ve ödeme süresinin belirtildiğinin açıkça tespit edildiği görülmektedir. Bu itibarla hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun düzenlendiği ve davalı ...'ya 19.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, verilen bir günlük sürenin sonunda 21.12.2017 tarihinde temerrüdün oluştuğu bilirkişi raporu ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
IV. ... Tarafından Yapılan Ödemenin Hukuki Niteliği
Dosya kapsamından, dava dışı... Ltd. Şti.'ne kullandırılan 13 adet kredi içinde yer alan...numaralı kredinin davacı banka ile... Fonu A.Ş. arasındaki kefalet protokolü kapsamında kullandırıldığı, kredi borcunun temerrüde düşmesi üzerine... tarafından kefalet protokolü gereğince 13.02.2018 tarihinde davacı bankaya 162.455,84 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
... ile davacı banka arasındaki ilişki, TBK'nın 583. maddesinde düzenlenen olağan müteselsil kefalet ilişkisinden farklı olup özel yasal düzenlemelere tabidir. Şöyle ki; 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un geçici 20. maddesinde Kredi Garanti Fonu alacakları kamu alacağı olarak tanımlanmış ve uygulanacak esasların düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
20.10.2016 tarihli ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 6. maddesinde, temerrüt halinde takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde edecekleri tahsilatın tazmin edilen kefalet oranında Kuruma aktarılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan, ... ile davacı banka arasında akdedilen Hazine Desteği Kapsamında Verilecek Kredi Kefalet İşlemlerine İlişkin Protokolün 4.2.1. maddesinde, kurumun kefaleti ile kullandırılan kredinin temerrüdü halinde kurumun alacağı dahil kanuni işlemlerin kredi veren tarafından yürütüleceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Bu yasal düzenleme ve protokol hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; ... tarafından davacı bankaya yapılan 162.455,84 TL ödemenin, borçlular tarafından yapılmış gerçek bir tahsilat niteliği taşımadığı, ...'nin kefalet tazmin ödemesi olduğu, davacı bankanın bu tutarı ... adına takibe devam ederek tahsil etmek ve tahsil ettiği bedeli tazmin edilen kefalet oranında ...'ye aktarmakla yasal olarak yükümlü bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle, davacı banka ...'nin alacağını da dahil ederek kanuni takibi yürütme yükümlülüğü altında olup, bu yükümlülük doğrudan yasal düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ... tarafından yapılan tazmin ödemesinin borçluların borcundan mahsup edilmesi, bankanın yasal yükümlülüğünü yerine getirmesini engelleyeceği gibi, kamu alacağı niteliğindeki ... alacağının tahsilini de imkânsız kılacaktır.
Davalılar vekili her ne kadar ... ödemesiyle davacı bankanın alacağının fiilen azaldığını ve bu tutarın mahsup edilmemesinin mükerrer tahsil imkânı tanıyacağını ileri sürmüş ise de; yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve protokol hükümleri karşısında bankanın bu tutarı borçlulardan tahsil etmesi halinde kefalet oranında ...'ye aktarma yükümlülüğü bulunduğundan mükerrer tahsilden söz edilemeyeceği, ayrıca her iki takipte de "tahsilde tekerrür olmamak kaydı"na yer verilmiş olmasının da bu kaygıyı giderdiği açıktır.
Bu itibarla, ... tarafından yapılan 162.455,84 TL tazmin ödemesinin takip borcundan mahsup edilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
V. Davalı ... Yönünden Değerlendirme
Davalı ...'a ödeme emrinin 24.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin 21.02.2018 tarihinde itiraz ettiği, İİK'nın 62. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük yasal itiraz süresinin geçirildiği, icra müdürlüğünce de bu husus tespit edilerek takibin Hüseyin Tan yönünden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ... yönünden itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme esas almaya elverişli bulunan bankacı bilirkişi Ufuk Uysal tarafından düzenlenen 03.01.2026 tarihli rapor ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
Davacı bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas (eski ... E.) sayılı dosyasında takip tarihi itibarıyla 655.696,84 TL asıl alacak, 20.746,14 TL işlemiş temerrüt faizi ve 1.037,31 TL BSMV olmak üzere toplam 677.480,29 TL alacağının bulunduğu, davacının 684.280,65 TL talep etmiş olması karşısında 6.800,37 TL fazla talepte bulunduğu, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinin 10. maddesinde, müşterinin temerrüde düşmesi halinde bankaca tespit edilen en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacı bankanın bu hüküm çerçevesinde yıllık %48 oranında temerrüt faizi talep ettiği, ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1650 E., 2019/507 K. sayılı ilamında açıkça belirtildiği üzere, sözleşmede yer alan "bankaca tespit edilen en yüksek faiz oranı" ibaresinin uygulanabilmesi için bankanın kat tarihinde aynı tür kredilere fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranını somut ve denetlenebilir şekilde ispat etmesi gerektiği, bilirkişi raporunda, davacı bankanın sunduğu belgeler incelenerek kat tarihinde aynı tür kredilere fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranının yıllık %22,92 olduğu tespiti ile sözleşmenin 10. maddesindeki %50 fazlası kuralı uygulanarak temerrüt faiz oranı yıllık %34,38 olarak belirlendiği anlaşıldığından davalı ... yönünden takibin kesinleşmiş olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, davalılar ...ve ... yönünden ise tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla itirazın 677.480,29 TL üzerinden kısmen iptaline, 655.696,84 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %34,38 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan ve likit olan asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatının davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
1-)Davalı borçlulardan ...yönünden takip kesinleşmiş olmakla davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2-)Davalılar ... ve ...hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜNE,
Davalıların İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...ESAS (eski ...E.) sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile (TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA) 655.696,84 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %34,38 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i gider vergisi (BSMV) işletilmek suretiyle toplam 677.480,29 TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA,
-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-)Hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 46.278,67 TL harçtan peşin alınan 8.264,41 TL, mahsubu ile bakiye 38.014,26 TL harcın Davalılar Yaşar Gündoğdu ve Hayati Çakır'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 8.264,41 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 8.305,51 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-)Bozma öncesi; Davacı tarafından yapılan 850,00 TL bilirkişi ücreti, 194,50 TL teskere /davetiye gideri ve bozma sonrası; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 74,00 TL teskere /davetiye gideri olmak üzere toplam 16.118,50 TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 15.958,31 TL Davalılar ... ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 107.622,04 TL nispi vekalet ücretinin Davalılar ... ve ... Çakır'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-)Davalılar ...ve ...duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2.md uyarınca 6.800,36 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalılara verilmesine,
9-)Davalı ... duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2.md uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalıya verilmesine,
10-)Karar kesinleştiğinde davacının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine,
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026