İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre

yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---------- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;

I.DAVA: Davacı vekili; davacının davalıya ait iş yerinde bulunan makineleri tamir ettiğini ve bozulan parçaların değiştirildiğini, davalının bu hizmetin karşılığını ödemediğini, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas numaralı icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine haksız ve yersiz itirazı sebebiyle takibin durduğunu, itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin tüm faiz ve ferileri ile birlikte davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ll. CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin konkordato sürecinde olduğunu, davacı ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, sözleşme mevcut olmadığı, davacı şirketin tek taraflı olarak faturalar düzenlediği ve bu faturalara istinaden alacak talebinde bulunduğu, her ne kadar faturalara süresinde itiraz edilmese de bunu malın/hizmetin teslim edildiği anlamına gelmediği, davacıdan araç bakım hizmeti aldığını ve kullandığını ileri sürülse de, böyle bir hizmetin mevcut olmadığı, alınmayan ürün bedelinin fatura edilmesi ve tahsil talebiyle işbu davanın ikame edilmesi hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, --------- Müdürlüğünün----------- Esas sayılı takip dosyasında, "fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 238.680,00 TL asıl alacak ve 15.337,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 254.017,40 TL alacağın takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altındadır (HMK 190). Davacı, davalıya ait iş yerinde bulunan makineleri tamir ettiğini ve bozulan parçaları değiştirildiğini, davalı tarafın bu hizmetin karşılığını ödemediğini iddia etmiştir.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur . HMK madde 222/3'e göre de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilir.
Bu açıklamalar dairesinde, tarafların ticari defterlerinde bilirkişice yapılan incelemede, tarafların defterlerini usulüne uygun tuttukları, davacının düzenlediği faturaların davalının defterlerine de işlendiği, buna göre takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlere göre davacı şirkete 238.680,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının davalıdan 238.680,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla, bu alacağa yönelik yapılan takibe itirazın, bu miktar yönünden kısmen iptaline karar verilmişitir.
İşlemiş Faiz Talebi Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği, anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davanın KISMEN KABULÜNE;

1-Davalının ----------İcra Müdürlüğünün ----------Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile,

2-Takibin 238.680,00 TL asıl alacak, üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

3-Alacağın %20 sine tekabül eden icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 16.304,23 TL harçtan peşin alınan 3.067,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.236,32 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 15.337,40 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yatırılan 3.683,31 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

8-Davacı tarafından yatırılan 8.590,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 8.071,34 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

9-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,

11-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın red (%6,04) ve kabul (%93,96) oranına göre hesaplanan 4.322,26 TL'sinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili, 277,74 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2026