İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 16.05.2023 tarihinde akdedilen Spor Tesisleri Yapım Sözleşmesi kapsamında, davacının alt yüklenici, davalının ise işveren sıfatıyla taraf olduğunu, sözleşmenin 03.11.2023 tarihli Zeyilname-1 ve 29.11.2023 tarihli Zeyilname-2 ile kapsamının genişletildiğini ve işçilik ücretlendirmesi ile ek iş bedellerinin kesinleştirildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin TBK m.470 ve devamı hükümleri kapsamında eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili, müvekkilinin Şubat 2024 döneminde yapılan işçilik ve saha işleri karşılığında 25.07.2024 tarihli ... nolu 135.671,95 USD bedelli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, Zeyilname-2 gereği işçilik bedelinin brüt maliyet artı yüzde yirmibeş kâr formülüyle hesaplandığını ve alacağın matematiksel ve likit nitelikte olduğunu, davalının tacir sıfatıyla faturayı teslim almasına rağmen süresinde itiraz etmediğini ve fatura içeriğini zımnen kabul ettiğini belirtmiştir. Davacı vekili, ödeme yapılmaması üzerine .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, icra takibinin TL karşılığı üzerinden başlatılmış olmasının takibin teknik bir gereği olduğunu, itirazın iptali davasında asıl borcun para birimi olan USD'nin esas alınması gerektiğini ve bu durumun talep genişletilmesi veya taleple bağlılık ilkesinin ihlali anlamına gelmediğini, davalının ileri sürdüğü içtihatların farklı somut olaylara ve özellikle işçilik alacaklarına ilişkin olduğunu, arabuluculuk dava şartının da usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini, itirazın iptali davasında takibe konu edilen alacağın maddi hukuktaki dayanağının ispatının esas olduğunu ve faturanın sözleşmenin ifasının belgelendirilmiş sonucu olarak sözleşme ve zeyilnamelerin dosyaya sunulmasının takibin sebebini değiştirmediğini, faiz talebinin asıl alacağın fer'isi niteliğinde olduğunu ve yargılama sırasında talep edilebileceğini, davalının haksız itirazı sebebiyle alacağın tahsilinin geciktiğini ve müvekkil şirketin ciddi nakit akışı riski ile karşı karşıya kaldığını ileri sürerek davalının .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasındaki itirazının İİK m.67 uyarınca iptaline, takibin devamına, 135.671,95 USD alacağın ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline, döviz alacaklarına uygulanan faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesine, en az yüzde yirmi icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosya ile faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibinde bulunduğunu ve toplam 6.253.451,85 TL'nin tahsilini talep ettiğini, davacının icra takibi ile birlikte takipten sonra işleyecek herhangi bir faiz talep etmediğini belirterek öncelikle usuli itirazlarını ileri sürmüştür. Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde kullandığı yargı kararlarının hiçbir içtihat arama motorunda bulunamadığını, özellikle Yargıtay 15. HD 2021/1234 E. 2021/5678 K. sayılı karardaki esas ve karar numaralarının ardışık sayılarla yazıldığını ve ilgili dairenin atıf yapılan tarihte numara değiştirmiş olduğunu, dava dilekçesindeki hukuki bilgi ve iddia ve içtihatların yapay zekâ tarafından üretilme şüphesi içerdiğini ileri sürerek davacı vekilinin kararların tam metinlerini dosyaya sunmasını talep etmiştir. Davalı vekili usuli itiraz olarak; davacının icra takibinde alacağını TL olarak talep etmekle TBK m.99 uyarınca seçimlik hakkını tükettiğini, itirazın iptali davasını USD üzerinden açmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, ıslah ile dahi para cinsinin değiştirilemeyeceğini, Yargıtay 9. HD 2021/12219 E. 2022/535 K., Yargıtay 3. HD 2012/20123 E. 2012/24842 K., İstanbul BAM 13. HD 2022/955 E. 2024/1976 K., ... BAM 16. HD 2024/593 E. 2025/577 K. ve İstanbul BAM 43. HD 2020/25 E. 2020/128 K. sayılı kararlarına dayanarak davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili ayrıca, arabuluculuk başvuru formunda uyuşmazlığın itirazın iptali davası olarak tanımlanmadığını ve icra dosya numarasına yer verilmediğini, UYAP başvuru formunda bu hususun açıkça belirtilmesi gerektiğinin yazılı olmasına rağmen bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, ... BAM 17. HD 2025/246 E. 2025/590 K. sayılı karara dayanarak dava şartının gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, davacının icra takibinde faturaya dayanmış olup itirazın iptali davasında sözleşme ve zeyilnamelere dayanmasının takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, YHGK 2017/19-1309 E. 2021/377 K. ve YHGK 2011/19-617 E. 2011/749 K. kararlarına dayanarak davanın yalnızca fatura kapsamında incelenmesi gerektiğini, davacının icra takibinde işleyecek faiz talep etmediğini ve itirazın iptali davasında faiz talep edemeyeceğini, YHGK 2011/11-238 E. 2011/379 K. kararına atıf yaparak işlemiş faiz talebinin de reddedilmesi gerektiğini zira temerrüt ihtarnamesi sunulamadığını belirtmiştir. Davalı vekili esasa ilişkin olarak ise faturadaki borcun müvekkil şirketçe kabul edilmediğini, salt faturanın alacağın varlığını tek başına kanıtlamaya elverişli olmadığını, taraflar arasındaki cari hesaplar incelendiğinde davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağının kalmadığının görüleceğini savunarak haksız davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın yargı kararlarına ilişkin itirazının davanın esasına katkı sunmayan ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmayan açıklamalar olduğunu, yargı kararlarına atıf yapılmasının hukuki görüşü destekleyici nitelikte olup davanın esasını teşkil eden maddi vakıaların ve delillerin yerine geçmeyeceğini, mahkemenin hukuki nitelendirmeyi re'sen yapmakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili, icra takibinde TL karşılığının gösterilmesinin takibin teknik bir gereği olduğunu, itirazın iptali davasında asıl borcun para biriminin esas alınacağını tekrar ederek davalının ileri sürdüğü içtihatların farklı somut olaylara ve özellikle işçilik alacaklarına ilişkin olduğunu, somut uyuşmazlığın ise ticari nitelikte eser sözleşmesinden kaynaklanan ve sözleşmede açıkça yabancı para üzerinden kararlaştırılmış bir alacağa ilişkin olduğunu vurgulamıştır. Davacı vekili, arabuluculuk başvurusunun taraflar arasındaki sözleşmeye ve faturaya dayalı alacak uyuşmazlığını konu aldığını ve davaya konu edilen alacak kalemi ile arabuluculuk sürecindeki uyuşmazlığın birebir örtüştüğünü, tarafların bir araya geldiğini ve anlaşma sağlanamaması üzerine son tutanağın düzenlendiğini, davalının şekli eksiklik iddialarının dürüstlük kuralı ve usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Davacı vekili ayrıca faturanın sözleşmenin ifasının ve bedel alacağının belgelendirilmiş sonucu olduğunu, sözleşme ve zeyilnamelerin takibin hukuki dayanağını açıklığa kavuşturduğunu, tacirler arasında süresinde itiraz edilmeyen faturaların karine oluşturduğunu, davalının soyut inkârlarının kapsamlı delil seti karşısında hukuki değer taşımadığını, faiz talebinin asıl alacağın fer'isi niteliğinde olup alacağın hukuki niteliğinin doğal sonucu olduğunu ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini yinelemiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibinde seçimlik hakkını TL yönünde kullanarak tükettiğini ve USD ile itirazın iptali davası açmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, cevap dilekçesindeki Yargıtay içtihatları kapsamında davanın usulden reddi gerektiğini tekrar etmiştir. Davalı vekili, arabuluculuk sürecinde müzakere edilen konunun sözleşme ve zeyilnamelerden kaynaklı ücretlerin ödenmesine ilişkin olduğunu, bu hususun itirazın iptali davasına ilişkin olup olmadığının belirsiz olduğunu, davacının henüz delillerini dosyaya sunmadığını ve arabuluculuk sürecinde neyin tartışıldığının net olmadığını belirterek usulüne uygun arabuluculuk süreci yürütülmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, davacının icra takibinde işleyecek faiz talep etmemiş olup itirazın iptali davasında faiz talep edemeyeceğini, davalı müvekkil şirketin temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin de tümden reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olsa bile ticari defter ve cari hesap incelemesinin yalnızca sözleşme ve zeyilnameler kapsamında yapılması gerektiğini, faturadaki borcun kabul edilmediğini ve cari hesaplar incelendiğinde davacının alacağının kalmadığının görüleceğini, YHGK 2020/(19)11-44 E. 2022/447 K. kararına dayanarak para alacağına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı ... A.Ş. aleyhine, .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın İİK m.67 uyarınca iptali, takibin devamı, 135.671,95 USD yabancı para alacağın ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının tahsili, döviz alacaklarına uygulanan faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesi ve en az yüzde yirmi icra inkâr tazminatına hükmedilmesi taleplerinden ibarettir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ön inceleme aşamasında dava şartları ve usuli ön meseleler ile esasa ilişkin uyuşmazlıklar şeklinde hiyerarşik olarak tespit edilmiştir. Dava şartı olarak arabuluculuk şartının yerine getirilip getirilmediği, usuli ön mesele olarak icra takibinde TL olarak talep edilen alacağın itirazın iptali davasında USD olarak talep edilip edilemeyeceği yani seçimlik hakkın tüketilmesi ve taleple bağlılık meselesi, esasa ilişkin olarak ise alacağın varlığı, miktarı ve ispatı ile faiz talebi uyuşmazlık konuları olarak belirlenmiştir. Uyuşmazlığın odağını, icra takibindeki para birimi ile dava dilekçesindeki talep arasındaki uyumsuzluğun itirazın iptali davası bakımından hukuki sonuçları oluşturmaktadır.
Yargılama sürecinde yapılan inceleme ve tarafların beyanları çerçevesinde aşağıdaki hususların taraflar arasında çekişmesiz olduğu tespit edilmiştir. Her iki tarafın tacir sıfatına sahip olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu çekişmesizdir. Taraflar arasında 16.05.2023 tarihli Spor Tesisleri Yapım Sözleşmesi, 03.11.2023 tarihli Zeyilname-1 ve 29.11.2023 tarihli Zeyilname-2'nin akdedildiği ihtilafsızdır. .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasından faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinin 6.253.451,85 TL üzerinden yapıldığı, davalının icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu taraflar arasında tartışmasızdır. 25.07.2024 tarihli ... nolu 135.671,95 USD bedelli faturanın düzenlendiği, tarafların arabuluculuk sürecine katıldığı ve anlaşma sağlanamadığına dair son tutanak düzenlendiği ile davacının icra takibinde takipten sonra işleyecek faiz talep etmediği hususları da çekişmesizdir.
Taraflar arasında çekişmeli olan hususlar şu şekilde tespit edilmiştir. Birinci olarak, davacının icra takibini TL üzerinden başlatmasının TBK m.99 anlamında seçimlik hakkın kesin olarak tüketilmesi niteliğinde olup olmadığı ve itirazın iptali davasında icra takibindeki para biriminden farklı bir para birimi üzerinden talepte bulunulmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olup olmadığı çekişmelidir. İkinci olarak, arabuluculuk başvuru formundaki uyuşmazlık tanımının huzurdaki itirazın iptali davasını kapsayıp kapsamadığı çekişmeli olmakla birlikte bu husus ön inceleme aşamasında karara bağlanmıştır. Üçüncü olarak, alacağın varlığı, miktarı, faturanın ispat gücü, taraflar arasındaki cari hesap durumu, temerrüt tarihi ve faiz hesaplaması çekişmeli olmakla birlikte dava usulden reddedildiğinden bu hususlara girilmemiştir.
.... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı takip dosyası celp edilerek mahkememizce incelenmiş ve takip talebinin sureti dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce öncelikle ön inceleme aşamasında dava şartları ve usuli ön meseleler ele alınmıştır.
Arabuluculuk dava şartına ilişkin olarak, davalı vekilinin arabuluculuk başvuru formunda uyuşmazlığın itirazın iptali davası olarak tanımlanmadığı ve icra dosya numarasına yer verilmediği yönündeki itirazı incelenmiştir. Dosya kapsamından davacının takip tarihinden önce arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk başvurusunun taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacak uyuşmazlığına ilişkin olduğu, tarafların arabuluculuk sürecine katılarak müzakere yaptıkları ve anlaşma sağlanamaması üzerine son tutanağın düzenlendiği anlaşılmıştır. Takibe konu Şubat 2024 dönemi yurt dışı işçilik hakedişi alacağının arabuluculuk başvurusuna dayanak sözleşme kapsamındaki alacak olduğu ve bunun haricinde ayrı bir alacak iddiasının ispatlanamadığı gözetildiğinde, arabuluculuk sürecinde görüşülen uyuşmazlık ile huzurdaki davanın konusunun örtüştüğü sonucuna varılmış ve TTK m.5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilmiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Faturaya itiraz edilip edilmediği meselesinin davayı aydınlatıcı özelliğinin bulunmadığı, faturaya itiraz edilmemiş olmasının yalnızca taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını göstermekte olup bu hususun zaten çekişmesiz olduğu tespit edilmiş ve alacağın varlığının sözleşme, zeyilname, birim fiyat çizelgesi ve diğer deliller çerçevesinde bir bütün olarak incelenmesi gerekecekti. Yine itirazın iptali davasında takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesinin alacak kapsamını aşmama anlamında geçerli olduğu ancak ispat vasıtaları bakımından tarafların serbestçe delil ileri sürebileceği, faturanın sözleşmenin ifası neticesinde düzenlenen bir belge olduğu ve sözleşme ile eklerinin ispat aracı olarak sunulmasının takibin dayanağını değiştirmediği tespit edilerek davalı vekilinin bu yöndeki itirazı da reddedilmiştir.
Uyuşmazlığın esasını ve mahkememizin usulden ret kararının temelini oluşturan para birimi meselesine gelince;
TBK m.99 uyarınca, konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya, alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini isteme hakkı tanınmıştır. Bu düzenleme alacaklıya üç seçenek sunmaktadır: borcun yabancı para olarak aynen ödenmesini talep etme, vade tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının ödenmesini talep etme veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının ödenmesini talep etme. Bu seçimlik hak, doktrinde değiştirici yenilik doğurucu hak olarak nitelendirilmekte olup kullanıldığı anda hukuki sonucunu doğurur ve bu tercihten geri dönülemez.
İİK m.58/3 hükmü ise, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin takip talebinde belirtilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bu zorunluluk, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.1999 tarihli kararından (1999/12-271 E., 99/301 K.) bu yana kamu düzenine ilişkin kabul edilmekte olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
.... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı takip dosyası celp edilerek mahkememizce re'sen incelenmiştir. Takip talebinde alacak kalemlerinin detayında;
5.732.356,96 TL ZDA Faturadan doğan 135671,95 USD tutarındaki borç
521.094,89 TL Asıl alacağa takip tarihine kadar işleyen faiz bedeli 12333,14 USD
________________
6.253.451,85 TL Toplam alacak
Alacağın tahsili tarihine kadar % ....faizi " şeklinde olduğu görülmüştür. Takip talebinde alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğine ilişkin açık bir ibare bulunmamaktadır; ne vade tarihindeki kur ne fiili ödeme tarihindeki kur ne de takip tarihindeki kur üzerinden ödeme istendiğine dair bir kur referansı yer almaktadır. Ayrıca döviz üzerinden talepte bulunulduğunu gösterebilecek diğer bir husus olan yabancı para alacaklarına ilişkin faiz talebini gösteren bir kayıt da bulunmamaktadır.
Bu noktada, takip talebindeki bu durumun TBK m.99 kapsamında alacaklının hangi seçeneği tercih ettiğini gösterip göstermediğinin tespiti gerekmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli kararında (2024/7532 E., 2025/731 K.) açıkça belirtildiği üzere, alacaklı tarafından icra müdürlüğünce harcın hesaplanabilmesi için harca esas değer olarak TL tutarının gösterilmiş olması, alacağın Türk Lirası olarak talep edildiği sonucunu doğurmaz. Ancak aynı kararda, alacaklının yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kura göre TL ile ödenmesini istiyorsa bu hususu takip talebinde açıkça belirtmek zorunda olduğu da vurgulanmıştır. Yargıtay, takip talebinde "fiili ödeme tarihi" ibaresi yazılmış olmasına rağmen bu tarihteki TL karşılığının istendiğinin belirtilmediği bir durumda, alacaklının döviz cinsinden aynen tahsil talebinde bulunduğu sonucuna varmış ve İİK m.58/3'ün aradığı şekil şartlarının karşılanmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Somut olayda ise durum anılan Yargıtay kararındaki olgudan farklıdır. Anılan kararda alacaklı, takip talebinde alacak kalemlerini doğrudan USD olarak göstermiş ve "fiili ödeme tarihi" ibaresine yer vermişti; yani alacaklının döviz yönünde bir iradesi mevcuttu ancak bu irade İİK m.58/3'ün aradığı açıklıkta ifade edilmemişti. Somut olayda ise davacı, takip talebinde asıl alacağı ve işlemiş faizi ayrı ayrı TL'ye çevirmiş ve toplam kısmında yalnızca 6.253.451,85 TL talep etmiştir. Alacak kalemlerinin detayında USD ibarelerine yer verilmiş olması, alacağın kaynağına yönelik açıklayıcı bir bilgi niteliğinde olup seçimlik hakkın döviz yönünde kullanıldığını göstermez. Takip talebinde
- ne aynen ödeme ibaresi,
- ne fiili ödeme tarihindeki kur referansı,
- ne de yabancı para alacaklarına özgü bir faiz talebi yer almaktadır. Asıl alacak ve işlemiş faizin birlikte TL'ye çevrilerek tek bir TL tutarı olarak toplam kısmında gösterilmesi, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre seçimlik hakkın TL yönünde kullanıldığının en güçlü göstergesidir. Nitekim aynı dairenin 11.02.2020 tarihli kararında da (2018/4145 E., 2020/1212 K.) takip talebinde asıl alacağı ve işlemiş faizi TL'ye çevirerek isteyen alacaklının seçimlik hakkını vade tarihindeki kur üzerinden TL yönünde kullandığının kabul edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Mahkememiz, takip talebinin bütüncül değerlendirmesi sonucunda davacının TBK m.99 kapsamındaki seçimlik hakkını TL yönünde kullandığı kanaatine varmıştır. Şöyle ki; takip talebinde alacak kalemlerinin detayında USD ibarelerine yer verilmiş olması, alacağın kaynağına yönelik açıklayıcı bir bilgi niteliğinde olup seçimlik hakkın döviz yönünde kullanıldığını göstermez. Seçimlik hakkın yönünü belirleyen unsur, alacaklının toplam kısmında hangi para birimi üzerinden ve hangi kur referansıyla ödeme talep ettiğidir. Davacı, toplam kısmında herhangi bir kur referansı belirtmeksizin yalnızca 6.253.451,85 TL talep etmiş olup bu durum seçimlik hakkın TL yönünde kullanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. İcra takibinin de bu TL tutarı üzerinden yürütüldüğü, ödeme emrinin bu tutar üzerinden düzenlendiği ve davalının bu TL tutarına itiraz ettiği sabittir.
Bu seçimlik hak yenilik doğurucu nitelikte olduğundan, kullanıldığı anda hukuki sonucunu doğurmuştur ve davacının bu tercihinden geri dönmesi mümkün değildir.
İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Bu bağlılık alacağın miktarı bakımından olduğu kadar para birimi bakımından da geçerlidir. Davacı, icra takibinde 6.253.451,85 TL talep etmişken itirazın iptali davasında 135.671,95 USD talep etmektedir. Takipteki TL talebi ile davadaki USD talebi arasında para birimi bakımından uyumsuzluk bulunmakta olup bu durum itirazın iptali davasının takibe bağlılığı ilkesini doğrudan ihlal etmektedir.
HMK m.26 uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Mahkememizin, davacının 135.671,95 USD talebi karşısında re'sen TL'ye çevirerek itirazın iptaline karar vermesi de mümkün değildir. Zira para birimi değişikliği, talep edilenden başka bir şeye karar verilmesi anlamına gelecek olup taleple bağlılık ilkesini ihlal edecektir. Mahkeme, ne USD üzerinden itirazın iptaline karar verebilir, zira takip TL üzerinden yürümektedir; ne de TL üzerinden karar verebilir, zira davacının talep sonucu USD'dir.
Davacı vekilinin, icra takibinde TL karşılığının gösterilmesinin takibin teknik bir gereği olduğu ve itirazın iptali davasında asıl borcun para biriminin esas alınması gerektiği yönündeki argümanı kabul edilmemiştir. Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede alacak USD olarak kararlaştırılmış olsa da, alacaklı icra takibini başlatırken TBK m.99 kapsamındaki seçimini TL yönünde yapmıştır. TL karşılığının gösterilmesi salt teknik bir gereklilik değil, seçimlik hakkın kullanım biçiminin bir yansımasıdır. Davacı, takip talebinde döviz cinsinden aynen ödeme istediğini, vade tarihindeki kur üzerinden TL ödenmesini istediğini veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL ödenmesini istediğini açıkça belirtmemiş, bunun yerine alacak kalemlerini TL'ye çevirerek toplam kısmında yalnızca TL tutarını göstermek suretiyle seçimlik hakkını TL yönünde kullanmıştır.
Davacı vekilinin, davalının dayandığı içtihatların işçilik alacaklarına ilişkin olduğu ve ticari alacaklara uygulanamayacağı yönündeki itirazı da yerinde görülmemiştir. TBK m.99'daki seçimlik hak mekanizması ve İİK m.58/3'ün şekli gereklilikleri, alacağın kaynağından bağımsız olarak tüm yabancı para alacaklarına uygulanmaktadır.
Para birimi uyumsuzluğunun tespiti kamu düzenine ilişkin olup mahkememizce re'sen gözetilmiştir. Bu husus, davalının itirazına bağlı olmaksızın mahkememizin re'sen inceleme yükümlülüğü çerçevesinde ele alınmıştır.
Dava usulden reddedildiğinden, alacağın esasına, miktarına, cari hesap durumuna, temerrüt tarihine ve faiz hesaplamasına ilişkin değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, tarafların beyanları, icra takip dosyasının incelenmesi ve toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki vakıalar sabit görülmüştür. Taraflar arasında 16.05.2023 tarihli Spor Tesisleri Yapım Sözleşmesi ve buna bağlı zeyilnameler kapsamında eser sözleşmesinden kaynaklanan bir hukuki ilişki bulunmaktadır. Davacı, 25.07.2024 tarihli 135.671,95 USD bedelli faturayı düzenlemiştir. Davacı, .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasından 6.253.451,85 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takip talebinde alacak kalemlerinin detayında USD ibareleri yer almakla birlikte toplam kısım yalnızca TL olarak gösterilmiş olup alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğine ilişkin bir kur referansı belirtilmemiştir. Davacı, takip talebinde asıl alacak ve işlemiş faizi TL'ye çevirerek toplam kısmında tek bir TL tutarı olarak göstermek suretiyle TBK m.99 kapsamındaki seçimlik hakkını TL yönünde kullanmıştır. Davalı icra takibine itiraz etmiş ve takip durmuştur. Davacı, itirazın iptali davasını 135.671,95 USD olarak açmış olup icra takibindeki TL talebi ile dava dilekçesindeki USD talebi arasında para birimi uyumsuzluğu mevcuttur.
Bu sabit vakıalardan çıkarılan hukuki sonuç şudur: Davacı, TBK m.99 kapsamındaki seçimlik hakkını icra takip talebiyle TL yönünde kullanmış ve bu yenilik doğurucu hakkın kullanılmasıyla birlikte tercihinden geri dönmesi mümkün olmaktan çıkmıştır. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava olup takipte TL yönünde kullanılan seçimlik hakka rağmen davanın USD cinsinden açılması, takibe bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Mahkememizin HMK m.26 uyarınca taleple bağlı olması nedeniyle, davacının USD talebi karşısında re'sen TL'ye çevirerek karar vermesi de mümkün değildir. Bu itibarla davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş, alacağın esasına girilmemiştir.
Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00 TL harcın, peşin alınan 66.627,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 65.895,07 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 734.588,56 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.09/04/2026