İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Kooperatif Üyeliğinin Tespiti
Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif Üyeliğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ...'nin 10.02.2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile bir başka üyeden pay devir almak suretiyle kooperatif üyesi olduklarını, aidat borçlarını düzenli olarak ödediklerini, üyeliklerini alacağından dolayı temlik yoluyla üye olan ...'dan devraldıklarını beyan etmiştir.
Davacılar vekili devamla; ...'nin, ... ...'nin 02.10.2010 tarih ve 10 numaralı genel kurul kararı doğrultusunda kurulduğunu, bu kararda "tüm üye kooperatiflerin üyelerinin kurulacak olan tüketim kooperatifine üye olmalarının sağlanması" ifadesinin açıkça yer aldığını, müvekkillerinin Üst Birliğin üye kooperatiflerinden ... Kooperatifi'nin üyesi olduğunu ileri sürmüştür.
Davacılar vekili ayrıca; Birliğe ait 80.000 m² arsanın 2019 yılında bedelsiz olarak ferdileşme yoluyla ...'ne devredildiğini, bu durumun işletme kooperatifinin Birlik ile olan organik ilişkisini gösterdiğini, işletme kooperatifinin kuruluş amacının ... ...'nin üye kooperatiflerine üye olan kişilerin ortak ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu, Birlik üyesi kooperatif ortaklarının ödemeleri ile yapılan sosyal tesis, kreş ve benzeri ortak mekânlardan yararlanmasının amaçlandığını belirtmiştir.
Davacılar vekili, ... ana sözleşmesinin ortaklık şartları başlıklı 10. maddesinde "... ...'nin bağlı kooperatiflerinde ortak olmak gerekir" hükmünün yer aldığını, müvekkillerinin Birliğe bağlı bir kooperatif olan ... Kooperatifi'nin üyesi olması sebebiyle bu şartı sağladıklarını, ... Kooperatifi üyelerinin davalı kooperatifin bağlı olduğu ... isimli Üst Birliğin de doğal üyesi olması gerektiğini iddia etmiştir.
Davacılar vekili bunların yanı sıra; kooperatifin toplam üye sayısı 16 iken usulsüz bir şekilde diğer üyelerin muvafakati alınmadan ortak sayısında artış yapıldığını, usulsüz olarak kooperatife üye yapılan şahısların büyük bir kısmının Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı ...'nın çocukları ve yakınları olduğunu, bu usulsüz üyelikler nedeniyle müvekkillerinin üyelik başlangıcında 1.900 m² olan pay miktarının 1.400 m²'ye düştüğünü, usulsüz olarak üye yapılanların üyeliklerinin iptali için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu beyan etmiştir.
Davacılar vekili sonuç olarak; ... ... üyeleri olan müvekkillerinin ...'nin doğal üyeleri olduklarının tespitine ve ...'ne üyeliklerinin tesciline, dava devam ederken kooperatif paylarına ihtiyati tedbir konulmasına ve bunun için davalı kooperatife ve İstanbul Ticaret Odası'na yazı gönderilmesine, kooperatife ait tapuda kayıtlı bulunan parseller üzerine devrini ve ayni ve şahsi hak tesisini önlemek için ihtiyati tedbir veya şerh konulmasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili, ... ...'nin 02.10.2010 tarihinde yapılan 2009 yılına ait olağan genel kurul tutanağının 10. maddesinde alınan kararda; ... ... üyesi olan konut yapı kooperatiflerine tahsisi yapılan parsellerin dışında kalan kreş alanı, ilköğretim alanı, rekreasyon alanı, parklar, ticaret merkezi ve sağlık tesisi olarak imar planlarında belirtilen yerleri değerlendirmek üzere bir işletme kooperatifinin kurulmasına karar verildiğini, kurulacak olan bu kooperatife yapılacak üyelerin ise ... ...'nin üyesi olan konut yapı kooperatiflerinin en son hazirunlarında yer alan üyelerden olmasının ve kurulacak kooperatife yabancı üye alınmamasının açıkça şart koşulduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekili devamla; 2011 yılında kurulan ...'nin, ... ... üyesi olan kooperatiflere bildirim yaparak site işletme kooperatifine üye olabilmek için en son yaptıkları genel kuruldaki hazirun cetvelinde yer alan ortaklarının üyelik taleplerini onaylayarak ekli evraklarla birlikte başvurmalarını istediğini, üye kooperatif hazirununda yer almayan kişilerin site işletme kooperatifine üyeliklerinin yapılmayacağının açıkça bildirildiğini ifade etmiştir.
Davalı vekili, işletme kooperatifine üye olabilmek için gerekli evrakların; üye olmak istediklerini belirten yönetim kurulu onaylı dilekçe, nüfus cüzdanı sureti, yerleşim belgesi, iki adet fotoğraf, havale ve EFT yapılacak banka adı ile IBAN numarası ve yapılmış olan en son genel kurula ait hazirun cetveli olduğunu, ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli olağan genel kurul hazirun cetveli ile bu genel kurulun yayımlandığı 12 Temmuz 2012 tarih ve 8110 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre hazirunda bulunan 20 kişinin ...'ne ortak olmak istediklerini beyan eden dilekçeleri ile başvuruda bulunduklarını, bu yükümlülükleri yerine getirerek müracaat eden herkesin kooperatife üye yapıldığını belirtmiştir.
Davalı vekili, müvekkil kooperatife şartları taşıyan ve yönetim kurullarına üye olmak istediklerini dilekçe ile beyan ederek müracaat eden 106 üye dışında dışarıdan hiçbir üye yazılmadığını, sadece mevcut üyelerden vefat edenlerin yasal mirasçılarının ve hissesini devredenlerin yerine hisseyi devralan kişilerin üye yapıldığını, dilekçede belirtilen ...'nın ailesinin ve çocuklarının vefatından sonra 13 Kasım 2024 tarih 2024/Kasım 1 no'lu yönetim kurulu kararı ile mirasçı sıfatıyla ortak yapıldıklarını savunmuştur.
Davalı vekili, davacı ...'ın ...'nin 91 numaralı üyesi ...'den 09.09.2024 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı kooperatif hisse devri sözleşmesi ile hissesini aldığını, ...'nin 25 Aralık 2024 tarihli Aralık 4 no'lu yönetim kurulu kararı ile Haraççı ... ortaklığına kabul edildiğini, kendisine tapusunun verildiğini ve akabinde davacının ...'nden istifa ettiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili, diğer davacı ...'un ise ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde yer almadığını, ilgili kooperatifte üyeliğinin gözükmediğini, bu nedenle ne kendisinin ...'ne müracaatının ne de üyeliğinin söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ayrıca; Haraççı ... ana sözleşmesinin ortaklık şartları başlıklı 10. maddesinde kooperatife ortak olabilmek için ...'nin bağlı kooperatiflerinde gerçek veya tüzel kişi ortak olma şartının arandığını, ortaklığa kabul başlıklı 11. maddesinde ise gerekli şartları taşıyanların kooperatife ortak olmak için yönetim kuruluna başvuracaklarının, bu başvuruda ana sözleşmenin tüm hükümlerinin ve getirilen yükümlülüklerin kabul edildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğinin ve ortaklığa kabulün yönetim kurulu kararı ile kesinleşeceğinin düzenlendiğini, yönetim kurulunun ortaklar ile ortak olmak için başvuranların 10. maddede gösterilen şartları taşıyıp taşımadığını araştırmak zorunda olduğunu vurgulamıştır.
Davalı vekili, ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli olağan genel kurul hazirun cetvelinde yer alan 20 kişinin kendi kooperatiflerine müracaat ederek davalı site işletme kooperatifine üye olmak istediklerini dilekçe ile beyan ettiklerini ve ... Kooperatifi yönetiminin onayı ile ...'nin denetimine göre üye olmak için ana sözleşmenin 10. ve 11. maddelerinde belirtilen hususları yerine getirdiklerinden dolayı 2012 yılında 72 no'lu üye ... ile 91 no'lu üye ... arasındaki toplam 20 kişinin Haraççı ...'ne üye yapıldığını açıklamıştır.
Davalı vekili, ... Kooperatifi'nden gelen tüm üyelere tapularının verildiğini, tapularını alan üyelerin ...'nden istifa ederek kooperatifle hiçbir bağlarının kalmadığını, ... ...'nin 2009 yılında tasfiye sürecine girdiğini ve 28.09.2024 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye sürecini tamamlayarak kapatıldığını, 2023 yılında yapılan 18. madde uygulamaları neticesinde değişen imar uygulamaları ile kooperatife devredilen alanların hepsinin konut alanına dönüştüğünü, hiçbir zaman buralara ortak alan, kreş veya sağlık tesisi yapılmadığını ve üye ortaklardan bunlar için aidat toplanmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili son olarak; ... ...'nin 11 Mayıs 2024 yılında yapılan genel kurulunda alınan kararlar doğrultusunda üye ortaklara hak ettikleri yerlerin tapularının bedelsiz olarak verilmeye başlamasının ardından kooperatifin mülkiyetinde olan arsaların değerlendiği varsayımı ve bu varsayımın çevrelerce köpürtülmesi ile hak sahibi olsun ya da olmasın birçok kişi gibi davacıların da huzurdaki davayı açtığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için kooperatifler hukuku alanında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından davalı ..., ... Kooperatifi ve ... ...'nin tüm defter, kayıt, ana sözleşme ve belgelerinin mahallinde incelenerek davacıların üyelik durumlarının, hazirun cetvellerinde yer alıp almadıklarının, üyelik başvurularının bulunup bulunmadığının, ana sözleşme hükümlerinin ve üyelik prosedürünün nasıl işlediğinin tespiti istenmiştir.
Mahkememizin 04/12/2025 tarihli ara kararı ile bilirkişi ücretinin davacı tarafça kesin süre içinde yatırılmasına, aksi halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesi uyarınca bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının davacı tarafa ihtarına karar verilmiştir. Ara karar davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, ancak davacı taraf verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretini yatırmamıştır.
Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Taraf, verilen kesin süre içinde avansı yatırmazsa, o delilden vazgeçmiş sayılır" hükmü uyarınca davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.
Dava, davacıların ...'nin üyesi olduklarının tespiti ve üyeliklerinin tescili istemine ilişkindir. Davacılar, ... Kooperatifi'nin üyesi olmaları sebebiyle ... ...'nin 02.10.2010 tarihli genel kurul kararı uyarınca davalı işletme kooperatifinin "doğal üyesi" olduklarını ileri sürmektedir. Davalı ise davacıların üyelik şartlarını taşımadığını, "doğal üyelik" kavramının hukuken mevcut olmadığını, davacı ...'ın zaten hisse devri yoluyla üye olup istifa ettiğini, davacı ...'un ise hazirun cetvelinde yer almadığını ve hiçbir başvurusunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Uyuşmazlığın odağı; ... ...'ne bağlı kooperatif üyelerinin davalı işletme kooperatifinin kendiliğinden üyesi sayılıp sayılmayacağı, kooperatife üyelik için ana sözleşme m.10'da yer alan "Birlik'e bağlı kooperatiflerde ortak olmak" şartının tek başına yeterli olup olmadığı yoksa m.11'deki başvuru ve yönetim kurulu kabulü prosedürünün de aranıp aranmayacağı, davacı ...'ın hisse devri yoluyla üye olup istifa etmiş olması karşısında hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve davacı ...'un üyelik şartlarını taşıyıp taşımadığı noktalarında toplanmaktadır.
Tarafların üzerinde anlaştığı hususlar incelendiğinde; ... ...'nin 02.10.2010 tarihli genel kurul kararı ile işletme kooperatifinin kurulmasına karar verildiği, ...'nin 2011 yılında kurulduğu, 2019 yılında Birlik'e ait taşınmazların işletme kooperatifine ferdileşme yoluyla devredildiği, ana sözleşme m.10'da "... ...'ne bağlı kooperatiflerde ortak olmak" şartının bulunduğu ve davacı ...'ın 09.09.2024 tarihinde ...'den hisse devir aldığı hususlarının çekişmesiz olduğu görülmektedir.
Tarafların üzerinde anlaşamadığı hususlar ise şu şekilde tespit edilmiştir: Birlik üyesi kooperatif ortaklarının davalı kooperatifin "doğal üyesi" sayılıp sayılmayacağı, üyelik için ana sözleşme m.10'un tek başına yeterli olup olmadığı, davacı ...'ın üye olup istifa etmiş olması karşısında işbu davada hukuki yararının bulunup bulunmadığı, davacı ...'un 25.06.2011 tarihli hazirun cetvelinde yer alıp almadığı ve davacı ...'un üyelik şartlarını taşıyıp taşımadığı hususları taraflar arasında çekişmelidir.
Çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde delil sunulmadığı, 02.10.2010 tarihli Birlik genel kurul kararına, kooperatif kayıtlarına, banka kayıtlarına, ödeme makbuzlarına, ihtarnamelere, bilirkişi incelemesine ve tanık beyanlarına delil olarak dayanıldığı görülmüştür. Davalı tarafça ise cevap dilekçesi ekinde ... ana sözleşmesi, ... ...'nin 02.10.2010 tarihli genel kurul kararı, Birlik tarafından 08.08.2011 tarihinde üye kooperatiflere gönderilen bildirim, ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli olağan genel kurul hazirun cetveli ve 12 Temmuz 2012 tarih ve 8110 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi, üyelik başvuru dilekçeleri, davacı ...'ın 09.09.2024 tarihli hisse devir sözleşmesi, üyeliğe kabul kararı, tapu belgesi, istifa dilekçesi, yönetim kurulu kararları ve genel kurul tutanakları sunulmuştur.
Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için kooperatifler hukuku alanında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de davacı taraf kesin süre içinde bilirkişi ücretini yatırmamış ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesi uyarınca bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın dosyadaki mevcut deliller çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin birinci fıkrasında "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca davacılar, davalı kooperatifin üyesi olduklarını ispat yükü altındadır.
"Doğal üyelik" kavramı yönünden yapılan değerlendirmede; davacılar, ... ...'nin 02.10.2010 tarihli genel kurul kararına dayanarak Birlik üyesi kooperatif ortaklarının davalı işletme kooperatifinin "doğal üyesi" olduğunu iddia etmişlerdir. Öncelikle belirtmek gerekir ki 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda ve genel kooperatif mevzuatında "doğal üyelik" veya "kendiliğinden üyelik" şeklinde bir kavram bulunmamaktadır. Kooperatif ortaklığı, kanun ve ana sözleşme hükümlerine göre usulüne uygun başvuru ve yetkili organın kabulü ile kazanılan bir statüdür.
Mahkememizin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararında da belirtildiği üzere; 02.10.2010 tarihli genel kurul kararında "tüketim kooperatifi" kurulmasından bahsedilmekte olup, 2011 yılında kurulan davalı kooperatif ise "..." niteliğindedir. Kooperatif türlerinin farklı olması, davacıların dayandığı genel kurul kararının davalı kooperatife doğrudan uygulanıp uygulanamayacağı konusunda belirsizlik yaratmaktadır. Kaldı ki söz konusu kararda dahi işletme kooperatifine üye yapılacakların "... ...'nin üyesi olan konut yapı kooperatiflerinin en son hazirunlarında yer alan üyelerden" olması şartı açıkça belirtilmiştir. Bu ifade, otomatik veya kendiliğinden bir üyelik öngörmemekte, aksine hazirun cetvelinde yer alma şartını aramaktadır.
Davacılar, ana sözleşmede veya genel kurul kararlarında "doğal üyelik" hakkı tanındığına ilişkin herhangi bir belge sunamamışlardır. Davalı tarafça sunulan ana sözleşme ve genel kurul kararı incelendiğinde, bu belgelerde kendiliğinden üyelik kazanılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, aksine belirli prosedürlerin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Davacılar iddialarını destekleyecek herhangi bir belge de sunamamışlardır. Bu durumda "doğal üyelik" iddiasının ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Ana sözleşme m.10 ve m.11'in yorumu yönünden yapılan değerlendirmede; davacılar, ana sözleşme m.10'da yer alan "... ...'nin bağlı kooperatiflerinde ortak olmak gerekir" hükmünün üyelik için aranan tek şart olduğunu ileri sürmüşlerdir. Davalı ise m.10'un ortaklık niteliğini, m.11'in ise ortaklığa kabul prosedürünü düzenlediğini, bu maddelerin birlikte uygulanması gerektiğini savunmuştur.
Davalı tarafça sunulan ana sözleşme incelendiğinde; 10. maddede ortaklık şartlarının, 11. maddede ise ortaklığa kabul prosedürünün düzenlendiği görülmektedir. Ana sözleşmenin 11. maddesinde "Gerekli şartları taşıyanlar kooperatife ortak olmak için yönetim kuruluna başvururlar. Bu başvuruda ana sözleşmenin tüm hükümlerinin ve getirilen yükümlülüklerin kabul edildiği açıkça belirtilir. Ortaklığa kabul yönetim kurulunun kararı ile kesinleşir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm açıkça göstermektedir ki, m.10'daki nitelik şartını taşımak tek başına yeterli olmayıp, yönetim kuruluna başvuru yapılması ve yönetim kurulunun kabulü de gerekmektedir.
Davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden; 2011-2012 yıllarında üye yapılan 106 kişinin tamamının bu prosedürü işlettiği, üye olmak istediklerini dilekçe ile beyan ettikleri ve yönetim kurulu kararıyla üyeliğe kabul edildikleri anlaşılmaktadır. ... Kooperatifi üyelerinin de aynı prosedürü izleyerek üye yapıldığı görülmektedir. Davacıların iddia ettiği gibi m.10'un tek başına yeterli olduğuna, başvuru ve kabul prosedürü aranmaksızın üyelik kazanılacağına dair herhangi bir uygulama örneği sunulamamıştır.
Bu durumda ana sözleşmenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, m.10'un ortaklık için aranan nitelik şartını, m.11'in ise ortaklığa kabul prosedürünü düzenlediği, üyelik için her iki maddenin birlikte uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalı tarafça dosyaya sunulan 09.09.2024 tarihli .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı kooperatif hisse devri sözleşmesi, 25.12.2024 tarihli yönetim kurulu kararı, tapu belgesi ve istifa dilekçesi incelenmiştir. Bu belgelerden; davacı ...'ın ...'nin 91 numaralı üyesi ...'den 09.09.2024 tarihinde hisse devir aldığı, 25 Aralık 2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı kooperatif ortaklığına kabul edildiği, kendisine tapusunun verildiği ve akabinde davacının ...'nden istifa ettiği görülmektedir.
Davacı ...'ın "doğal üyelik" iddiası da yukarıda açıklanan gerekçelerle ispatlanamamıştır. Davacının ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli hazirun cetvelinde yer alıp almadığı, davalı kooperatife usulüne uygun başvuru yapıp yapmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yapılamamış olup, davacı bu hususları ispatlayacak herhangi bir belge de sunamamıştır. Bu durumda davacı ... yönünden hem hukuki yarar yokluğu hem de esas yönünden ispat edilememe gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davacı ...'un ... Kooperatifi üyesi olduğu ve bu sebeple davalı kooperatifin "doğal üyesi" sayılması gerektiği iddia edilmiştir. Davalı ise davacının 25.06.2011 tarihli hazirun cetvelinde yer almadığını, ilgili kooperatifte üyeliğinin gözükmediğini, hiçbir başvurusunun bulunmadığını savunmuştur.
Davalı tarafça dosyaya sunulan ... Kooperatifi'nin 25.06.2011 tarihli olağan genel kurul hazirun cetveli ve 12 Temmuz 2012 tarih ve 8110 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde; davacı ...'un bu hazirun cetvelinde yer almadığı görülmektedir. Davacı, ... Kooperatifi'ne üyeliğini gösteren yönetim kurulu kararı, pay defteri kaydı, ortaklık senedi veya benzeri herhangi bir belge sunamamıştır.
02.10.2010 tarihli Birlik genel kurul kararında dahi işletme kooperatifine üye yapılacakların "en son hazirunlarında yer alan üyelerden" olması şartı açıkça belirtilmiştir. Davacı bu temel şartı dahi sağlayamamaktadır. Bunun ötesinde davacının davalı kooperatife üyelik başvurusunda bulunduğuna dair herhangi bir delil de mevcut değildir. Ana sözleşme m.11 uyarınca aranan dilekçe ile başvuru ve yönetim kurulu kabulü şartları yerine getirilmemiştir.
Davacı ...; hazirun cetvelinde yer almadığından 02.10.2010 tarihli karardaki şartı sağlamamakta, davalı kooperatife başvuru yapmadığından ana sözleşme m.11'deki prosedürü işletmemekte ve yönetim kurulu kabulü bulunmadığından üyelik statüsü kazanamamaktadır. Bilirkişi incelemesi yapılamamış olması sebebiyle kooperatif kayıtlarının mahallinde incelenmesi mümkün olmamış ise de davacı iddialarını ispatlayacak herhangi bir belge sunamadığı gibi, davalı tarafça sunulan hazirun cetveli ve diğer belgeler davacının iddialarını açıkça çürütmektedir. Bu durumda davacı ... yönünden de davanın esas yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; davacılar, davalı kooperatifin üyesi olduklarını ispat yükü altında olup, bu yükümlülüklerini yerine getirememişlerdir. Davacılar bilirkişi ücretini yatırmayarak bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmış, dosyaya iddialarını destekleyecek herhangi bir belge sunamamışlardır. Buna karşılık davalı tarafça sunulan belgeler, davacıların üyelik şartlarını taşımadığını, "doğal üyelik" kavramının ana sözleşmede ve mevzuatta yer almadığını, davacı ...'ın zaten hisse devri yoluyla üye olup istifa ettiğini, davacı ...'un ise hazirun cetvelinde yer almadığını ve hiçbir başvurusunun bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında sonuçta aşağıdaki gibi davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken maktu 732,00 TL harcın, peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubu ile kalan 116,60 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.09/04/2026