İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf aleyhine dava dışı alacaklı ... tarafından İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen icra takibinde davacı taraf ile dava dışı alacaklı ... arasında 10/06/2009 tarihinde protokol akdedildiğini, yukarıda belirtilen icra takibi ve gerekse de başka bir icra dosyasının ödenmesi konuları mutabakata bağlandığını, protokolün 3.maddesi gereğince İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasının toplam borcu 95.000,00 TL ile sınırlandırıldığını, bu icra dosyası borcunun tamamına karşılık gelmek üzere davacı taraf imzalı, ... Bankası ... muhataplı, ... çek numaralı, 14/10/2009 keşide tarihli ve 95.000,00 TL bedelli bir adet çek tanzim edilerek muhatabı alacaklıya verildiğini, ancak İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından takip alacaklısı tarafından takibe devam edildiğini, bunun yanında, yukarıda bahsedilen ve protokol gereğince verilen çek, davalı ... tarafından İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün .... (Eski Esası:....) dosyasından kambiyo senetlerine özgü yolla takibe konulduğunu ve takip talebi ve ödeme emrinde "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresine yer verilmediğini, asıl borç olan İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına da devam edilerek İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından davacı tarafın taşınmazının satıldığını, taşınmaz satışından gelen paradan hem asıl borç olan İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası tamamen tahsil edilerek infaz olduğu hem de bu dosyaya gelen ve artan para (108.265,13 TL) İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına gönderilmiş olduğunu ve davalı tarafında bu parayı çektiğini belirterek davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine devam ettiğini belirterek, davanın kabulünü davacı müvekkilinin davalıya, İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası bakımından borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve takibe konu çekin iptali ile dosyaya bugüne kadar ödenen 108.265,13 TL'lik bedelin istirdatı ve bu bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, haksız olarak takip başlatan ve borcun ödenmiş olmasına rağmen halen takibi devam ettiren kötüniyetli davalı taraf aleyhine %40’tan aşağı olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 2018/151 esas, 2023/922 karar sayılı, 12/12/2023 tarihli kararı ile; "Menfi tespit davasında İİK m.72 uyarınca ispat yükü kural olarak davacıda olup paranın davalıya verilmesi lazım gelmediğini ispatlamalıdır.Çekte kural olarak ispat yükü çekin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davacı çekin protokole istinaden İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosya borcuna ilişkin verildiğini, asıl dosyasının infaz edildiğini, bu nedenle borçlu olmadığının tespiti, İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün .... (Eski Esası:....) sayılı takibin ve çekin iptalini, asıl dosya infaz olduğundan dava konusu dosya gönderilen tahsilatın istirdatını istemiştir. İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası tahsil ile infaz olmakla birlikte davalı alacaklının bu dosyanın tarafı olmadığı, yine protokolün tarafı olmadığı, dosya ve protokol bakımından 3.kişi konumunda olduğu, kambiyo senedi olan çekin illetten mücerret olduğu, sende karşı tanık dinlenemeyeceği, davacı tarafından yalnızca ödeme nedenine dayanıldığı, ödeme definin iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, davacının, davalının kötü niyetli olarak çeki devir aldığını, ve takip başlattığını iddia da etmediği, menfi tespit, takibin ve çekin iptali isteminin bu nedenlerle reddi gerektiği, yapılan ödemenin istirdatı bakımından ise (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/7868 Esas, 2012/16716 Karar), davacının mahkememizdeki davada zamanaşımına yönelik bir itirazı olmadığı, kaldı ki zamanaşımına uğramış bir borcun da rızaen veya icra takibi yoluyla tahsil edilebileceği, yapılan ödenme sonradan istenemeyeceği, gibi İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 25.06.2018 tarihli, icranın geri bırakılması kararının davalıya yapılan ödemeden sonra olduğu, yukarıda açıklandığı üzere menfi tespit talebinin de reddi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının tüm talepleri bakımından reddine" karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeki ilk iktisap eden tarafın davalı olduğunu, davalının 3.kişi vasfında olmadığını, mahkeme 3.kişi kavramını farklı değerlendirerek davalının "protokolün ve ilk icra dosyasının tarafı olmadığını" baz almışsa da protokol kapsamında verilen çek direkt olarak davalı ... tarafından ciro edilerek bankaya ibraz edildiğini, davalının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, davalının alacaklı konumunda, davacının ise borçlu konumunda oluğu çeke dayalı takipteki avukatı ile ilk icra takibi olan İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyasının alacaklı vekili aynı kişi olduğunu, mahkemenin davalının protokolün ve İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyasının tarafı olmadığı gerekçesi ile davalının 3.kişi konumunda olduğuna dair tespitinin hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin İstanbul 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyasına olan borcu protokol ile davaya konu çekin verilmesiyle sonlandırıldığını, davaya konu çek de protokol alacaklıları tarafından cirolanmayarak direkt olarak davalı ... tarafından iktisap edilerek cirolanarak İstanbul 7.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyasından takibe konulduğunu, davalının protokole istinaden verilen çeki ilk iktisap eden şahıs olması hasebiyle iyi niyetinden ve/veya 3.şahıs olma durumundan bahsedilmesi abesle iştigal olup hakkaniyete aykırı olan kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, çek bedeline dayalı olarak başlatılan icra takibi kapsamındaki ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Dosyanın tetkikinde; dava konusu İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün .... (Eski Esası:....) sayılı dosya dayanağı olan çekin ... Bankası ... şubesine ait olduğu, ... seri numaralı, 14/10/2009 keşide tarihli ve 95.000 TL bedelli olup keşidecisinin davacı ... olduğu, hamiline düzenlemiş olduğu, arka yüzünde yalnızca davalı ...'un cirosunun olduğu, davalı tarafından ödeme için ibraz edildiği ve bankaca karşılıksız kaşesi vurulduğu ve dava konusu icra takibinin (....) başlatıldığı görülmüştür. Davacı keşideci, çekin protokole istinaden İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosya borcuna ilişkin verildiğini, asıl dosyanın infaz edildiğini, bu nedenle İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün .... (Eski Esası:....) sayılı takibi yönünden borçlu olmadığının tespitini, asıl dosya infaz olduğundan dava konusu dosyaya gönderilen 108.265,13 TL tahsilatın istirdatını talep etmiştir. Davalı tarafın davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128. maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayıldığı anlaşılmıştır. Tahkikat aşamasında sunulan beyan dilekçesi kapsamında ise davacının dayandığı protokole taraf olunmadığı gibi davacı ile aralarında temel ilişkinin bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabul edilmesi gerektiğini savunduğu görülmüştür.Dava konusu çekin, davacı ile dava dışı taraflar arasında akdedilen 10.06.2009 tarihli protokole göre, İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosya borcu ve bakiye 10.000 TL cari hesap borcu için keşide edildiğinin yazılı olduğu, çek ödenmediğinde icra takibine devam edileceğinin, daha önce kararlaştırılmış bulunan sabit borç miktarlarının değerlendirme dışı kalacağının belirtildiği, davalının ise anılı icra dosyasına ve protokole taraf olmadığı anlaşılmıştır. Çek hamiline yazılı olmakla, TTK'nın 791. maddesi gereğince hamiline yazılı bir çek üzerine yapılan ciro, cirantayı, başvurma hakkına dair hükümler gereğince sorumlu kılarsa da senedin niteliğini değiştirerek onu emre yazılı bir çek hâline getirmeyecektir. Hamiline yazılı çek, ciroya gerek olmaksızın zilyetliğin teslimi ile devredilebilmekte olup keşideci ile ilk ciranta arasında temel ilişkinin bulunması zorunlu değildir.Nitekim dosya kapsamında davacı ile davalı arasında temel ilişkinin bulunduğu iddia edilmemiş ise de davacı taraf, çekin protokole istinaden İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosya borcuna ilişkin verildiğini, asıl dosyanın infaz edildiğini, çekin bedelsiz olmasına rağmen takibe konu edilerek tahsilat yapıldığını iddia etmiş olup dava dilekçesi ekinde sunulan yazılı delillerde 10.06.2009 tarihli protokolde imzası bulunan vekil ile davalının takip alacaklısı sıfatı ile başlattığı dava konusu icra takibindeki vekilin aynı kişi olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından davalının protokol bakımından 3.kişi konumunda olduğu, kambiyo senedi olan çekin illetten mücerret olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacı taraf istinaf dilekçesinde dava dilekçesi ekinde sunduğu delillere dayanarak davalının 3. kişi olarak kabul edilemeyeceğini bu kez istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olup protokolde yer alan vekilin, davalı/ alacaklının da vekili olarak icra takibini başlattığı iddia ve ispat edildiğine göre TTK'nın 687. maddesi ışığında alacaklı hamilin, keşideci borçlu ile dava dışı taraflar arasında yapılan protokolden kaynaklı ilişkiyi ve çekin bedelsiz olduğunu bildiğinin, böylece çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket edildiğinin kabul edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın Kabulüne, İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına ödenen 108.265,13 TL bedelin davacıya istirdadına, istirdat davası yönünden koşullar oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/12/2023 tarih, 2018/151 E., 2023/922 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KABULÜNE,
İstanbul 7.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına ödenen 108.265,13 TL bedelin davacıya istirdadına, istirdat davası yönünden koşullar oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.395,59 TL karar harcından peşin alınan 1.848,90 TL'nin mahsubu ile 5.546,69 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 35,90 TL başvurma harcı, 1.848,90 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 750,00 TL bilirkişi ücreti, 183,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.823,50 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 270,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.953,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026