ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
OSYA NO: 2025/275
İSTİNAF KARARI
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı idare arasında 01/11/...tarihinde .... ihale kayıt numaralı ... hizmet alımına ait sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketçe davalı idarenin iş yerlerinde alması gereken ... tedbirlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanların ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personellerinin görevlendirileceğini, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin imzalanmasından sonra yüklenici üstlenmiş olduğu işin önemine ve iş programına uygun olarak işlerin yapılması için gerekli her türlü yardımcı tesisleri hazırlamak, her türlü malzemeyi ekipmanı ve personeli sağlamak ihzaratla ilgili önlemleri aldığını, müvekkili şirket tarafından ihale konusunun hizmet için görevlendirilen personeller işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personellerinin sayısı her ne kadar başlangıçta taraflar arasında akdedilen sözleşmede davalı idaresinin personel sayılı olan 2760 kişiye göre belirlenmişse de bu personel sayısının davalı idare tarafından sabit tutulmayarak arttırıldığını, davalı tarafından yapılan personel sayısının artırımı, sözleşme bedelinin %20'sini aştığını, bu durumun müvekkili şirketin ilgili personel artışı doğrultusunda yeterli hizmeti sağlayabilmek adına kendi personel sayısında artışa gitmesi ile beraber ayrıca bir mağduriyete sebebiyet verdiği gibi davalıya yapmış olduğu 01/12/2022 tarihli başvuru ile anılan gerekçeyle fiyat farkına ilişkin talebinin reddolunmasının da ayrıca mağdur ettiğini huzurdaki davada müvekkili şirket açısından öncelikle idareden haklı bir beklentinin söz konusu olduğun, Danıştay .... Dairesi'nin 2003/... Esas sayılı kararında beklentinin makul bir beklenti olması gerektiğine, baskın kamu yararı olmadıkça haklı beklentilerin zedelenmemesi gerektiğine vurgu yapıldığını beyanla davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalması kaydıyla, işletilmesi gerekli tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduğunu, davacı şirket tarafından her ne kadar ... Hizmet Alımına Ait Sözleşmesi kapsamında müvekkili şirkete verdiği hizmete ilişkin olarak personel sayısının 2760 olarak belirlendiği ancak zaman içerisinde personel sayısında artış meydana geldiği bu kapsamda da tarafına fiyat farkı ödenmesi yönünde talepte bulunmuş olsa da; iş bu dilekçe ekinde sunulan Ortak Sağlık Güvenlik Biriminden İş Güvenliği Uzmanı İş Yeri Hekimi Hizmeti Alımı Teknik Şartnamesi"nin 3.2.3.3 maddesi; "Hizmet alınan süre içinde İdaremizde çalışan sayısının %15 oranında artması veya eksilmeli halinde ( 2760 kişiden %15 fazla veya eksik çalışan olması) ...' ye aylık olarak düzenlenen hak edişte herhangi bir ek ödeme ya da kesinti yapılmayacaktır. Çalışan sayısının %15'ten fazla artması halinde ihalede sunulan tehlike sınıfi tutarına göre ödeme yapılır" hükmüne amir olduğunu, davacı şirket tarafından da dava dilekçesinde dayanılmış olan Ortak Sağlık Güvenlik Biriminden İş Güvenliği Uzmanı İş Yeri Hekimi Hizmeti Alımı Teknik Şartnamesine göre davacı şirkete ek ödeme yapılabilmesi için çalışan personel sayısının sözleşmede kararlaştırılan sayı olan 2760 kişiden %15 fazla artması gerektiğini, ancak müvekkili şirkette çalışan sayısının hiç bir zaman 2760 kişinin %15'inden fazla bir sayıya ulaşmadığını, bu kapsamda da dava dilekçesinin konu kısmında da açıkça ".... ihale kayıt numaralı ... Hizmet Alımına Ait Sözleşme uyarınca çalışan sayısının %15 üzerine çıkmış olması nedeniyle davalı idare tarafından çalışan sayısının artırımı doğrultusunda müvekkil şirketçe eğitim için yapılan personel artışına dair fiyat farkının davalı idareden tahsili talebi" olarak dava konusu belirtilmiş olmakla birlikte belirttiği üzere müvekkili şirkette çalışan sayısı davacı şirketten iş güvenliği ve sağlığı hizmeti alınmaya başlandığını, 01.11....tarihinden sonra hiç bir dönem 2760 kişinin %15'ini aşan bir sayıya ulaşmadığından davacının fiyat farkı talebinin dayanaksız ve haksız olduğunun açık olduğunu bu nedenlerle davacının davasının reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;" Yukarıda yer verilen her iki bilir kişi raporunda da ayrıntılı olarak tespit edildiği üzere; davacı ile davalı arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi ve dosya kapsamındaki ortak sağlık güvenlik biriminden iş güvenliği uzmanı iş yeri hekimi hizmeti alım teknik şartnamesi uyarınca, sözleşmeye konu çalışan sayısının hiç bir zaman ek ödeme yapılmasını gerektirecek şekilde artış göstermediği, davalı ile davacı arasında imzalanan sözleşme içeriğine göre davalının sözleşme maddelerine aykırı davranmadığı, bu bağlamda davacının kendisine eksik ödeme yapıldığına dair iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle taraflar arasında sözleşme dışına idarece çıkılarak yapılan işçi alımlarını ... üzerinden yapıldığını, taraflarınca anlaşıldığını, yerel mahkemece bu hususun araştırılmadığını, her ne kadar davalı idarece anılan artışa konu işçilerin SGK giriş çıkışları yapılmamış ve bundan ötürü de tanzim edilen bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de, böyle bir artışın SGK üzerinden anlaşılmaması davalı idarenin anılan işçi artışını ... üzerinden yapmış olmasından kaynaklı olduğunu, neticeten bu işçilerin de ... hizmetinin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu itibarla anılan hükmün hukuka uyarlığından bahsedebilmenin mümkün olmadığını, ... İl Müdürülüğüne müzekkere yazılarak ilgili dosyanın celbini talep ettiklerini, bu itibarla bilirkişinin eksik evrakları incelemek suretiyle ilgili raporu tanzim ettiğinin aşikar olduğunu, uyuşmazlık konusu iddia ve taleplerinin yalnızca evrak üzerinden yapılacak inceleme neticesinde çözülüp çözülemeyeceğinin de şüpheli olduğunu, müvekkili tarafından sunulan hizmette çalıştırılan ek bir tane işçinin dahi artırım kapsamına girmesi ve müvekkilin bu doğrultuda ek bir zarara uğradığının kabulü gerektiğini, aksi yönde hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki dava konusu uyuşmazlıkta mahkemece davalı idareden talep edilmesi halinde dosyaya kazandırılan ilgili ve belgelerden anlaşılacağı üzere davalı idare tarafından sözleşmenin akdedilmesinden sonra idare bünyesinde çalışan personel sayısının artışıyla sözleşmede kararlaştırılan hükümlerin dışına çıkıldığını ve müvekkili şirkete yüklenilen iş artışının sözleşme bedelinin %20'sini aştığını, bu nedenle fiyat farkının talep edilmesinin zaruri olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan fiyat farkı alacağı istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı şirket ile davalı şirket arasında 01/11/...tarihli ... Hizmet Alımına Dair Sözleşme imzalandığı, davacı tarafça, sözleşmede davalı tarafın personel sayılısının 2760 kişi olarak belirlenmesine rağmen bu sayının arttırıldığını ve bu artışın sözleşme bedelinin %20'sini aştığı iddia ederek fiyat farkı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesinde; iş tanımının 2760 adet personelin 24 ay süreli ... hizmet alımı olduğu, sözleşmenin 14.2. maddesinde "Bu sözleşmede yapılacak işler için fiyat farkı hesaplanmayacaktır. Ancak, mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde, yürürlükte bulunan fiyat farkına ilişkin esaslar dikkate alınarak fiyat farkı hesaplanacaktır" denildiği, 14.3. maddesinde "Sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esaslar ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz" denildiği, 29. madde de "Öngörülemeyen durumlar nedeniyle iş artışının zorunlu olması halinde, işin; a) sözleşmeye konu hizmet içinde kalması, b) İdareyi külfete sokmaksızın asıl işten ayrılmasının teknik veya ekonomik olarak mümkün olmaması, şartlarıyla, sözleşme bedelinin %20'sine kadar oran dahilinde, süre hariç sözleşme ve ihale dokümanındaki hükümler çerçevesinde ilave iş aynı yükleniciye yaptırılabilir" denildiği, sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartnamenin 3.2.3.3 maddesinin 3. paragrafında "Hizmet alınan süre içerisinde İdaremizce çalışan sayısının %15 oranında artması veya eksilmesi halinde (2760 kişiden %15 fazla veya eksik çalışan olması) ...'ye aylık olarak düzenlenen hak edişte herhangi bir ek ödeme ya da kesinti yapılmayacaktır. Çalışan sayısının %15'ten fazla artması halinde ihale de sunulan tehlike sınıfı tutarına göre ödeme yapılır" denildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; İş Güvenliği ve Sağlığı Hizmeti alınmaya başlandığı 01/11/...tarihinden sonra hiçbir dönem 2.760 kişinin %15'ini aşan bir sayıya ulaşılmadığı, çalışan sayısının .../Aralık ayı hariç hiçbir ayda toplam olarak %15'i aşmadığı, 2.760 çalışan sayısının %15 fazlası 3.174 olarak hesaplanmış olup, .../Aralık ayında çalışan sayısı her ne kadar 3.178 olarak görünse de bir önceki aya göre 152 çalışanın işe alındığı, çalışanların 12 tanesinin ayın çeşitli günlerinde işten ayrıldıkları bu nedenle iş yerinde aynı anda toplam 3.178 çalışan bulunmadığı bildirilmiştir.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnameye göre çalışan işçi sayısının 2760 kişiden %15 fazla artması durumunda ödeme yapılacağının düzenlendiği, tacir olan davacının da iş bu hususu kabul ederek davalı ile sözleşme imzaladığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda hiçbir dönem 2.760 kişinin %15 'ini aşan bir sayıya ulaşmadığının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, teknik şartnamenin taraflar için bağlayıcı olduğu, davacı tarafça istinaf aşamasında ileri sürülen işçi alımının ... üzerinden yapıldığı iddiasının yargılama aşamasında ileri sürülmediği, bilirkişi raporuna yönelik bu yönde bir itirazda bulunulmadığı, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında dikkate alınamayacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.