İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ve Davalı ... ile birlikte, ---------Ticaret Sicil Memurluğunda --------- numara ile kayıtlı --------Şti.’ni kurmuştur. Her iki ortak da % 50 oranında hisseye sahip olup davalının şirket müdürlüğü vazifesinden istifa ettiğini bildirdiği tarihe kadar ayrı ayrı münferiden imzaya da yetkili olduğunu, her ikisi de şirket müdürü sıfatına haiz olduğunu, ortaklar arasında şirketin işleyişi ve özellikle davalının sorumsuzca davranışları nedeniyle uyuşmazlık baş gösterdiğini, taraflar ortalık ilişkisinin bitirilmesi noktasında ortak bir irade koymalarına rağmen davalı taraf afaki bir hisse bedeli talep etmiş ve şirketin feshine dair yasal yollara başvurduğunu, taraflar arasında halen derdest olan iki ayrı dava olup bu davaların: ----------E. Sayılı dosyasında şirketin feshi ve tasfiyesi davası ile ---------E. Sayılı sorumluluk davası olduğunu, her iki davada da davalı tarafından ikame edilmiş ve ortaklık ilişkisinin bitirilmesine dair müvekkile kusur yükletilmeye çalışılmıştır. Ancak gerçek bu şekilde vuku bulmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın en temel nedeni davalı taraf neredeyse şirketin ilk kurulduğu tarihten ayrılığın fiilen gerçekleştiği tarihe kadar şirketin EURO, DOLAR ve TL hesabından keyfi ve sebepsiz yere nakit para çekip kendi zimmetine geçirdiğini, davalı şirketin % 50 hissedarı olması münferiden imza yetkilisi olması nedeniyle istediği zaman istediği tutardaki parayı nakit olarak çektiğini, Mahkemece ilgili banka kayıtlarının celp edilmesi durumunda bu işlemler tüm gerçekliği ile ortaya çıkacağını, davalı tarafın şirketin döviz ve TL hesaplarından çekilen ve kendi zimmetine sebepsiz olarak geçirilen paralar yekün olarak milyonlarca TL'ye ulaştığının görüleceğini, davalı taraf bu sorumsuz ve keyfi olarak gerçekleştirdiği nakit çekimlerini o kadar abartmıştır ki şirketten ayrılacağını müvekkile ihtarnameyle bildirdiği tarihten sonra bile devam ettirdiğini, hatta şirketin çek ödemeleri ve nakit borç ödemelerini bile dikkate almadığını, müvekkili davacı şirketin nakit akışını ve selametini düşünürken davalı taraf sorumsuzca şirketin hesaplarından para çekmeye devam edip kendi zimmetin geçirdiğini, müvekkili davacı bu durumla baş edemeyeceğini düşündüğü için şirketin banka hesaplarındaki mevduatlarını davalıdan korumak ve davalının çekemeyeceğini sağlayacak şekilde tedbir aldığını, daha sonrasında ise bu paralarla şirketin tüm borçlarını ödediğini, ödemeye devam etmekte olduğunu ancak davalı taraf müvekkilinin tamamen şirketin selametini düşünerek yapmış olduğu bu eylemler nedeniyle hem şirketin feshi ve tasfiyesi hem de TTK mad. TTK mad. 555 vd. Hükümleri uyarınca sorumluluk davasını ikame ettiğini, davalı taraf şirkete ait olan hesaplardan sebepsiz ve herhangi bir açıklama olmaksızın defalarca işlem yaparak nakit paraları kendi zimmetine geçirdiğini, bu nakit çekimlerinin tutarları üst üste konulduğunda milyonlarca TL'ye ulaştığını, dolayısıyla davalı taraf kendi alacağı ve herhangi bir geçerli bir sebebi olmadığı halde bu eylemleri ile şirketi, müvekkili ortağı ve şirketin alacaklılarını zarara uğrattığını davalı ortak ...'ın hukuka aykırı eylemlerinden dolayı şirkete ve müvekkiline karşı hukuki sorumluluğu doğduğunu, bu bağlamda --------- Arabuluculuk Bürosunun---------nolu dosyası kapsamında ticari dava şartı arabuluculuk süreci yürütülmüş, ancak anlaşma sağlanama-dığını, bu nedenle huzurdaki davayı açma gereği doğduğunu, davalı tarafından müvekkili davacı hakkında aynı eylemler ve aynı sebeplerle açılmış sorumluluk davası mevcut olduğunu, bu dava ---------E. Sayılı davası ile halen görülmekte olduğunu dolayısıyla işbu dava ile belirtilen dava arasında hukuki ve fiili irtibat olması davanın taraflarının ve dava sebepleri arasında bağ olması ve birbirlerini etkileyecek olmaları nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini beyan ederek işbu davanın HMK ilgili hükümleri uyarınca ---------E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan işbu davada, özünde müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine 9/10/2024 tarihinde -------- E. sayılı dosyasında görülmekte olan "şirket ortağının sorumluluğundan kaynaklanan alacak davası"nın seyrini etkilemek ve yargılamanın uzamasına sebebiyet vermek amacıyla açılmış bir dava niteliğinde olduğunu, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, taraflarına mezkûr davada ileri sürülen hukuki argümanların ters yüz edilerek tekrar edildiğini, davacının iddiaları objektif ve somut dayanaktan yoksun olduğunu, davacının işbu davayı açmakla, tarafımızca daha önce ikame edilmiş olan davayı sürüncemede bırakma amacı taşıdığı açık olup, bu husus Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, bu noktada, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı hususunu da ele almak gerektiğini, HMK 114. maddesi uyarınca dava açabilmek için hukuki yararın varlığının zorunlu olduğunu, davacı tarafından iddia edilen hususlar, halihazırda --------- Esas sayılı dosyasında görülmekte olan davada incelenmekte olduğunu, aynı taraflar arasında, aynı olgulara dayalı olarak açılan işbu dava, mükerrer nitelik taşıdığını, davacının, bir yıl boyunca bu iddiaları ileri sürmemiş veya savunma olarak kullanmamış, müvekkil tarafından dava açıldıktan sonra ani bir şekilde bu davayı ikame ettiğini, aynı davada savunma olarak kullanılabilecek bir husus, başka bir davanın konusu olamayacağını, belirtilen sebeple bu dava, hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini ayrıca, davacının ileri sürdüğü iddiaların bir kısmı 2012 yılı ve sonrasına ilişkin işlemlere dayanmakta olduğunu, Davacı, söz konusu dönemlerde şirketin ortağı ve müdürü sıfatıyla tüm ticari ve mali işlemleri bilme ve takip etme konumunda olduğunu, Bu nedenle, iddia ettiği zararları en geç gerçekleştiği tarihte öğrenmiş sayılması hukuken zorunludur. Bu çerçevede, davacının talep ettiği alacak kalemleri bakımından kanuni süreler çoktan dolmuş olup, işbu davada ileri sürdüğü talepler zamanaşımına uğradığını, bu nedenle, davacının işbu dava kapsamında talep ettiği alacaklar yönünden, ihtirazen zamanaşımı def’inde bulunma zarureti hasıl olduğunu beyan ederek Türk Ticaret Kanunu'nun 553., 555. ve devamı maddeleri gereğince esas sorumlu kişi davacı olup, kendisi aleyhine açılan ve --------- Esas sayılı dosyasında devam eden dava neticesinde davacının sorumluluğunun boyutları ortaya çıkacağını, bu sonuçların gecikmesine mahal vermemek ve anılan davanın sürüncemede kalmaması için öncelikle birleştirme talebinin, akabinde ise davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık: Davanın davacının ve davalının %50 hissedar ve aynı zamanda münferiden yetkili olduğu dava dışı --------Ştinin Euro usd ve TL hesabından haklı bir sebep olmadan temsil yetkisini kötüye kullanarak para çekmesi ve şirketi ve şirket alacaklılarını zarara uğrattığından bahisle çekilen paraların şimdilik 1.000 TL, 100,00 Euro ve 100 USD bedelin davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi bunun mümkün olmaması halinde terditli olarak, şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında; Davalının şirket malvarlığını azaltıcı eylem ve işlemleri olmasaydı, şirketin tasfiyesi sonucunda davacıya kalması gereken bedel ile belirtilen sebeplerle fiilen kalan bedel arasındaki fark hesaplanarak ve bu fark güncel ekonomik şartlara uyarlanarak, dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesi talebine ilişkin olduğu görüldü.
Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Mahkememiz işbu dava dosyasının--------- Esas sayılı dosyası arasında bağlantı bulunduğu ve davaların birleştirilmesi talep edildiğinden anılan dosya incelenmiştir.
HMK m.166/I hükmü; "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." şeklindedir.HMK m.166/4 ise, "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." hükmünü haizdir.Her iki dosyanın birlikte yapılan incelemesinde, tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, davalar arasında bağlantı bulunduğu sabit olmakla, HMK m.30 ve HMK m.166 hükümleri gereğince bu iki dosyanın birlikte görülmesinde fayda olduğu değerlendirilerek davacı vekilinin birleştirme talebi yerinde görülmüş ve tensiben iş bu dava dosyasının daha önce açılmış olan --------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Mahkememizin işbu dosyasının ---------- Esas sayılı dosyası ile bağlantı bulunması nedeniyle HMK m.166/1 hükmü gereğince dava dosyamızın anılan dava dosyası ile birleştirilmesine,
2-Birleştirme kararı doğrultusunda mahkememiz esasının kapatılmasına, HMK m.166/III hkmü gereğince dava dosyamızın derhal üst yazıyla ---------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine ve yargılamanın anılan dosya üzerinden yürütülmesine,
3-Birleştirme nedeniyle bu dosyanın esasının kapatılmasına,
4-Harç ve yargılama giderlerinin birleşen ana dosya üzerinden değerlendirilmesine,
İlişkin olarak, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, birleştirme kararı bakımından şimdilik kesin, nihai kararla birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10/04/2026