İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 12/12/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; 28/01/2020 tarihinde ...kesişimi adresinde davalı ...Anonim Şirketi ekipleri tarafından yürütülen altyapı kazı çalışmaları esnasında davacıya ait yer altı şebeke tesislerinin (güzergah, menhol vs. + yer altı şebeke veya havai şebeke) hasara uğratıldığını, söz konusu hasar ile davacı şirketin malzeme ve işçilik giderleri bakımından ... hasarı kapsamında 11.760,68 TL ve ... hasarı kapsamında 1.597,34 TL olmak üzere 13.358,02 TL zarara uğratıldığını (işletme zararı 24,93 TL), .... İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyası kapsamında borçluya 29/11/2022 tarihli ödeme emri gönderilmesine karşın davalının ödeme emrine itiraz ettiğini, arabuluculuk süresinde de anlaşma sağlanamadığından davalının itiraz etmiş olduğu icra takibinin itirazının iptalini, icra takibinin devamı ve en az %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 04/01/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olaya davalı şirketin olumlu ya da olumsuz herhangi bir fiilin neden olmadığını, şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde uyuşmazlık konusu tarih ve adreste davalı şirket tarafından herhangi bir çalışma gerçekleştirmediğinin sonucuna ulaşıldığını, davacı taraf tarafından dosya kapsamına sunulan belgelerde ne davalı şirket çalışanlarını ne de kurumun çalışma yaptığına işaret eder bir tabelayı gösteren fotoğrafa rastlanmadığını, tek taraflı tutanakların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacıya ait kabloların teknik şartnameye açıkça uymadan döşendiğini, emniyet mesafelerine uyulmadan davalı şirketin iletim ve dağıtım tesislerine daha yakın konumlandırıldığını, hasarın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, talep edilen miktarın rayice ve gerçeğe uygunluğunun şaibeli olduğunu ve tek taraflı tutanakların kabul edilmeyeceğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
.... İcra Dairesine ait 2022/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Tutanaklar, Faturalar, Hasar evrakları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Elektrik mühendisi bilirkişi ... tarafından sunulan bilirkişi raporundan özetle; 28/11/2020 tarihinde ... ... Mahallesi, ... Caddesi ile ... Sokak kesişimi adresinde ... ekipleri tarafından gerçekleştirilen altyapı kazı çalışması esnasında davacı ... Anonim Şirketine ait yer altı şebeke tesislerinin (... ve ... hasarları) hasara uğratıldığını hususu, hasar tespit tutanakları, ... ve ... hasar keşif tutar formları, dört ayrı icmal çizelgesi, günlük şantiye defterleri ile ... firmasına ait e faturalar ile sabit bulunmuştur, dosya kapsamında ... Belediyesi ve ... Belediyesi tarafından resmi yazıyla teyit edildiği üzere, söz konusu tarih ve adreste herhangi bir altyapı kazı ruhsatı verilmediği anlaşılmaktadır, kazı öncesi ruhsat alınmadığı ve bölgeledik mevcut altyapı güzergahına yönelik koordinasyonun sağlanmadığı tespit edildiğinden bu durum, davalı tarafın kusur durumu bakımından önemli bir gösterge niteliği taşımakta ve davalı tarafın özen ve ihtiyat yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığı güçlü kanıtını oluşturmaktadır, hasar onarımının davacının bünyesindeki personeli tarafından değil, taşeron firma ... İnşaat Ticaret ve Taahhüt Limited Şirketi tarafından gerçekleştirildiği, buna ilişkin ... ve ... icmal çizelgeleri (toplam 4 adet) günlük şantiye defterleri ve e faturalar ile belgelendiğinden, işçilik ve montaj bedellerinin hasar toplamına dahil edilebileceğine kanaat getirilmiştir, hasar birim bedellerinin hasar tarihleri itibariyle piyasa rayiciyle uyumlu ve hatta piyasa rayicinin altında olduğu ve talep edilen hasar bedellerinin kabul düzeyde kabul edilebilir bulunduğu kanaatine varılmıştır, bu hususla ilgili değerlendirmenin yapıldığı, davacıya ait altyapının mevzuata aykırı tesis edildiğine ya da yetersiz derinliğe sahip olduğuna ilişkin somut, ölçülebilir ve teknik belgeye dayalı herhangi bir kanıt dosyaya sunulmadığından, davacının müterafik kusurlu olmadığının sonucuna ulaşılmıştır.
takibin 13.358,02 TL asıl alacak, (...: 11.760,68 TL + ...: 1.597,34) + 4.232,38 TL avans faiz (...: 3.726,28 TL + ...: 506,10 TL) olmak üzere toplam 17.590,40 TL tutar üzerinden davalı ...Anonim Şirketi aleyhine devam edebileceği kanaatine varılmıştır.
Dava; 228.11.20220 tarihinde ... Mah. ... Caddesi ile ... Sokak kesişiminde davalı tarafından yapıldığı iddia edilen alt yapı çalışma esnasında davacı şirketin telekom altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği iddiası ile oluşan zararın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, hasar tarihinden itibaren avans faizine ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuşsa da TBK 72 maddesi gereğince zarar ile takip tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı define itibar edilmemiştir . (İstanbul BAM 4 HD 2023/1058 Esas- 2024/4449 Karar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine sahiptirler. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Uygulamada sıfat yerine genel olarak "husumet", davacı bakımından "aktif husumet ehliyeti", davalı bakımından "pasif husumet ehliyeti" tabirleri kullanılmaktadır. Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur...".
İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin 2022/3384 Esas, 2024/1238 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dosya kapsamından dava dilekçesi ekinde yer alan fotoğrafların hasar tarihindeki hasar mahalline ait olup olmadığının anlaşılamadığı, davacı tarafından dinletilen tanıkların bu takibe konu hasar tutanak mümzisi yahut bu takibe konu hasarı gören görgü tanıkları olmadığı, davacı tarafından dinletilen tanıkların somut hasara ilişki beyanda bulunmayıp hasarı genelde iski ya da igdaş verir şeklinde tahmine dayalı beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TBK madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının davaya konu hasarı davalının yahut davalıya bağlı yüklenicinin verdiği usulüne uygun bir biçimde ispat edilmemiştir. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi geerkmiştir...".
15/06/2006 tarih ve 26199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği" nin 4. Maddesinde tanımlandığı üzere "altyapı" kavramı "içme suyu kanalizasyon projeleri, elektrik doğalgaz, telefon, kablolu televizyon bağlantı hatları gibi telekomünikasyon projeleri hafif yaylı toplu taşıma ve metro projeleri, termal ısınma ve enerji besleme projeleri ve benzerleri gibi raylı toplu taşıma sistemleri ile yollar ve kaplamaları" ifade etmekte ve kazı çalışmalarına başlanılmadan alt yapı kazı müsaadesi alınması zarureti bulunmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamındaki hasar tespit tutanakları, fotoğraflar ile taraf iddia ve savunmaları hep birlikte dikkate alındığında hasarın gerçekleştiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların bu hasarda kusur durumları ile davalının gerçekleşen zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacının davalı tarafından davaya konu adreste yapılan çalışmalar sırasında, davacının telekom alt yapısına hasar verildiğinden bahisle, hasar bedelinin tahsili bakımından yapılan icra takibine davalının itirazının iptalini talep ettiği, davacı şirketin meydana gelen zararın davalı tarafından verildiğini iddia etmiş ise de, davalının kablolardaki hasarı meydana getirdiklerine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, sadece davacı şirket çalışanları tarafından tanzim edilen tek taraflı tutanağın olduğu, ... Belediye Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından da anlaşılacağı üzere davalının o tarihte bildirilen adreste kendilerince yada taşeronlarınca yapılan bir çalışma olmadığı, ... Belediyesine yazılan müzekekereye de aynı şekilde cevap verildiği davacı tarafça sunulan belgeler arasında yer alan fotoğrafta yapılan kazı çalışmasının hangi kuruma ait olduğunun anlaşılamadığı, verilen kesin süreye rağmen tanık deliline de dayanmadığı ; dava konusu hasarın davalı şirket veya taşeronu tarafından yapıldığına dair kesin bir tespite varmanın mümkün olmadığı, hasar tespit tutanağında kabloya hasarın nasıl verildiğinin belli olmadığı, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve deliller ile tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, zararın davalı tarafından verildiğinin ispatlanamadığı; davalının husumetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından daha önceden alınan 615,40 TL peşin harç düşüldükten sonra eksik kalan 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.590,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 24/04/2026