İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

G. K. YAZILDIĞI TARİH: 10/04/2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket aleyhine, taraflar arasında mevcut ticari ilişkiye istinaden davalı müvekkili şirketçe tanzim edilen 24-07-2025 Tarih ve .... tarihli e-arşiv faturaya ilişkin bakiye alacakların tahsili amacıyla Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas Numaralı icra takip dosyası nezdinde genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını ve davalı şirketçe ilgili icra takip dosyasına süresi içinde itiraz edildiğini, borçlunun vaki itirazı üzerine uyuşmazlığın çözümüne dair sonraki aşamanın “İtirazın İptali” davası olması ve ilgili davanın ticari uyuşmazlık niteliğine haiz olması sebebiyle, 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi gereği dava şartı olan “Arabuluculuk” başvurusu gerçekleştirilmiş ancak arabulucu nezaretinde gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde borçlu ile anlaşma sağlanamadığını ve 07.11.2025 tarihli “Arabuluculuk Son Tutanağı” düzenlendiğini, davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarından, davalı şirketin davacı müvekkili şirkete borçlu olduğu anlaşılmış olmasına rağmen, mezkur icra takibi öncesi ve sonrasında davalı borçlu borcunu ödemekten imtina ettiğini, akabinde, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas Numaralı icra takip dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketçe ilgili borca itiraz edildiğini, işbu dilekçe marifetiyle, davalı şirketin haksız borca itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesi istemleri ile huzurdaki davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, davalı şirketin Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı icra takip dosyasında vaki itirazı açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu ve davacı müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engellemek gayesine matuf olduğunu, zira, davalı müvekkili şirketçe tanzim edilen ve mezkur icra takip dosyasının dayanağı 24-07-2025 Tarih ve .... tarihli e-arşiv faturaya ilişkin davalı şirketçe 8 günlük süre içerisinde herhangi bir itiraz sunulmadığını ve bu mahiyet itibariyle mezkur borcun davalı şirketçe kabul edildiğini, bu hususun taraflara ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi halinde ispat görüleceğini, daha evvel de beyan edildiği üzere, mezkur icra takip dosyasında vaki itirazın, esasen davalı şirketin borçtan kurtulma ve alacak istemlerini sürüncemede bırakma gayesinden ileri geldiğini, bu sebeple Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas numaralı icra takip dosyasında vaki itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın reeskont avans faiz oranı ile tahsiline ve borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, müvekkili aleyhine “Doğalgaz Kumu – Kamyonla Yerinde Satış” açıklamalı faturaya dayanarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin yasal süresi içinde yaptığı itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasını açtığını, ancak yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, faturanın tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, faturanın alacak doğurabilmesi için, malın fiilen teslim edildiğinin veya hizmetin ifa edildiğinin yazılı ve somut delillerle ispatının zorunluğu olduğunu, davacı tarafça; İrsaliye, İmzalı mal teslim tutanağı, Cari hesap ekstresi, Sevk fişi ve Teslimi doğrulayan herhangi bir yazılı belge takibin ekinde sunulamadığını, fatura ekinde irsaliye bulunmadığı gibi, faturanın içeriğinde dahi; Malın nereden gönderildiği, Nereye teslim edildiği, Teslim tarihi, Teslim alan kişi, Sevk veya araç bilgisi yer almadığını, fatura içeriğinde de malın müvekkiline teslim edildiğini ispat eden herhangi bir kayıt yer almadığından davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, bu haliyle, faturaya konu malın gerçekten var olduğu ve müvekkiline teslim edildiği hususu ispatlanamadığını, düzenlenen faturanın karşılığı olan tutarların gerçek anlamda bulunmadığını, davacı tarafın, iddialarını destekleyen hiçbir yazılı delil sunamadığını, bu yönüyle ispat yükünü yerine getiremediğini, davacı tarafça ileri sürülen satış iddiasıyla ilgili; fiilen yerine getirilmediğini, müvekkili tarafından teslim alınmadığını ve kabul edilmediğini, hatta davacının teslimi gerçekleştirmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, teslimi veya ifası gerçekleşmeyen bir edim karşılığında bedel talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, neticede davacının itirazın iptali davasının esastan reddine, arabuluculukta talep edilmeyen kötü niyet tazminatı talebinin usulden reddine, davacı alacağını ispatlayamadığından icra takibinin geçersizliğinin tespitine, davacının kötü niyetli olarak dava açması sebebiyle, haksız talep ettiği tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; TTK madde 21/2 hükmü gereğince sekiz günlük sürede itiraza uğramamış olmak suretiyle içeriğinin kabul edilmiş sayılmasından ileri geldiğini, müvekkili tarafından ise dava dilekçesi ekinde suretini sundukları 24/07/2025 tarihli fatura keşide edildiğini ve davalı tarafça bu faturanın herhangi bir itiraz bulunmaksızın kabul edildiğini, bu haliyle itiraza uğramayan fatura ve içeriğinin davalı tarafça kabul edildiğini, bu haliyle kanuni karine oluşturan bu durumun aksi davalı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, taraflarınca delil dilekçelerinde belirttikleri üzere BA/BS formlarının celbi ile birlikte yine taraflara ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi halinde eldeki iddialarının ispat bulacağını, HMK madde 222 kapsamında usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları kesin delil niteliğinde olduğunu, defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; Davacı taraf teslimin yapıldığına dair irsaliyenin, imzalı teslim tutanağı, teslim alan kişi bilgisi, sevk ve taşıma kayıtları dahil hiçbir delil sunamadığını, düzenlenen faturanın karşılığı olan tutarlar gerçek anlamda bulunmadığını, zira fatura içeriği fiilen yerine getirilmediğini, müvekkili tarafından teslim alınmadığını ve kabul edilmediğini, ayrıca davacı tarafın, fatura içeriği bakımından herhangi bir faaliyet göstermediğini, fatura içeriğini yetire getirecek bir işletmesi yahut aracı dahi bulunmadığını müvekkilinin sonradan öğrendiğini, davacı tarafın, cezai sorumluluk doğuracak fiilerde bulunarak müvekkili şirketin iradesi ile oynayıp gerçeğe aykırı şekilde var olmayan bir borcunun tahsil etme amacında olduğunu, davacı taraf özetle hukuki temeli bulunmayan bir faturaya dayanarak gerçekte mevcut olmayan bir borcun tahsilini amaçladığını, davacı tarafın, malın fiilen teslim edildiğine dair tek bir belge dahi sunamadığını, bu nedenle, faturaya dayanılarak alacak varmış gibi sonuca gidilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının itirazın iptali davasının esastan reddine, arabuluculukta talep edilmeyen kötü niyet tazminatı talebinin usulden reddine, davacının kötü niyetli olarak dava açması sebebiyle, haksız talep ettiği tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili uyap üzerinden gönderdiği 08/04/2026 tarihli dilekçesi ile açılan davadan feragat ettiği görülmüştür.
Davalı vekili uyap üzerinden gönderdiği 09/04/2026 tarihli dilekçesi ile feragat sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan etmiştir.
Taraf vekillerinin vekaletnameleri incelendiğinde davadan feragat ve feragati kabul yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatın geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, davacı vekilinin feragat beyanı nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

2-Alınması gereken (732,00 TL'nin 2/3'üne denk gelen) 488,00 TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 31.087,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye 30.599,49 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)

4-Davalı tarafça yatırılan avansın talep halinde İADESİNE,

5-Davalı vekilinin beyanı dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı HMK' nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 10/04/2026