İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 11/10/2016 tarihli dilekçe ile, davalının başvurusu üzerine davacı bankanın ... Şubesi arasında imza edilen Üye İş Yeri Sözleşmesi uyarınca davalıya ... Pos Cihazı tahsis edildiğini, davalıya Bornova ... Noterliği'nin 03/04/2015 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamede "12/09/2014 tarihinde ... no'lu ...'e ait kredi kartı ile yapılan 6.000,00 TL tutarlı satış işleminin 5.300,00 TL'lik kısmına itiraz edildiğini, Uluslararası Kart Kuralları gereğince 5.300,00 TL davalı hesabından tahsil edilmek üzere davacı Banka Şubesine maledildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.14,8.5,8.6 no'lu maddeleri ve ilgili yasalardan kaynaklanan alacak hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu alacağın ilgili sözleşme hükümleri gereğince tamamen ödeneceği tarihe kadar faiz, BSMV, fon, masraf vs. her türlü ferileriyle birlikte 3 gün süre içinde ödenmesi, aksi takdirde toplam borcun tahsili için davalı hakkında yasal yollara başvurulacağı" hususunun ihtar edildiğini, alacağın tahsili için İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, alacağın likit olduğunu, dava konusu alacak miktarının davalı tarafından önceden açık ve net olarak bilindiğini, icra takibine yapılan itirazın kötüniyetli ve borcun tahsilini engelleme amaçlı olduğunu, bu nedenle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini,i açıklanan nedenlerle İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına alacağın %20'sinden az olmaka üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.

Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile, davacının dava dilekçesinde belirttiği Bornova ... Noterliği'nin 03/04/2015 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilmediğini, ihtarnameye ait tebliğ şerhinde "06/04/2015 tarihinde işbu evrakın muhatabı ...' ün adresine gidildi. Muhatap adresten taşınmış, yeni adresi belli değil adres işyeri olduğundan muhtar beyanı alınamadı. İADE" şerhinin düşüldüğünü, bu nedenle alacağın muaccel hale gelmediğini, davanın öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, davalının ... adlı işyerinin maliki olduğunu, alüminyum doğrama ve PVC kapı ve pencere işi ile iştigal ettiğini, davalının işyerinde taksitli satış yapmak, müşterilerine daha iyi hizmet vermek ve ödeme de kolaylık olması açısından işyerine pos cihazı bağlatmak istediğini, bu nedenle davacı banka ile irtibata geçtiğini ve neticede taraflar arasında 12.03.2013 tanzim tarihli Üye İşyeri Sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ... adlı kişinin davalının işyerine gelerek ... da bulunan yazlığına PVC Pencere sistemi ve Panjur taktırmak istediğini belirttiğini, ve taraflar arasında bir süre pazarlık yapıldıktan sonra tüm işin toplam 13.000,00 TL'ye yapılması konusunda anlaşıldığını ve 24/07/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmenin tanzimine mütakiben işe başladığını ve 12 Eylül 2014'te işi tamamlayarak dava dışı ... adlı iş sahibine teslim ettiğini, dava dışı iş sahibinin de yazlığına geldiğini ve yapılan işi yerinde incelediğni, işin tamam olduğuna kanaat getirdiğinde kendisine ait ... nolu kredi kartından davalının davacı bankada bulunan hesabına iş karşılığı 6.000,00 TL ödediğini, iş sahibi adına kesilen faturaların keşide edilerek tebliğ edildiğini, dava dışı kart sahibinin işin tamamlanmasından ve ödemenin yapılmasından 3 ayı aşkın bir geçtikten sonra 31/12/2014 tarihinde davacı bankaya "Ürünün tanımlandığı gibi olmadığı" sebep kodunu girerek davalının yapmış olduğu 12 panjurla ilgili sorun yaşadığını, panjurların hareket ettiği yayların 5-6 cm olması gerekirken 2 cm daha fazla aralıklı takıldığını, panjur dilimlerinin sarkma yaptığını ileri sürerek 6.000,00 TL'lik işlemin 5.300,00 TL'lik kısmına itiraz ettiğini, ve davacı bankanın davalıya durumu bildirdiğini, yapılan itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yapmış olduğu işlemi tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, bunları davacı bankaya bildirmesine rağmen bankanın dava dışı iş sahibine 5.300,00 TL'yi karta iade ettiğini ve Uluslararası kart kurallarını ileri sürerek davaya konu tutarın kendisine ödemesini talep ettiğini, davalının bu tutarı ödemeyi kabul etmemesi üzerine hakkında icra takibi başlattığını, davacı bankanın, yapmış olduğu haksız, yanlı, tek taraflı bir uygulama ile küçük ölçekli bir esnaf olan davalının zarara uğramasına neden olduğunu, davalının bankadaki hesaplarına bloke koyulduğunu, mevduat hesabında bulunan 2.000,00 TL'ye de el koyularak, hesap bakiyelerinin eksiye düşürüldüğünü, yapılan işin Mesafeli Satış sözleşmesi İşi olmadığını, kart hamilinin işi yerinde inceleyerek ödeme yaptığını, davacı bankanın, davalı ile akdettiği Üye İşyeri Sözleşmesinin 8.5. Maddesinde düzenlenen hükümlere aykırı davrandığını, sözleşmenin 8.5. Maddesinde "Banka, kart hamili ile Üye işyeri arasında alış veriş konusu olan mal ve hizmetin kalitesi, miktarları, nakliyesi, teslimi, cinsi, fiyatı ve ifası ile ilgili olayları bilme anlaşmazlıklarda taraf olma ve hiçbir surette karar verme durumunda değildir." denildiğini, hal böyleyken davacı bankanın, davalı üye işyeri ile kart hamilinin hizmetin ifasından kaynaklı yaşandığı iddia olunan sorunla ilgili davalı aleyhine karar verdiğini, alacağın likit olmadığını, kesin de bulunmadığından istenen inkar tazminatının yasal koşullarının da olmadığını, istenen faiz tutarının da fahiş olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, davacının açmış olduğu davada kötüniyetli olduğunu, bu nedenle hakkında kötüniyet tazminatı hükmedilmemesini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin istendiği görülmüştür.

İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilerek dosyamız içine alınmış, yapılan incelemesinde alacaklının dosyamız davacısı banka olduğu, borçlunun dosyamız davalısı gerçek kişi olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosya, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemenin niteliği ve bankacılık işlemleri yönünden inceleme yapmak üzere bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 18/10/2017 havale tarihli rapor dosyaya sunulmuş, raporun yapılan incelemesinde, davalının davacı banka nezdindeki ... numaralı hesabından 14/04/2016 tarihinde 1.940,90 TL'nin "... POS bedeli olup, hesaptaki tutar kadar kapatılan" açıklaması ile borca mahsuben tahsilat yapıldığını, davaya konu işlem tarihinde davacı bankanın uyguladığı en yüksek faiz oranının %16, buna göre taraflar arasında imzalanan sözleşmenin G.1 maddesine göre, alacak tamamen ödenene kadar bankaca davalıdan talep edilebilecek faiz oranının %24 olduğunu, 11/10/2016 dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 3.359,10 TL asıl alacak, 1.711,39 TL faiz, 85,57 TL BSMV, 129,62 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 5.285,68 TL alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Dava, davacı banka nezdine üye iş yeri sıfatı ile pos cihazı teslim edilen davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ait evde montajı gerçekletirilen PVC kapı ve pencelerin bedelinin kredi kartı ile davalı tarafından tahsil edilmesinden sonra dava dışı üçüncü kişinin doğramalarda hata olduğu ve tanımlanan ürün olmadığı gerekçesi ile davacı bankaya başvurarak yapılan ödemenin iptal edildiği, taksitli satış yönünden kalan bedellerin davalıya ödenmediği, davalıya ödenen bedellerin iadesi istemi ile açılan davadır.
Davalı ... ile davacı banka arasında 22/03/2013 tarihli üye iş yeri sözleşmesinin imzalandığı, buna istinaden davalıya pos cihazının teslim edildiği celp edilen kayıtlardan anlaşılmıştır.
Davalı ile dava dışı ... arasında, dava dışı kişiye ait evde PVC kapı ve pencere doğramalarının montajı işinin yapılması konusunda anlaşma sağlandığı, davalı tarafından dava dışı kişiye ait evde montajın yapıldığı, buna ilişkin olarak dava dışı ...'e ait kredi kartı ile taksitli satış niteliğinde hizmetin alınması işleminin yapıldığı, ancak ...'in davacı bankaya başvuruda bulunarak kullanmakta olduğu davacı banka nezdinde düzenlenen kredi kartı ile yapmış olduğu alışveriş nedeni ile kendisine hasarlı ürün teslim edildiği iddiasında bulunduğu, bunun üzerine davacı banka tarafından bir kısım işlemler tamamlandıktan sonra dava dışı kişiye 5.300,00 TL bedelin iade edildiği, iade edilen bu bedelin davacı tarafından üye işyeri olan davalıdan rücuen tahsili isteminde bulunulduğu tespit edilmiştir.

Dava dışı kişi ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği dikkate alındığında, taraflar arasında eser ve mal satışına ilişkin sözleşme olduğu, bu sözleşme uyarınca davalı tarafından temin edilen ürünlerin dava dışı kişiye ait evde monte edildiği, bunun karşılığında davalı nezdinde bulunan kredi kartı ile taksitli satış yolu ile bedelin tahsili yönünden anlaşma yapıldığı, dava dışı kişi tarafından davalının monte ettiği ürünlerde ayıp olduğu iddiasında bulunulduğu, bu iddianın davalı ile aralarındaki hukuki ilişkiye dayandığı, gerçekten böyle bir ayıplı imalat var ise önceklikli olarak bu hususun davalı ile dava dışı gerçek kişi arasında tespiti gereken bir husus olduğu, davacı bankanın bu nevi bir ilişkide sözleşmeye müdahil olmak suretiyle bedelin iadesi işlemini yapılmasını gerektirir bir konumunun tespit edilemediği, zira dava dışı kart hamilinin teslim edilen ürünleri ve yapılan imalatı görerek hizmeti ve malzemeyi satın aldığı, hizmette ve malzemede meydana gelen ayıbın sözleşmenin bu seviyesinden sonra ancak davalıya karşı ileriye sürülmesi gerektiği, üye iş yeri sözleşmesinin 8.5. Maddesine göre bankanın kart hamili ile üye iş yeri arasında oluşan anlaşmazlıklarda taraf olma ve hiçbir surette karar verme durumunda olmadığının açıkça belirtildiği, buna rağmen kart hamilinin söz konusu edimden kaynaklandığı iddia edilen durum ile ilgili davalı aleyhine işlem yapıldığı, kaldı ki davalının dava dışı kart hamili ile yaptığı sözleşme uyarınca yerine getirdiğini iddia ettiği edime dayalı olarak fatura düzenlediği, bu faturaya kart hamili tarafından itiraz edilmediği, ürünün tanımlandığı gibi olmadığı sebep kodunun bu nevi bir sözleşme ilişkisinde kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasında mesafeli satış ilişkisinin bulunmadığı, böyle bir işlemin özellikle kredi kartı ile hizmet ve ürün satışı gerçekleştiren tacirler yönünden kabulünün mümkün olmadığı, zira ihtilafın ürünün ayıplı olmasına ilişkin olduğu dikkate alınarak söz konusu ayıbın tespiti ve hukuki niteliği yönünden yapılması gereken incelemenin karşılıklı iddia ve savunmaları birlikte barındırması gereken bir ortamda çözümlenmesi gerektiği, davacı banka tarafından ürünü ve hizmeti teslim ve satın alan dava dışı kişinin bu şekilde bir başvurusu ile bedelin iadesi yoluna gitmiş olmasının özellikle üye işyeri yönünden sonucu belirsiz durumların oluşmasına neden olabileceği, her ne kadar bilirkişi tarafından iade edilen bedelin davalıdan tahsil edilebileceği yönünde kanaat bildirilmiş ise de, bu hususun açıklanan sebeplerle kabulünün mümkün olmadığı, bu yöndeki kanaate itibar edilemeyeceği anlaşılmış, davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Davanın REDDİNE,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden vekilin harcadığı emek ve mesaiye karşılık yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

Karar kesinleştiğinde artan gider avansının taraflara iadesine,
Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/03/2018