İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ticari Mümessillik Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Mümessillik Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya heyetçe ele alındı, incelendi.
Davacı vekili mahkememize verdiği 13/04/2016 tarihli dilekçesinde; Davacı şirketin 14/07/2016 tarihinde İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kurulduğunu, merkezinin İzmir' de bulunduğunu, davalı ...' ın şirket kuruluş tarihi olan 17/04/2006 tarihinden 04/11/2015 tarihine kadar şirket müdürü olarak görev yaptığını, davalının müdür olarak görevi temsil yetkisinin 04/11/2015 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğini, davalının şirketten ayrılması sonrasında yeni seçilen genel müdürün talebi doğrultusunda yapılan envanter sayımı sonucu davacı şirkete envanterinde 4.409 m/29.103 adet olması gereken pompa, vana, kablo, vana yedek parçaları, pompa yedek parçaları, boru, boru bağlantı ekipmanları, flowmetre, eşanjör ürünlerinin 2569 m/4463 adet olduğunun tespit edildiğini, söz konusu uyumsuzluğunun Ankara .... Noterliği' nin ... yevmiye numaralı 04/02/2016 tarihli ihtarnamesi ile davalı bildirildiğini, davalı tarafından davacı şirkete konuya ilişkin her hangi bir açıklama gönderilmediğini, davalının özen gösterme ve şirket menfaatlerini gözetme yükümlülüğünü hiçe sayarak davacı şirket nezdinde görevini gerçekleştirdiği süre boyunca stok sayımını hiç bir zaman gerçekleştirmediğini, kaybolan şirket mallarına ilişkin davacı şirket ortaklarını hiç bir zaman bilgilendirmediğini, bilinç ve basiretli bir müdür gibi hareket etmediğini, küçümsenmeyecek kadar uzun bir süre boyunca şirketin yönetiminde aktif rol alan ve şirketin her türlü bilgi ve belgesine vakıf olan davalının şirket mallarının kaybolduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu kayba ilişkin davalı şirket ortaklarına her hangi bir bilgilendirme yapılmamasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacı şirketin davalının kanundaki yükümlülüklerine aykırı bu davranışı sebebiyle uğradığı vahim zararın yanı sıra hukuki ve cezai sorumlulukla da karşı karşıya kalabileceğini bu sebeple envanter rakamları ile davacı şirket kayıtlarında gözüken rakamların birbirleri ile örtüşmemesi sonucu ortaya çıkan zararın tazmini için davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini belirtmiş davalının dürüstlük kuralına aykırı şekilde şirket menfaatlerini hiçe sayarak görevi sürecinde stok sayımı yapmaması ve şirket mallarının kaybolmasına neden olması dolayısıyla şirketin kaybolan 24.640 adet ürünü karşılığı KDV hariç 665.436,58 TL tutarındaki zararının dava tarihinden itibaren en yüksek değişken oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize verdiği 10/06/2016 tarihli cevap dilekçesinde: Davalının, davacı iş yerinde 14/08/2006 tarihinden iş akdinin iş yerinin daraltılması ve bazı bölümlerin kapatılması gerekçesi ile feshedildiği 30/10/2015 tarihine kadar hizmet akdine bağlı olarak iş kanunu hükümleri doğrultusunda çalıştığını, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu' nun 1. Maddesi gereğince, İş Kanunu' na göre işçi sayılan kimseler ile iş veren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu' na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, görev itirazında bulunulduğunu, esas yönünden; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın asıl amacının davalıyı karalamak ve faaliyetlerini sekteye uğratmak olduğunu, davacının iddialarının hiç bir somut delile dayanmadığını, iş akdinin feshinden 6 ay gibi uzun bir süre geçtikten sonra stok sayımında envanter rakamlarının tutmadığı iddiasının ortaya atıldığını, dava açılırken konu ile ilgili yapılmış bir delil tespiti, hazırlanmış bir tutanak, envanter raporu, sayım belgesi veya benzeri resmi yada gayri resmi tek bir belgenin dahi dava dilekçesine eklenmediğini, davalının ayrıldığı tarihte şirketin teknik müdürü olduğunu, şirkette kendisine 2. derece imza yetkisi verildiğini, şirketin genel politikası gereği her zaman yurt dışında ikamet eden 1. derece bir müdürü olduğunu, her 3 ayda bir bu müdür ile ilgili toplantılar yapılıp gerekli raporlamaların yapıldığını, şirket içinde iç denetimlerin yapıldığını, şirketin işleyişi gereği tüm malların faturalı ve irsaliyeli olarak alınıp aynı şekilde müşterilere sevk edildiğini, davalının 2. derece imza yetkilisi olması sebebiyle diğer imza yetkilisinin imzası bulunmadan mal sevk edemeyeceği alım satım yapamayacağını, davalının şirkette çalıştığı süre boyunca bu kurala harfiyen uyduğunu ve prosedürleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalının görev tanımının teknik müdür olarak değiştirildiği 2015 Ağustos tarihinden sonra alım satım, stok sayımı gibi işlerin lojistik müdürü sıfatı verilen ...' e devir edildiğini, lojistik müdürü sıfatı ile bir kişinin görev yaptığı işletmede stok eksikliğinden bahsedilmesinin ve bu eksikliğin görevli ve yetkili olmayan davalıya atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, şirketin her yıl bağımsız denetim firması ... tarafından denetlenip raporlandığını, denetim ve raporlamaya rağmen şirket envanterinde 655.436,58 TL gibi yüksek miktarda açık bulunması ve bu açığın 6 ay sonra fark edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen ihtarnameye karşı Karşıyaka .... Noterliği' nin 18/04/2016 tarih ... yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalıya yöneltilen ithamlarla TCK' nın 267. Maddesinde düzenlenen iftira suçunun işlendiğini belirtmiş davanın öncelikle görev yönünden reddine bunun mümkün olmaması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının müdürlük yaptığı dönemde görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirip getirmediği, dürüstlük kurallarına aykırı işlem yapıp yapmadığı ve bu suretle şirketin zararına sebebiyet verip vermediği, vermiş ise bunun miktarının belirlenmesine yönelik olarak, dosya şirket kayıt ve belgeleri üzerinde SMMM, Makine Mühendisi ve şirketler hukuku uzmanından oluşturulan 3 kişilik bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 28/02/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: Davacı şirketin yasal defter ve dayanağı belgeleri ile davaya konu edilen ve rapor içeriğinde 21 sahifeden ibaret olup, 01.12.2015-04.12.2015 tarihleri aralığında gerçekleştirilen stok listeleri ile bu stok listelerinin paraya dökümlerinin yer aldığı listelerin aynı tarih itibarıyla düzenlenip fiili sayım listesinin 5 adet şirket çalışanı tarafından imza altına alındığı, söz konusu liste içeriğinde yer alan muhtelif stok malzemenin kayden olmakla birlikte fiilen şirket stok sahasında yer almayan toplamda 655.436,58.TL lık stok malzemeyi kapsadığının anlaşıldığı, dava konusu eksik stoklarla ilgili stok sayımının 01.12.2015 tarihinde yapılmış olduğunun görüldüğü davalı ...'ın davacı şirket tarafından iddia edildiği şekli ile 04.11.2015 kararı ile müdürlük görevine son verildiği ve iş sözleşmesinin de bundan önce 30.10.2015 tarihinde fesih edildiği dikkate alınsa dahi, her halükarda dava konusu mallarla ilgili olarak fiili tespit ve sayımın mutlak davalı ...'ın şirketten veya görevinden ayrıldığı tarih itibarıyla yapılması gerekmekte iken, söz konusu tespitin davalının müdürlük görevine genel kurul kararı ile son verilen 04.11.2015 tarihi dikkate alındığında bile, yaklaşık 27 gün sonrasında yapılmış fiili bir sayım olduğunun görüldüğü, bu çerçevede, ticari defter incelemelerinde, davacı şirketin yasal defter ve dayanağı belgeleri ile davaya konu edilen ve rapor içeriğinde (ek-2) 21 sahifeden ibaret olup, 01.12.2015-04.12.2015 tarihleri aralığında gerçekleştirilen stok listeleri ile bu stok listelerinin paraya dökümlerinin yer aldığı listelerin aynı tarih itibarıyla düzenlenip fiili sayım listesinin 5 adet şirket çalışanı tarafından imza altına alındığı, söz konusu liste içeriğinde yer alan muhtelif stok malzemenin kayden olmakla birlikte fiilen şirket stok sahasında yer almayan toplamda 655.436,58.TL lık stok malzemeyi kapsadığı belirtilmiş olup, buna göre, davacı şirket tarafından davalının is sözleşmesinin feshedildiği, 30.10.2015 tarihi ve hemen akabinde genel kurul karan ile müdürlük görevine son verildiği 04.11.2015 tarihinden yaklaşık bir ay kadar sonra 01.12.2015 tarihinde yapılan stok sayımı neticesinde davacı şirket kayıtlarında gözüken 655.436,58 TL. tutarındaki malzemenin gerçekte mevcut olduğu tespit edilmiş olup, davacı şirket tarafından yapılan bu stok sayımına itibar edildiği takdirde, davalının şirket müdürü olduğu dönemde şirket defterlerinden olan envanterin gerçeğe ve usulüne uygun tutulmadığı ve şirketin ticari defterlerinin kanuna uygun tutulması şirket müdürü olan davalının sorumluluğunda olduğu için davalının bu husustan dolayı davacının sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşmanın mümkün olabileceği, buna karşılık, şirket envanterinin davalı şirket müdürü tarafından düzgün tutulmadığını ve bu nedenle şirkette yapılan fiili stok sayımında şirket defterlerinde gözüktüğü halde fiilen var olmadığı tespit edilen mallardan ileri gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu iddia eden davacı şirketin, bu sebeple uğradığı zararı ve davalının kusurlu eylemi ile olan illiyet bağını ispat etmesi gerekmekte olup, ticari defter incelemelerinde belirtildiği üzere, davacı şirketin dava konusu talebe dayanak yaptığı stok sayımının davacı şirket çalışanları tarafından yapıldığı ve bu konuda düzenlenen fiili sayım listesinin de davacı şirket çalışanları tarafından imzalandığı gibi, davalının cevaplarında davacı şirketin düzenlediği stok sayım listesinin kabul edilmediği ve ayrıca davacı şirket tarafından esas alınan fiili stok sayımının davacının işten ve müdürlük görevinden ayrılmasından yaklaşık bir ay kadar sonra yapılmış olduğu hususları dikkate alındığı takdirde, davacı şirketin davalının şirket envanterini düzgün tutmaması nedeniyle zarara uğradığı ve bu zarar ile davalının davalı şirket defterinde var olduğu halde fiilen mevcut olmadığı ileri sürülen 655.436,58 TL tutarındaki eksiklikten davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı konusundaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Taraf vekillerince rapora itiraz edildiğinden bilirkişi kurulundan itirazlar doğrultusunda ek rapor istenilmiş, alınan 30/05/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda: Mahkemenin ara kararı kapsamında davacı ve davalı itirazları da dikkate alınmak suretiyle yapılan tetkik ve değerlendirmeler kapsamında önceki raporda yer alan görüş ve kanaatlerde herhangi bir değişiklik olmadığı ayrıntılı ve gerekçe olarak belirtilmiştir.
Ek raporun alınmasından sonra davalı vekilince 18/06/2018 tarihinde sunulan rapora itiraz dilekçesinde, ... ve ...'nın tanık olarak dinlenilmesi ve tanıklar dinlendikten sonra yeni bir bilirkişi heyetinden denetim ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınmasına karar verilmesinin talep edildiği belirlenmiş, alınan rapor ve ek rapor karar vermeye yeterli olduğundan ve davacı tarafın tanık listesinin delillerinin bildirilmesine ilişkin ara kararından sonra verilmiş olduğu anlaşıldığından davacının yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ile tanık dinlenilmesine yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça davalının davacı şirket yöneticisi olarak faaliyetlerini gerçekleştirdiği dönemde kusuru ile şirket mallarının kaybolmasına neden olduğundan bahisle davalı şirkete uğramış olduğu zararların tazminine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, davalının davacı şirkette 14/07/2006-04/11/2015 tarihleri arasında iş sözleşmesi ile çalışan şirket müdürü konumunda olduğu, davalının şirket müdürlüğünü iş sözleşmesinin fesh edildiği, 30/10/2015 tarihine kadar sürdürdüğü, davalının iş sözleşmesinin fesh edilmesi ve müdürlük görevinin sona ermesinin ardından 01/12/2015- 05/12/2015 tarihleri arasında davacı şirket tarafından yapılan stok sayımı sonucunda şirket kayıtlarında gözüktüğü halde fiilen var olmadığı tespit edilen 655.436,58 TL tutarındaki malzeme nedeniyle, davacı şirketin uğradığı zarardan sorumlu tutulduğu,dava konusu eksik stoklarla ilgili stok sayımının 01.12.2015 tarihinde yapılmış olduğu,, davalı ...'ın iş sözleşmesinin 30.10.2015 tarihinde fesih edildiği müdürlük görevine ise 04.11.2015 tarihli genel kurul kararı ile son verildiği, dava konusu mallarla ilgili olarak fiili tespit ve sayımın davalı ...'ın şirketten veya görevinden ayrıldığı tarih itibarıyla yapılması gerekmekte iken, söz konusu tespitin davalının müdürlük görevine genel kurul kararı ile son verilen 04.11.2015 tarihi dikkate alındığında bile yaklaşık 27 gün sonrasında yapılmış fiili bir sayım olduğu gibi söz konusu sayımın davacı şirket çalışanları tarafından yapılıp düzenlenen listenin de davacı şirket çalışanları tarafından imzalandığı, davacı tarafça stok sayımına davalının şirketten ayrılmasından önce başlatıldığının belirtildiği ancak dava dilekçesinde dahi stok sayımına davalının şirketten ayrılması sonrasında başlandığının yazılı olduğu tüm bu hususlar göz önüne alındığında kaybolduğu belirtilen şirket mallarının davalının görevde olduğu dönemde kaybolduğu ve söz konusu eksiklikten davalının sorumlu olduğu iddiasının kanıtlanamadığı incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 11.157,32 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 40.167,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...' in yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/07/2018