İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
Davacı vekili, mahkememize verdiği 27/09/2016 tarihli dilekçesinde: Müvekkililerinin miras bırakanı ...' ın 21/09/2016 tarihide vefat ettiğini ve geriye mirasçı olarak müvekkillerinin kaldığını, miras bırakanın ticari işlemleri gereği sürekli ve bir çok banka kredisi kullandığını, bunların tümünü ödediğini, banka kredileri sırasında bankaların hayat sigortası yapılmasını zorunlu kıldığından hayat sigortası yaptırmak zorunda bırakıldığını, miras bırakanın son olarak 10/08/2016 tarihinde ... bankası ... Şubesi' nden kredi kullandığını bu kredi sırasında aynı tarih ve ... poliçe numarası ile aynı bankanın acentası ve aynı grup şirketleri içinde yer alan davalı ... ve Emeklik A.Ş' den " Esnafa Hayat Sigortası Sözleşmesi " adı altında sağlık poliçesi düzenlendiğini, bu poliçe ile müvekkillerinin lehtar olarak belirlendiğini, müvekkillerinin bu sözleşme ile elde etmeleri gereken hukuksal menfaati davalının dürüstlük kurallarına aykırı uygulamaları nedeni ile elde edemediklerini, sağlık poliçesi ve eklerinin kendileri tarafından temin edilemediğini, bu kapsamda İzmir ... SHM' nin ... D. İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu ancak buna rağmen poliçe ve eklerinin örneğinin verilmesinden kaçınıldığını, miras bırakanın poliçe ile üzerine düşen prim borcu ödeme işlemini 13/08/2015 tarihinde gerçekleştirdiğini, miras bırakanın ... Üniversitesi ... Hastanesi doktorlarının bir dizi hataları sonucu 21/09/2015 tarihinde hayatını kaybettiğini, müvekkillerinin müracaatı üzerine davalı şirketin muriste akciğer ve mesane kanserinin poliçe öncesi olması ve kendilerine bildirilmemesi gerekçesi ile poliçe bedelini ödemediği gibi daini mürtehin olan banka şubesinden çekilen krediyi de ödemediğini, müvekkillerinin sigorta poliçesi olmasına rağmen murislerinin bu kredisini üstlenip ödemek zorunda kaldıklarını, davalının uygulamasının yanlış olduğunu, hayat sigortası poliçesinin özgür irade ile yapılmadığını, bankanın zorunlu tutması nedeni ile yapıdığını, miras bırakanın kötü niyetli olduğunun iddia edilemeyeceğini, murisin hastalıkları olduğu bildirilen mesane kanseri ve akciğer kanserinin her olayın ölüm ile sona erdiği kısa sürede ölüm beklenen hastalıklar olmayıp tıp dünyasındaki ilerlemeler ile ortadan kaldırılabilecek ve hayat süre ve kalitesini artıracak tedavilerin söz konusu olduğunu, miras bırakanın bu kapsamda ... Hastanesinde tedavi olmayı seçtiğini, davalı sigorta şirketinin yine kendisi ile yapılmış bir önceki poliçe olan 20/12/2014 tarih ve ... poliçe numaralı hayat sigorta poliçesinde poliçe bedelini ödeyip ilgili poliçeyi kapattığını, buna rağmen aynı sigorta şirketinin davaya konu poliçeyi ödememesinin iyi niyetli ve tutarlı olmadığını, miras bırakanın ölümünün, ölüm raporunda; doğal ölüm olarak tanımlandığını ayrıca ilgili hastanenin sigorta şirketine yazdığı yazıda; massif üst gastrointestenal kanama nedeni ile ... tüm müdahaleler rağmen kanama şiddetlenerek devam etmiş ve 21/09/2015 tarihinde kanama nedeni ile kaybedilmiştir. " dendiğini, massif üst gastrointestenal kanama sebeplerinin peptik ülser, hemorajik-erozif gastrit, özofagus varisleri, mallory-weiss sendromu, stres ülseri, portal hiper tansif gastrotabi, özofajit, hemobili, hiatus hernisi, dieulafoy erozyonu, watarmelon mide, tümörler, vasküler ektazi ve anjiodisplaziler olduğunu, sayılan sebeplerin miras bırakanın daha önceden hasta olduğu bildirilen akciğer ve mesane kanseri ile ilgili olmadığının ortada olduğunu, bu durumda ölüm sonucu ile bildirilmediği iddia edilen hastalıklar arasında illiyet bağının olmadığının da ortada olduğunu, davalının talebe rağmen poliçeyi vermeme, poliçelerden birini öderken daha yüksek kredi borcu olan davaya konu poliçeyi ödememe, sigortalama sırasında hızlıca ve okunmadan standart doldurulan müracaat formunu alarak bunu aleyhe kullanmaya çalışma, hastane ile yaptığı yazışma sonucu ölüm olayı ile tespit edilen hastalıkların illiyet bağını görmesine rağmen bu durumu ödeme yapmama sebebi gibi bir çok nedenlerle kötü niyetli olduğunu, bu durumun MK' nin 2. Maddesine aykırı olduğunu belirtmiş, davanın öncelikle belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü ile şimdilik 15.000,00 TL tazminat alacağının davalıya durumun bildirildiği tarihten 8 iş günü sonrası başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkememize verdiği 27/10/2016 tarihli cevap dilekçesinde: Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davalı şirketin adresinin ... olduğunu, bu sebeple dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalı şirket ile ... bankası A.Ş arasında yapılmış olan Grup Kredi Hayat Sigortası kapsamında sigortalı olan ...' ın tüketici kredileri borcunun devamı süresince vefat riskine karşı güvence altına alan ... ve ... poliçe numaralı hayat sigorta sözleşmelerinin akdedildiğini, yine bu iki sigorta sözleşmesine ek olarak ... poliçe numaralı hayat sigortası akdedildiğini, miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılarının başvurduklarını ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunduklarını, evrakların incelemesinin akabinde sigortalının ... nolu sözleşmenin başlangıç tarihinden önce gelen mevcut bulunan mesane ve akciğer kanseri nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini, davacıya ait sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporlarının incelendiğini, sigortalının poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen kanser hastalığının mevcut olduğunun görüldüğünü, sigortalıya ait ... numaralı hayat sigortasından kaynaklı vefat tazminatının ise kanser hastalığının başlangıç tarihinin sözleşmenin yürürlüğe girme tarihinden sonra olduğu için ödendiğini, bu nedenle davacıların poliçelerden birisinin ödenip diğer poliçenin kötü niyetli olarak ödenmediği iddiasının kabul edilemeyeceğini, TTK' nin 1435. Maddesinde " Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür " düzenlemesi bulunduğunu, miras bırakanın bu yükümlülüğe aykırı davrandığını, TTK' nin 1439/2. Maddesinde " Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar düzenlemesinin bulunduğu, miras bırakanın ölüm sebebinin kanser hastalığı olup hayat sigortası kurulmasından evvel de bu hastalığın mevcut olduğunu, bu durumun raporlar ile ortaya çıktığını ve illiyet bağı kurulduğunu, vefat riski bu denli yüksek bir hastalığa rağmen hayat sigortası akdedilmesinin kasten böyle bir yola başvurulmuş olduğunu da gösterdiğini, bu sebeple tazminatın reddi kararının hukuka ve yerleşik Yargıtay kararlarına uygun olduğunu, miras bırakanın sözleşme kurulma aşamasından sonra tedavi süreçlerinde de bilgi verme ve beyan yükümlülüğü ihlal ettiğini, hayat sigortası sözleşmesinde ... Bankası A.Ş' nin daimi mürtehin olduğunu, bu sebeple ... bankası AŞ ... Şubesi' ne davaya muvafakatın olup olmadığı konusunda yazı yazılması gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen poliçe ve eklerininin talep doğrultusunda İzmir ... SHM' ye gönderildiğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça yetki itirazında bulunulmuş ise de: Dava hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından HMK' nin 15/2 maddesindeki " ... can sigortalarında sigorta ettirenin sigortalının veya lehtarın leh ve aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.. " düzenlemesi doğrultusunda mahkememiz yetkili olduğundan davalının yetki itirazının reddine karar verilmiş, mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
İzmir ... Shm' nin ... D. İş sayılı dosyasının incelemesinde: Tespit isteyenin; ..., tespit konusunun; sigorta sözleşmesi ve sigorta poliçesinin nerede ve kimin elinde bulunduğunun tespiti talebi olduğu, talep doğrultusunda mahkemece ... bankası ... Şube Müdürlüğü' ne yazı yazıldığı, ... ve Emeklilik A.Ş tarafından mahkemeye 08/04/2016 tarihinde cevabı yazı yazıldığı ve yazıda ... numaralı hayat sigorta poliçesinin onaylı sureti ile hasar dosyasının onaylı suretinin gönderildiği belirlenmiştir.
Alacak isteğinin haklı olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinde sigorta uzmanı ve doktor bilirkişiden oluşturulan bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda: Sigorta ettiren ve davacıların miras bırakanı ...' ın poliçe kurulmasından önce varolan hastalıkları (akciğer ve mesane kanresi) ile ölüm nedeni arasında illiyet bağının olmadığı, davaya konu ölümün poliçe teminatına girdiği, davacıların davaya konu 10/08/2015 - 10/08/2016 vadeli ve ... numaralı esnafa hayat sigortası sözleşmesi sertifikasından dolayı ölüm tazminatının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği, davalı sigorta şirketinin 13/11/2015 tarihinde temerrüte düştüğü görüş ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Rapora davalı tarafça itiraz edildiğinden ayrıca bilirkişi raporunun içeriğinde tibbi değerlendirme bölümünde " ... Müteveffanın sözleşme öncesinde malign akciğer CA ve mesane CA tanıları ile tedavi görmekte olduğu, muhtemelen bu hastalıkların bir komplikasyonu olarak üst gist kanaması sonucu hayatını kaybettiği ... " açıklaması ile sonuç bölümü arasında çelişki olduğu düşünüldüğünden miras bırakan ...' ın sigorta poliçesi kurulmasından önce var olan hastalıkları ile ölüm nedeni arasında illiyet bağının olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor istenilmiş, alınan Adli Tıp kurumu raporunda: Tıbbı belgelerde ve adli dosyada kayıtlı bilgiler birlikte değerlendirildiğinde kişinin ölümünün kendisinde mevcut mesane tümörü ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, adli dosyada mevcut tıbbi belgelere göre kişinin ölümüne neden olan mesane tümörü hastalığının tanısının ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi 04/11/2014 tarihli tibbi belgelerde konulduğunun oy birliği ile mütalaa edildiği belirtilmiştir.
Davacı itirazları doğrultusunda İstanbul ATK' dan ek rapor istenilmiş alınan ek Adli Tıp Kurumu raporunda: Tıbbi belgelerde ve adli dosyada kayıtlı bilgiler birlikte değerlendirildiğinde kişinin ölümünün kendisinde mevcut mesane tümörü ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, adli dosyada mevcut belgelere göre kişinin ölümüne neden olan mesane tümörü hastalığının tanısının poliçe başlangıç tarihi olduğu bildirilen 10/08/2015 tarihinden önce ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi 04/11/2014 tarihli tibbi belgelerinde konulmuş olduğu, sorulduğu üzere sigorta poliçesi kurulmasından önce var olan hastalığı ile ölüm nedeni arasında illiyet bağının bulunduğunun oybirliği ile mütalaa edildiği belirtilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda: Davacı tarafça, miras bırakanın ... bankası ... Şubesi' den kredi kullandığı, kredi kapsamında esnafa hayat sigortası ve sözleşmesi adı altında hayat sigortası yapıldığı, miras bırakanın vefat ettiği davalı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında kredi borcunun ödenmediği, ödeme talebinin haksız olarak reddedildiği ve borcun davacılar tarafından ödendiğinden bahisle yapılan ödemenin tahsiline yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, davacıların miras bırakanı ...' ın dava dışı ... bankası ... Şubesinden kredi kullandığı, kullanılan kredi kapsamında sigortalısı ..., sigortacısı ... ve Emeklik A.Ş olan 10/08/2015 - 10/08/2016 tarihleri arasında geçerli ... numaralı " Hayat Sigorta Poliçesi " nin imza altına alındığı, söz konusu poliçe ile 87.500,00 TL vefat teminatı verildiği, TTK' nun 1435 maddesinde " Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmek ile yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. " düzenlemesinin bulunduğu, Hayat Sigortası Genel Şartları C.2 maddesinde de " Sigortacı bu sözleşmeyi gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır. Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlar ile yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmek ile yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde sözleşmeden cayabilir... " düzenlemesinin bulunduğu, davacıların miras bırakanı tarafından imzalanan sigorta sözleşmesinde miras bırakanın kalp hastalığı, kanser, kronik böbrek yetmezliği, siroz ve aids hastalıkları ile ilgili ameliyat ve tedavi olduğunuz mu sorusu ile bu hastalıklar dışında ameliyat ve tedavi oldunuz mu sorusu ve ameliyat ve tedavi olmanızı gerektiren bir sağlık sorununuz bulunuyor mu sorularına hayır yanıtını işaretlediği, miras bırakanın ... Bornova Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi' nin 04/11/2014 tarihli tıbbi belgeleri ile mesaane tümörü hastalığı olduğunu bildiği buna rağmen bu hastalığını beyan etmediği, miras bırakan ...' ın ölüm sebebinin kendisinde mevcut mesane tümörü ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği ve sigorta poliçesinin kurulmasından önce varolan hastalığı ve ölüm nedeni arasında illiyet bağının bulunduğunun alınan ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli İstanbul Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği, sigortalı müteveffanın akdin kurulması sırasında bilinen hastalığını gizlediği, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu, bu durumda da Hayat Sigortası Genel Şartları C.2 düzenlemesi gereğince sigortacı açısından sigorta sözleşmesinin hükümsüz olup tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 220,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair, tebliğden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı asil Mine Kahya ile davacılar vekili Av. ...' in yüzüne karşı davalıların yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2018