İtirazın İptali

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile müvekkili arasında yapılan hammadde tedariki ve mayo imali anlaşması gereği Mayıs 2016 başında üreteceği mayoları teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin davalıya 04/03/2016 tarihinde 4.500,00 TL, 07/03/2016 tarihinde 10.000,00 TL,08/03/2016 tarihinde 500,00 TL, 24/03/2016 tarihinde 5.000,00 TLnın banka kanalıyla avans gönderildiğini, Mayıs ayı gelmesine rağmen davalı tarafından teslimat yapılmaması üzerine davalı ile iletişime geçildiğini, davalı tarafından bakiye borcun da ödenmesi halinde 25/05/2016 tarihinde tüm mayoların teslim edileceği beyan edildiğinden 16/05/2016 tarihinde bakiye borç olan 10.000,00 TL nin de davalıya ödendiğini, 25/05/2016 tarihinde teslimat yapılmaması üzerine, 27/05/2016 tarihinde İzmir .... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile aynen ifa talebinden vazgeçildiği, ödenen 30.000,00 TL nin iadesi talepli ihtarname keşide edildiğini, davalının İstanbul ... Noterliğinin 01/06/2016 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile meblağın ödenmeyeceğini belirtmesi üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas kayıtlı icra takibinin açıldığını, davalının borca ve yetkiye itirazı neticesinde icra takibinin durduğunu, davalının itirazlarının yersiz olduğunu, haksız itirazların iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile birlikte hareket eden ... Ticaret adına ... ile müvekkili şirket arasında 16/03/2016 tarihinde 04/03/2016-31/10/2016 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde konusu 1500 parçadan oluşan bikini ve mayo üretim sözleşmesi imzalandığını, 04/03/2016 tarihinde 4.500,00 TL, 07/03/2016 tarihinde 10.000,00 TL, 08/03/2016 tarihinde 500,00 TL olarak toplamda 15.000,00 TL nin müvekkili şirketi temsilen ... hesabına yatırıldığını, 15/06/2016 tarihinde malların bir kısmı olan 500 parçanın tesliminin teklif edildiğini ve mutabakatın sağlandığını buna istinaden kalan alacağın 10.000,00 TL sinin müvekkili şirket temsilcisinin hesabına yatırıldığını ancak davacının ifanın zamanında yapılmadığı iddiasıyla müvekkillerine baskı yaptığını, davacı tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak sonlandırıldığını, müvekkilinin sözleşme nedeniyle çeşitli harcamalar yaptığını, ancak sözleşmenin feshedilmesinden dolayı mağdur konumuna düştüğünü, belirtilen nedenlerle haksız davanın reddine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, avans ödemesinin iadesinin tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın İİK 67. madde gereğince iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacının sicil kaydının bulunup bulunmadığı, ticari işletmesinde varsa ortak olan kişilerin isimlerinin bildirilmesi ile Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğünden davacının ne tür bir mükellef olduğu, hangi deftere tabi olduğu ile bilanço ve vergi matrahı sorulmuştur.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 19/04/2018 tarihli yazısında, davacı adına ticari işletmeye ilişkin kayda rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğünün 04/05/2018-20/06/2018 tarihli yazılarında, davacının Gayrimenkul Sermaye İradı (kira geliri) yönünden mükellefiyetinin bulunduğu, bu nedenle deftere tabi olmadığı yönünde bilgi verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi, mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde(b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır.
6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicile tescil ettirilerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Kanunun 15.maddesinde " ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaret ile uğraşan esnaftır."
Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf -tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. (TTK m.11/1-2)
Tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılatının 90.000,00 TL'yi aşan esnafların tacir sayılacağı belirlenmiştir.
Bu değerlendirmeler sonucunda somut olaya bakıldığında; davacının tacir olmayıp esnaf olduğu, ancak bir davanın yukarıda belirtildiği gibi ticari dava olabilmesi için salt bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yetmeyip, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir.
Bu açıklamalara göre; somut olayda davacı taraf tacir olmayıp, sadece davalı tarafın tacir olması, uyuşmazlığı ticari bir iş saysa dahi, ticari bir dava niteliğine getirmeyeceği, uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 18/10/2016 tarih, ... Esas ve ... Karar)

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı aleyhine açılan davada; "görev " dava şartı yokluğundan HMK 1,114/1-c, 115/1-2,6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK"nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı aleyhine açılan davada; "görev " dava şartı yokluğundan HMK 1,114/1-c, 115/1-2,6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın Usulden Reddine,
Kararın kesinleşmesi ve HMK"nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine,
HMK'nın 323. ve 331/2. maddeleri gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine,
Dair karar, HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/08/2018