İZMİR 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
DAVA: Davacı vekili aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının ... ilinde yetkili bayi ...'den 27/07/2016 tarih ... irsaliyeli fatura ile 2016 model ... kamyonet ... kasalı ..., ... plakalı aracı satın aldığını, aracın 27/07/2016 tarihinde teslim alındığını, bu tarihten sonra araçta sorunların başladığını, davacının 22/08/2016 tarihinde aracın check lambasının yanması neticesinde aracı almış olduğu yetkili bayiye bildirdiğini, aracın ayıplı olduğunu paranın iadesi veya yeni ile değiştirilmesi istediğini sözlü olarak bildirdiğini, yetkililerin hasar tespiti için araç yetkili servise götürülmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine davacının aracın hasar tespiti için servise götürdüğünü, servis tarafından aracın bir probleminin olmadığını belirtilerek aynı gün aracın davacıya teslim edildiğini, aracın servisten çıktıktan hemen sonra check lambasının tekrar yanmaya başladığını, davacının servisi telefonla arayıp araçtaki durumu izah ettiğini, bunun karşılığında servis çalışanlarının aracı bir sonraki gün tekrar getirmesini istediklerini, servis yetkililerinin araç hasar tespiti sonucunda araç beyninin değiştiilmesi gerektiğini, bu parçanın Güney Kore'den getirileceğini, bunun zaman alacağını belirttiklerini, davacının bu durumu öğrendiği anda davalı şirkete ve servis yetkililerine paranın iadesi veya aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini şifai olarak söylediğini, ayrıca bu talebini 26/08/2016 tarihinde Bornova ... Noterliği ... yevmiye numarası ile davalıya bildirerek ihtar ettiğini, bu ihtara davalının 31/08/2016 tarihinde davacının bu talebinin ret edildiğine ilişkin cevap verdiğini, bu nedenle iş bu davanın açıldığını, 07/09/2016 tarihinde servis yetkililerinin aracın kendilerinde kalacak otoparklarının olmadığı belirttiğini, bunun üzerine davacının aracı otoparka bırakmak üzere servisten aldıktan hemen sonra check lambasının yanmaya başladığını, 08/09/2016 tarihinde aracı tekrar servise bıraktığını, aracın serviste bulunduğunu, davacının aracın onarılması veya parçasının değiştirilmesine onayı ve rızasının olmadığını, davacının rızası ve onayı alınmadan aracın beyni değiştirildiğini, parçanın değiştirilmesinde sorumluluğun davacıda olmadığını belirterek araç bedeli olan 46.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, mümkün olmaması halinde aracın misli ile değiştirilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili aracılığı ile sunduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup reddini talep ettiklerini, davacının usulüne uygun ihbarı bulunmadığını bu nedenle usulden reddini istediklerini, davacının 22/08/2016 tarihinde aracın check lambasının yanması nedeni ile davalı şirkete başvurduğunu, davalı şirketin teknik servis incelemesi sonucunda arızanın aracın beyninden kaynaklandığı düşündüğünü, değişikim yapılacak bu parçanın ...'den sipariş edildiğini, parça yurtdışından temin edildikten sonra eksi parça ile değiştirildiğini, ancak bu defa yapılan incelemede arızanın aracın beyninden değil elektrik tesisatından kaynaklandığının anlaşıldığını, bu nedenle aracın beyni değiştirilmeden yalnızca elektrik motor tesisatın üzerinde birbirine temas ederek kısa devreye sebep olan kablolar izole edildiğini, herhangi bir parça değişimi olmadığını, davacı aracının ayıplı mal tanımına uymadığını ve bu nedenle davacı talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının Türk Borçlar Kanunu 227. Maddesine göre seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını kullandıktan ve davalı tarafından araç onarılıp davacıya teslim edildikten sonra davanın kötüniyetli olarak açıldığını, ücretsiz onarım yapıldığını, arızanın açık iki ucun birbirine sürtmesi sonucu meydana geldiğini, kullanım hatasından kaynaklandığını, ücretsiz onarımın bir yükümlülük değil lütuf olduğunu, sırf bu nedenle davalıya husumet yöneltilerek ayıpsız araç istenmesinin trajikomik olduğunu, araçta meydana gelen elektriksel arızanın araçta bulunan bir hatadan kaynaklansa idi satın alındığı anda check lambasının yanması gerekeceğini, halbuki arızanın bir ay sonra meydana geldiğini ve muhtemelen bir yere çarpma ve temas nedeni ile oluştuğunu, davacının haksız olduğunu belirterek davanın öncelikle zamanaşımı sürelerinin dolmuş olması nedeni ile usulden reddine, aksi kanaat halinde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini ve davanın kabul anlamına gelmemek ile birlikte ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. distribütör olduğundan acenta konumunda bulunması nedeni ile müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunduğundan ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye davanın ihbarını talep etmiştir.
Davaya konu aracın faturası, satın almaya dair kayıtlar, Bornova ... Noterliği'nin 26/08/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi yine Bornova ... Noterliği'nin 31/08/2016 tarih ... yevmiye nolu cevabı ihtarı, garanti belgesi, sözleşme, yetkili servis kayıtları, iş emri celbedilmiş, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi yazı cevabı dosya içerisine alınmıştır.
İhbar olunan dosyaya sunduğu beyanında aracın ayıplı olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini ve seçimlik hakkın onarım yönünde kullanılmış olduğunu bildirmiştir.
Alınan 17/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu ... plakalı araçtaki hasarın üretimden kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu, sonradan ortaya çıktığı ve satış anında anlaşılmasının mümkün olmadığı, kullanım hatası olmadığı, önemli bir arıza olduğu ve onarımın yapıldığı bildirilmiştir.
Davalı bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve davacı da seçimlik hakkın misli ile değişim yönünde kullanılacağına dair dilekçe sunmuştur.
Bilirkişiden alınan 25/05/2018 tarihli ek raporda araçtaki arızanın önemli bir arıza olduğu, çok yeni nitelikli araçta çıkan motor tesisat onarımının fennin ve tekniğin gerektirdiği kurallara aykırı olup motor tesisatının komple değişmesi gerektiğini, arızanın ilk kez 22/08/2016 tarihinde araç 1.896 km'de iken ortaya çıktığı, sonrasında 08/09/2016 tarihinde 2.081 km'de tekrar ettiği, kullanıcı kaynaklı olmadığı, satıcının ağır kusuru olduğu, kök rapordaki kanaatin değişmediği bildirilmiştir.
Yapılan davacının tacir araştırmasında; davacının esnaflara mahsus işletme defteri tuttuğu görülmüş, gelir durumu itibari ile tacir sıfatı taşımadığı, ticaret sicilinde kayıtı olmadığı saptanmıştır.
Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nun 4.maddesi kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 1.bendinde Nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak tanımlanmıştır. Bu maddede nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olduğundan, öncelikle ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususu değerlendirilmelidir.
TTK'nun 11.maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürüttüğü işletmedir. Yine ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir şeklinde tanımlanmış ve açıklanmıştır.
Bu durumda ticari işletmeden bahsedilebilmesi için şu 3 unsurun bulunması gerekir:
* Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet,
* Bu faaliyetin devamlı olması
* Ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi
Esnaf işletmesi sınırının ne olduğu ise, TTK'nın 11/2.maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, sınır Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak kararname ile belirtilecektir. Bu kriterin neyi ifade ettiği hususu TTK'nın 15.maddesinde yer alan esnaf kavramı ile açıklanıp anlaşılabilir. Buna göre; İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararname de gösterilen sınırı aşmayan sanat ve ticaretle uğraşan kişi '' esnaf '' olarak adlandırılmıştır.
Dosyamızda davacının satın aldığı ... plakalı aracın ticari araç oluşu, davacının tacir sıfatının bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olmadığı, aracın ticari vasfı nedeni ile Tüketici Mahkemesi'nin de görevli olamayacağı değerlendirilmiş ve bu çerçevede İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin de emsal kararları da dikkate alınarak davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiği saptanmış ve bu doğrultuda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Taraflardan birinin HMK' nın 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin, davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı yapılan yargılama sonunda HMK 341 ve 345 maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya eş değer bir başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup anlatıldı. 03/12/2019