Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 16/08/2015 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan sürücüsü ... olan ... plakalı aracın bisikletli müvekkiline ...'a çarpması sonucunda müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını, ancak taleplerinin süresi içinde karşılanmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan kusur oranlarında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur tespiti yapılmasını ve haksız ve mesnetsiz davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Maluliyet Raporu, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, delil olarak değerlendirilmiştir.
Tarafların kusur durumlarının tespiti için yapılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapora göre; "...I. Halde, Davacı ...'ın iddia ettiği şekilde kaza meydana gelmiş ise;

A-Davacı sürücü yönetimindeki bisiklet ile kendi seyir yönüne yeşil ışık yanmakta iken kavşak alanına girdiği sırada, seyir yönüne göre sağ taraftan kırmızı ışık ihlali yaparak gelen ve kavşağa giren dava dışı sürücü yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak karıştığı kazanın meydana gelmesinde etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından kusursuzdur.

B-Dava dışı sürücü idaresindeki otomobil ile olay mahalli kavşağa kırmızı ışık ihlali yaparak girmiş bu tavrı ile sol taraftan gelen ve yeşil ışıkla aynı kavşağa giren davacı sürücü idaresindeki bisiklete çarpması ile neden olduğu kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olmakla asli derecede tamamen kusurludur.

II.Halde, Dava dışı sürücü ...'ın iddia ettiği şekilde kaza meydana gelmiş ise;

A-Dava dışı sürücü yönetimindeki otomobil ile yeşil ışıkta kavşak alanına girdiği sırada sol tarafta kendisine yanmakta olan kırmızı ışığa rağmen kırmızı ışık ihlali yapıp aynı kavşağa girerek otomobilin önünü kapatan davacı sürücü yönetimindeki bisiklete çarpması ile karıştığı kazada etken, hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil kusuru yoktur.

B-Davacı sürücü sevk ve idaresindeki bisiklet ile olay mahalline geldiğinde, kendi yönüne yanmakta olan kırmızı ışığa rağmen kırmızı ışık ihlali yaparak kavşak alanına girmiş bu tavrı ile sağ taraftan gelen ve yeşil ışıkta aynı kavşağa giren dava dışı sürücü yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak meydana gelen kazada, dikkatsiz, kontrolsüz ve kurallara aykırı hareket etmiş olmakla asli derecede tamamen kusurludur.

I.Halde;

A-Davacı sürücü ...'ın kusursuz,

B-Dava dışı sürücü ...'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,

II.Halde;

A-Dava dışı sürücü ...'ın kusursuz,

B-Davacı sürücü ...'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu..." tespit edilmiştir.

1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. Davacı, 16/08/2015 tarihinde davacının yaralanmasına sebep olan kaza dolayısı ile kazaya karışan ... plakalı aracın sigortacısı olan davalıdan uğramış olduğu bedensel zarar nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talep etmektedir.

2-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;

90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.

3-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

4-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.

5-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."

6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.

7-Kaza sonrası tutulan kaza tutanağında "Bu kazanın oluşumunda her iki sürücü de yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiğinden kusur dağılımı yapılamamıştır." ifadeleriyle kazanın oluşumunda kusur dağılımı yapılamadığı belirlenmiştir.

8-Mahkememizce 24/11/2017 tarihinde kaza mahallinde keşif yapılmıştır. Keşif sırasında davacı hazır bulunmuş, mahkeme heyeti ve bilirkişi tarafından dinlenilmiştir. Keşif sonrasında dosyaya sunulan 01/12/2017 tarihli trafik bilirkişi raporunda ikili bir inceleme yapılarak, karşı taraf araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçtiğinin kabul edilmesi halinde davacının kusursuz olduğunu, davacının kırmızı ışıkta geçtiğinin kabul edilmesi halinde ise davacının %75 oranında, karşı tarafın ise %25 oranında kusurlu olabileceği belirtilmiştir.

9-Dava konusu kaza ile ilgili olarak açılan kamu davası İzmir ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında görülmüş olup, ceza dosyasında alınan 03/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda mahkememiz dosyasında alınan rapora benzer şekilde iki ihtimalli bir değerlendirme yapılarak, davacının kırmızı ışıkta geçtiğinin kabulü halinde davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kusursuz, davacının yeşil ışıkta geçtiğinin kabulü halinde ise davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Aynı dosyada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor talep edilmiş, düzenlenen 22/02/2016 tarihli kurul raporunda "1.DURUM: Şüpheli sürücü yönetimindeki otomobilin ışık ihlalinde bulunarak kırmızı ışıkta kavşağa girdiği kabulünde;
A) Şüpheli sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu,
B) Müşteki sürücü ...'ın kusursuz olduğu,

2.DURUM: Müşteki sürücü yönetimindeki bisikletin ışık ihlalinde bulunarak kırmızı ışıkta kavşağa girdiği kabulünde;
A) Şüpheli sürücü ...'ın kusursuz olduğu,
B) Müşteki sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Şeklinde iki ihtimalli bir kusur dağılımı yapıldığı görülmüştür.

10-Mahkememizce dosyada ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden yeniden rapor düzenlenmesi istenilmiş, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 06/09/2019 tarihli raporu ile yine 2 ihtimalli bir değerlendirme yapılarak,
"I.Halde;

A-Davacı sürücü ...'ın kusursuz,

B-Dava dışı sürücü ...'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu,

II.Halde;

A-Dava dışı sürücü ...'ın kusursuz,

B-Davacı sürücü ...'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Şeklinde iki ihtimalli bir değerlendirme yapılmıştır.

11-Haksız fiil hükümlerinin işletilebilmesi için kusurun bulunması esas olup alınan tüm bilirkişi raporlarında hangi tarafın kırmızı hangi tarafın yeşil ışıkta geçiş yaptığı ihtimali ile kusur dağılımı yapıldığı görülmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesi ile mümkün olmadığı değerlendirildiğinden mahkememizin 21/01/2020 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile verilen yeni bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki ara karardan dönülerek dosya kapsamında mahkememizce bir değerlendirme yapılarak kusurun tespit edilmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.

12-Dosya kapsamında olayla ilgili çevreden görgü tanığı tespit edilememiştir. Olay sırasında davalı sigortacının sigortalısı araçta yolcu olarak bulunan ... ceza yargılaması sırasında tanık sıfatıyla dinlenilmiş, tanık beyanında "Ben tam tarihini hatırlamıyorum fakat ağustos ayıydı saat akşam üzeriydi ..., ..., ... ile beraber halasından ayrılarak evine geliyorduk ... Bulvarı ... istikametinden ... istikametine giderken ... ayrımında arkadaşım Yeşil ışığın yanmasıyla birlikte harekete geçti bisikletli şahsın sol taraftan geldiğini gördüm bisikletle şahıs hızlı bir şekilde aracın üstüne doğru geldiğini gördük benim içinde olduğum araç çok hızlı değildi kaç km hızla gittiğini hatırlamıyorum ... görünce birden frene bastı fakat çarpışma gerçekleşti sonra şahıs yere düştü sonra hemen 112 ve 155 i arayıp olayı bildirdik benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

13-Maddi ve manevi tazminat taleplerinin temelini haksız fiil iddiası oluşturmakta olup, yargılama konusu trafik kazası yönünden kusur belirlemesinin yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 4 farklı bilirkişi raporunda da benzer şekilde iki ihtimalli bir değerlendirme yapıldığından mahkememizce taraf beyanları ve tanık beyanları doğrultusunda değerlendirme yapılması mecburiyeti doğmuştur.

14-Davacı ve davalının sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün beyanları karşıt şekilde her ikisinin de yeşil ışıkta geçtiği yönünde olup, ceza yargılaması sırasında tanık sıfatıyla dinlenen ...'in beyanı bu noktada belirleyici olmaktadır. Kaza sırasında davalının sigortacısı olduğu araç içerisinde yolcu olarak yer alan ...'in beyanına göre araç yeşil ışıkta geçtiği sırada yolun sol tarafından gelen bisiklet sürücüsünün aracın önüne çıktığını beyan etmiştir.

15- TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca davada ispat külfeti davacıda bulunmaktadır. Alınan bilirkişi raporları ile davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kusuru ispatlanamadığı gibi, davacının beyanının aksi yönünde anlatılan bir tanık beyanı da bulunmaktadır. Bu durumda davacının karşı tarafın kusurunu kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.

16-Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün kusurunun kanıtlanamadığı, bunun yanında davacının beyanlarının aksine, karşı taraf beyanlarını doğrular nitelikte tanık beyanının bulunduğu gözetilerek kusur yönünden kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 54,40 TL harçtan peşin olarak alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 25,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 2.000,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yargılama gideri olarak yapılan 44,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

6-Bakiye gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2020