ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ADANA
GEREKÇELİ KARAR
KARAR NO: 2023/202
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLLERİ: ...
DAVALI:
1- ... - ... ...
VEKİLİ: ...
DAVALI:
2- ... - ... ...
Alacak (Eser sözleşmesinden kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalılar ... ile ... arasında oluşturulan adi ortaklığın, ... Bakanlığı'na ait ve yapımı ... tarafından üstlenilen Hatay Samandağı 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, Hatay Antakya Avsuyu 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, Hatay Antakya Altınçağ 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, Balıkesir Susurluk 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane, Balıkesir İvrindi 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane ile alt yapı ve çevre düzenleme inşaat ihalesini aldığını, daha sonra 2013 yılının 9. ayında bu inşaatların yapılması için adi ortaklık ile müvekkili arasında taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8. maddesi gereğince; üstlenilen işlerin tamamının bedelinin KDV hariç 1.840.000,00 TL olduğunu, 9. maddede; ... tarafından adi ortaklığın hesabına hakedişlerin aktarılmasından itibaren 5 iş günü içinde davacıya ödeme yapılmasının gerektiğini, aksi takdirde her hakediş için aylık %10 ceza bedeli işleyeceğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkilinin hızlı bir şekilde inşaata başladığını, iş ortaklığının 15 ve 16 numaralı hakedişlerinin büyük bir kısmını müvekkiline ödemediğini, 17 ve 18 nolu hakediş evraklarının da müvekkiline verilmediği için fatura kesilemediğini, 15 ve 16 hakedişlere ilişkin faturaların tebliğ edilmesinden sonra ... ile ...'un toplam 150.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan alacağın ödenmediğini, Adana 14. Noterliği'nden 22/11/2013 tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile ödenmemiş 223.507,64 TL alacağın istendiğini, ayrıca üzerinde elektrik direği ve hattı bulunduğu için müvekkiline teslim edilmeyen Samandağ'da yapılacak 3 hekimlik aile sağlık merkezine ilişkin arazinin teslim edilmemesinden dolayı sürelerin işlemeyeceğinin ihtar edildiğini, buna rağmen yer testleri yapılmadığı için Kadıköy 30. Noterliği'nden 19/12/2013 tarihinde gönderilen ihtarname ile hakedişlerin ödenmemesinden dolayı işin durdurulduğu hususlarının ihtar edildiğini, ... ve ... Bakanlığı'na yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, müvekkilinin 29/01/2014 tarihinde gönderdiği ihtarname ile sözleşme feshedilerek ve ifaya ekli cezai şart istendiğini, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar işin çok büyük bir kısmının davacı tarafından tamamlandığını, bu durumun ...' deki ihale dosyasında da belli olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 23/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; hem Adana 7. İcra Dairesi'nin 2014/... E sayılı dosyasına konu alacakların hemde aynı sözleşmeye bağlı diğer alacakların tahsili için iş bu davanın açıldığını, müvekkilinin alacağını 641.218,45 TL olarak hesapladıklarını, davalının dosyaya bildirdiği 160.000,00 TL ödeme mahsup edildiğinde bakiye 481.218,00 TL alacaklarının bulunduğunu belirterek taleplerini 481.218,00 TL ye yükseltmiş, bu miktar alacağın 22/11/2013 tarihinden itibaren, bu talep kabul edilmediği takdirde 23/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil edilmesini talep etmiştir. Dilekçenin ekinde alacağın nasıl hesaplandığını gösteren bir tablo bulunmaktadır. Bu tabloda; idarenin ihale ettiği tüm işlerin bedelinden, davalıya taşere edilen her bir işe isabet eden kısmı belirlenmiş ve her işin tamamlanma oranına göre hakedilen tutar 815.488,30 TL olarak belirlenmiş, %21,37 tenzilat uygulandıktan sonra 160.000,00 TL ödeme düşülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, aynı alacak için birden fazla icra takibi ve dava açıldığını, Adana 7. İcra Dairesi'nin 2014/... E sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, bu takibe itiraz edildiğini, itirazın iptali davası açmak yerine alacak davası açıldığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin bir çoğunu zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davacının kendi alt işverenlerine olan borçlarını müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, eksik imalatlarından kaynaklanan borçlarının ... tarafından müvekkilinden kesildiğini, 17/01/2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde ve aşamalardaki savunmalarında özetle; ... ile yapmış oldukları adi ortaklık sözleşmesinin ... Başkanlığı tarafından ihaleye çıkarılan aile sağlığı merkezleri, eczane, alt yapı ve çevre düzenleme inşaatı (dava dilekçesinde belirtilen ve taraflar arasındaki sözleşmeye konu olan) ihalesini almak amacıyla yapıldığını, ...'ın pilot ortak olarak belirlendiğini, ...'ın %99, kendisinin ise %1 oranında pay sahibi olduğunu, sözleşmenin konusuna girecek hususlarda tarafların müştereken hareket etmesi gerektiğini, ...'a alt taşeronluk sözleşmesi yapması için yetki verilmediğini, bu nedenlerle 2013 yılı 9. ayında davacı ile imzalanan taşeronluk sözleşmesinin kendisini bağlamadığını, sözleşmeden kaynaklanan borçlardan ...'ın sorumlu olduğunu, davacı taşeronun edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle ...'nin asıl sözleşmeyi feshettiğini, kısmi dava açılamayacağını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, adi ortaklığın Adana 36. Noterliği'nden keşide edilen 09/04/2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, ilk olarak İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 01/07/2015 tarihinde, ..., ..., ... Bakanlığı ve ... aleyhine açılmış, yargılamanın devamı sırasında ... Bakanlığı ile ... hakkındaki dava tefrik edilmiş, ... ve ... hakkındaki dava bakımından 2015/... E. 2016/... K sayılı kararı ile; sözleşmede Adana mahkemeleri yetkili kılındığından bahisle yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dosya mahkememize gönderilmiş, ... ve ... hakkındaki yargılamaya mahkememizce devam etmiştir.
Dava tarihinden sonra 14/10/2015 tarihinde TTK.nun geçici 7.maddesi gereğince, davacı şirketin ... Ticaret Sicili'nden terkinine karar verilmiştir. Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... E. 2021/... K. sayılı 10/03/2021 tarihli kararı ile; ... Şti.'nin tüzel kişiliğinin, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/... E sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, bu kararın 11/05/2021 tarihinde kesinleşmesi üzerine şirket sicile yeniden tescil edilmiştir. TTK'nın geçici 7/2 md. gereğince davacı yada davalı sıfatıyla davaları devam eden şirketlerde bu madde hükmü uygulanmaz. (Yargıtay 11. HD 2021/5936 E. 2022/2814 K., 2021/2656 E. 2022/2351 K.) Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarındandır. HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmesi gerekir. Ticari şirketlerin ve kooperatiflerin mahkemeden ihya kararı alarak tekrar tüzel kişiliklerini kazanmaları ve dava şartlarından olan taraf ve dava ehliyeti noksanlığının HMK'nın 115/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca giderilmesi mümkündür. (bkz. Yargıtay 6. HD; 09.11.2021 tarih, 2021/1032 E., 2021/1337 K., İstanbul BAM 15. HD 2022/293 E. 2022/521 K.).Bu nedenlerle davalıların taraf ehliyetine ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı TBKnın 149. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu ve bu sürenin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyeceği, alacağın işin bitirip teslim edildiği tarihte veya fesih varsa fesih bildiriminin karşı tarafa ulaştığı tarihte muaccel olacağı, dava ve ıslah tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığı tespit edildiğinden davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ankara 18. Noterliği'nde düzenlenen 05/01/2012 tarihli ... yevmiye numaralı iş ortaklığı sözleşmesi ile ... ve ... arasında ... Başkanlığı tarafından ihaleye çıkarılan ve sözleşmenin 4.1.maddesinde; isimleri tek tek yazılı olan aile sağlığı merkezleri ile eczanelerin, alt yapı ve çevre düzenleme işlerinin yapılması amacıyla bir adi ortaklık kurulmuştur. Ortaklığın sermayesi 3.madde de 10.000,00 TL olarak belirlenmiş, ...'ın %99, ...'un %1 oranında hissedar olduğu belirtilmiştir. Davalı ... Ankara 36. Noterliği'nden keşide ettiği 09/04/2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtar ile ortaklığı feshettiğini bidirmiştir.
... Başkanlığı ile ... - ... iş ortaklığı arasında 09/01/2012 tarihinde, aralarında davacıya taşere edilen işlerde dahil olmak üzere Hatay, Mersin, Adana, Osmaniye, Kilis, Karaman, Balıkesir'de bulunan çok sayıdaki aile sağlığı merkezi, eczane ile bunların alt yapı ve çevre düzenleme işinin yapımı konusunda sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmede her iki davalının da imzası bulunmaktadır. Sözleşmenin 6. maddesinde KDV hariç 6.800.000,00 TL götürü bedel belirlenmiştir. ... Başkanlığı bu sözleşmeyi 06/06/2014 tarihinde feshetmiştir.
Davalıların oluşturduğu adi ortaklık, üstlendiği işin bir kısmını (Hatay Samandağı 1 adet 3 hekimlik aile sağlığı merkezi, Hatay Antakya Avsuyu 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, Hatay Antakya Altınçağ 1 adet 2 hekimlik aile sağlığı merkezi, Balıkesir Susurluk 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane, Balıkesir İvrindi 6 adet aile sağlık merkezi ve eczane ile alt yapı ve çevre düzenleme inşaat ihalesini) 2013 yılı 9. ayında imzalanan bu sözleşme ile davacıya taşere etmiştir. Sözleşmenin adi ortaklık adına ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Sözleşmenin 8.maddesine göre; işlerin KDV hariç 1.840.000,00 TL bedelle yapılması gerekmektedir. İş bitimine kadar fiyatın sabit olduğu, fiyat farkı talebinde bulunulmayacağı, taşeronun işyerini görerek işi teslim aldığı, birim fiyatı her türlü işçilik makine, ekipman, sarf malzemeleri, nakliye, işçi, maaş ve SGK giderleri, vergi ve yasal kesintilerin taşerona ait olacağı, idare tarafından %5 oranında yapılacak olan teminat kesintisinin taşerona yansıtılıp geçici kabulde iade edileceği belirtilmiştir. 10.maddeye göre; işin süresi yer tesliminden itibaren Hatay Samandağı 1 adet 3 hekimlik ASM hariç, 18/11/2013 olarak belirlenmiştir. 14.maddede; sözleşmeye uymayan tarafın 100.000,00 TL cezai şart ödeyeceği, 15.maddede; her iki tarafın sözleşme kurallarına uymaması halinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği, 16.maddede ise; ihtilaf halinde Adana Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir.
Davacı, Adana 14. Noterliğinden 22/11/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi iş ortaklığına göndererek, Samandağı ASM işinde verilen koordinatlar içinde elektrik direği ve üzerinden elektrik hattı geçtiği için yeni kazı onaylı koordinatların beklendiği, işe başlanamadığı, 3 adet faturadan (05/06/2013 tarihli ... sıra numaralı KDV dahil 14.042,00 TL, 18/09/2013 tarihli ... sıra nolu KDV dahil 176.553,70 TL ve 05/10/2013 tarihli ... sıra numaralı KDV dahil 209.259,96 tutarındaki) dolayı 383.507,64 TL'den ödemeler düşüldüğünde 223.507,64 TL borç kaldığı belirtilerek ödenmesi istemiştir. Bu ihtarname davalılara tebliğ edilememiştir. Davacı bu kez Kadıköy 30. Noterliği'nden 19/12/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname göndererek, 15 ve 16 nolu hakedişlere göre ödenen ve ödenecek yüzdelere göre alacağın 15/11/2013 tarihinde noter kanalıyla bildirimde bulunulduğunu, ödemenin halen yapılmadığını, ödeme yapılana kadar imalatların durdurulduğunu bildirmiş, bu ihtar davalı tarafa 23/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı aynı gün gönderdiği cevabi ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş, bu kez davacı Adana 9. Noterliği'nden 29/01/2014 tarihinde ... yevmiye nolu ihtarnameyi keşide ederek sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
... Şti. tarafından, ... ve ... aleyhine 14/01/2014 tarihinde Adana 7. İcra Dairesi'nin 2014/... E sayılı dosyasında; 223.507,64 TL asıl alacak, 6.884,72 TL işlemiş faiz olmak üzere 230.392,36 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlu davalıların itirazı üzerine haklarındaki takip durmuştur. Davacı itirazın iptalini istemek yerine iş bu alacak davasını açmıştır. Alacaklı isterse İİK. 67.maddesi çerçevesinde alacağın tahsili için itirazın iptali davası açabilir veya genel hükümlere göre alacak davası ikame edebilir.Alacaklıyı itirazın iptali davası açması yönünde yasada zorlayıcı bir hüküm yoktur. (Yargıtay 19. HD 2016/17241 E. 2018/1951 K.,23 . HD. 2020/1943 E. 2020/4052 K.) Bu nedenle davalıların mükerrer talepte bulunulduğu yönündeki itirazları yerinde değildir.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... Talimat sayılı dosyasında; bilirkişi olarak görevlendirilen Mali Müşavir ... davacının ticari defterlerini inceleyerek hazırladığı 17/02/2017 tarihli raporunda; 2013 ve2014 yıllarına ait ticari defterlerin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığını, 2013 ve 2014 yıllarına ait envanter defterinin boş olduğunu, 2015 ve2016 yıllarına ait defterlerin ibraz edilmediğini, 2013 ve 2014 yıllarına ait yevmiye ve kebir defterlerinin usulüne uygun şekilde bilgisayar ortamında tutulduğunu, ancak kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığını, davacının, iş ortaklığı adına toplam tutarı 385.613,66 TL olan 2 adet fatura düzenlediği, karşılığında 90.000,00 TL ödeme aldığını, 295.613,66 TL bakiye alacağı kaldığını, cari hesap ekstresine göre, davacının 309.855,66 TL alacaklı görünmesine rağmen ...'ın şahsına düzenlendiği anlaşılan 14.042,00 TL tutarındaki fatura düşüldüğünde 295.613,66 TL alacak bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalıların oluşturduğu iş ortaklığına ait ticari defterler kesin süre içinde ibraz edilmemiştir. Ancak 18/09/2013 tarihli ... sıra nolu KDV dahil 176.553,70 TL ve 05/10/2013 tarihli ... sıra numaralı KDV dahil 209.259,96 tutarındaki faturalar ortaklık tarafından maliyeye beyan edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen İnşaat Mühendisi Bilirkişisi ..., Mali Müşavir Bilirkişisi ... 30/09/2019 havale tarihli raporlarında; ... nin adi ortaklığa ihale ettiği işin toplam bedelinin KDV hariç 6.800.000,00 TL olduğunu, adi ortaklığın bu işler içinde davacıya taşere ettiği işlerin bedelinin 2.346.000,00 TL olduğunu, davacının aldığı işin tüm işlere oranının %34,5 olduğunu, taşeronluk sözleşmesine göre davacıya KDV hariç 1.840.000,00 TL ödenmesi gerektiğini, bu miktarın tüm işlere oranının %27, davacının taşeronluk sözleşmesine konu işler için alacağı miktara (2.346.000,00 TL) oranının ise %78,43 olduğunu, bu durumda taşeronun tenzilat oranının %21,57 olacağını, böylece 5 adet işte fesih tarihindeki tespit seviyelerine göre yapılmış işlerin bedelinin 927.474,20 TL olarak hesaplandığını, davacının bu miktar içindeki alacağının; 927.474,20 TLx%78,43= 727.418,01 TL olacağını, ancak davacının 23/10/2018 tarihli ıslah dilekçesinde; 641.218,45 TL alacağı bulunduğunu kabul ettiğini, bu nedenle hesaplamaların bu rakama göre yapılacağını, davacı tarafından, 18/09/2013 tarihli 176.553,70 TL ve 05/10/2013 tarihli 209.259,96 TL bedelli olmak üzere 385.813,66 TL tutarında 2 adet fatura düzenlendiğini, bu faturaların davalı tarafından maliyeye beyan edildiğini, davalının 160.000,00 TL tutarındaki ödeme iddiasının davacı tarafından kabul edildiğini, bu ödemenin davacının defterlerine 90.000,00 TL olarak kaydedildiğini, davacının talebi ile bağlı kalındığında 641.218,45 TL iş bedelinden 160.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 481.218,45 TL alacak bulunduğunu beyan etmişlerdir.
İnşaat Mühendisi Bilirkişi ... ile Mali Müşavir Bilirkişi ... 06/08/2020 tarihli ek raporlarında; davalı ...'ın ibraz ettiği ve ... Bankası'na yatırılan prim ödemelerinin toplamanın 20.396,90 TL olduğunu, bu ödeme de düşüldüğünde davacının bakiye alacağının 460.821,55 TL beyan etmişlerdir.
Davalı ..., bilirkişi ... ve ... hakkında şikayette bulunmuş, Adana C.Başsavcılığı'nın 2020/... soruşturma sayılı dosyasında 20/01/2022 tarihinde 2022/... k. sayılı karar ile takipsiz kararı verilmiştir.
Mahkememizce yeniden oluşturulan bilirkişiler kurulu, İnşaat Mühendisi ..., Mali Müşavir ... ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... 11/02/2022 tarihli raporlarında; ... tarafından gönderilen hakediş belgeleri incelendiğinde; fesih icmallerinde işin yapılma oranlarının ve bedellerinin ayrı ayrı gösterildiğini, bu icmaller dikkate alındığında ve 05/09/2013 tarihindeki hakediş değerleri çıkarıldığında, davacının alacağının toplam 471.009,58 TL olarak hesaplandığını, 160.000,00 TL ödeme ile davacı için ödenen 20.395,60 TL SGK bedeli düşüldüğünde, bakiye 290.614,00 TL alacağın bulunduğunu beyan etmişlerdir. Bu raporun 9. sayfasındaki tabloda 5. satırda Hatay Samandağı Aile Sağlığı Merkezi'nin fesih hakediş tutarı 181.118,00 TL olması gerekirken 181.140,03 TL yazılmıştır. Nitekim raporun 8.sayfasında 181.118,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bu hata düzeltildiğinde sonuç 470.992,14 TL çıkmaktadır. Bu rakamdan 160.000,00 TL ödeme ile 20.395,60 TL davacı için yapılan SGK ödemesi düşürüldüğünde davacının kalan alacağı 290.596,54 TL olmaktadır. Aynı bilirkişiler 13/12/2022 havale tarihli ek raporlarında da asıl raporda olduğu gibi davacının bakiye alacağının 290.614,00 TL olduğunu beyan etmişlerdir. (ancak az önce açıklanan basit hesap hatası dikkate alınmalıdır)
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. Ayıbın varlığını ve miktarını kanıtlama yükümlülüğü iş sahibine aittir. (15.H.D. 2013/2829 esas 2013/4913 karar)
Eser sözleşmelerinde iş bedeli götürü kararlaştırılmış ise yüklenici yapılacak şeyi teklif ettiğini fiyattan yapmak zorundadır (TBK m. 480). Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca da götürü bedelli sözleşmelerde, iş tahmin edilenden fazla emek ve masrafı gerektirse dahi yüklenici bu işi sözleşme bedeliyle yapma yükümlülüğü altındadır. Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 15. HD 2018/3506 E. 2019/1493 K., 2018/2883 E.2018/3600 K.) Nitekim TBK'nın 480/1. Maddesinde: (1) Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinde götürü bedel belirlenmiştir.
Sözleşmenin varlığı tartışmasız ancak ne kadar iş yapıldığı ve bedeli konusunda ihtilâf varsa ve yüklenici tarafından düzenlenen fatura iş sahibine tebliğ edilmesine rağmen süresinde itiraz edilmemiş ise fatura bedeli esas alınmalıdır. (15.H.D. 2011/500 E. 2011/7066 K.)
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. ( 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.(Yargıtay 23 HD 2015/2467 E 2015/7975 K ve 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. İBK, 15.H.D. 2016/3890 E. 2018/368 K.)
Yargıtay'ın uygulamalarında, eser sözleşmesi ilişkilerinde, sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürece ve yüklenicinin işi bırakıp gittiği ya da eksik bıraktığı kanıtlanmadıkça gerçekleştirilen imalâtın yüklenici tarafından yapılmış olduğu karinesi kabul edilmektedir. (Yargıtay 6. HD. 2022/4621 E. 2022/5352 K.)
Her iki heyet tarafından hesaplama yapılırken ... tarafından gönderilen ihale evrakları içerisinde yer alan 06/06/2014 tarihli fesih tespit icmali ve fesih tespit proje icmalindeki oranlar ve miktarlar esas alınmıştır. Fesih tespit proje icmalinde her işin gerçekleşme oranı ayrı ayrı gösterilmiştir. Fesih tespit icmalinde de her işin gerçekleşme miktarı ayrı ayrı belirtilmiştir. Bu icmallerde ... ve ... iş ortaklığının kaşesi ve imzası bulunmaktadır. Ancak yukarıda değinildiği üzere davacı 19/12/2013 tarihli ihtar ile işi durdurduğunu, 29/01/2014 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş, davalı tarafta 23/12/2013 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshetmiştir. Dolayısı ile 19/12/2013 tarihine kadar yapılan işlerin dikkate alınması gerekmektedir. Diğer taraftan yukarıda değinilen karine gereğince 19/12/2013 tarihine kadar ki işlerin davacı tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Davacının sözleşme kapsamında yaptığı işin, kendisine taşere edilen toplam işe oranı belirlenip, bu oran götürü bedele uygulanarak davacının hak ettiği ücret bulunmalıdır. Öncelikle taraflar arasındaki sözleşme 2013 yılının 9.ayında imzalanmıştır. İmzalandığı gün sözleşmeye yazılmamıştır. 05/08/2013 tarihinde 15 nolu hakediş, 05/09/2013 tarihinde ise 16 nolu hakediş düzenlenmiştir. Bu iki hakedişe konu dönemler sözleşme öncesine aittir. (Davalı ... duruşmada, taşeronluk sözleşmesine konu işler için daha önce ... isimli bir firma ile taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu, davacınında da o firmanın taşeronu olduğunu, ancak ... firmasının ödemeleri yapmadığını, bu nedenle davacının kendileriyle doğrudan sözleşme yapmak istediğini, 2013 yılının 9. ayında bir sözleşme yaptıklarını, davacı firmanın bu sözleşmeden önce gerçekleştirdiği işlerin bedelini de kabul ettikleri, hatta bundan dolayı davacının gönderdiği faturalardan iki tanesini aldıklarını, davacının sözleşmeden sonra hiç bir iş yapmadığını beyan etmiştir.) Davacı 15 ve 16 nolu hakedişler nedeniyle iki adet fatura düzenlemiş, davalıların oluşturduğu ortaklık tarafından bu faturalar kabul edilerek maliyeye beyan edilmiştir. Bu durumda her iki hakediş yönünden bu faturaların toplam tutarının (385.812,00 TL) esas alınması gerektiği düşünülmüştür. Keza dava aynı zamanda bu faturalardan kaynaklanan alacağa da dayanmaktadır. 05/09/2013 tarihli 16 nolu hakedişten sonra 05/11/2013 tarihinde 17 nolu hakediş, 60 gün sonra 04/01/2014 tarihinde ise 18 nolu hakediş düzenlenmiştir. 17 ve 18 nolu hakediş arasında 60 gün süre geçmiştir. 44.gün, 19/12/2013 tarihinde davacı işi durduğunu bildirmiştir. Davacının bu güne kadar yaptığı işlerin seviyesini tespit eden bir rapor, keşif vs. yoktur. İhaleye konu işten dolayı toplam 21 adet hakediş düzenlenmiştir. Her bir hakediş ve bu hakedişlere ait icmallerde, hakediş tarihi itibariyle her bir işin seviyesi oran olarak ayrı ayrı gösterilmiştir. Ancak iki hakediş arasında geçen her günün seviyesini ayrı ayrı tespit eden bir evrak yoktur. Aşağıdaki tabloda ayrıca gösterileceği üzere Samandağı ASM'de 04/01/2014 tarihine kadar herhangi bir iş yapılmamıştır. Avsuyu ASM ile Altınçağ ASM'nin 05/11/2013 ve 04/01/2014 tarihlerindeki seviyeleri aynıdır. Yani bu iki işte 17 ve 18 nolu hakedişler arasındaki dönemde her hangi bir iş yapılmamıştır. Bu iki ASM'deki ilerleme 05/11/2013 tarihine kadar gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, davacının işi durdurduğu 19/12/2013 tarihinden daha önce (en geç 05/11/2013 tarihinde) 17 nolu hakedişteki seviyeye ulaşılmıştır. İvrindi ve Susurluk Aile Sağlığı Merkezleri ile Eczanelerinde ise, inşaat seviyesi 05/09/2013 tarihinden 05/11/2013 tarihine kadar aynı kalmıştır. 05/11/2013 tarihinden sonra 04/01/2014 tarihine kadar gerçekleşen ilerleme oransal olarak aşağıdaki tablolarda gösterilmiştir. Bu iki tarih arasındaki 60 günlük sürenin 44.gününde davacı işi durdurduğu için İvrindi ve Susurluk ASM'leri ile Eczanelerinden dolayı gün itibariyle oranlama yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür. Keza, davacının 19/12/2013 tarihinden sonra çalışma yaptığı konusunda bir delil yoktur.
Diğer taraftan bilirkişi raporlarında 06/06/2014 tarihinde yapılan fesih icmallerindeki seviyeler esas alınarak asıl işveren ile davalıların oluşturduğu ortaklık arasındaki ihale bedeli esas alınarak hesaplama yoluna gidilmiş, daha sonra 05/09/2013 tarihli hakedişe konu işler düşülmüştür. Oysa, davacının 19/12/2013 tarihinden sonra iş yapmadığı ve ayrıca taraflar arasındaki 1.840.000,00 TL götürü bedel üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Aşağıdaki tabloda her bir işin, tüm işlerin toplamına göre oranı, tüm ihale bedeli (KDV hariç 6.800.000,00 TL) içindeki miktarı, her bir işin KDV hariç 1.840.000,00 TL tutarındaki götürü bedel içerisindeki miktarı, 16,17 ve 18 nolu hakediş tarihlerindeki gerçekleşme oranları ayrı ayrı gösterilmiş, daha sonra 05/09/2013 ile 04/01/2014 tarihli hakedişlere konu iş seviyeleri arasındaki fark belirlenmiş, bu farkın bu iki tarih arasında ilerleyen iş miktarı olduğu kabul edilmiş, ayrıca İvrindi ve Susurluk Aile Sağlığı Merkezleri ile Eczanelerine ait işler yönünden az önce açıklandığı üzere 19/12/2013 tarihinden sonra iş yapılmadığı gözetilerek gün olarak oranlama yoluna gidilmiştir.
A
İŞİN ADI
B
Davalılara ihale edilen tüm işlerin içindeki oranı
C
Davalılara ihale edilen tüm işler (KDV hariç 6.800.000 TL) içindeki ihale bedeli
D
05/09/2013 tarihli 16 nolu hakedişe göre gerçekleşme oranı
E
05/11/2013 tarihli 17 nolu hakedişe göre gerçekleşme oranı
F
04/01/2014 tarihli 18 nolu hakedişe göre gerçekleşme oranı
G
04/01/2013 tarihli 18 nolu hakediş ile 05/09/2013 tarihli 16 nolu hakediş farkı
H
Davalıya verilen götürü bedel (KDV hariç 1.840.000) içindeki miktarı
1.840.000/34,5 x B sütunundaki oran
Avsuyu ASM
%5
340.000
%0,14
% 16,56
%16,56
%16,42
266.666,66
Altınçağ
ASM
% 5
340.000
%25,83
%30,46
%30,46
%4,63
266.666,66
Samandağ ASM
%7
476.000
%0
%0
%0
%0
373.333,33
İvrindi ASM
%8
544.000
%13,96
%13,96
%23,93
%9,97
426.666,66
İvrindi Eczane
%0,75
51.000
%4,67
%4,67
%30,53
%25,86
39.999,99
Susurluk ASM
%8
544.000
%28,99
%28,99
%34,22
%5,23
426.666,66
Susurluk Eczane
%0,75
51.000
%5,19
%5,19
%43,36
%38,17
39.999,99
TOPLAM
%34,50
1.840.000
Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, taşeronluk sözleşmesindeki götürü bedel esas alınarak, her bir işin götürü bedel içerisindeki payına isabet eden miktar belirlenmiş, bu miktarlar üzerinden aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, 05/09/2013 ve 04/01/2014 tarihli hakedişlerdeki oranlar arasındaki fark ile belirlenen miktarlar çarpılmış, daha sonra Susurluk ve İvrindi ASM'leri ile Eczaneleri yönünden 44/60 oranı uygulanmıştır. Buna göre;
A
İŞİN ADI
B
Her işin götürü bedel
(1.840.000 TL)
İçindeki miktarı
C
05/09/2013 ve 04/01/2014 tarihleri arası gerçekleşme oran
D
Bu oranlara göre
hakedilen
(AXB)
E
Davacı işi 19/12/2013'te durduğu için 17 ve 18 nolu hakediş arasında geçen 60 günün 44 günü çalışıp 16 gün durduğu için ve Avsuyu ASM ile Altınçağ ASM'nin 5/11/2013 ve 04/01/2014 tarihlerindeki gerçekleşme oranları aynı olduğu için, 4/01/2014 tarihli 18 nolu hakedişteki seviyeye 5/11/2013'te ulaşıldığı anlaşılmıştır. Samadağında imalat olmamış diğerlerinde ise 5/09/2013'ten 5/11/2013'e kadar imalat olmamış. 5/11/2013'ten 4/01/2014 tarihine kadar 60 günlük imalatın 18 nolu hakedişte yer aldığı görülmüş 44. gün iş durduğu o işlerde oranlama yapılmıştır
Avsuyu ASM
266.666,66
%16,42
43.786,66
43.786,66
Altınçağ ASM
266.666,66
%4,63
12.346,66
12.346,66
Samandağ ASM
373.333,33
%0
0
0
İvrindi ASM
426.666,66
%9,97
42.538,66
42.538,66/60x44=31.195,00
İvrindi Eczane
39.999,99
%25,86
10.343,99
10.343,99/60X44=7.585,59
Susurluk ASM
426.666,66
%5,23
22.314,66
22.314,66/60x44=16.364,08
Susurluk Eczanı
39.999,99
%38,17
15.267,99
15.267,99/60x44=11.196,52
Toplam: 122.474,51
Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere mahkememizce; davacının 05/09/2013 tarihinden sonra yaptığı işlerden dolayı 122.474,51 TL alacağı bulunduğu düşünülmüştür. Bu alacak için fatura düzenlenmemiştir. KDV'ye tabi olan iş-hizmet veya eserin yapılması halinde iş bedeli ya da KDV alacağının istenebilmesi için fatura düzenlenmemiş olması yüklenicinin Vergi Usul Kanunu'na göre sorumluluğunu gerektirir ise de; bu alacağını takibe koyması ya da dava etmesi için fatura düzenlenmiş olması şart değildir. (Yargıtay 15. HD 2018/151 E. 2019/441K) Ancak Islah dilekçesinde bu kısım için KDV talebi yoktur. Sonuçta davacının hakettiği alacak; 122.474,51+385.812 = 508.286,51 TL dir.
Bu noktada davalının yapmış olduğu ödemeler üzerinde durulması gerekmektedir. Davalının yapmış olduğu 160.000,00 TL tutarındaki ödeme davacının kabulündedir. Davalı ... 18/12/2019 tarihli dilekçesi ile; 160.000,00 TL ödeme dışında 09/07/2013 tarihinde davacının ... hesabına 40.000,00 TL gönderdiğini, makbuz karşılığında 30/10/2013 tarihinde 4.000,00 TL, 04/12/2013 tarihinde 900,00 TL ödeme yaptığını, 15/01/2014 tarihinde ... Bankası nezdinde davacı adına 8.336,98 TL SGK prim borcunu yatırdığını, karşılıklı mutabakat gereğince davacı firma adına 67.400,00 TL tutarında ödeme yaptığını, diğer taraftan davacının ... numaralı iş yeri için prim ödemesi yaptığını iddia etmiştir. Davacı 09/07/2013 tarihli 40.000,00 TL tutarındaki ödemenin bu işle ilgisinin olmadığını, daha önceki tarihte yapılan dava dışı ... firmasının işlerine ait bir ödeme olduğunu, 8.336,98 TL ödemeyi kabul ettiklerini, ...'ın imzası bulunan ödemeleri ( 30/10/2013 tarihli 4.000,00 TL ve 04/12/2013 tarihli 900,00 TL tutarındaki ödeme makbuzları ile 67.400,00 TL tutarındaki mutakabat belgesi) kabul etmediklerini, keza şirketin yetkilisinin ... olduğunu, belgelerdeki imzanın bu kişiye ait olmadığını, ... isimli kişinin şirkette 29/01/2014 - 28/02/2014 tarihli arasında 1 ay çalıştığını, şirketi temsil ve imza yetkisi olmadığını beyan etmiştir. davacının düzenlediği iki adet faturaya konu hakedişlerde önceki döneme aittir. Bu nedenle 40.000,00 TL ödeme dikkate alınmıştır. 8.336,98 TL tutarındaki ödeme, bilirkişi raporlarında açıklanan 20.395,60 TL tutarındaki SGK ödemelerine dahil edip hesaplamada dikkate alınmıştır ve belgeleri bulunmaktadır. 30/10/2013 tarihli 4.000,00 TL ve 04/12/2013 tarihli 900,00 TL tutarındaki ödeme makbuzları ile 67.400,00 TL tutarındaki mutakabat belgesinde davacı şirketi temsilen ... isimli kişinin imzası bulunmaktadır. Davacı bu kişinin şirkette yalnızca 1 ay çalıştığını ve şirketi temsile yetkisinin olmadığını, bu nedenle belgelerin şirketi bağlamayacağını ileri sürmüştür. Bu kişinin şirketteki çalışması SGK kayıtlarına göre 29/01/2014 - 28/02/2014 tarihleri arasında 1 ay sürmüştür. ... isimli kişinin davacı şirketteki çalışmaları, yaptığı işlemler, başka ödemeler alıp almadığı ve ihtilaflı olan bu ödemeler yönünden ticari defterlerin incelenmesi için yeniden talimat yazılmış Mali Müşavir ...'ın hazırladığı 11/01/2023 tarihli raporda; 30/10/2013 ve 04/12/2013 tarihli belgelerin görülmediğini, ancak 2013 yılı içerisinde bir çok sevk irsaliyesinde, mal kabul ve tesliminde banka havalesi ile kendisine gönderilen para makbuzunda, ... tarafından tahsil edilen para makbuzlarında ve onun tarafından yapılan ödemelere ait makbuzlarda adının ve imzasının bulunduğu, 67.400,00 TL tutarındaki bir hesap işleminin mevcut olmadığını, 2013 yılına ait ticari defterler ibraz edilmediği için sorulan ödeme belgelerinin defterlere kayıtlı olup olmadığının bilinemediğini beyan etmiştir. ...'ın raporda belirtildiği gibi değişik tarihlerde ve şirket adına çok sayıda ödeme yaptığı, ödeme kabul ettiği, mal teslim aldığı ve teslim ettiği, birçok belgede imzasının bulunduğu gözetilerek kişinin ödeme almaya yetkili olduğu, 30/10/2013 ve 04/12/2013 tarihli makbuzlardaki toplam 4.900,00 TL ödemenin ve mutakabat belgesindeki ödemenin (belgede toplam 67.400,00 TL yazılı ise de miktarlar toplandığında 65.800,00 TL olmaktadır) davacıya yapıldığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla davacının hak ettiği 508.286,51 TL tutarındaki iş bedelinden ödemeler ( 160.000,00 TL +40.000,00 TL+ 4.000,00 TL + 900,00 TL + 65.800,00 TL + 20.395,60 TL SGK ödemesi) düşüldüğünde bakiye alacağı 217.190,91 TL olmaktadır.
Taşeronluk sözleşmesinin 14.maddesinde; sözleşmeye uymayan tarafın 100.000,00 TL cezai şart ödeyeceği, 15.maddede ise; her iki tarafın sözleşme kurallarına uymaması halinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu maddedeki ceza akdin ifa edilmemesi ya da sözleşmeye uyulmaması halinde ödenmek üzere kararlaştırıldığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/I. maddesinde düzenlenen seçimlik cezadır. Söz konusu yasa hükümlerine göre seçimlik cezanın varlığı halinde sözleşmede aksine hüküm olmadıkça alacaklı akdin icrası ya da cezanın ödenmesini isteyebilir. 14. Maddede, fesih halinde de cezanın isteneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle cezai şarta ilişkin talep yerinde değildir. (15.H.D. 2016/1698 E. 2016/3161 K.)
6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi hükmü gereğince bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp usulüne uygun temerrüt ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş ya da alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerekir. Somut olayda, BK’nın 117. maddesinin ikinci fıkrasındaki haller söz konusu değildir. Kesin vade bulunmamaktadır. Davacının Adana 14. Noterliği'nden gönderdiği 22/11/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtar tebliğ edilememiştir. Ancak Adana 7. İcra dairesinin 2014/... esas sayılı icra takibi16/01/2014 tarihinde başlatılmıştır. Davalının en geç bu tarihte temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Davacı 22/11/2013 tarihinden itibaren olmadığında ise 23/01/2014 tarihinden itibaren faiz talep ettiğinden 23/01/2014 tarihinden itibaren avans faizine karar verilmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2014/4347 Esas, 2014/6087 Karar,2019/2630 E. 2020/308 K., 2014/208 E. 2014/5336 K., 6 HD 2021/2721 E. 2022/3546 K.)
TBK'nın 637/1 maddesi gereğince;Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ancak aynı maddenin 2. Fıkrasında ise; Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Düzenlemesi bulunmaktadır. Tmsilci, şirket ve bütün ortaklar adına işlem yaparsa, doğacak borçlardan tüm ortaklar sorumlu olur. 6098 sayılı TBK m. 638/son hükmüne göre, ortakların, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludurlar. Diğer bir deyişle, adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlar. Adi ortaklıkta tüm ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludur. temsilci, şirket ve bütün ortaklar adına işlem yaparsa, doğacak borçlardan tüm ortaklar sorumlu olur. (Yargıtay 11. HD 2020/5161 E. 2021/5358 K., 3. HD 2014/442 E.2014/6530 K.)
Taşeronluk sözleşmesinin 4.2.maddesinde; Akdedilecek sözleşme ile diğer bütün hususlarda pilot ortak olarak gösterilen ortağın, ortaklık nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkili olacağı, akdedilen sözleşmenin konusuna ve kapsamına girecek konularda tarafların müşterek ve müteselsil olarak yükümlü oldukları belirtilmiştir. ... pilot ortak olarak belirlenmiştir. İş ortaklığı sözleşmesinin 9. Maddesinde; ortaklığın yönetiminin sözleşmenin imzalanmasından sonra oluşturulacak ortaklar kurulu ile sağlanacağı, ... Başkanlığı ile yapılacak görüşmeler, yazışmalar ve işin yürütülmesinde pilot ortağın tek başına yetkili olacağı, ancak pilot ortağın her türlü yazışma ve görüşmeden sonra diğer ortağa derhal yazılı olarak bildirimde bulunacağı, iş ortaklğı adına alınacak tüm kararların ortaklar kurulunun oy birliği ile sağlanacağı belirtilmiştir. Şu halde bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, taşeronluk sözleşmesinin ortaklık adına ve hesabına yapıldığı, işin durdurulmasından, taşeronluk sözleşmesinin ve hatta idare ile iş ortaklığı arasındaki eser sözleşmesinin feshinden sonra iş ortaklığının feshinin sonucu değiştirmeyeceği, borçlardan her iki ortağın da müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davanın 217.190,91 TL üzerinden kısmen kabulüne, hükmedilen alacağa 23/01/2014 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına ve davalıların müteselsilen sorumlu tutalmasına dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
217.190,91 TL nin 23/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gereken 14.836,31 TL karar harcından, peşin alınan 170,78 TL ve ıslah ile alınan 8.229,00 TL olmak üzere toplam 8.299,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.536,53 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 33.406,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
Davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 39.963,79 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 10.388,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.688,47 TL nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı ... tarafından yapılan 1.050,25 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 576,00 TL sinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, kalan masrafın davalının üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2023