BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından Almanya'da yerleşik müşterisine teslim edilmek üzere davalı şirkete teslim edilen "ultrasonic (parça) yıkama makinesi" emtiasının davalının kontrol ve sorumluluğunda iken 29/12/2012 tarihinde konteyner ile birlikte çalındığı bilgisinin kendilerine verildiğini, ... plakalı dorsenin bir müşteri otoparkına park edilerek bırakıldığını ve park halinde iken çalındığını, olayla ilgili tutanak tutulduğunu ve CMR sigortasına müracaat edildiği bilgisinin verildiğini, somut olayda davalının şoförünün gerekli özen ve tedbiri göstermediği için hırsızlık olduğunu, emtianın yüklü olduğu aracın herhangi bir güvenlik önleminin olmadığı parka bırakılarak gidildiğini, CMR m.17/2 savunmasının yapılamayacağını, müşteri otoparkında bırakmanın CMR m.29 gereği kötü hareket olarak değerlendirilmesi gerektiğini, makinenin yenisinin müşteriye gönderilmek durumunda kalındığını, ağır kusurdan taşıyıcının sorumlu tutulması gerektiğini, davalı şirkete 04/09/2013 tarihinde noter ihtarı ile talepte bulunulduğunu ve cevapsız bırakıldığını, davalının 7.215,00 Euro karşılığı 20.739,00 tazminat alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, ispata muhtaç iddialara dayanan davanın esastan reddi gerektiğini, somut olayda bilerek kötü hareket veya kasıt gibi ağır kusurdan söz edilemeyeceğini, bu nedenle CMR m.32/1 gereği bir (1) yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ve 07/01/2013 tarihinden itibaren dolduğu iddia edilen zamanaşımından davanın reddi gerektiğini, aracın müşteriye ait güvenlikli ve bekçisi olan bir otoparkta eşya teslimi için beklerken hırsızlığın gerçekleştiği gözetilerek, davalının ağır kusurundan söz edilemeyeceğini, tazminat olarak talep edilen 7.215,00 Euro'nun dayanağının da belli olmadığını, bunun açıklanması gerektiğini, sigortacısından davacının zararını giderip gidermediği, gidermeme sebebinin ne olduğunun açıklanması gerektiğini, zararın ve varsa miktarının sabit olmadığını, taşımanın dava dışı ATC firması tarafından ifa edildiğini, hafta sonu olması sebebiyle malın müşteriye ait otoparkta bir (l) gün beklemek durumunda kaldığını, güvenlik kamerası bulunduğunu, bekçisi olan bir müşteri otoparkı olduğunu, davalının sürücüsünün CMR m.17/2 gereği gerekli özeni gösterdiğini ve sorumlu tutulamayacağını bu nedenlerle davanın reddi ile vekâlet ücretinin davacı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca davacıya ait emtianın zayi olması sebebiyle davalı taşıyıcının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise sorumluluk miktarının ne olduğu hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip; konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Yrd.Doç.Dr.... ile ... tarafından düzenlenen 09/03/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davalının açık kabulü ile malın cumartesi akşamı müşteri adresinde bırakıldığını, pazartesi sabahı ancak hırsızlık olayının tespit edildiğini, dosya içeriğine göre yüklü ve gözetim olmaksızın müşterinin otoparkında cumartesi akşamı nezaretsiz ve güvenliksiz bir şekilde bırakılan taşıtın pazartesi sabahı dorsesinin hırsızlık neticesi kaybolduğunu, bu aşamada hırsızlık olayının vuku bulduğu sabit olmakla, davalının sürücüsünün kontrolsüz bir şekilde aracı uluslar arası taşıtların parklanmasına elverişli olmayan müşteri sahasında bırakmasından dolayı CMR m.29 kapsamında ağır kusurlu olduğunu, kusurun ağırlığı gözetildiğinde tam tazminattan sorumlu olduğu ve dosyada mevcut ihracat faturasının piyasa rayiçlerine uygun kadri marufundan mal bedeli ve navlunu işaret ettiği, davacının dava tarihi kurlarından talebi ile bağlı 20.739,00 zararın tazminini talebe yetkili olduğunu, ayrıca haksız fiil nitelikli olay gözetildiğinde olay tarihinden itibaren %9 tazminat faizi talebine yetkili olduğu ve bunun da 3.198,99 TL hesaplandığını, dava tarihinden itibaren yine yasal tazminat faizi işletilmesini talepte haklı olduğunu bildirdikleri görülmüştür.
BOZMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ... Esas 15/04/2015 tarih ... Karar sayılı kararı ile; "...Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacının gönderen, davalının taşıyıcı olduğu,gönderileni .... firması olan 1 kasa makine emtiası 150,00 kg miktarında ve 1,3 metreküp hacimde ... plakalı taşıt ile 29/12/2012 tarihinde taşımaya alındığı,yüke ilişkin manifestoya göre yükün parsiyel-grupaj şeklinde taşındığı,taşımanın Türkiye-Almanya şeklinde satıcının adresinden gönderilen-alıcının adresine taşıma konusunda uluslararası karayoluyla eşya taşıması olması sebebiyle uluslararası konvansiyon olan CMR'nin somut olayda uygulanması gerekitiği,CMR'nin 17'nci maddesinde kural olarak, taşıyıcının yükü teslim almasından, teslim etmesine kadar olan taşıma sürecinde meydana gelebilecek zayi veya hasardan sorumlu olduğu,böyle bir taşıma süreci sonunda hasar, zayi veya gecikme sabit olduğunda artık taşıyıcı sorumluluktan kurtulma sebebi ortaya koyamadığında bu zarardan sorumlu olduğu,CMR'nin 23'ncü maddesinde ise zararı nasıl belirleneceği, zarar ne kadar olursa olsun gerçek zararın tazmininin esas olduğu ancak sorumluluk üst sınırının 3'ncü fıkra gereğince bürüt kg başına 8,33 SDR ile sınırlı olduğu,bununla birlikte aynı konvansiyonun 29'ncu maddesinde özel bir düzenleme içermekte ve l.fıkrası "....taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkeme kararına göre isteyerek kötü harekete eşdeğer kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu böiüm hükümlerinden yararlanamaz." şeklindedir,TTK ise bu hükümleri kasıt, pervasız hareketler ve zarar meydana gelme ihtimâli bilinci olarak kabul etmiş ve bu durum 886'ncı maddede düzenlemiştir.İşte CMR'nin 29'ncu maddesi değerlendirilirken artık Türk hâkimi Türk hukukuna göre kusurun ağrılığını değerlendirirken CMR'nin9 ve29'ncu madde iç atfı gereği TTK hükmünü de goz önünde bulunduracaktır.
Dosya içeriği deliller birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar 34 JA 7608 plakalı taşıt iddiaya göre dava dışı bir firmadan tedarik edilmiş olsa, sürücüsü ... olsa da davalının Taşıma Senedi gereği taşıyıcı sıfatı sabittir.
07/01/2013 tarihli bildirim de göstermektedir ki mal zayi-tam zayı şeklinde değerlendirilmek gerekir.Hırsızlık neticesi kaybolan emtianın bulunması da söz konusu değildir. Davalı akdi taşıma sürecini üstlendiği taşmada taşıyıcı sıfatı ile işbu dava konusu olaydan sorumlu olacağı için davalı sıfatı da sabittir.
Somut olayda makine emtiası bir palet, 150 kg bürüt ve 1,3 metreküp kasa içinde taşımaya verilmiş, taşıyıcı da taşımayı gerçekleştirmiş ancak bir cumartesi günü Almanya'da bir müşteriye ulaşılmıştır.Grupaj-parsiyel yük taşıma söz konusu olduğu ve bu ilk müşterinin malı boşaltılmadığı hafta sonu olduğu için araç yüklü bir şekilde müşteri adresinde kalmış ve oradan da dorsenin bir bütün halinde hırsızlık neticesi kaybı söz konusudur.
Taşıyıcının taşıma sürecinde mala nezaret etmesi gerekir.Güvenlikli,bekçili ve özellikle uluslar arası taşımada kullanılan taşıtların parklanmasına elverişli, yetkili otoparklar dışında sürücü nezaretinden uzak müşteri otoparkında terk edilerek geceleme hatta cumartesi gecesinden pazartesi sabahına kadar nezaretsiz bırakılması CMR'nin 29'ncu maddesi kapsamında bir ağır kusurdur.
Her ne kadar müşteri otoparkının parklanmaya elverişli odluğu iddia ediliyorsa da müşterinin otopark işletmecisi olmadığı,burada güvenlikli ortamın sağlandığının sabit olmadığı,aracın yüklü bir şekilde böylesi bir yerde bırakılarak nezaretsiz kaldığı açıktır. müşteriye güvenen taşıyıcı sonuçlarına katlanacaktır.Böyle bir güven pervasız davranış olarak değerlendirilmek gerekir.Emtia yüklü taşıtın böyle bir şekilde bırakılması taşımacılık uygulamasına da aykırıdır.
Kusursuzluğunu ispatlayamayan davalı taşıyıcı CMR'nin 17'nci ve özellikle kusurunun ağırlığı gözetilerek CMR'nin 29'ncu maddesi gereği meydana gelen tam zayi kaynaklı zarardan CMR'nin 23/3'ncü maddesinden de yararlanmaksızın sorumlu olacaktır.Her ne kadar davalı duruşmada Almanya'ya talimat yazılarak hırsızlık olayının akıbetinin sorulması istenilmiş ise de,bu talep yukarıdaki tespitler karşısında gereksiz olması ve yargılamayı uzatmaya yönelik olması nedeniyle reddedilmiştir.
Müşterinin otopark işletmecisi olmaması,burada güvenlikli ortamın sağlandığının sabit olmaması,aracın yüklü bir şekilde böylesi bir yerde bırakılarak nezaretsiz kalması,müşteriye güvenen taşıyıcının sonuçlarına katlanması gerekmesi ve böyle bir güven pervasız davranış olarak değerlendirilmek gerekli olup emtia yüklü taşıtın böyle bir şekilde bırakılması taşımacılık uygulamasına da aykırı olması sebebiyle taşıyıcının ağır kusur olarak kabulünün gerektiği, bu hâlde de taşıyıcının CMR’deki sınırlı sorumluluk esasından yararlanamayacağı, davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği,(Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 07/04/2009 gün ve 2007/9524 esas,2009/4222 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi)dolayısıyla zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak uygulanması gerekli olup davalının zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, dosyada mevcut ihracat faturasının bilirkişi değerlendirmesine göre piyasa rayiçlerine uygun kadri marufundan mal bedeli ve navlunu işaret ettiği,davacının dava tarihi kurlarından talebi ile bağlı 20.739,00 zararın tazminini talep etme hakkı bulunduğu" gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile 20.739,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin .... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 15/04/2015 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin .... Esas 18/04/2016 tarih .... Karar sayılı ilamı ile: "...Dava, taraflar arasındaki yurt dışı taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcı, kusurlu sayılacaktır. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir.
Somut olayda, taşımayı yapan dorsenin otopark alanından kaçırılması sonrasında, içindeki emtiaların çalınması olayında, davalının eyleminin CMR Konvansiyonunun 29. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının, buna bağlı olarak aynı Konvansiyonun 23/3. maddesi hükümleri doğrultusunda sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanamayacağın ve zamanaşımı süresinin ne kadar olacağının belirlenmesi gerekir. Davalı, dava konusu emtianın başka bir müşteriye ait olup kamera sistemi ile takip edilen, bekçisi bulunan, güvenlikli otoparktan çalındığını savunmuştur. Buna göre mahkemece, davalı tarafın savunmasında belirttiği gibi içindeki emtia ile birlikte dorsenin çalındığı park alanının güvenli bir otopark olup olmadığının tespiti, buna göre de davalının CMR Konvansiyonunun 23. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk halinden yararlanıp yararlanamayacağının ve zamanaşımı süresinin CMR Konvansiyonunun 32/1 maddesi uyarınca 1 yıl olarak mı yoksa 3 yıl olarak mı uygulanacağının belirlenmesi gerekirken davalının bu savunması hakkında bir araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak hırsızlığın meydana geldiği yerin yetkili otoparklar arasında olmadığı, parkın sahibi olan müşterinin otopark işletmediği, güvenlikli ortamın sağlandığının sabit görülmediği gerekçesiyle davalının hareketinin pervasız davranış olarak nitelendirilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." denilmek suretiyle mahkememiz kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce bozma sonrası yapılan yargılama sırasında usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce bozma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında;
Uluslararası Nakliyeciler Derneği, Düsseldorf Başkonsolosluğu Ticaret Ataşeliği, Berlin Ticaret Müşavirliğine müzekkere yazılarak; Marie- Curie strabez, Berkhausen, 40764 Langenfeld alanının 05/01/2013 tarihinde kullanılıp kullanılmadığının, önceki ve sonraki park alanlarının, bu alanının güvenilir bir alan olmadığının, Türk nakliyeciler tarafından 05/01/2013 tarihinde kullanılıp kullanılmadığının, önceki ve sonraki park alanlarının Marie- Curie strabez, Berkhausen, 40764 Langenfeld ile 05/01/2013 tarihi itibari ile karşılaştırılması, Türk nakliyecilerinin tercihlerinin hangi doğrultuda olduğunun araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiş; cevabi yazılar dosyaya kazandırılmış, ilgili makamların müzekkereye olumsuz yanıt verdikleri görülmüştür.
Almanya yetkili adli makamları ile istinabe yapılarak; Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 18/04/2016 tarih ...Esas, ... Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda, 05/01/2013 günü (Marie-Curie strabez, Berkhausen, 40764 Langenfeld) Almanya adresinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle yürütülen soruşturmaya ait tüm bilgi ve belgenin (kamera kayıtları ve fotoğralarda dahil olmak üzere) Solinger Strabe 148 40764 Langerfeld adresinde bulunan Mettmann İlçe Emniyet Müdürlüğü, Langerfeld karakolundan temin edilerek gönderilmesi, ayrıca ''(Marie-Curie strabez, Berkhausen, 40764 Langenfeld) '' adresinde bulunan işyerinin otoparkında 05/01/2013 tarihi itibariyle görevli gece bekçisinin bulunup bulunmadığı, güvenlik amaçlı kamera kaydının yapılıp yapılmadığı, araçların park edildiği yerin hırsızlıklara karşı korunaklı olup olmadığının polis marifetiyle araştırılarak düzenlenecek raporun gönderilmesi istenilmiş; cevabi yazı dosyaya kazandırılmış, incelenmesinde evrakın Alman Medeni Usul Hukuku'nun re'sen soruşturma ilkesini tanımadığı, bu nedenle adli yardımlaşma kapsamında böyle bir soruşturmanın yapılmasının mümkün olmadığı, belgelerin veya diğer dokümanların ibrazına yönelik taleplerin Alman hukukuna göre yerine getirilemeyeceği, zira bu hususun Delil Toplama Sözleşmesinin 23. Maddesi kapsamındaki bir usul olduğu, ancak Alman Federal Cumhuriyetinin bu konuda çekince koyduğu gerekçesiyle bila ikmal iade edildiği görülmüştür.
Dava konusu taşıma Türkiye-Almanya arasında gerçekleştiğinden, CMR (Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi) hükümlerine tabi olup anılan sözleşmenin 17. maddesi uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yükte meydana gelecek hasardan sorumludur.
CMR 3.maddesine göre, taşıma işini üstlenen taşıyıcının, taşıma sözleşmesi uyarınca edimini yerine getirdiği sırada yardımından faydalandığı kişilerin fiilleri ile verdikleri zararlardan sorumludur. CMR 34.maddesinde de; taşıma konusu eşyanın taşınmasında birbiri ardınca gelen birden çok taşıyıcının kullanıldığı hallerde taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Gönderen ile karayolu ile eşyanın taşınması konusunda CMR hükümlerine uygun olarak sözleşme akdeden asıl taşıyıcı, taşıma işini doğrudan yapabileceği gibi fiili taşıma işini yapacağı ayrı bir sözleşme ile başka bir taşımacıya verebilir. Böyle bir durumda akdi taşıyan ile taşımayı fiilen yerine getiren taşıyıcı meydana gelen zarardan müteselsilen sorumludur.
Taşıyıcı (CMR.md 17/1) öngörülen sorumluluk sistemine göre taşıdığı eşyayı varma yerinde “teslim aldığı haliyle” alıcısı emrine veya onun temsilcisine teslim borcunu üstlendiği gibi yükün güzergah üzerinde yaptığı aktarmalarda dahil olmak üzere taşıma süresi içerisinde eşyayı gözetim sorumluluğunun da altındadır ve kural olarak yükleme yerinden varış yerine kadar taşıdığı eşyaya gelecek zararlardan mesuldür.
CMR md. 17/2 ye göre " kayıp yada hasar yüke has bir kusurdan veya taşımacının önle- mesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse yada kayıp veya hasar, hasara uğrayan malların ambalajlanmamasından yada hatalı ambalajlanmış olması, yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması yüzünden yahut da kurulma suretiyle kısmen veya tamamen zarar görebilecek malların özelliğinin doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise, taşımacı zarardan sorumlu tutulamaz." Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur.
Ziya ve hasar halinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre; emtianın kısmen veya tamamen kaybı halinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp halinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bu durumda tazminat, eksik brüt ağırılığın kilogram başına 8,33 SDR tutarını aşamaz.
CMR'nin 29. maddesinde ise, "Hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri sayılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 18/04/2016 tarih ... Karar sayılı ilamı, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, dosya içerisinde mevcut 09/03/2015 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında uluslararası taşıma işinden kaynaklanan ticari bir ilişki bulunduğu, davacı göndericinin Almanya Federal Cumhuriyeti'ne ihraç ettiği ... Parça Yıkama Makinesi emtiasının alıcı adresine taşınması konusunda davalı şirket ile anlaştığı, taşıma konusu emtianın fiili taşıyıcı hakimiyetinde iken 05/01/2013 tarihinde araç içinde bir müşteri otoparkına bırakıldığı, 07/01/2013 tarihinde araç şoförünün otoparka geldiğinde davacıya ait emtianın bulunduğu dorsenin çalınmış olduğunu fark ettiği ve emniyet birimlerine başvurarak suç duyurusunda bulunduğu, 13/01/2013 tarihinde römorkun boş bir halde bulunarak şoföre teslim edildiği, 09/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda davalının açık kabulü ile malın cumartesi akşamı müşteri adresinde bırakıldığı ve pazartesi sabahı ancak hırsızlık olayının tespit edildiği, dosya içeriğine göre yüklü ve gözetim olmaksızın müşterinin otoparkında cumartesi akşamı nezaretsiz ve güvenliksiz bir şekilde bırakılan taşıtın pazartesi sabahı dorsesinin hırsızlık neticesi kaybolduğu, bu aşamada hırsızlık olayının vuku bulduğu sabit olmakla, davalının sürücüsünün kontrolsüz bir şekilde aracı uluslar arası taşıtların parklanmasına elverişli olmayan müşteri sahasında bırakmasından dolayı CMR m.29 kapsamında ağır kusurlu olduğu, kusurun ağırlığı gözetildiğinde tam tazminattan sorumlu olduğu ve dosyada mevcut ihracat faturasının piyasa rayiçlerine uygun kadri marufundan mal bedeli ve navlunu işaret ettiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; davalı akdî taşıyıcı olup yukarıda belirtildiği gibi kusurlu olmadığını ispat etmedikçe meydana gelen zarardan alt taşıyanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, davalı müşteri otoparkının güvenli olduğuna dair dosyaya bir delil ibraz etmemiş olup, Mahkememizce Almanya yetkili adli makamları ile yapılan istinabe sonucunda Alman Medeni Usul Hukuku'nun re'sen soruşturma ilkesini tanımadığı, bu nedenle adli yardımlaşma kapsamında böyle bir soruşturmanın yapılmasının mümkün olmadığı, belgelerin veya diğer dokümanların ibrazına yönelik taleplerin Alman hukukuna göre yerine getirilemeyeceği cevabının verildiği, davalı tarafça da başvuru sonucuna ilişkin belgelerin sunulmadığı, bu durumda davalı kusursuzluğunu ispat edememiş olup taşınan emtianın çalınması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, CMR'nin 23. maddesinin taşıyıcıyı sınırlı sorumluluk ilkesiyle koruma altına aldığı, ancak, Konvansiyon'un 29. maddesinde, bazı durumlarda taşımacının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanamayacağını hükme bağladığı, uluslararası taşımalarda hırsızlık olayının her an beklenebilir bir vakıa olduğu, bu durumda taşımacının söz konusu riskleri bertaraf etmek için gerekli önlemleri alması gerektiği, bu kapsamda TTK.nun 20.maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcının kusurlu sayılacağı, taşıyıcının, taşımayı yapan aracın etrafı çevrili, güvenlik kamerası ile izlenen ve giriş ve çıkışların kontrol edildiği bir alana park edildiğini, böyle bir imkan yok ise olası hırsızlık olaylarının önlenmesi için tedbir alındığını ispatlaması gerektiği, somut olayda araç sürücüsünün olayın iki gün sonra fark edilmesi de dikkate alınarak aracını güvenli bir park alanına park etmeyerek aracın başından ayrıldığından en yüksek özeni göstermediği, güvenlikli, bekçili ve özellikle uluslar arası taşımada kullanılan taşıtların parklanmasına elverişli, yetkili otoparklar dışında sürücü nezaretinden uzak müşteri otoparkında terk edilerek geceleme hatta cumartesi gecesinden pazartesi sabahına kadar nezaretsiz bırakılmasının CMR'nin 29'ncu maddesi kapsamında ağır kusur olduğu, zarar davalının ağır kusurundan kaynaklandığından davalının çalınan emtia nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği, zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak uygulanması gerekli olup davalının zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, dosyada mevcut ihracat faturasının bilirkişi değerlendirmesine göre piyasa rayiçlerine uygun kadri marufundan mal bedeli ve navlunu işaret ettiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile
20.739,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.416,68 TL harcın peşin alınan 354,20 TL harcın mahsubu ile ile noksan kalan 1.062,48 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça yatırılan 354,20 TL peşin harç ve 25,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 379,40 TL harcın davalı taraftan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta ve tebligat gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.412,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 20.739,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE,
HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2025