İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'nın diğer davacılar -------- ve ---------- müşterek çocukları olduğunu, davalı ... şirketinin ise kadın doğum uzmanı Or. ...'ın (--------- Poliçe numaralı) Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçelerini tanzim ederek taride belirlenen 400.000,00 TI lik teminat limiti dahilinde maddi ve manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunu geriye dönük olarak 10 yıl, zamanaşımı süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili --------- hamileliği boyunca davalı ... şirketinin sigortalısı Dr. ... tarafından takip edildiğini, doktorun kötü uygulaması sonucunda down sendromunun hamilelikte teşhis edilmediğini ve müvekkilinin çocuğu -------- down sendromlu olarak doğduğunu, down sendromunun hayat boyunca bir işgörememezlik hali olduğunu, müvekkillerinin müşterek çacukları --------- hayatı boyunca maddi bir kaybı olduğunu, bu acıyı yaşam boyunca çekecek olduğunu, davalı ... şirketinin sigortalısı doktorun kötü ve hatalı uygulaması sonucunda müvekkillerinin müşterek çocukları ---------- down sendromlu olduğu doğumundan sonra anlaşıldığını belirterek müvekkili ... için bakıcı ücreti dahil 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ile 20.000,00 TL manevi tazminatın, diğer davacılar için 10.000,00'er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekiline sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın sigortalı hekim ...'a ihbar edilmesini, sigortalı hekim tarafından gerekli tarama testleri ile ilgili davacının bilgilendirilmiş olduğunu ancak davacının kendi rızası ile söz konusu testleri yaptırmamış olduğunu, down sendromunun maternal yaş ile doğrudan ilgili olduğunu, öncelikle annenin risk gruplarında olup olmadığının saptanmakta olduğunu, gebeliğin 11-14üncü haftaları arasında ense saydamlığının ölçümünün, 15-20 haftalar arasında genetik ultrasonografinin uygulanması, taramalarda poziif bulunan gebelere koryon villus örneklemesi, amniyosentez veya kordosentez seçeneklerinin sunulduğu ve tanıya gidildiği, erken tanı için yapılacak prenatal testlerin hasta isteğine bağlı olmak durumunda olduklarını ve hekimlerin bu konuda yönlendirici olmamaları gerektiği, davacının gebeliği sırasında 29 yaşında olduğu, yaşı itibarı ile risk kapsamında olmadığı, davacının önceden down sendromu veya başka bir aneuploidi öykülü bebek doğurma öyküsü olmadığı, davacının birinci derecede ailesinde down sendromu veya başka bir anevploidi öykülü bebek doğurma öyküsü olan birinin bulunup bulunmadığının taraflarınca bilinmediği, gebeliğin ilk 3 ayında viral enfeksiyon geçirdiğine dair bir duruma rastlanmadığı, bu nedenlerle de davacının yüksek risk kapsamında olmadığı, ayrıca sigortalı hekim tarafından davacının 16-18 haftada yapılan muayenesinde kendisinden üçlü tarama testi yaptırması istenmiş olduğu ancak davacı tarafın kendi rızasıyla söz konusu tarama testini yaptırmamış olduğu, sigortalı hekimin tıbben yapılması gereken zamanda yaptırılması gereken zamanda davacıya bilgilendirmede bulunduğu ancak davacı tarafından testin yapılmadığı, diğer taraftan tarama testleri ile down sendromunun tespitinin her zaman mümkün olmadığı, tarama testlerinin --------- tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik alarak bildirilmemiş olduğu, hamilelik döneminde yapılan testlerde down sendromunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, riskin yüksek çıkması dahi bebeğin hasta olduğu anlamına gelmediği, hastalığın tanısının kromozom analiziyle koyulduğu, gebeliğin 11-14 haftalarında ultrasonla ense kalınlığı ölçümü ve ikili test yapıldığı taktirde ve 16-20 haftaları arasında üçlü veya dörtlü test yaptırıldığı ve riski yüksek bulunanlara amniyosentez önerildiği, bu yaklaşımlarla bile down sendromlu bebekleri ancak 70-90 oranında tespit etmenin mümkün olduğu, yapılan araştırmalar testlerin bebek hastadır gibi bir sonuç vermediği, bütün hastalıkların anne karnında teşhisinin mümkün olmadığı, bahsi geçen testler sonucunda riskin yüksek olduğu durumlarda bebeğin sağlıklı olarak doğabildiği, yine risklerin düşük olduğu durumlarda da bebeğin down sendromlu olarak doğabildiği, hekimin hukuki sorumluluğundan söz editebilmesi için bir malpraktis mevcut olması gerektiği, sigortalı hekimin hastanın standart tedavisini yaparken başarısızlığı, beceri eksikliği, ya da ihmali nedeniyle zarar vermiş olması gerektiği, somut olayda sigortalı hekimin yapmış olduğu müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, tıbbi aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davalı ..., kadın doğum uzmanı Dr. ...'ın 23/10/2015-23/10/2016 tarihleri arasında dönemde ile " tıbbi uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası "dır. Davalı ... şirketinin sorumluluğu TTK 1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfı nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsaması nedeniyle poliçe düzenlemeden hemen önce meydana gelen bu doğumda, sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde ortaya çıkacak gerçek zarardan sigorta poliçe limitleri gereğince sorumlu olacağı şüphesizdir. Davalı ... şirketinin talebi doğrultusunda poliçe tarihi ile doğum tarihi arasında bir boşluğun bulunup bulunmadığı, zorunlu TKU poliçesi yönünden 30 günü aşkın bir boşluk olursa davalı ... şirketinin de sorumluluğunun sona ereceği çerçevesinde yazışma yapılmış ancak gelen cevaptan böyle bir boşluğun bulunmadığı da belirlenmiştir. Mahkememizce bu tespitler çerçevesinde, ...'nın doğum sürecinde annesine ait tüm tıbbi belgeler getirtilmiş, tedavi evrakları getirtilmiş, adli tıp kurumundan raporlar alınmış, tüm toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir.
Dosyada mübrez 26/04/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Nihai karar mahkememize ait olmak üzere; mahkeme dosyasında bulunan davacı dilekçeleri, davalı cevap dilekçeleri, ekleri incelenmiş olup; dosyada mevcut belge ve tıbbi kayıtlara bakıldığında davacı ...'ya ait biyokimyasal prenatal tarama testi (ikili, üçlü ve dörtlü tarama testleri) yapıldığına dair bir kayda rastlanılmadığı, ayrıca Amniyosentez ve ileri düzey renkli ultrason istendiğine dair bir kayda da rastlamadığı bildirilmiştir.
Dosyada mübrez 17/08/2022 tarihli ---------- sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun raporunda özetle; mevcut belgelere göre;dava dosyasının tetkikinde; -------- ve-------- kızı, --------- doğumlu, ...’nın Down Sendromlu olmasında kadın doğum uzmanı hekimin eylemine ait atfı kabul kusur bulunup bulunmadığına yönelik Adli Tıp Kurumu 7.İhtisas Kurulunca alınmış bir kusur raporu bulunmadığı; dolayısıyla kadın doğum uzmanı hekimin Mahkemenizce kusurlu bulunması durumda; küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle; 11/10/2008 tarih ve -------- sayılı -------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 I(10a……….65)A %100 E cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir.
Dosyada mübrez 29/05/2024 tarihli ---------- sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun raporunda özetle; mevcut belgelere göre; dava dosyasının tetkikinde; -------- ve--------- kızı, -------- doğumlu, ...’nın Down Sendromlu olmasında kadın doğum uzmanı hekimin eylemine ait atfı kabul kusur bulunup bulunmadığına yönelik Adli Tıp Kurumu 7.İhtisas Kurulunca alınmış bir kusur raporu bulunmadığı; dolayısıyla kadın doğum uzmanı hekimin Mahkemenizce kusurlu bulunması durumda; küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle; A.03/08/2013 tarih, ------- sayılı --------- yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve --------- sayılı ---------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: Gr1 I(10a……….65)A %100 1.E cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B.------ ve -------- kızı, --------- doğumlu, ...’nın 04/11/2013 tarihinde Down Sendromlu doğmasına bağlı, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği dikkate alındığında;1.Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, A- Zeka İşlev Bozuklukları, 1-Hafif, özürlülük oranı %50,II. Görme Sistemi; İşlevsel Görme Puanı: %78,6, Görme Sistemi Yetersizlik Oranı %21, Özür Oranı %21, Balthazard formülüne göre; %60,5 1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %61 (altmışbir) olduğu, C. Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu,D.18 yaşından sonra tekrar değerlendirilmesinin uygun olacağı, E. Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Dosyada mübrez 13/01/2025 tarihli hesap bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; küçük -------- down sendromu teşhisi konulmamasına bağlı tazminat talepleri bağlamında yapılan inceleme sonunda; 1. Küçük -------- down sendromlu doğumuna bağlı olarak sorumluluk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirinin mahkememize ait olmak üzere yapılan incelemede; A) Küçüğün çalışma gücünde %100 eksilme meydana gelmesi nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik zararının 18.196.421,89 TL olduğu; (Diğer ihtimaldeki %61 engel oranı ile bağlı kalınması halinde ise sürekli iş göremezlik zararının 11.099.817,35 TL olacağı) B) Olayın meydana geliş biçimine nazaran, hesaplanan zararlardan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin takdirinin mahkememize ait olduğu; tazminat ile mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığının dosyaya yansımadığı; C) İbrazlı poliçenin yapılan irdelemesinde açıklanan nedenlerle, kadın doğum uzmanınım (B — 4) risk grubunda olması nedeniyle teminatın limitinin dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihte 400.000,00 TL olduğu; hesaplanan zararın teminat limitini aştığı; davalının bu limitle sınırlı sorumlu olduğu; bu teminat limitine manevi tazminat talepleri de dahil olduğu; dava dilekçesinde toplam 40.000,00 TL manevi tazminat talebi bulunduğu; dolayısıyla sürekli iş göremezlik teminatından istenen tutarın azami 360.000,00 TL olabileceği; manevi tazminat koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarının takdirinin mahkememiz yargı yetkisi dahilinde olduğu; D) Adli Tıp Kurumu raporunda küçüğün sürekli başkasının bakımına muhtaç olduğu yönünde tespit bulunmakla beraber teminat limiti aşıldığından, hesaplanmasında pratik bir yarar bulunmadığı; E) Davacının, dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep ettiğinin görüldüğü; 2. İşaret edilen hususlar ile tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere hesaplamaya dayalı kanaatlerini bildirmiştir. Dosyada mübrez 27/02/2025 tarihli hesap bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; Küçük --------- down sendromu teşhisi konulmamasına bağlı tazminat talepleri bağlamında yapılan inceleme sonunda; 1. Küçük --------- down sendromlu doğumuna bağlı olarak sorumluluk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirinin mahkememize ait olmak üzere, yapılan incelemede; A) Kök raporda açıklandığı üzere, küçüğün çalışma gücünde %100 eksilme meydana gelmesi nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik zararının 18.196.421,89 TL olduğu; B) işbu ek raporun konusunu teşkil eden küçüğün hayatı boyunca başkasının bakımına muhtaç olmasına bağlı bakıcı gideri zararının 21.421.708,05 TL olduğu; B) Her iki zarar kaleminin toplam teminat limiti olan 400.000,00 TL'yi aştığı; dava dilekçesinde toplam 40.000,00 TL manevi tazminat talebi bulunduğu; talebinin tamamının kabulü halinde, bakıcı gideri ve sürekli sakatlık teminatı yönünden kalan teminat limitinin 360.000,00 TL olacağı; davacının bu kalan limitten istediği zarar kalemini ya da her ikisini toplam limiti aşmamak kaydıyla talebinde muhtar olduğu; C) Davacının, dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep ettiğinin görüldüğü; 2. İşaret edilen hususlar ile tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere hesaplamaya dayalı kanaatlerini bildirmiştir.
Dava hastanın aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dayandırılmış olup; hekimin hastasını aydınlatma yükümlülüğünün fonksiyonu, hastanın bedensel ve ruhsal bütünlüğü ile ilgili olarak serbestçe karar alma özgürlüğünü temin etmeye yöneliktir. Çünkü hasta, kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olarak vücudu üstünde gerçekleştirilecek her türlü müdahaleye ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz kararın, aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiği durumlarda yer verebilecektir. Bu sebeple aydınlatma yükümlülüğünü ispat yükü hekimdedir. Öte yandan hekim tarafından ispat edilmesi gereken husus, hastanın sadece rızasının alınması olmayıp, bu rızanın geçerli bir rıza olabilmesi için hastanın hem işlem yönünden hem de mevcut riskler hakkında tamamen aydınlatılması gerekmektedir. Bu itibarla hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi olsun ya da olmasın hekimin mesleğini icra ederken göstermesi gereken özen yükümlülüğü gereğince kendisine karşı zayıf durumda bulunan hastasını aydınlattığını ve aydınlattıktan sonra rızasını aldığını ispat etmesi gerekir. Down sendromunda, hekim sadece gerekli aydınlatmayı yaparak gerekli olan işlemlerin yapılması için öneride bulunmalı, ikili, üçlü, dörtlü test gibi prenatal tarama testlerinde risk saptandığında dahi kesin tanı için gerekli olan CVS veya aminiosentez işlemlerini yaptırması kararını, bu işlemler bazı riskler içerdiği için hastaya bırakmalıdır. Bu şekilde gerçekleşecek sürecin sonunda down sendromu tespit edilirse, bir kurul tarafından düzenlenecek rapor neticesinde anne ve babanında ortak kararıyla kürtaj için belirlenen 10 hafta geçmiş olsa da gebelik sonlandırılabilecektir. Bu açıklamalardan sonra, dosyamızdaki problem söz konusu olan aydınlatma yükümlülüğünün mutlaka yazılı bir şekilde ve annenin imzası alınmak suretiyle gerçekleştirilmesinin gerekli olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Bu konuda hem uygulamada hem de Yargıtay kararlarında farklı görüşler yer almakta ise de, --------- sayılı ve 22/03/2022 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mahkememizce sigortalı doktorun çalıştığı özel hastanede aminiosentez testinin yapılmadığı, sigortalı doktorun sadece gebelik takibi yaptığı ve aminiosentez testini yapma imkanının bulunmadığı durumlarda kesin tanıya ilişkin olan CVS ve aminiosentez gibi testlerin gebelik takibinin ve tedavisinin içinde olduğu nitelendirmesinin yapılamayacağı; dolayısıyla anılan testleri yaptırmayan hastanın tedaviyi reddettiği anlamının da çıkmayacağı fakat sigortalı hekimin kendisinin yapamayacağı bir işlemle ilgili davacıdan imzalı, yazılı onam almasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu sebeple aminiosentez testi yaptırmayan hastadan bu test yönünden aydınlatıldığına dair hastanın imzasını taşıyan yazılı onay alınmasına gerek olmadığı; dolayısıyla sigortalı hekimin gebeliğin haftasına uygun olarak gerekli tarama testlerini, aminiosentez ve ayrıntılı USG gibi tetkikleri önerdiği, anneyi aminiosentez ve down sendromu hususunda aydınlattığı, davacının kendi iradesi gereğince aminiosentez testini ve ayrıntılı USG'yi yaptırmadığı ve sonuç olarak da sigortalı doktorun tıbbi kötü uygulamasının bulunmadığı ve kusursuz kabul edilmesi gerektiğine dair saptamaları mahkememizce uygun bulunmuş; her ne kadar Hukuk Genel Kurul Kararından sonra yine de sigortalı hekimin down sendromu yönünden aydınlatmaya dair yazılı onam alması gerektiğine dair ---------Hukuk Dairesinden bir karar dosyaya sunulmuş ise de, her iki dosyada farklı doneler olduğu nazara alınarak ve mahkememizce Hukuk Genel Kurulunun benimsediği görüş benimsenerek yapılan değerlendirmede; Down sendromunun 21. Kromozomdaki trisomiden kaynaklanan genetik bir bozukluk olduğu, bu genetik bozukluk sebebiyle down sendromu çocuklarda zihinsel ve gelişimsel yetersizlik meydana geldiği, iki tane olması gereken 21. Kromozomun üç tane olması sebebiyle bu hastalığın görüldüğü; gebelik sırasında bu sendromun tanısı için başlıca kullanılan yöntemlerin ikili, üçlü, dörtlü test, ense kalınlığı gibi prenatal tarama testleri ve ultrason olduğu, down sendromu riskini etkileyen bir çok faktörün bulunduğu; nazara alınarak; Davacı annenin hamilelik ve küçüğün doğumundan sonra tüm tıbbi evraklar ilgili yerlerden getirtilmiş, Adli Tıp Raporunda doğum sürecinin ayrıntılı olarak kademe kademe anlatıldığı, buna göre gebeliğin 22. gebelik haftasından sonra davalı hekim tarafından takiplerine başlandığı, kadın doğum uzmanı, tıbbi genetik uzmanı ve sigorta hukuku alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış, rapora göre tedavi evraklarında davacı ...'ya ait biyokimyasal prenatal tarama testi ikili üçlü ve dörtlü tarama testlerin yapıldığına dair bir kayda rastlanılmadığı ayrıca amniyosentez ve ileri düzey renkli ultrasyon istendiğine dair bir kayda rastlanılmadığının belirtildiği,
Somut olayda davacı ...'nın down sendromlu olarak dünyaya geldiği, alınan maluliyet raporuna göre %100 malul olduğunun belirlendiği, yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve dayanılmaz derecede meşakkatli bir süreç olduğu, durumun çocuk yanısra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı, --------- sayılı kararında açıklandığı üzere Türk Hukukunda aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almadığı gözetildiğinde hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebileceği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim ve zorunlu sorumluluk sigortacısı tarafından her türlü delille ispatlanması gerektiği, dosya kapsamında alınan 26/04/2018 tarihli bilirkişi heyet raporu nazara alındığında aydınlatma yükümlülüğünün yapıldığının ispat edilemediği, bu sebeple sigortalı hekimin kusurlu olduğu, davalı sigortanın dava dışı doktorun kusurundan kaynaklı bu zarardan poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu ve yasal faiz talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-DAVANIN KABULÜNE,
2-Maddi tazminat talebinin kabulüne,
3-Fazlaya dair talepler saklı kalmak kaydıyla 360.000,00 TL maddi tazminatın (iş göremezlik, bakıcı gideri) 18/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3-Manevi tazminatın kabulüne,
4-Davacı küçük ... için 20.000,00 TL, davacı anne ... için 10.000,00 TL, davacı baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 18/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 27.324,00 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL peşin harç ile 1.197,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.367,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.956,22 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan 29,20 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 1.197,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.396,98 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 12.000,00 TL bilirkişi gideri, iki adet ATK fatura gideri 5.910,00 TL ile tebligat ve müzekkere gideri 791,60 TL olmak üzere toplam 18.701,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafça yapılmış 150,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Hüküm tarihindeki tarife uyarınca kabul edilen dava yönünden 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden ilgili tarafa iadesine,
Kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yokluğunda feri müdahil vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup anlatıldı. 24/12/2025