KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KAYSERİ
GEREKÇELİ KARAR
İŞBU MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA
Alacak
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İŞBU MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA (Bozma öncesi ... esas sayılı dosyada)
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin 5. etap konutların çevre düzenleme işi, sağlık ocağı tamiratları park ve bahçe işlerinin o dönemin yöneticileri tarafından davalı ...'ya 1.950.000,00 TL ye ihale edildiğini, sözleşmenin 3. maddesinde sözleşme ekleri olarak emanet işleri yönetmenliğinin, ihale şartnamesinin, fenni şartnamelerin, teknik şartnamelerin ve yapılacak işlerin projelerinin bağlanmasının hüküm altına alındığını, davalı müteahhittin bu sözleşmenin diğer davalılar tarafından da imzalanması ile işe başladığını ve 30.04.2009 tarihinde bitmesi gereken işin 01.06.2009 tarihinde bitirdiğini belirterek işin kabulünü talep ettiğini, teknik heyetçe 04.06.2009 tarihinde geçici kabul düzenlendiğini, eksik işlerin belirlenerek 04.07.2009 tarihine kadar ek süre verildiğini, ihale bedelinin 30.04.2009 tarihine kadar avans şeklinde tamamen ödendiğini, davalı müteahhidin iş bitimine kadar hiçbir hakediş düzenlemediğini, sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen eklerinde hiçbirisinin sözleşmeye eklenmediğini, işe başlanmasından sonra sözleşmenin 4,5,6,7,8 ve devamı maddelerindeki denetim ve kontrollerin yapılmadığını, kullanılan malzemelere dikkat edilmediğini, sözleşmenin adeta unutulduğunu, yapılan incelemelere göre yapılan iş bedelinin 818.870,00 TL olabileceğini ancak davalı müteahhide 1.231.465,00 TL fazla ödendiğinin tespit edildiğini, bu fazla ödemenin iadesi için Kayseri 5. Noterliğinin 13.07.2009 tarih 12889 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalılar tarafından kooperatifin çok ciddi zarara uğratıldığını belirterek, öncelikle davalılar adına kayıtlı taşınmazları ve varsa araçlarının kaydı üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıların kasıtlı olarak kooperatifi zarara uğrattığından, bilerek çok fahiş fiyatla ihalesiz iş yapıp avans şekilinde, hakedişin çok üstünde haksız kazanç sağladıklarından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL nin reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili savunmasında; dava içeriği ile talebin bağdaşmadığını geçerliliği devam eden sözleşmeden bahsedilmesine rağmen, sebepsiz zenginleşme ve istirdat talep edildiğini, davanın sebepsiz zenginleşme ve istirdat davası olamayacağını, davacı tarafın işin bedelinin 818.870 TL olabileceği belirtilmesine rağmen miktar konusunda bu ikrarı nazara alınarak kısmi dava açması ve harç yatırmasının kabul edilemez olduğunu, ihale tutarının 1.950.000,00 TL olduğu konusunda davacı tarafın kendi imzasının bulunduğunu, bakanlık birim fiyatlarında belli bir tenzilat yapılması gereken işler için geçerli olabilecek bir husus olduğunu, varlığı inkar edilmeyen sözleşme ile ihale bedelinin belirlendiğini, bütün avansların işe başlama ve işin bitiş tarihleri arasında yapıldığını, ödenen bedellerin avans değil, yapılan işlerin bedeli olduğunu, bir aylık gecikme süresinin kooperatif mühendislerinden ve kontrollerinden kaynaklanan sebepler dikkate alındığında, ticari hayatın akışı içinde makul bir süre olduğunu, bu gecikme ile ilgili herhangi bir uyarı yada ihtar da gönderilmediğini, eksik işlerin 31.550,00 TL tutarında çok basit eksiklikler olduğunu, ayrıca davacı tarafın kooperatif genel kurul kararları, yönetim kurulu yetkisi ihale yapılıp yapılmadığı, başka firmalardan teklif alınıp alınmadığı gibi iddiaların müvekkili ile ilgisi olmayan hususlar olduğunu, müvekkilinin önceki yönetim ile ne bir akrabalığı nede ortaklığının söz konusu olmadığını, usul açısından yanlış açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
Taraf vekilleri delillerini bildirmiş, 15.09.2008 tarihli sözleşme, iş yerin teslim tutanağı, mahal listesi, geçici kabul tutanakları, avans ödeme makbuzları, hak ediş raporları, ihtarnameler, genel kurul kararları, vergi ve SGK kayıtları, kooperatif defter ve kayıtları, ihale evrakları delil olarak bildirilmiş, celbi gereken kayıt ve belgeler celp edilerek incelenmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif ile davalı arasında yapılan 15/09/2008 tarihli sözleşmeye göre davalı yüklenicinin 5. etap konutların çevre düzenlemesi, park-bahçe tanzimi ve sağlık ocağı tadilatı işinin yapımını üstlendiğini, kooperatifin önceki yöneticileri tarafından yapılan bu sözleşme ile kooperatif yönetim kurulu kararı bile olmadan işin keşif bedeli önceden tespit edilmeden 1.950.000.00 TL'ye davalıya verildiğini, iş bedeli olarak belirtilen bu meblağın tamamının hak ediş düzenlenmeden ve taahhüt edilen iş henüz tamamlanmadan önce avans olarak ödendiğini, 03/05/2009 tarihinde yapılan kooperatif genel kurulunda bu durumun değerlendirildiğini ve kooperatifi zarar uğratan önceki yönetim kurulu ile yüklenici aleyhinde dava açılmasına karar verildiğini, yeni seçilen kooperatif yönetimince görevlendirilen teknik elemanlarınca yapılan inceleme sonucunda Bayındırlık birim fiyatlarına göre işin gerçek bedelinin 696.360,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu konuda açılan sebepsiz zenginleşme nedeni ile iade davasının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görüldüğünü ve mahkemenin 13/03/2013 tarihli, ...Esas ve ...Karar sayılı kararında davanın kabul edildiği ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile talep edilen 100.000.00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan incelemede işin gerçek bedelinin 768.658,32 TL olduğunun ve 1.181.341,68 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, hüküm altına alınan 100.000,00 TL'den bakiye kalan 1.081.341.00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmek gereği oluştuğunu belirterek davanın kabulü ile 1.081.341,00 TL'nin 10/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatif ile müvekkili arasında 15/09/2008 tarihli eser sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince müvekkilinin davacı kooperatife ait 5. etap konutlarının çevre düzenlemesi, park-bahçe tanzimi ve sağlık ocağı tadilatı yapımını üstlendiğini, kooperatifin önceki yöneticileri tarafından yapılan bu sözleşme ile yönetim kurulu kararı olmadan ve keşif suretiyle iş bedeli tespit edilmeden 1.950.000.00 TL fiyat kararlaştırıldığını, kararlaştırılan iş bedelinin çok fahiş olduğunu, kooperatif yönetimince görevlendirilen teknik elemanlarca yapılan inceleme sonucunda işin gerçek bedelinin 696.360.00 TL olarak tespit edildiğini, müvekkili aleyhine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açmış oldukları sebepsiz zenginleşme davasında işin gerçek bedelinin 768.658.32 TL olarak tespit edildiğini, bu nedenle 1.181.341.68 TL fazladan ödeme yapıldığı sonucuna varıldığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen hükümde 100.000.00 TL’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, bu nedenle bakiye kalan 1.081.341.00 TL’nin tahsili için işbu davayı açtıklarını beyan ve iddia ettiklerini ancak davacı tarafın her ne kadar sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanarak istirdat davası açmışsa da, meydana gelen olayda sebepsiz zenginleşmenin uygulanabilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin söz konusu işle ilgili teklifinin 1.950.000.00 TL olduğunu, davacı kooperatifin de bu teklifi kabul ettiğini belirterek müvekkil aleyhine açılan işbu haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi ile mahkeme aksi kanaatte olur ise esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Kooperatif esas dosyada; davasında davalı yüklenici ile 15.09.2008 tarihli sözleşmenin yapıldığını, iş bedelinin 1.950.000,00 TL belirlendiğini, bu bedelin ödendiğini, bedel sözleşmede yüksek belirlenmiş olduğundan davalıya fazla ödeme yapılması nedeni ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davacı iddiasını sebepsiz zenginleşme kurallarına dayandırmıştır.
Davacı Kooperatif birleşen dosyada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde (mahkememizin bozma öncesi esas dosyası) açılan kısmi davada, mahkeme işin gerçek değerini 768.658,32 TL olarak belirlemiş ve 1.181.341,68 TL fazla ödeme yapıldığını saptamıştır. Söz konusu davanın sonucunda talep edilen 100.000,00 TL’lik kısmın tahsiline karar verilmiş, bakiye kalan 1.081.341,00 TL için ilişkin saklı tuttuğu istemlerini dava yolu ile ikame ettiği görülmüştür.
Davacı vekili taraf, müvekkili ile davalı ... (Kaydosan İnşaat) arasında 15/09/2008 tarihinde konutların çevre düzenlemesi, park-bahçe tanzimi ve sağlık ocağı tadilatı işleri için bir sözleşme yapıldığını belirtmektedir. İddiasına göre, kooperatifin önceki yönetim kurulu, işin keşif bedelini belirlemeden ve herhangi bir hak ediş düzenlemeden 1.950.000,00 TL gibi yüksek bir meblağı, iş henüz tamamlanmadan avans olarak davalıya ödemiştir. Bu durum 03/05/2009 tarihli genel kurulda ele alınmış ve kooperatifi zarara uğratan eski yönetim ile yüklenici aleyhine dava açılmasına karar verilmiştir. Yeni yönetimin teknik incelemesi sonucunda, yapılan işin Bayındırlık birim fiyatlarına göre gerçek bedelinin sadece 696.360,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizden verilen 13/03/2013 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı kararı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2016 tarih ve 2016/959 Esas 2016/2396 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla dosya mahkememize iade edilmiş, Usul ve yasaya uygun bulunan, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2016 tarihli, 2016/959 Esas - 2016/2396 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyanın sonuçlanması beklenmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2016 tarihli,...sayılı bozma ilamından ''...Taraflar arasında 15.09.2008 tarihli sözleşmenin bulunduğu çekişmesizdir. Sözleşme geçerli olduğuna göre yüklenici gerçekleştirdiği imalât dışında fazla ödemeden her hâlükârda sorumlu ise de kooperatif yöneticilerinin yetkilerini kötüye kullanarak fiyatı yüksek tespit etmeleri halinde yüklenici kooperatif yöneticileri ile el ve işbirliği ile hareket etmesi halinde sorumlu olacağından Dairemiz emsal kararları uyarınca da yöneticiler hakkındaki dava sonucu beklenip araştırma yapılmak sureti ile davanın sonucuna uygun hüküm kurulması gerekirken ağır ceza davasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış...'' gerekçesiyle kaldırılmıştır.
-Davada hangi hukuk kuralının uygulanacağına dair değerlendirmede;
Davacı taraf davasında sebepsiz zenginleşme ilişkisine davasını dayandırmıştır. Taraflar arasında 15.09.2008 tarihli sözleşmenin bulunduğu sabit olup, yapılan eser sözleşmesi sebebi ile kooperatifi zarara uğrattığı iddiası ile davalı yüklenici aleyhine iş bu davayı açmıştır. Yine mahkememizin ...Esas sayılı dosyasında davacı kooperatif tarafından kooperafin eski yöneticileri aleyhine davalı ile iş birliği halinde kooperatifi zarara uğrattığı iddiası davayı açmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramların kısaca açıklanmasında yarar vardır.
Dava konusu olayların yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK), “Borçların Teşekkülü” başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (m.1–40) ile haksız fiilden doğan borçlar (m.41–60) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak, haksız (sebepsiz) iktisaba (m.61–66) yer verilmiştir.
Bunların dışında, ne hukukî bir işlemde açıklanan bir iradeye, ne de hukuka aykırı bir eyleme dayanan, kanundan doğan borçlar bulunmaktadır. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz iktisap ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir.
Bir hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Taraflar arasında malvarlıklarının değişimi bir sözleşmeye dayanır ise sebepsiz zenginleşmeden sözedilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda borçlunun borcunu anlaşmaya uygun bir şekilde yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun davranmazsa alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder.
Sebepsiz zenginleşmede ise; sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi sözkonusudur. Sebepsiz zenginleşme alacaklıya 2.derecede (tali nitelikte) bir dava hakkı temin eder. Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Bunun bir sonucu olarak da, sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir. Nitekim, aynı ilkeler HGK. 13.06.2007 tarih, 2007/18-330 E. 2007/350 K.ve 17.02.2010 tarih, 2010/13-93 E. 2010/88 K.sayılı kararlarında da benimsenilmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2017 tarihli, 2017/14922 E., 2017/16721 K. Sayılı ilamı)
Somut olayda taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan dava sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirilmiştir.
-Zamanaşımana ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (Obligatio Naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide de bulunması gerekir (HGK’nın 05.05.2010 gün ve 2010/8-231 E., 2010/255 K. sayılı kararı).
Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: II, sh.1761; Canbolat F.: “Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları”, ERÜHFD, Cilt: III, Sayı: 1, Kayseri 2008, sh.255 vd.).
Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (818 sayılı BK m.140,6098 sayılı TBK m.161).
Zamanaşımı usule müteallik bir mesele değildir. Zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir meseledir (Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt: I-II, sh.688).
Taraflar arasındaki akdi ilişki eser sözleşmesi olup, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıl olup, yüklenicinin kast veya ağır kusuru halinde aynı Kanun'un 125. maddesi uyarınca 10 yıldır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128. maddesindeki düzenlemeye göre alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlamakta olup, bu tarih ise eserin teslim tarihidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 04/06/2009 tarihinde geçici kabul yapıldığı esas davanın 10/08/2009 tarihinde birleşen davanın 11/10/2013 tarihinde açıldığından zamanaşımı süresi dolmamıştır.
-Esasa ilişkin yapılan değerlendirmede;
Mahkememizin 15/09/2025 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı kesinlemiş ilamına konu davada; Davacı ....Kooperatifini temsilen esas dosyada... Konut Yapı Kooperatifini temsilen denetim kurulu üyeleri... ... ... tarafından Mim-Sin Konut Yapı Kooperatifi eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri ... ... ... ... ... hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98 maddesi delaleti ile TTK'nun 341 maddesi uyarınca 02/06/2009 tarihinde sorumluluk davası açılmıştır.
Mahkememizin 15/09/2025 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı kesinlemiş ilamına konu davada birleşen dosyada ise ...Konut Yapı Kooperatifi tarafından davalı ... ... a karşı 22/02/2012 çevre düzenleme işi sağlık ocağı tamiratları ve park bahçe işleri o dönemin yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan bir kısım davalılar tarafından 15/09/2008 tarihinde ihale sureti ile 1.950.000,00 TL bedelle işin davalı ...'ya verildiğinin, işin başlamasından ve sona ermesine kadar yönetim ve denetimlerin yapılmadığını, yapılan iş bedelinden 1.231.465,00 TL fazla ödeme yapıldığının, kooperatifin zarara uğratıldığını belirterek TTK'nun 341 maddesi uyarınca sorumluluk davası açıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında 15/09/2008 tarihinde kooperatife ait 5. Etap konutların çevre düzenleme işi park bahçe işi, sağlık ocağı tadilat işi toplam 1.950.000,00 TL'ye ihale edilmiştir. Sözleşmenin tarafları ...Konut Yapı Kooperatifi ile ... İnşaat Taahhüt-... olduğu görülmüştür. Sözleşmenin 3. Maddesine göre müteahhitin taahhüt ettiği bütün hususlarda bu sözleşmeye bağlı emanet işlere ait uygulanan yönetmeliği, ihale şartnamesi, fenni şartnamesi, genel teknik şartnamesi, bayındırlık işleri genel şartnamesi, projelerin ekli olduğu bunun anlamı söz konusu işte teknik şartname ve yönetmeliklerin uygulanacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin 4. Maddesinde ise 16/09/2008 tarihinde işe başlanacağı belirtiliştir. Müteahhitin yani ...'nın 30/04/2009 tarihine kadar işi geçici kabule hazır etmesi gerektiği, bir aylık ek süre verilebileceği, ek süre geçici kabul tarihinin ise 30/05/2009 tarihinde idarece verilen süre uzatım hariç işin zamanında bitirilmediği taktire gecikme cezası uygulanacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin 7. Maddesinde işe hazırlık için kooperatifin isteği doğrultusunda hakediş yapılmadan avans ödenebileceği belirtilmiştir. Dosyada bulunan iş yeri teslim tutanağında iş davalı müteahhite 17/12/2008 tarihinde teslim edilmiştir. Yine dosyada bulunan 04/06/2009 tarihli tutanağa göre yapılan işin sözleşmeye uygun yapıldığı ve eksik bulunmadığı ancak inşaat işlerindeki bir kısım eksiklerin hakedişten kesilmesi kaydı ile heyetçe 01/06/2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçici kabulunun yapıldığı, kooperatif başkanının onayına sunmak üzere geçici kabul yapıldığı görülmüştür. Geçici kabul tutanağının ekinde 12.000,00 TL eksik iş tespit edilmiş müteahhite yani ...'ya tamamlaması için 1 aylık süre verilmiştir. 07/07/2009 tarihli müteahhit tarafından yapılan toplam işin incelenmesi ve teknik raporunda ise işe birinci keşif düzenlenmediği, kooperatifin teknik personelince keşifte 696.360,36 TL miktarın belirlendiği, ancak kooperatifçe dikkate alınmadığı, ihaleye çıkılmadığı, işin emanet şartlarına ve eşik değerlerine uymadığı, sözleşmenin eki uyarınca kooperatife metraj ataşman, yeşil defter hakediş gibi belgelerin düzenlenmediği müteahitin yaptığı imalat miktarı emanet işler uygulama yönetmeliğine göre kesin hesap ve kesin hakediş düzenlendiği, toplam hakediş bedelinin 818.870,62 TL olması lazım geldiği beyan edilmiştir.
Davacı kooperatif çevre düzenleme işini muhasebe kayıtlarında verilen avanslar hesabında izlediği, bu kapsamda yükleniciye banka yolu ile 2008 ve 2009 yıllarında toplam 1.930.000,58 TL ödeme yaptığı, ayrıca 28/04/2009 tarihinde 4168 nolu üyenin borcuna mahsuben hesabın 20.000,00 TL ile birlikte toplam ödeme miktarının 1.950.000,58 TL ulaştığı tespit edilmiştir.
Davacı kooperatif tarafından ilk avans ödemesi 16/09/2008 tarihinde başlamış son ödeme ise 30/04/2009 da olmuştur. Bu süre zarfında müteahhit herhangi bir fatura düzenlememiştir.
Yusuf Tayfur ve Birol'un dava konusu alacak bakımından o dönem ihaleyi veren davacı kooperatifin yönetim kurulu başkanları olduğu tespit edilmiştir. Anılan 12/01/2021 tarihinde davacı kooperatifin davalı ...'ya avans adı altında toplam ihale bedelini aldığı, ancak yapılan işlerin bedelini 768.958,32 TL olduğu ve davacı ... Kooperatifi tarafından 1.181.341,68 TL fazla ödeme yapıldığı tespitlerinde yer almıştır.
03/05/2009 tarihli genel kurulun tutanağının incelenmesinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibra edilmediği görülmüştür. Kooperatifi zarar uğratan kişiler hakkında zararın tespiti ve ilgililerden tazmini için dava açılmasına ve suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu 5. Etap çerve düzenlemesi içinin 15/09/2008 tarihli sözleşme ile verildiği ve söz konusu genel kurul tarihine kadar işin bittiği ve tüm ödemelerin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkememizin 15/09/2025 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı kesinlemiş ilamına konu davada; 09/09/2013 tarihli bilirkişi raporunda kooperatife 1.014.736,69 TL fazla ödemesi bulunduğundan dönemin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememiz gerekçesinde; ''kooperatifler kanunu 65 maddesi uyarınca denetçiler genel kurul namına kooperatifin tüm işlem ve hesaplarını tetkik etmek zorundadır. Yani davalıların bir kısmı kooperatifler kanunu 98 maddesinin atfı ile 6762 sayılı TTK'nun 353 ve sorumluluğa ait 359 maddesi uyarınca kooperatifin denetçilerine de uygulanır. (emsal Yargıtay 11. HD'nin 29/03/2003 tarih 2003/9297 esas, 2003/8449 karar sayılı ilamı)'' Kooperatif ticari defterlerinde bilançoda kooperatif hesaplarında yapılacak denetleme sonucu yapılan işlemlerin ve fazla ödemelerin görülmemesi mümkün değildir. Bunu gören denetçilerin bu durumu incelememeleri ve buna yönelik kooperatifler kanununda ve TTK'da yer alan denetçilik görevlerinden doğan usulleri çalıştırmamaları ihmal niteliğinde olduğu ve TTK'nun 359 maddesi uyarınca sorumluluk gerektirdiği açıktır.... '' yer verdiği görülmüştür.
17/07/2025 tarihli bilirkişi raporu uyarınca ... ile yapılan sözleşme tarihi 15/09/2008 tarihi olarak tespit edildiğinden anılan dönemde davalı ...un yönetim kurulu başkanı, davalı Mehmet Birol'un yönetim kurulu üyesi, davalı ...'in, davalı...n'ın, davalı ...n'ın, davalı ...'nun, davalı ...r'ın, davalı ...ı'nın, davalı ...in yönetim kurulu üyesi olduğu tespit edilmiştir. Yine ...n sözleşmesinin feshedildiği tarihte ... ... 'un yönetim kurulu başkan ve üyeleri oldukları tespit edilmiştir.
Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...Sayılı ilamının incelenmesinde, kararın Yargıtay Ceza Dairesi kararı ile onandığı görülmüştür. SS M... Konut Yapı Kooperatifi'nin 2001-2009 yılları arasındaki yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar ... ... ... 'in yargılandığı görülmektedir. Davanın temelini, 16/09/2008 tarihinde kooperatif ile yüklenici ... (... İnşaat) arasında imzalanan, 5. Etap çevre düzenlemesi, park, bahçe ve sağlık ocağı tadilat işlerini kapsayan 1.950.000 TL bedelli sözleşme oluşturmaktadır. Yapılan incelemeler ve bilirkişi raporları sonucunda; söz konusu iş için herhangi bir yönetim kurulu kararı alınmadığı, ihale usullerine uyulmadığı, yaklaşık maliyet hesaplanmadığı ve piyasa araştırması yapılmadığı tespit edilmiştir. 12/01/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, müteahhidin yaptığı işin gerçek bedelinin 768.658,32 TL olduğu, ancak kooperatifçe 1.950.000 TL ödeme yapılarak kurumun 1.181.341,68 TL zarara uğratıldığı belirlenmiştir. Mahkeme, sözleşmede imzaları bulunan ve ödemelerin yapılmasına onay veren yönetim kurulu üyeleri... ... l'un, kooperatif aleyhine oluşan bu zarardan doğrudan sorumlu olduklarına ve "zimmet" suçunu işlediklerine kanaat getirmiştir.
Diğer sanık ...yönünden ise farklı bir sonuca varılmıştır. Sanık, savunmasında kooperatif işleriyle fiilen ilgilenmediğini ve sadece genel kurul toplantılarına katıldığını beyan etmiş; bu durum kooperatif muhasebecisinin tanıklığıyla da desteklenmiştir. Suça konu olan 16/09/2008 tarihli sözleşmede sanığın imzasının bulunmadığı ve yönetim kurulu kararlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Neticede,...'in üzerine atılı zimmet suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığından, CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Karar özeti, kooperatifin zarara uğratılması nedeniyle iki yöneticinin mahkumiyetini, imzası bulunmayan diğer yöneticinin ise suçsuz bulunarak beraat ettiği görülmektedir.
YARGITAY 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/959 E., 2016/2396 K. Sayılı ilamında; ''...Taraflar arasında 15.09.2008 tarihli sözleşmenin bulunduğu çekişmesizdir. Sözleşme geçerli olduğuna göre yüklenici gerçekleştirdiği imalât dışında fazla ödemeden her hâlükârda sorumlu ise de kooperatif yöneticilerinin yetkilerini kötüye kullanarak fiyatı yüksek tespit etmeleri halinde yüklenici kooperatif yöneticileri ile el ve işbirliği ile hareket etmesi halinde sorumlu olacağından Dairemiz emsal kararları uyarınca da yöneticiler hakkındaki dava sonucu beklenip araştırma yapılmak sureti ile davanın sonucuna uygun hüküm kurulması gerekirken ağır ceza davasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle mahkememizin önceki kararı bozulmuştur.
Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu zimmet kararı, paranın kooperatiften çıkışının meşru bir ticari işlem değil, bir suçun icra vasıtası olduğunu kesin olarak saptamıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçu, paranın failin bizzat kendi cebine girmesini şart koşmaz; paranın "bir başkasının" malvarlığına haksız yere geçirilmesi de suçun oluşumu için yeterlidir. Bu olayda yöneticiler, kooperatifin parasını bizzat kendi hesaplarına aktarmak yerine, fahiş bedelli bir sözleşme ve göstermelik bir ihale süreciyle "..." ismine ve onun ticari alanına kanalize etmişlerdir. Dolayısıyla ceza mahkemesinin mahkumiyet hükmü, aslında paranın kooperatiften haksız olarak çıkarıldığı ve bu paranın nihai durak yerinin yüklenicinin (...) hesapları olduğunu tespit etmektedir.
Yargıtay’ın tazminat davasında aradığı "el ve işbirliği" kriteri, tam da bu para akışı ile sabit olarak değerlendirilmiştir. Zira kooperatif yöneticilerinin tek başına, yüklenicinin rızası ve işbirliği olmadan, gerçek bedelinden 1.014.736,69 TL ödeme yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu denli büyük bir farkın yükleniciye ödenmiş olması, yüklenicinin bu "zimmet organizasyonunun" bir parçası olduğunu, yani yüklenici vasıtasıyla kooperatif yöneticileri ile paylaştırılacağı, yöneticilerle irade birliği içerisinde hareket ettiğini gösterir. Yüklenici, basiretli bir tacir olarak yaptığı işin değerini bilmektedir; buna rağmen piyasa rayicinin üç katı bir bedeli tahsil etmiş olması, onun "iyi niyetli üçüncü kişi" sıfatını ortadan kaldırır ve onu zimmet suçuna konu edilen haksız menfaatin doğrudan faili/ortağı konumuna getirir.
Hukuki sonuç itibarıyla, 09/09/2013 tarihli bilirkişi raporuna göre 1.014.736,69 TL miktarındaki kooperatif parası zimmet yoluyla kooperatiften çıkarılmış ve fiziksel olarak yüklenicinin malvarlığına girmiştir. Ceza mahkemesi kararı bu eylemi "suç" olarak nitelediğine göre, yüklenicinin elinde tuttuğu bu fazla miktar artık hukuki bir sebebe dayanmamaktadır. Yöneticiler parayı zimmete geçirmişlerdir ancak bu geçirme işlemini yükleniciyi bir "araç" veya "menfaat ortağı" olarak kullanarak yapmışlardır. Bu nedenle, kooperatifin uğradığı zararın sorumluların biri ve bu parayı kooperatife iade etmesi gereken kişi, haksız zenginleşmenin ve suçun ekonomik sonucunun üzerinde toplandığı ... olduğu için davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşin niteliği ticari iş olduğundan ticari avans faizin geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Mahkememizin ... esas sayılı dosyası için;
Davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa dava tarihi olan 10/08/2009 tarihinden itibaren ticari avans faizin geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmasına,
2-Mahkememizin... esas sayılı dosyası için;
Davanın kısmen kabulü ile, 914.736,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağa dava tarihi olan 10/08/2009 tarihinden itibaren ticari avans faizin geçmemek kaydı ile reeskont avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Mahkememizin ...esas, ... karar sayılı 15/09/2025 tarihli kararının 1/a maddesinde hükmedilen alacak ile işbu esas ve birleşen dosyada yer alan 1 ve 2 nolu bendlerde yer alan alacaklar ile ilgili tahsilde tekerrüre düşülmemesine,
1- Mahkememizin ... esas sayılı dosyası için;
a)492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 6.831,00 TL karar harcından peşin alınan 1.350,00 TL harcın mahsubuna bakiye 5.481,00 TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b)Davacı tarafça davalı ... yönünden yaptığı 15,60 TL başvurma harcı, 1.350,00 TL peşin harç, 33,00 TL davetiye, 15,00 TL müzekkere, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ve ek ücret 150,00 TL vasıta gideri, 65,00 TL keşif gideri toplam 3.128,60 TL yargılama gideri(bozma öncesinde) ile bozma sonrasında yapılan 70,70 TL posta gideri, 119,00 TL temyiz başvuru harcı olmak üzere toplam 189,70 TL olmak üzere genel toplamda 3.318,30 TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
c)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d)6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
e)Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
2-Mahkememizin 2013/242 esas sayılı dosyası için;
a)492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 62.485,66 TL karar harcından peşin alınan 18.466,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.019,01 TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b)Davacı tarafça davalı ... yönünden yaptığı 24,30 TL başvurma harcı, 18.466,65 TL peşin harç, 676,40 TL posta ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 19.167,35 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre belirlenen 16.100,57 TL'sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
d)6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
e)Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
3- Esas ve birleşen dosyada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 158.210,50 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Birleşen dosyada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/02/2026