KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/324 Esas - 2026/304
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ASIL DAVADA;
DAVALI:
1-
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
2-
VEKİLLERİ: Av.
Av.
DAVALI:
3-
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
4-
VEKİLLERİ: Av.
DAVALI:
5-
VEKİLLERİ: Av.
DAVALILAR:
6-
7-
8-
Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)),
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ATM'NİN 2016/666 E. 2017/436 K. SAYILI DOSYASINDA;
Ticari Nitelikteki Banka ... Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)), Ticari Nitelikteki Banka ... Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA: Asıl dosyada davacı dava dilekçesinde özetle; Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/443 Esas sayılı dosyada bilirkişi olarak görevlendirilen Prof. Dr. ... KAYAR, Yrd. Doç. Dr. N. Ayşe BOZTOSUN, Ar. Gör. ... ve SMMM ... ile birlikte İflas Halinde ... Meyve Suyu Gıda Sanayi A.Ş. İflas İdaresi (Alaattin Sınaroğlu, Mustafa Hüsrevoğlu, Şenol Yüksel), ... Bankası Genel Müdürlüğü, ... Bank Genel Müdürlüğü ve ... Bakanlığı (Kayseri Ticaret İl Müdürlüğü ve Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü) aleyhine açtığı davada; ... A.Ş.’nin yasal ve hukuki sermayesinin 2.200.000.000 TL olduğu, kendisinin %96,15 oranındaki 2.115.357.000 TL tutarındaki hamiline muharrer hisse senetlerinin zilyedi ve gerçek sahibi olduğunu, hisse senetlerinin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi kasasında bulunduğunu, 1992 yılında ORGANİZE ... MALİ SOYGUN ve YAĞMALAMA ŞEBEKESİ (lideri ...) tarafından sahte belgeler (sahte bloke mektubu, sahte tahsil fişi, sahte hazirun cetveli, sahte genel kurul tutanakları, sahte sermaye artırımı kararları, sahte yönetim kurulu kararları) ile şirket sermayesinin 85.000.000.000 TL’ya haksız yere artırıldığını, bir önceki sermayenin ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterildiğini, 29/07/1992 tarihli genel kurulun nispeten sıfır olduğu halde sahte vekaletnamelerle toplandığını, 16/07/1992 tarihinden itibaren yasal yönetim ve denetim kurulunun bulunmadığını, hileli iflasın önceden planlanarak gerçekleştirildiğini, şirketin menkul-gayrimenkul, ticari marka, stok ve makinelerinin ... A.Ş., paravan şirketler, ... Bankası ve İflas İdaresi memurları ile Kayseri 4. İcra İflas Müdürü Mevlüt Atalay tarafından organize şekilde yağmalandığını (650 ton glikoz-şeker, makine-teçhizat vb. peşkeş), 1998/443 Esas dosyada düzenlenen 28.08.2007 tarihli bilirkişi raporunun adil yargılamayı bilerek engellediğini, bilirkişilerin sahte belgeleri hukuka uygun göstererek mülkiyet haklarına tecavüz ettiğini, İflas İdaresi’nin hileli alacaklılar yaratarak malları peşkeş çektiğini, ... Bank’ın sahte bloke mektubu ve tahsil fişiyle sahte sermaye artışına neden olduğunu, ... Bakanlığı’nın sahte evrakları tescil ederek suç delillerini imha ettiğini ve şikayetlerine rağmen yasal işlem yapmadığını, doğmuş ve doğacak maddi-manevi her türlü fazlaya (artırılan sermayenin ödenmemesinden doğan 85 milyar TL zarar, çalınan müşteri çek-senetleri, temettü kayıpları, hileli iflas zararları, rüşvetler, ihaleye fesat karıştırma suretiyle yağmalanan gayrimenkul-ticari markalar vb.) hakları saklı kalmak üzere dava değerini 1.798 TL (1998/443 Esas dosya yargılama giderleri 125 TL + 500 TL vekalet ücreti + 1.173 TL bilirkişi ücretleri) olarak belirterek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hisse senetlerinin zilyetliğinin ve sahipliğinin tespitine, delil olarak ... A.Ş.’nin 01/10/1992-15/07/1998 arası tüm muhasebe kayıtları, banka-kasa hesapları, bilançolar, kar-zarar cetvelleri, 1992-1993 Maliye Bakanlığı denetim raporları, iflas idaresi teslim aldığı mal varlıkları ve tahsilat dökümleri, ... Bankası kredi-kefalet sözleşmeleri, sahte genel kurul evrakları, Kayseri Ticaret Sicil ve Ticaret İl Müdürlüğü dosyaları, derdest dosyalar (2014/256,744,1307,1459,1834,1835,2015/451,661 vb.) ile birçok mahkeme kararı ve belgenin celbine, adil, eşit ve hukuka uygun yargılama ile Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yerleşmiş yargı kararlarına uygun karar verilmesini talep ettiğini, dava ehliyetine itiraz edenlerin iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, 16/07/1992 tarihinden itibaren yapılan tüm işlemlerin mutlak butlanla muallel ve yok hükmünde olduğunu ... Meyvesuyu ve Gıda Sanayi A.Ş.’nin sermaye artırımlarının gerçeğe aykırı işlemlerle gerçekleştirildiği, şirket sermayesinin fiilen ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterilerek 85.000.000.000 TL’ye çıkarıldığı ileri sürülmüştür. Sermaye artırımına esas alınan belgelerin sahte olduğu, önceki sermaye artışlarının da gerçekte yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterildiği, bu suretle şirket yapısının hukuka aykırı şekilde değiştirildiği belirtilmiştir. Söz konusu işlemlerde görev alan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların gerçeği yansıtmadığı, önceki sermayenin ödendiğine dair gerçeğe aykırı rapor düzenlendiği ileri sürülmüştür. Şirket yönetiminin 16/07/1992 tarihinden itibaren hukuken geçerli olmadığı, bu tarihten sonra alınan yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının geçersiz olduğu, buna rağmen yapılan sermaye artırımı ve diğer işlemlerin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Şirket malvarlığının hukuka aykırı şekilde elden çıkarıldığı, şirket kasasından para çıkışları yapıldığı, banka hesapları üzerinden usulsüz işlemler gerçekleştirildiği, müşteri çek ve senetlerinin hukuka aykırı şekilde devredildiği ileri sürülmüştür. Şirketin hileli şekilde iflasa sürüklendiği, iflas sürecinde şirket varlıklarının usulsüz şekilde devredildiği, ihale süreçlerinde hukuka aykırı işlemler yapıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafından, bu işlemler nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve zarara uğranıldığıAyrıca, sahte sermaye artışı, hileli iflas ve şirket malvarlığının elden çıkarılması nedeniyle doğan zararların da davalılardan tahsili talep ve dava etmiştir.
Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/871 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1992 yılında ... A.Ş.’nin sermaye artırımı sırasında düzenlenen sahte belgeler (sahte bloke mektubu, sahte tahsil fişi, sahte genel kurul kararları ve sahte hisse senedi) nedeniyle Özelleştirme İdaresi’nin önceki artırımından sonra haksız yere artırılan 17.800 TL’lik sermaye payının, 25/07/1998 tarihinden itibaren işleyecek ana para ve faizleri ile birlikte davalılar Türkish Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü ile ...’ten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebinde bulunduğunu, doğmuş ve doğacak maddi ve manevi her türlü fazlaya olan haklarının saklı tutulduğunu belirterek; şirketin hileli iflasından doğan zararlarını, yetkisiz kişiler tarafından yapılan yasa dışı ödemeleri, temettü (kar) kayıplarını, menkul ve gayrimenkullerin yağmalanmasından kaynaklanan zararlarını, diğer üretim ve sair kayıplarını ve manevi kayıplarını ayrıca saklı tuttuğunu, olayların ve sahte belgelerin, hileli iflas kararlarının, sahte imzalarla şirketin borçlandırılmasının, paravan şirketlere ve FETÖ bağlantılı yapılara ... A.Ş.’nin menkul-gayrimenkul ve ticari markalarının nasıl yağmalandığının, kirli ve yasa dışı işlerin nasıl örtüldüğünün Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/256,744,1307,1459,1834,1935,2015/66,51,661,1888,1934 ve 2015/1888 esas sayılı dava dosyalarında ayrıntılı olarak izah edildiğini, davalıların bu dosyalarda taraf olduklarını ve herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, 1998/78 ve 1998/443 esas sayılı dosyalarda hüküm veren heyetler hakkında HSYK’dan izin talep edildiğini, davalı Türkish Bank A.Ş. ve ...’ün 2015/1888 esas dosyadaki beyanlarında sahte bloke mektubu ve sahte tahsil fişi düzenlediklerini, ...’ün ... A.Ş.’de hisse sahibi gösterilmek için sahte belgeler kullandığı ve vekili Nilüfer BİBİN’in “aslı gibidir” şeklinde imzaladığını, Türkish Bank Ankara Şubesi yetkililerine rüşvet ödendiğini (... A.Ş.’nin 2.115.357.000 TL’lik hisse senetlerini ele geçirmek için), banka kayıtlarında böyle bir ödemenin bulunmadığının bizzat banka tarafından beyan edildiğini, 6100 sayılı HMK m.27 gereğince mahkeme tarafından dava dosyasına alınması gereken belgelerin (29/07/1992 tarihli Genel Kurul evrakları, sahte bloke mektubu ve tahsil fişindeki imzaları taşıyan yetki belgeleri, ...’e savunma ve adil yargılanma hakkı verilmesi için banka hesap hareketleri, Türkish Bank’ın “kaydımızda yok” beyanları ve diğer somut deliller) celbine karar verilmesini talep ettiğini, ... A.Ş.’nin yasal sermayesinin 2.200.000.000 TL olduğu, 2.115.357.000 TL’lik hamiline muharrer hisse senetlerinin varlığının 1993’ten beri Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nde kabul ettirilemediğini, hisse senetlerini mahkeme kasasına tevdi ettiğini ve olağanüstü genel kurul için çoğunluk hisse sahibi olarak izin talep ettiğini ancak dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bu nedenle hisse senetlerinin kime ait olduğunun tespiti ve tüm yasa dışı olayların tertipçileri (Türkish Bank, Ticaret Bakanlığı, İflas İdaresi ve organize mali soygun şebekesi lideri ...) dahil davaya zorunlu müdahil edildiklerini, hukuki boşluk yaratanların amaçlarının dosyada arz edildiğini, davalıların organize şekilde şahsını caydırmak amacıyla toplu icra takibi yaptıklarını, Türk Ceza Kanunu ve meslek yasaları gereği kendileri hakkında kamu davası açılmasını da talep ettiğini, hukuki delil olarak zanlıların düzenlediği sahte belgeleri, ilgili Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi dosyalarını ve sair delilleri sunduğunu, harç değerini 17.800 TL olarak belirttiğini (doğmuş ve doğacak tüm fazlaya hakları saklıdır) ve davanın kabulüyle 17.800 TL’nin 25/07/1998 tarihinden itibaren işleyecek ana para ve faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin (kendisi vekil olmadığından yargılama giderlerinin) davalılardan tahsiline karar verilmesini arz ve talep ettiğini beyan etmiştir.
Asıl dosyada davalı T.C. ... Bakanlığı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Dava ticari nitelikte olmadığı için Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Davacının dilekçesinde “Kayseri Ticaret İl Müdürlüğü ve Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün Bakanlığa bağlı olduğu” şeklindeki açıklamanın gerçeğe aykırı olduğunu, 6102 sayılı TTK m.24 ve m.25 ile mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca ticaret sicili müdürlüklerinin ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulduğunu, Bakanlığın sadece gözetim ve denetim yetkisi bulunduğunu, organik bağ olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın Bakanlığa yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacının dilekçesinin HMK m.119’a uygun olmadığını, ne istediğinin ve talebinin belirsiz olduğunu, önceki davalarındaki dilekçelerle aynı üslupta yazıldığını ve bu nedenle davanın öncelikle görev ve husumet yokluğu yönünden reddi gerektiğini, esasa ilişkin itirazlar kapsamında ise; davacının, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/443 E. sayılı dosyadaki bilirkişi heyetinin 28.08.2007 tarihli raporundan dolayı uğradığını iddia ettiği zararların tazminini talep ettiğini, ancak bu talep ile Bakanlığa yöneltilen husumet arasında hiçbir hukuki bağlantı bulunmadığını, davacının itiraz ettiği genel kurul toplantılarının 1992 ve sonrası tarihlerde yapıldığını, o dönemde yürürlükte olan mülga 6762 sayılı TTK m.376 ve “Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantılarında Görevlendirilecek Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre hazır bulunanlar cetvelinin şirket yönetim kurulu tarafından hazırlandığını, Bakanlık komiserinin yalnızca kontrol görevi yaptığını, herhangi bir imzalama veya tescil yetkisi bulunmadığını, tescil edilen kararlara karşı süresi içinde itiraz veya iptal davası açma hakkının olduğunu ancak davacının bu yollara süresi içinde başvurmadığını veya lehine karar çıkmadığını, talep edilen 29.07.1992,31.03.1994,31.08.1995 tarihli genel kurul tutanakları ve hazirun cetvellerinin 06.11.2013 tarihinde oluşturulan komisyon marifetiyle imha edildiğini (Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 93910821/805.02.10-194 sayılı yazı), bu hususun idari yargı kararlarıyla da kesinleştiğini (Kayseri 2. İdare Mahkemesi 2014/665 E. 2015/655 K. ve Ankara 11. İdare Mahkemesi 2014/1481 E. 2015/1045 K.), belgelerin ticaret sicili müdürlüğünde saklanması gerektiğini ve oradan temin edilebileceğini, ayrıca 08.10.1997 tarihli Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi müzekkeresiyle zaten mahkemeye sunulduğunu, talep konusu ile Bakanlığa yöneltilen iddialar arasında bağlantı bulunmadığını, bu nedenle davanın öncelikle görev ve husumet yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, hukuki nedenler olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuatı, delil olarak ekte sunulan belgeleri (Ek-1’den Ek-6’ya kadar) ve delil sunma hakkını saklı tuttuğunu, sonuç ve talep olarak; yukarıda açıklanan nedenlerle öncelikle görev ve husumet yönünden, bu talepler kabul görmezse açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ettiğini beyan etmiştir.
Asıl dosyada davalı ... Kayar cevap dilekçesinde özetle; 2015/1934 Esas sayılı dosyadaki davaya karşı usul ve esasa ilişkin itirazlarını belirterek; usule ilişkin itirazlar kapsamında; Dava TTK m.4 ve m.5 hükümlerinde sayılan ticari davalardan hiçbirine uymadığı için Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Davacının dilekçesinin HMK m.119’a uygun olmadığını, davacının ne dediğinin, dayandığı hukuki sebeplerin ve iddialarını hangi delillerle ispat edeceğinin belirsiz olduğunu, esasa ilişkin itirazlar kapsamında ise; davanın, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1998/443 Esas sayılı dosyası için mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti olarak hazırladıkları 28.08.2007 tarihli bilirkişi raporundan dolayı açıldığını, raporun dosya kapsamına tamamen uygun, tarafların tüm iddia ve savunmalarının irdelendiği, tüm belgelerin incelendiği, hukuki sorunların tespit edildiği, bilimsel eserlere ve Yargıtay kararlarına atıflar yapılarak son derece objektif ve örnek gösterilecek nitelikte bir rapor olduğunu, haksız fiilin unsurlarının (hukuka aykırı fiil, illiyet bağı, kusur ve zarar) bulunmadığını, mahkemece görevlendirilerek usulüne uygun rapor hazırlamanın haksız fiil oluşturmadığını, bilirkişi raporlarının mahkeme için bağlayıcı olmadığını, raporlarında davacının pay sahibi sıfatının bulunduğunu ve genel kurul iptal davası açma yetkisinin olduğunu açıkça belirttiklerini, ancak dosya kapsamında yer alan Antalya 6. İcra Müdürlüğü’nün 02.06.2003 tarihli yazısında Mehmet Gezer’in 07.10.1997 tarih ve 35422 yevmiye no’lu noter devir sözleşmesiyle davacının tüm hisse senetlerini devraldığı beyanının mahkemenin takdirine sunulması gerektiğini, bu devir nedeniyle davacının pay sahipliğinin sona erdiğini ve dava ehliyetinin kalmadığını belirttiklerini, raporlarında lehine olan hususları kabul eden davacının, aleyhine olan bu tespiti neden sorguladığını anlamadıklarını, bilirkişinin davacının avukatı olmadığını, dosyadaki her şeyi olduğu gibi rapor etmek zorunda olduklarını, önceki sermaye artırımı konusunun ise başka bir mali müşavir raporuyla tespit edildiğini ve kendilerine böyle bir görev verilmediğini, davacının dilekçesindeki iftira ve hakaret niteliğindeki beyanları (bilirkişilere rüşvet verildiği, ... Soygun Şebekesinden menfaat sağladıkları, ölümle tehdit edildikleri vb.) nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını (Dosya No: 2016/4030), daha önce benzer beyanlar nedeniyle Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/423 E. sayılı dosyasında mahkumiyet kararı verildiğini, bilirkişi raporlarının dava dilekçesine eklendiğini, sayın mahkemenin gerekli görmesi halinde Türkiye’nin herhangi bir yerinden uzman bilirkişi heyeti oluşturarak raporlarının dosya kapsamına uygun olup olmadığını yeniden denetletebileceğini, 1998/443 Esas dosyasının taraflarını tanımadıklarını, ..., ..., iflas idaresi vb. ile hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, davacının hangi nedenle mağdur edildiğini dahi bilmediklerini belirterek, açıklanan ve mahkemece resen dikkate alınacak sebeplerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep ettiğini beyan etmiştir.
Asıl dosyada davalı Müflis ... Meyve Suyu Gıda Sanayi Anonim Şirketi İflas İdaresi cevap dilekçesinde özetle; Davacının 2015/1934 Esas sayılı davaya karşı usul ve esasa ilişkin itirazlarını belirterek; Davacı Mehmet KAYA’nın dava açmakta **hukuki menfaati ve dava ehliyeti** bulunmadığını, zira Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1993/793 Esas – 1997/321 Karar sayılı ilamı ile davacının şirket ortağı bulunmadığına karar verilmiş olup kararın kesinleştiğini, Davacının aynı maddi vakıalara (olaylara) dayanarak daha önce Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemelerine birçok dava açtığını, bu davaların halen derdest olduğunu, ayrıca aynı vakıalara dayanarak Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikayette bulunduğunu ancak tüm şikayetlerinin takipsizlik kararlarıyla sonuçlandığını, Daha önce açılan davalarda tarafımızdan verilen cevapların bu dava için de geçerli olduğunu, tekrarı önlemek amacıyla aşağıda numaraları belirtilen dava dosyalarındaki savunmalarımızı aynen bu dava dosyasında da tekrar ettiğimizi, Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, her türlü maddi ve manevi tazminat haklarımızı mahfuz tuttuğumuzu belirterek karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ettiğini beyan etmiştir.
Asıl dosyada davalı ... Hızlısoy cevap dilekçesinde özetle; Davacının 2015/1934 Esas sayılı davaya karşı usul ve esasa ilişkin itirazlarını belirterek; usul yönünden davanın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığını, ancak TTK m.4-5 hükümlerinde sayılan ticari davalardan hiçbirine uymadığını, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olmadığını ve davanın öncelikle görev yönünden usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacının dilekçesinin HMK m.119’a uygun olmadığını, anlaşılır bir dille yazılmadığını, iddia edilen vakıaların birbirleriyle alakasız ve kişisel çıkarımlardan oluştuğunu, esas yönünden davanın, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1998/443 Esas sayılı dosyası için mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti olarak hazırladıkları 28.08.2007 tarihli bilirkişi raporundan dolayı açıldığını, raporun dosya titizlikle incelenerek, mahkemenin verdiği görevin kapsamına uygun şekilde, tüm belge ve delillerin ele alınıp değerlendirilmesiyle hazırlandığını, hukuki sorunların tespit edildiği, “Hukuki Meseleler ve Değerlendirme” ile “Sonuç” başlıkları altında bilimsel eserlere ve Yargıtay kararlarına atıflar yapılarak son derece objektif tespit ve değerlendirmeler yapıldığını, raporda davacının lehine ve aleyhine olan tüm verilerin dikkate alındığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ..., ..., İflas İdaresi vb. kişilerle veya şirketlerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacıyı ve dava dilekçesinde geçen kişileri dahi tanımadığını, davacının “Yaptığınız işin doğru ve hukuka uygun olduğunu iddia ediyorsanız delil sununuz” şeklindeki beyanına karşı; HMK m.190/1 ve TMK m.6 gereğince ispat yükünün iddia eden tarafa (davacıya) ait olduğunu, bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, organize mali soygun şebekesini gizlediği, adil yargılamayı etkilediği ve özel çıkar sağladığı yönündeki iftira boyutundaki iddialar nedeniyle yasal yollara başvuracağını, raporun başında heyetlerine verilen görevin kapsam ve sınırlarının açıkça belirtildiğini, inceleme ve değerlendirmelerin bu kapsam içinde, bilimsel kaynaklara ve Yargıtay kararlarına atıflar yapılarak ve dosya kapsamındaki tüm hususlar irdelenerek hazırlandığını, davacının iddialarının hem usul hem de esas bakımından yasaya aykırı ve yersiz olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle davanın reddine ve dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
Asıl dosyada davalı ... Boztosun cevap dilekçesinde özetle; Davacının 2015/1934 Esas sayılı dosyadaki dava dilekçesine karşı usul ve esasa ilişkin itirazlarını belirterek; davacının sistematikten, kronolojik düzenden ve düzgün yazılı anlatımdan yoksun dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi 1998/443 Esas sayılı dosyada bilirkişi heyeti üyesi olarak hazırladıkları 28.08.2007 tarihli rapor nedeniyle “adil yargılamayı engelleme ve yasadışı işlemlerden çıkar sağlama” haksız fiilini işlediği ve bu yolla kendisini zarara uğrattığı iddiasıyla diğer davalılarla birlikte 1.798 TL tazminat talep ettiğini, olayın özetinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce Prof. Dr. ... KAYAR ve Araştırma Görevlisi ... ile birlikte bilirkişi olarak görevlendirildiklerini, raporu 28.08.2007 tarihinde dosyaya sunduklarını, bilirkişi heyetine verilen görevin dört başlık altında açıkça yazıldığını, maddi vakıaların dosya içeriğinden tespit edilebildiği ölçüde açıklandığını, akabinde her bir başlık için ayrıntılı hukuksal değerlendirmeler yapıldığını, bu değerlendirmelerin bilimsel yetkinliklerini yansıtan ve tamamen objektif olduğunu, raporda doğrudan davacı aleyhine herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediğini, aksine davacının elindeki hamiline yazılı pay senetleri nedeniyle pay sahibi sıfatıyla genel kurul toplantılarına katılabileceği, genel kurul iptal davası açma hakkının bulunduğu, iki koşulu (üç ay içinde dava açma ve muhalefet zaptına geçirme) yerine getirdiği, sermaye artırımı sırasındaki şirket durumunun re’sen gözetilmesi gerektiği ve davacının mezkur davayı açma hakkına sahip olduğunun kabulü gerektiği yönünde lehe tespitler yapıldığını (rapordan aynen alıntılar yaparak), hukuksal değerlendirmelerde davacının ileri sürdüğü haksız fiil iddiasının unsurlarının (hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı) hiçbirinin gerçekleşmediğini, fiilin mahkeme talimatı doğrultusunda dosya belgeleri ışığında bilimsel bilgi ve muhakeme yeteneği kullanılarak rapor yazmaktan ibaret olduğunu, bilirkişilerin re’sen delil araştırması yapma yetkisinin bulunmadığını, ispat yükünün TMK m.6 ve HMK m.190/1 gereğince davacıya ait olduğunu, rapor yazımı sırasında hiçbir kusurlu davranışının olmadığını, davacının “organize ... mali soygun ve yağmalama şebekesi” vb. iftira niteliğindeki iddialarına dayanak teşkil edecek hiçbir kanıt sunmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zararın rapordan kaynaklanmadığını (raporun büyük ölçüde lehine olduğu ve mahkemenin bilirkişi raporuyla bağlı olmadığı), dolayısıyla hakkındaki mesnetsiz suçlamaların hiçbir dayanağı bulunmadığını belirterek, netice-i talep olarak; hakkımdaki mesnetsiz suçlamalardan kaynaklanan talep haklarını saklı tutmak kaydıyla, davacının aleyhime açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
Birleşen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/871 Esas sayılı dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı iddialarının asılsız olduğu, hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kendisi tarafından delil olarak dosyaya sunulan belgelerin ispatlanmadığını, hukuki dayanaktan yoksun gerçek dışı söylemlere dayanan usul ekonomisine aykırılık teşkil eden yargının gereksiz yere meşgul edilmesine sebebiyet veren davanın reddi dileğinden ibarettir.
Davalı ... Bank'ın cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Asıl Davada Dava Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/443 E, 2007/486 K sayılı dosyasında davalılar ... Kayar, ... Boztosun, ... Hızlısoy, ... Erciyes’in bilirkişi olarak görev yapmaları nedeni ile düzenledikleri rapor sonucu davacının zararına sebep olup olmadıkları, davacının Müflis ... Meyvesuyu gıda san. A.Ş.’den kar paylarını alamadığı ve bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı, davalılar ... Bankası, ... Bankası, T.C. ... Bakanlığının müflis şirketin zararına sebep olup olmadıkları ve davacıya ödenmesi gereken tazminat olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Birleşen Davada, Dava, Davacının dava açmakta aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, davalıların dahte beşgeler düzenleyerek ve sahte işlemler yaparak davacıyı zarara uğratıp uğratmadıkları, zarara uğratmışiseler davacının talep edebileceği tazminat miktarı hususlarına ilişkindir.
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/666 Esas 2017/436 Karar sayılı birleştirme kararı ile dosyanın mahkememiz iş bu dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve dosyamız arasına girdiği görülmüştür.
Kayseri 1. ATM'ye, Ankara 1. ATM'ye yazılan müzekkerelere cevapların verildiği görülmüştür.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4030 Soruşturma sayılı, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/423 Esas sayılı dosyalarına yazılan müzekkerelere cevapların verildiği ve ilgili evrakların dosyamız arasına alındığı görülmüştür.
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahekemesi Başkanlığı'nın 2014/929 Esas ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 1993/793 Esas sayılı dosyalarında davacının müflis ... A.Ş. Ortağı olup olmadığı hususunda verilecek kararının bu dosyadaki aktif husumet durumunu etkileyeceği dikkate alınarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 1993/793 Esas sayılı ve 2014/929 Esas sayılı dosyalarının HMK 165. Maddesi uyarınca bekletici mesele yapılmasına karar verildiği görülmüştür.
Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/78 E, 1998/414 K sayılı ilamı ile ... şirketinin iflasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 1998/5544 E, 1998/5863 K sayılı ilamı ile kesinleştiği görülmüştür.
Davacının dava devam ederken çok sayıda yeni dava konusu taleplerde bulunduğu örneğin 18/01/2016 Tarihli dilekçesi ile 31/08/1995 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali talebinde bulunduğu ancak söz konusu talepler hakkında usule uygun açılmış ve harçlandırılmış dava olmadığı anlaşılmakla söz konusu talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, deliller talepler yönünden toplanmış olup, her bir davalı için talebe göre ayrı ayrı inceleme yapılarak karar verilmiş ve bu kapsamda, her ne kadar davalılar ... Kayar, ... Boztosun, ... Hızlısoy, ... Erciyes’in bilirkişi olarak görev yaptıkları ve rapor düzenledikleri Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/443 E, 2007/486 K sayılı dosyasında raporun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği ve davacının zararına neden olduğu iddia edilerek davalılar hakkında tazminat davası açılmış ise de, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 1998/443 E, 2007/486 K sayılı dosyasında genel kurul kararının iptali amacı ile açılan davanın reddine karar verildiği, verilen kararın yerinde olduğu değerlendirilerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/3324 E, 2009/8172 K sayılı kararı ile dosyanın onanarak kesinleştiği, onamaya esas olarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1993/793 E, 1997/321 K sayılı kararın alındığı görülmüş ve bu hali ile davacının söz konusu karardan kaynaklı kişisel zararının olmadığı, bir zarar oluşsaydı dahi bunun ancak şirket aleyhine olabileceği, kaldı ki Mahkememizce onanan bir karara ilişkin denetleme yapılamayacağı anlaşılmış ve davacının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/847 E sayılı dosyası ile ... şirketinin ortağı olup olmadığının tespitinin de bu hali ile reddi gereken dava konusu talep yönünden sonuca etkisinin olmayacağı, yargılamanın daha fazla bu kararın beklenilmesi ile uzamasının gerekli olmadığı değerlendirilmiş ve davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından Müflis ... Meyvesuyu Gıda san. A.Ş. İflas İdaresi hakkında açılan davada kar paylarını alamadığı ve bu nedenle zarara uğradığı belirtilerek tazminat talep edilmiş ise de, söz konusu talebe ilişkin yapılan değerlendirmede, TTK'nın 329 uncu maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196 ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. Yani davacının iş bu davaya konu alacağının ortak olması halinde ancak masada para kalması durumunda söz konusu olabileceği ve belirtilen durumunda da Mahkememizde dava açılmasına gerek olmadığı iflas idaresi tarafından ödemelerin yapılabileceği anlaşılmıştır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3. maddeleri kapsamında tazminat talebinin sıra cetveline kayıt kabul olarak görülmesi de mümkün değildir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/5348 E., 2023/1558 K. Sayılı ilamı) Davacının Yargıtay uygulaması gereği davalı müflis şirketin ortağı olması halinde dahi tazminat talebinin sıra cetveline kaydı mümkün olmadığından talep mahkememizce kabul görmemiş ve davanın davalı müflis şirket yönünden de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar ... Bankası, ... Bankası, T.C. ... Bakanlığı hakkında açılan davalarda davalıların müflis şirketi zarara uğrattıkları belirtilerek oluşan zararın kendisine ödenmesi talep edilmiş ise de,
"6102 Sayılı TTK'nun 555- (1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir." Hükmü amirdir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6340 E, 2025/4133 K sayılı kararında ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin “…davacı, dava dışı Kardemir Karabük Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş.'nin hissedarı olduğundan, TTK'nın 555. maddesi uyarınca dolaylı zarar talebi nedeniyle hükmolunacak tazminatın şirkete ödenmesi kaydı ile dava açabileceği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu,…” şeklinde olduğu ve verilen sonuç kararın yerinde olması nedeni ile istinaf başvurusunun esastan reddi ile Yargıtay tarafından da kararın onandığı görülmüştür.
Davacının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/847 E sayılı dosyası ile ... şirketinin ortağı olup olmadığının tespitinin yukarda açıklanan ilamda dikkate alındığında zaten davacının iş bu dava yönünden talebinin diğer dava şartı eksikliği içermesi nedeni ile yerinde olmadığı ve ortak olmasının sonuca etkisinin olmayacağı, yargılamanın daha fazla bu kararın beklenilmesi ile uzamasının gerekli olmadığı değerlendirilmiş ve ara karardan dönülmesi bu talep yönünden de gerekmiştir.
TTK madde 555/1’de belirtildiği üzere davacının şirket ortağı olması halinde dahi açtığı davada tazminatın şirkete ödenmesi talep etmesi gerektiği, bunun bir dava şartı olduğu, oysa davacının davalılara yönelik açmış olduğu davada tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiği, bu hali ile davasının diğer dava şartları yönünden eksik bulunduğu anlaşılmış ve böylece davalılar yönünden açılan davanın diğer dava şartı yokluğundan HMK Mad. 114/2, 115/2 Maddeleri gereğince usulden REDDİNE karar verilmesi gerekmiştir.
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NİN 2016/666 ESAS 2017/436 KARAR SAYILI DOSYASI yönünden yapılan incelemede de, yine yukarda açıklandığı üzere davacının, davalıların yapmış olduğu işlemlerin müflis şirketin zararına sebep olduğu belirtilerek oluşan zararın kendisine ödenmesini istemiş olduğu bu davada da, TTK madde 555/1 gereği zararın şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği, bunun bir dava şartı olduğu ancak buna uygun dava açılmadığı görülmüş ve böylece, Davanın diğer dava şartı yokluğundan HMK Mad. 114/2, 115/2 Maddeleri gereğince usulden REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ile;
ESAS DOSYA YÖNÜNDEN;
1-Davalılar ... Kayar, ... Boztosun, ... Hızlısoy, ... Erciyes, Müflis ... meyvesuyu gıda san. A.Ş. İflas İdaresi hakkında açılan davanın REDDİNE,
2-Davalılar ... Bankası, ... Bankası, T.C. ... Bakanlığı hakkında açılan davaların diğer dava şartı yokluğundan HMK Mad. 114/2, 115/2 Maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 30,71 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 701,29 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı Müflis ... Meyvesuyu Gıda San. A.ş. İflas İdaresi tarafından karşılanan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Müflis ... Meyvesuyu Gıda San. A.ş. İflas İdaresi verilmesine,
6-Davalılar ... Kayar, ... Hızlısoy, ... Bankası Genel Müdürlüğü, T.C. ... Bakanlığı ve Turkısh Bank Anonim Şirketi kendilireni bir vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca1.798,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine,
7-Davalılar ... Erciyes, ... Boztosun, Müflis ... Meyvesuyu Gıda San. A.ş. İflas İdaresi kendilerini vekille temsil ettirmediklerinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NİN 2016/666 ESAS 2017/436 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davanın diğer dava şartı yokluğundan HMK Mad. 114/2, 115/2 Maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 303,98 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 428,02 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konu hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar ... ve Turkısh Bank Anonim Şirketi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden takdir edilen 17.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine,
7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/04/2026