İtirazın İptali

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda;

Davacı, davalının davacıya devredilen ... bank TAŞ ile bireysel kredi sözleşmesinin imzaladığını; ... numaralı visa kartını kullandığını; kredi kartından doğan borcunu ifa etmediğinden Bornova ... Noterince 13/06/2001 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarnamenin çekildiğini; borcun ödenmesi istenmiş ise de davalı tarafından borcun ödenmediğini; bunun üzerine İzmir ... İcra Dairesi 'nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatılıp bu takipten sonuç alınamadığını; ... bank 'ın davacıya devrinden sonra İzmir .... İcra Dairesi 'nin ... sayılı takibe davalının itirazı üzerine takibin durması üzerine takibin kaldığı yerden devamını; davalı borçlunun işbu haksız itirazı nedeniyle alacağın % 20 'sinden aşağı olmayan oranda icra inkar tazminatı ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap vermemiş ise de ön inceleme duruşmasındaki beyanında borcu ödediğini; itiraz dilekçesi ile birlikte ödeme makbuzlarını sunduğunu, bildirmiştir.

bankacılık işleminden kaynaklanan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
...na devredilen ... bank TAŞ ile davalı arasında bireysel kredi sözleşmesinin akdedildiği ve davalıya kredi kartının verildiği; kredi kartını kullanmasından dolayı davalının icra takip tarihi itibariyle davacıya borçlu olup-olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, taraflar arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesi nedeniyle, davalının kart hamili olduğu sözleşmede, davanın 27/01/2017 tarihinde açılmış olması nedeniyle 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında olup-olmadığının tespiti gereklidir.
Buna göre konuya ilişkin yasal düzenlemeye bakıldığında, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kenar başlığı “KAPSAM”olan 2.(1) maddesinde aynen” Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.”şeklinde olup,aynı yasanın kenar başlığı “TANIMLAR” olan 3.maddesinin (1) fıkrasının tüketiciyi tanımlayan k bendinde aynen”k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,” denilmek suretiyle,aynı fıkranın tüketici işlemini tanımlayan l-bendinde ise aynen;”l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere HER TÜRLÜ SÖZLEŞME VE HUKUKİ İŞLEMİ,” şeklinde açıklama yer almış olup ve aynı yasanın “TÜKETİCİ MAHKEMELERİ”nin görev kapsamını belirleyen Madde 73 – (1) fıkrasında ise aynen; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” denilerek yargı alanı açıklanmıştır.
Yine aynı kanunun “diğer hükümler” kenar başlıklı 83.md.de aynen- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.
(2)Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” şeklindedir.
Bu yasal düzenlemelerin dışında, aynı konuda yargısal uygulamalara ilişkin olarak Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 03/04/2014 tarih ... – ... sayılı içtihadında özetle; ''...Sonuç olarak; 01.10.2011 tarihine kadar olan dönemde bankalarca kredi kartı hamilleri aleyhine açılan ve yukarıdaki istisnalar dışında kalan davalarda görevli mahkeme, dava değerine göre genel mahkemeler sıfatıyla sulh veya asliye hukuk, bu tarihten sonraki davalarda ise 6100 sayılı HMK’nun 2/1. maddesi uyarınca dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir. Nitekim yukarıda tarih ve numarası yazılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Kuşkusuz, 28.11.2013 tarihli ve 28835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği öngörülen 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra oluşacak banka kredi kartı uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, anılan kanunun 3/1-k-j,4/3,73/1, 83/2 ve geçici 1. maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenmelidir.
Mahkemece, açıklanan görev hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek somut olayda dava tarihi dikkate alındığında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeden tüketici mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir...'' şeklinde karar vermiştir.
Görüldüğü üzere, 6502 sayılı TKHK'nin yürürlüğe girdiği tarih olan 23/05/2014 tarihinden evvel kredi kartı veya banka kartı çıkaran bankalarca veya finans kuruluşlarınca açılan davalarda davaya bakma görevi genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesine ait olup, 23/05/2014 tarihinden sonra ise bu şekilde açılacak davalara bakma görevi tüketici mahkemelerine ait olacaktır. Bu kuralın tek istisnasını ise, kredi kartının hamilinin ticaret şirketi olması veya kartın kurumsal bir kart olması halinde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olacağı hususu oluşturacaktır.
İddia, dosya içerisindeki tüm delil ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacı tacir olsa da davalı gerçek kişinin tacir olmadığı; davalının mesleki veya ticari amaçla hareket etmediği dolayısıyla davalının banka ile yaptığı bankacılık işleminin tüketici sözleşmesi işlemi olduğu açıktır.
Hal böyle olunca somut olayda 6102 sayılı TTK 'nun 4 (1) md. belirtilen her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili niteliğinde olmadığı gibi a bendinde belirtilen TTK 'nda düzenlenen bir uyuşmazlık olmadığı; yine c, d, e ve f bentlerinde sayılan nitelikte uyuşmazlıklar arasında yer almadığı yine uyuşmazlığa konu davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık özel bir yasa hükmünün de bulunmadığı gibi tam aksine 6502 sayılı TKHK 83 md hükmü gereğince özel bir yasal düzenleme ile bu davaya bakma görevi tüketici mahkemelerine ait olduğu belirtildiğinden davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp davanın 6502 sayılı TKHK 'nun yürürlük tarihi olan 28/05/2014 tarihinden sonra açıldığı da gözetilerek İzmir Tüketici Mahkemelerine aittir.
Görev konusu 6100 sayılı HMK 'nun 114(1)-c, 115/(2), 138(1) maddeleri gereğince dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması; davanın her hal ve safhasında inceleme yapılarak karar verilmesi mümkün olduğu tespit edilmiştir. Hal böyle olunca dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle
Davacı tarafından davalıya karşı bankacılık işlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine dayalı itirazın iptali davası mahkememizde açılmış ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın, bankacılık işlemlerinden kaynaklandığı ve davalının sıfatının tüketici olduğu dikkate alındığında dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1,4-3,73/1, 83/2 maddeleri uyarınca davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 20,114/1-c, 115-2 maddeleri gereği görev yönünden usulden reddi ile, Mahkememizin görevsizliğine,
HMK 'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi İzmir Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair davacı vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.12/01/2018