İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle ; Müvekkili ... bank AŞ ... Şubesi ile borçlu ... ve müşterek ve müteselsil kefil ... arasında imzalanan 23.05.2013 tarihli 65.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesine binaen kredi kullandırıldığını, genel yetki yeri İzmir olarak belirlendiğini, kullanılan kredilerin geri ödemelerinde aksama sebebiyle Marmaris .... Noterliğinin 30.10.2014 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile gönderildiğini, ihtarın borçlulara tebliğ edildiğini, tebligata rağmen ödeme yapamayan borçlular hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyasında 4.960,50 TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığını, asıl borçlunun takibe itiraz etmediğini, ancak kefil ... böyle bir borcu olmadığı iddiası ile kötü niyetle itiraz ettiğinden takibin durduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, İİK 67 maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Uyuşmazlığın tespiti; Davacı banka ile dava dışı ... arasında 23.05.2015 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalının sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığı noktalarında kaynaklanmaktadır.
Dava, Davacı banka ile davalının müteselsil kefil olarak imzalamış olduğu, 23.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK.67.maddesi gereği iptali istemine ilişkindir.
İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde ; alacaklı ... bank AŞ ... Şubesi tarafından borçlu ... ve ... aleyhine anapara ve faiz olmak üzere toplam 4.960,50 TL üzerinden (örnek no: 1 ve 7) ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu davalı’ya 03.02.2015 tebliğ edildiği, borçlu ...'ın 05.02.2015 tarihindeki ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, eldeki davanın 29.04.2016 tarihinde yasal bir yıl içinde açıldığı anlaşılmıştır.

İcra dosyası, sözleşme ve dosya kapsamı.
Mahkememizce 20.12.2016 tarihinde "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583.maddesinde; kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu, yine 584.maddesinde; eşlerden birinin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının mecburi olduğu belirtilmiştir.
Bu yasal düzenleme sonucunda somut olaya bakıldığında; 23.05.2013 tarihinde düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesini davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, mahkememizce çıkarılan nüfus kayıtlarına göre sözleşme tarihinde ...'ın evli olduğu, eşinin de rızasının alınmadığı, dolayısıyla anılan sözleşmedeki kefaletin geçersiz olduğu ve geçersiz olan sözleşmeden dolayı davalının borçtan sorumlu olamayacağı anlaşıldığından" gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin .... Hukuk Dairesi tarafından kaldırılması üzerine bilirkişi incelemesi yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.

Davacı ve vekili kararı istinaf ederken temyiz dilekçesine eklemiş olduğu sözleşmede davalının eşinin kefalette rızasının olduğu görülmüştür.
Banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu 20.11.2017 tarihli raporda özetle; davacı banka ile dava dışı ... arasında 23.05.2013 tarihinde imzalanan 65.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'ın sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmeye istinaden taksitli ticari kredi kullandırıldığı, dava dışı ...'ın ödenmeyen kredi borçlarından dolayı kefil olan davalı olan ...'a 06.11.2014 tarihinde ihtarname keşide edildiği, verilen üç günlük sürenin sonunda davalının 10.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihi itibari ile 4.165,38 TL asıl alacak, 91,88 TL işlemiş faiz ve 4,59 TL BSMV olmak üzere toplam 4.261,84 TL davalının davacıya borcunun bulunduğu belirlenmiştir.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Davacı banka ile dava dışı ... arasında 23.05.2013 tarihinde Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme limitinin 65.000,00 TL olduğu, sözleşmeyi davalının kefil sıfatı ile imzaladığı ve davalının eşinin rızasının alındığı, dolayısıyla davalının kefalet sözleşmesinden sorumlu olduğu, dava dışı ...'ın davacı bankanın tahsis etmiş olduğu ticari kredi taksitlerini ödememesi üzerine hesabın kat edilerek davalının 10.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, benimsenen bilirkişi raporuna göre kredi sözleşmesinden kaynaklı davalının davacıya 4.165,38 TL asıl alacak, 91,88 TL işlemiş faiz ve 4,59 TL BSMV olmak üzere toplam 4.261,84 TL borcunun bulunduğu ve bu borcu ödediğini yasal kanıtlarla kanıtlayamadığı anlaşılmakla, bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

İtirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için usule uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Söz konusu tazminat, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Ayrıca takibe konu alacağın likit olması gerekir. Borçlu tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Somut olayda davacı, ödenmeyen krediye dayalı olarak icra takibi yapmıştır. Bu nedenle borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumdadır. Bu sebeple kabul edilen miktar üzerinden % 20 inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Öte yandan, davalının sözleşme uyarınca takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden % 40 oranında temerrüt faizinden sorumlu olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Her ne kadar kısa karar hükmünün ikinci bendinde kabul edilen 4.165,38 TL üzerinden % 20 inkar tazminatına hükmedilmiş ise de, maddi hata olarak bu hususun kısa kararda yazıldığı, doğrusunun kabul edilen 4.261,84 TL olduğu, gerekçeli kararda bu hususun düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle:

1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İzmir ... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 4.165,38 TL asıl alacak olmak üzere toplam 4.261,84 TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine, asıl alacak olan 4.165,38 TL üzerinden yıllık % 40 temerrüt faiz yürütülmesine,
İcra takibinden sonra davalı tarafından ödenen 1.000,00 TL'nin kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce mahsubuna,

2- Kabul edilen 4.261,84 TL üzerinden %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3- Davacı tarafından peşin yatırılan 59,92 TL harcın alınması gerekli 291,12 TL nispi harca mahsubu ile eksik kalan 231,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,

4- Davacı tarafından yapılan 93,42 TL Harç ve dosya gideri, 10 tebligat gideri 111,00 TL, dosya gönderme ücreti 40,00 TL ve 370,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 614,42 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 527,82 TL‘nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nisbi 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

6-Kararın kesinleşmesinden sonra kalan avansın taraflara ödenmesine,
Dair, davacı vekili hazır olduğu halde verilen kararın davacı vekili ve davalıya tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf - temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi 30/01/2018