İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili, mahkememize verdiği 22/09/2017 tarihli dilekçesinde; Müvekkil ile ... Beton ve Yaş Sıva San. Ve Tic. A.Ş. arasında 03/03/2008 ve 17/05/2010 tarihinde iki adet sözleşme akdedildiğini, 03/03/2008 tarihli sözleşme kapsamında yüklenici şirket ... Parselde kayıtlı arsada yapılacak olan 14 blok, 248 daireli sitenin “beton temini ve yerine dökme işi” ni akdedilen sözleşmelere uygun bir biçimde bitirmeyi taahhüt ettiğini, 20.11.2009 tarihinde davalı ile bir tutanak düzenlendiğini, bu tutanağa göre betonun geliş süreleri ve sıklığı, bunun istenilen düzeyde olmaması, beton kıvamında mikserler arasında farklıklar olması hususlarının tespit olunduğunu, davalı tarafın, sitenin prefabrike sistem otoparkının prefabrike imalatının yapılmasını da taahhüt ettiğini, ancak yapılan tüm bu işlerde ayıplar meydana geldiğini, davalı tarafın sorumluluğundaki yapımdan kaynaklı (gizli) ayıpların mevcut olduğunu, davalı tarafın işbu ayıpların giderim ve onarımına yönelik, ... Endüstriyel Zemin Çözümleri Firması ile anlaşma yapıldığını ve davalı ad ve hesabına ayıpların giderilmeye çalışıldığını, yüklenici davalı firmanın, edimlerini yerine getirdiğini beyan edip teslim ettikten sonra gerek müvekkili kooperatifin gerekse de diğer yüklenici firmaların incelemesi sonucunda sözleşmede belirtilen hususlara uygun yapılmayan birtakım imalatların olduğunu ve işbu eksikliklerin site inşaatını olumsuz yönde etkilediğini, yüklenici şirket tarafından imalatlardaki işbu eksiklik ve ayıplardan ötürü müvekkili kooperatifte yüklenici şirketin yapmış olduğu betonlarda yarıklar oluştuğunu, halen yüklenici tarafından yapılan işbu imalat hatalarının devam etmekte olduğunu, söz konusu yarıklar sonucu su sızmalarının olması ve başka sorunlar yaşanmasından dolayı müvekkili kooperatifin mağduriyetinin doğduğunu, müvekkil kooperatifte davalı tarafın ayıplı imalatları dolayısıyla her gün yeni bir zarar meydana geldiğini, bu durumun ise müvekkil kooperatifçe belirlenebilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda belirsiz alacak davası açma zarureti hasıl olduğunu, ayrıca bu hususlara ilişkin olarak İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası ile bir delil tespiti yaptırıldığını bu tespitin müvekkilinin zararını tam ve eksiksiz olarak ortaya koyduğunu belirtmiş, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki gereği ayıplı imalatlar dolayısıyla müvekkilin uğramış olduğu zarara ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL’nin mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize verdiği 12/10/2017 tarihli cevap dilekçesinde; Kooperatifin tacir olmaması sebebiyle davanın ticari dava olmadığını, mahkemenin görevsiz olup, davanın bu yönden reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin belirlenebilir olduğunu bu sebeple eksik harcın tamamlanması gerektiğini, davacı tarafça sonradan sunulacak delillere muvakafat etmediklerini, taraflar arasında 03/03/2008 tarihinde beton temini ve dökme işi için sözleşme imzalandığını, sözleşme ile müvekkilinin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sonrasında davacının ... Yapı Elamanları İnşaat A.Ş ile 17/05/2010 tarihinde prefabrik betonarme otopark yapım sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin edimlerine yerine getirmesine rağmen davacı tarafça eksik ödeme yapıldığı için İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... ve ... esas sayılı dosyaları ile icra takipleri başlatıldığını, takip sürecinden sonra taraflar arasında anlaşma sağlandığını ve 03/12/2014 tarihinde ibra sulh protokolünün imzalandığını ve bu protokol doğrultusunda sözleşmesel ilişkinin sona erdiğini ancak davacı tarafça yaklaşık 7 yıl geçmesinden sonra müvekkili hakkında beton ve prefabrik sistemde hatalar olduğu ve bu hataların 3. kişiye yaptırılması sebebiyle zarar meydana geldiğinden bahisle dava açıldığını, İzmir ... ATM nin ... d.iş sayılı dosyası ile alınan tespit raporunun müvekkiline tebliğ edilmediğini, taraflarar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olmayıp satış sözleşmesi olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, satılan betonlarda herhangi bir ayıp bulunmadığını, aksi düşünülse bile davacının süresinde ayıp ihbarı olmadığını tarafların birbirini ibra ettiğini belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça, taraflar arasında 03/03/2008 ve 17/05/2010 tarihli iki adet sözleşme akdedildiği, sözleşme doğrultusunda ayıplı imalat yapıldığı ve bu ayıplı imalat doğrultusunda zarara uğranıldığından bahisle zararın giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açılmış ise de; Davanın yasal dayanaklarının 6098 sayılı TBK' da düzenlenen Satım Sözleşmesi ile Eser Sözleşmesi hükümleri olduğu dolayısıyla mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı,dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapıldığı, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, davacı ....'nin dolayısı ile davanın taraflarından birinin tacir sıfatına haiz olmadığı bu hususlar göz önüne alındığında davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği, Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 sayılı yasanın 2. Maddesi ile 6102 sayılı yasanın 5. Maddesinin değiştirildiği, bu değişiklik sonucu, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağının belirlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı içerisinde kalıp, mahkememizin görev alanı içerisinde olmadığı, görev hususunun kamu düzeni ile ilgili dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmasının ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Taraflardan birinin HMK' nın 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına,"
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.13/02/2018