İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi;
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete 21/03/2014 tarihinde 9.000,00 TL işsizlik teminatlı gelir koruma sigortası poliçesi yaptırdığını, müvekkilinin 10 yıla yakın zaman çalıştığı işinden şirket ve ekip içi uyumsuzluk gerekçesi ile çıkarıldığını, poliçe kapsamında işsizlik maaşını alabilmek için gereken evrakları toplayarak davalıya başvurulduğunda ise olumsuz cevap alındığını, müvekkilinin işsizlik maaşının tahsili için icra takibine geçtiğini, davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu itirazın kötüniyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava konusu poliçe kapsamında ödenecek istek dışı işsizlik teminatına ilişkin olduğu için davacının dava dışı işvereni ile iş akdinin sona erme nedenlerinin inceleneceği işe iade davasının bekletici mesele yapılmasının rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için zorunlu olduğunu, davacı tarafın iş akdinin, dava dışı işvereni tarafından geçerli nedenle feshedildiğini, geçerli nedenle fesih halinin poliçe kapsamında olmadığını, davacı tarafın TTK m 1448 hükmü gereğince zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, zarar sigortalarında zenginleşme yasağı ilkesinin geçerli olduğunu, davacının işsiz kalmasından doğan zararını ... kapsamında aldığını ikrar ettiğini, davacının zenginleşme yasağı çerçevesinde müvekkilinden herhangi bir ödeme almasının mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sigorta poliçesinin kapsamında geçerli haklı nedenle fesih hallerinin bulunmadığını açıkça bilmesine rağmen müvekkili aleyhine icra takibi başlattığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle iş mahkemesinde görülen işe iade davasının bekletici mesele yapılarak sonrasında davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Gelir Koruma Sigortası Poliçesinden kaynaklanan takibe itirazın İİK 67 madde gereğince iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
İzmir ... Tüketici Mahkemesinin 27/12/2016 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararında; "...Davanın poliçeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, .... Davacının mesleki faaliyetinden kaynaklandığından ve 6502 sayılı kanun kapsamında bir tüketici işlemi bulunmadığından görevli mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu..." gerekçesi ile dosya Mahkememize gönderilmiştir.
6502 sayılı TKHK"nın 1. maddesinde ;
"Bu Kanun"un amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir."
2. maddesinde ;
"Bu Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüyle kanunun kapsamı belirlenmiştir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi;mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
6502 sayılı yasanın 83. maddesi "Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. " şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı, davalı şirkete 21/03/2014 tarihinde 9.000,00 TL işsizlik teminatı gelir koruma sigorta poliçesi yaptırmış, daha sonra 12/12/2014 tarihli fesih bildirimi ile çalıştığı işyerinden çıkarılmıştır. Poliçe kapsamında işsizlik maaşını alabilmek için davalı şirkete başvurusu neticesinde olumsuz cevap alması üzerine başlattığı takip davalı borçlunun itirazı ile durmuştur.
Her ne kadar 'sigorta poliçesi' TTK da düzenlenmiş ise de, 6502 sayılı yasa 83.madde düzenlemesi karşısında davalı sigortacı ile davacı sigorta ettiren arasındaki ilişki 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici işlemi olarak nitelendirilmiştir. 6502 sayılı yasanın 3(k) maddesine göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, davacının mesleki bir amaçla hareket etmeyen gerçek kişi olması karşısında tüketici olarak kabul edilmesi ve tüketici işlemi olarak değerlendirilen sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.(Y.... H.D....E....K, ...E. ...K.)
Açıklanan nedenlerle uyuşmazlık konusu mahkememizin görevine girmediğinden, davalı aleyhine açılan davada; "görev " dava şartı yokluğundan HMK.1,114/1-c, 115/1-2,6502 sayılı Yasa"nın 1,2,3,73,83,6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın davanın usulden reddine, İzmir ... Tüketici Mahkemesi ile Mahkememiz arasında aynı dava hakkında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan öncelikle yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne yollanmasına, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı aleyhine açılan davada; "görev " dava şartı yokluğundan HMK.1,114/1-c, 115/1-2,6502 sayılı Yasa"nın 1,2,3,73,83,6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın Usulden Reddine,
Kararın kesinleşmesi ve HMK"nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir ... Tüketici Mahkemesi"ne gönderilmesine,
İzmir ... Tüketici Mahkemesi ile Mahkememiz arasında aynı dava hakkında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne yollanmasına,
HMK'nın 323. ve 331/2. maddeleri gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine,
Dair karar, HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerinin yüzlerine karşı verildi, açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/02/2018