İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 10/07/2017 tarihli dilekçe ile, davalı borçlu ... A.ş. 'nin davacı ... Şti. 'den muhtelif ürünler satın alındığını, bu malzemelerin kendisine teslim edildiğini ancak davalı cari hesaba ilişkin 11.747,58 TL borcunu ödemediğini, bunun üzerine alacağını tahsil edemeyen davacı adına, davalı borçlu hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile cari hesaba dayalı olarak genel haciz yolu ile takip yapıldığını, davalı borçlunun 20/06/2017 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, böylece mevcut borcunu ödemede zaman kazanmaya çalıştığını, bu itirazın haksız ve ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan sebeplerle davalı borçlunun 11.747,58 TL tutarındaki alacağa ilişkin olarak genel haciz yolu ile takip başlatılılan İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine karşı yapılmış olan borca itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ eidlmiş, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davalının davacı şirkete ödenmemiş her hangi bir borcunun bulunmadığını, davalının elinde alacaklı şirketin hatalı ve kusurlu imalatı ile satamadığı ve alacaklının gelip iade alması gerekirken almamış olduğu redüktörler bulunmakta olduğunu, bu redüktörlerden ötürü davalının her hangi bir borcunun bulunmadığını, açıklanan nedenlerle, davanın reddine, davacının %20 'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmeisnin istendiği görülmüştür.
Davacı şirket tarafından davalıya satılan ürünlerin olduğu ve taraflar arasında cari hesap bulunduğu, davalının teslim alınan mal bedellerini ödemediği iddiası ile davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde takibe konu borcun takipten önce ödendiğini ve davalı elinde davacı şirketin hatalı ve kusurlu imalatı ile satamadığını beyan ettiği ve iade alması gerektiğini iddia ettiği ürünler bulunduğunu beyan ettiği, bu sebeplere dayanarak takibe ve borca itiraz ettiği, dava dilekçesine verilen yanıtta ise yine aynı sebeplere dayanıldığı görülmüştür.
Davacı ve davalı taraftan, dava konusu edilen alacağın dayanağı olan kayıt ve belgeler ile ticari defter ve kayıtların dosyaya sunulması istenmiş, bilhassa davalı tarafça icra takibine itiraz dilekçesinde davalıya teslim edilen ürünlerden bir kısmının ayıplı olduğu beyan edildiğinden ayıba ilişkin olarak usulüne uygun şekilde davacıya ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığına dair bilgi ve belgelerin ve buna ilişkin delillerin sunulması istenmiş, davalı tarafça itiraza konu edilen hususlarda herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Davacı tarafça davacıya ait ticari defter ve kayıtların dosyaya sunulduğu anlaşılmış, dosya, davacı tarafça talep edilen alacağın davacı defterlerinde mevcut olup olmadığı, buna ilişkin işlemlerin tamamlanıp tamamlanmadığı, alacağın varlığı ve niteliği yönünden ferileri ile birlikte incelenmesi hususlarında ayrıntılı rapor düzenlenmesi için SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, raporun düzenlenerek taraflara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporun yapılan incelemesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespit edildiği, davacı nezdinde tutulan defterlere göre davalı tarafın cari hesap borç bakiyesinin 10.717,58 TL olduğunu tespit edildiği, buna ilişkin olarak malların teslimi hususunda düzenlenen irsaliyeli faturaların incelemesi sonucunda bir kısım faturalarda imza olmaması nedeni ile bu faturalar yönünden indirim yapıldığı görülmüştür.
Dosyada öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken husus davalı tarafça teslim alındığı ve kendi ukdesinde bulunduğu konusunda kabul beyanı olan ürünlerde ayıp olduğu iddiasında bulunulması nedeniyle bu hususun davacı tarafa usulüne uygun şekilde, süresinde bildirilip bildirilmediğine dair bilginin var olup olmadığı yönündedir. Yapılan incelemede davalı tarafa verilen süreye rağmen yanıt dilekçesinde belirtilen ve davalının elinde olduğu beyan edilen davacı şirketin hatalı ve kusurlu imalatı ile davalının elinde olan ve davacının iade alması gerekirken alınmadığı beyan edilen redüktörlere ilişkin olarak davacı tarafa usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulduğu yönünde herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Davalı taraf vekilinin beyanları dikkate alındığında davacı tarafından davalı şirkete satıldığı ve davalı şirket tarafından teslim alındığı konusunda herhangi bir ihtilaf olmayan ürünler yönünden teslim alınan ürünlerde var olduğu iddia edilen ayıp nedeniyle satışının gerçekleştirilmediği yönündeki iddianın davalı tarafça ispatlanması gerektiği, bu yönden ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu, ancak davalı şirket elinde bulunduğu beyan edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin bilgilendirmenin yapıldığına dair herhangi bir delilin dosya içinde bulunmadığı, bu nedenle ürünler yönünden davacı tarafın bedelini talep etme hakkının doğduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı tarafından davalı tarafa satışı gerçekleştirilen ürün bedellerinin cari hesaba dayalı olarak ödenmediği gerekçesi ile davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiği, itirazın iptali istemi ile Mahkememizde iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça icra takibine itiraz edilirken takibe konu borcun takipten önce ödendiği hususunun ve davalının elinde bulunan ve alacaklı şirketin hatalı ve kusurlu imalatı ile satılamadığını iddia ettiği ve davacının iade alması gerektiğini beyan ettiği ürünler bulunduğu, bu gerekçe ile de bu ürünlerden dolayı davalının herhangi bir borcunun olmadığının beyan edildiği, itiraz edilen hususların açılan dava da verilen yanıt dilekçesi ile tekrar edildiği, ürünlerin ayıplı olduğuna dair hususun ve ayıp ihbarının süresinde davacıya iletildiği hususunun davalı tarafından ispatlanması gerektiği, davalı tarafa bu konuda delillerini sunması için verilen süreye rağmen herhangi beyan veya delil ileri sürülmediği, davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre de, davacının icra takibine konu edilen bedel kadar davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, her ne kadar bilirkişi tarafından irsaliyeli faturalarda imza olmayan bir kısım faturalar yönünden teslim hususunun ispatı gerektiği belirtilmiş ise de, davalı tarafından bu konuda herhangi bir ihtilafın ileri sürülmediği, bu nedenle icra takibine konu edilen bedel kadar alacaklı olduğunun kabulü ile itirazın haksız olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu edilen alacağın niteliği itibariyle likit olduğu, bu nedenle inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
Davalının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında itirazının iptaline,
Takipten sonra yapılan ödeme düşülmek sureti ile bilirkişi tarafından tespit edilen 10.717,58 TL alacak üzerinden takibin devamına,
İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne,
İcra takibine konu edilen alacak üzerinden hesaplanan %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Kabul edilen bedel üzerinden hesaplanan 732,11 TL harçtan, peşin alınan 141,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 590,23 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden vekilin harcadığı emek ve mesaiye karşılık yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan 228,48 TL başvuru harcı, 450,00 TL Bilirkişi ücreti, 125,00 TL tebligat ve yazışma gideri olmak üzere toplam 803,48 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar kesinleştiğinde artan gider avansının taraflara ödenmesine,
Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/05/2018