İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı ... vekilinin 09.10.2017 harç tarihli dilekçesinde; müvekkili hakkında davalı ...'ın İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 20.04.2017 vadeli, 3.000,00 TL ve 20.06.2017 vadeli 3.000,00 TL bedelli senetlere istinaden takip yapıldığını, müvekkilinin bu senetleri ...'ye bedeli malen alınmıştır kaydıyla yazarak verdiğini, ancak ...'nin malları getirmediğini, bu mallara ilişkin fatura da kesmediğini, senetleri iade etmeden öldüğünü, ancak bu senetleri hiç tanımadığı ...'ın takibe koyduğunu belirterek takibin tedbiren durdurulmasına ve bu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının ihtiyati tedbir talebi icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olmakla İİK m.72/3 fıkra gereğince alacak bedelinin tamamının icra veznesine depo edilmesi ve %15 teminat mukabilin İİK m.72/3 gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmiştir
Bu karar uygulanmamıştır.
Davalı ... vekilinin 27.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde; davacı borçlunun keşide ettiği 20.04.2017 vadeli 3.000,00 TL bedelli 20.06.2017 vadeli 3.000,00 TL bedelli iki adet bonoya dayalı olarak davacı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yoluyla takibe geçtiklerini, davacının senet üzerinde malen kaydı bulunmasına rağmen bu malları almadığını ve borcu olmadığını ileri sürdüğünü, davacı keşideci ile dava dışı lehtar arasındaki hukuki ihtilafın müvekkili ilgilendirmediğini, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, yetkili hamil olan müvekkiline karşı bu iddianın ileri sürülemeyeceğini, keşideci ile lehtar arasındaki şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, bu defilerin ancak hamilin kötü niyetli olması halinde geçerli olduğunu, yani müvekkilinin borçlu aleyhine bile bile hareket ettiğini ispatlaması gerektiğini, bonolarda ciro zincirinde bir kopukluk bulunmadığını belirterek davanın reddi %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 13.12.2017 tarihli replik dilekçesinde; davalının kötü niyetli olduğunu, bu senetlerin müvekkil tarafından mal getirme taahhüdüne dayalı olarak lehtar ...'ye verildiğini, ...'nin malları müvekkiline teslim etmeden öldüğünü, aradan uzun süre geçmesine rağmen senetlerin üzerindeki vade tarihinden çok sonra takibin yapıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu, senetleri neyin karşılığı/nasıl aldığını ispatlaması gerektiğini, senetlerdeki ciroların gerçek ciro olmadığını, davalının bilerek doğrudan senetleri takibe koyduğunu, ölen ...'nin yada davalının defter ve hesaplarında böyle bir kayıt / fatura bulunmadığını belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
dava konusu olan iki adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin davadır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyada yer alan senetler incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Takip alacaklısı ...'ın takip borçlusu ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla 12.09.2017 tarihinde 6.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz ile birlikte 6.443,78 TL üzerinden takibe geçtiği, takip dayanağının düzenleyeni ..., lehtarı ... olan 10.11.2016 düzenleme tarihli ve 20.04.2017 ile 20.06.2017 vade tarihli olan 3.000'er TL bedelli senetlere dayandığı, borçluya ödeme emrinin 04.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine karşı icra hukuk mahkemesinde şikayette bulunmadığı, takibin kesinleştiği belirlenmiştir.
Davacı her ne kadar davalının haklı hamil olmadığı senetlerin lehtarı olan ...'nin malları getirmediği ve fatura kesmediği, bu nedenle bu senetleri kötü niyetli olarak ele geçiren ...'ın senetleri takibe koyduğunu belirtmiş ise de davacı, dava konusu olan 10.11.2016 düzenleme tarihli 20.04.2017 ve 20.06.2017 vadeli senetlerin lehtarı olan ... mirasçılarına karşı herhangi bir dava açmamış ve bu lehtarın senetler karşılığı (malen kaydı bulunan) teslim edilmesi gerekli malları teslim etmediğini, ispatlayacak ve herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır. Mevcut durumda davalı olarak gösterilen ... senet lehtarı ...'den senedi usulüne uygun olarak kambiyo senetlerine mahsus hükümlere uygun olarak teslim alıp ciranta sıfatını kazanmış olup, yargılama sırasındaki beyanından da anlaşılacağı üzere sonraki cirantalar ... ve ...'tan senetleri tekrar teslim almıştır.
Mevcut durum itibariyle takip borçlusu ... haklı hamil durumundadır.
Davacının (eTTK m.599) 6102 sayılı TTK m.686 ve 687'ye göre son hamilin bu senedi ele geçirirken borçlunun zararına (yani lehtarın mal teslim etmediği halde lehtara karşı ileri sürülebilecek şahsi defiden kurtulması için bilerek bu senedi ciro yoluyla kötü niyetli olarak teslim aldığını) bilerek hareket ettiğini ispatlayacak herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Ayrıca davacının ileri sürdüğü definin hamile karşı yani haklı hamile karşı ileri sürülmesi de mümkün değildir. Zira senetten kaynaklanan bir defi değil şahsi bir defi niteliğindedir. Bu nedenle davacının davasının reddi gerekmiştir.
Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin ise İİK m. 72/4'e göre verilmiş olan tedbir kararı davacı tarafça uygulanmamış olmakla, davalı alacaklının takibe devam etme imkanı bulunduğundan alacağı geç almaktan dolayı herhangi bir zararı oluşmayacağından kötü niyet tazminat talebi reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının davasının REDDİNE,
Davalı tarafın kötü niyet tazminat taleplerinin şartı karşılanmadığından reddine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL harcın dava açılışında alınan 102,47 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 66,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/2. maddesine göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekili lehine davalıya verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/05/2018