Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacılar vekili 26.09.2016 harç tarihli İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davada dava dilekçesinde özetle; Davacıların murisi ...'nın ... Şti'nin %49 hisse, davalılardan ...'in ise %51 hisse oranında ortak olduklarını, muris ...'nın 16.05.2016 tarihinde intihar ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ... ile oğlu ...'nın mirasçı olarak bıraktığını, 16.06.2016 tarihinde şirketin tek mal varlığı olan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın, davalı ...'in avukatı olan davalı ...'a gerçek değerinin altında 710.000,00 TL bedelle devredildiğini, şirket ortaklarının imza sirkülerinde taşınır taşınmaz mal alım satımı işlerinde müşterek imzaları ile işlemlerin gerçekleşmesi gerekeceğini, davalının taşınmazı münferiden satma yetkisi olmadığını, yapılan satışın yok hükmünde olduğunu ve satışın muvazaalı olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile şirket üzerine tesciline, mümkün olmadığı takdirde 710.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin 03.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde; Davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, dava konusu şirketin ticaret siciline tescil edilmekle hükmü şahsiyet kazandığını, TTK m.623 ve devamına göre şirket müdürlerinin yetkilerinin düzenlendiğini, bu davayı sadece şirkete temsile yetkili kişinin açabileceğini, davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, şirketin olağan üstü genel kurula davet edilmesi, daha sonrada şirket müdürüne dava açma kararı aldırarak bu davanın açılması gerektiğini, azınlığın doğrudan şirket ortağı müdüre dava açmasının yasal olarak mümkün olmadığını, esas yönünden de satışın mutlak butlanla batıl olduğu iddiasıyla ve muvazaa sebebiyle iptal iddiasıyla dava açıldığını, resmi daireyi temsile yetkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün kandırıldığı iddiasının suç teşkil ettiğini, TTK m.629 ile şirketin temsile yetkili kişilerinin şirket adına işlem yapabildiğini, muvazaalı herhangi bir işlem yapılmadığını, şirketin gelirlerinin giderlerinden düşük olduğunu, 430.000 TL'lik şirket borcunun bulunduğunu, bu nedenle taşınmazın satılması gerektiğini, şirketin avukatı olan diğer davalının satılan taşınmazı rayiç değerden satın aldığını, muvazaa iddiasının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin 20.10.2016 tarihli cevap dilekçesinde; Davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, şirket müdürü davalı ...'in müvekkiline şirketin borçları nedeniyle satacağı taşınmazdan bahsettiğini, taşınmazın 750.000,00 TL bedelle satıldığını, bedelin ödendiğini belirterek davanın reddine ve tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 10.11.2016 tarihli ...'a cevabına karşı cevabında; Müvekkillerinin dava açma yetkilerinin bulunduğunu, TTK m. 596'ya göre müvekkillerinin murisin esas sermaye payına halefiyet yoluyla hak sahibi olduklarını, esas yönünden de bu satışın tamamıyla muvazaalı olduğunu, TTK m.371/2'ye göre şirket temsilcisi davalının mal kaçırmak amacıyla hareket ettiklerini belirtmiştir.
Davacı vekilinin 21.11.2016 tarihli ...'in cevabına karşı cevap dilekçesinde; Eski beyanlarını tekrar etmişlerdir.

davacıların murisi ... ve davalı ...'in ortak olduğu ... Şti.'nin maliki olduğu taşınmazın davalı ...'a devrinin iptali ve yeniden şirket adına taşınmazın tesciline dair davadır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Şirkete ait sicil kayıtları, tapu kayıtları, veraset belgesi, kayyım tayinine ilişkin İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile vekaletnameler incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ve 14.03.2017 tarihli kararla, davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesi gereğince davanın ticari dava niteliğinde olduğu, TTK'nın 5/3. maddesi gereğince ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasında görev ilişkisinin bulunmakta olduğu, bu nedenle davaya bakmakta görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermiş, bu karar İstinaf yoluna gidilmeksizin 26.04.2017 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı taraf 07.04.2017 tarihinde süresinde tahrik dilekçesi vererek dosyanın Mahkememize gönderilmesini talep etmiştir.
Davacının tedbir talebi İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesince 29.09.2016 tarihinde teminatsız olarak kabul edilerek, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerine tedbir kararı verilmiştir.
Davalı taraf bu tedbir kararının kaldırılmasını Mahkememizden 15.05.2017 tarihli dilekçe ile talep etmiştir.

Dava niteliği itibariyle davada dava dışı bulunan ... Şirketine ait taşınmazın diğer davalı ...'a satışının mutlak butlan ve muvazaa nedeniyle iptaline ilişkindir.
Öncelikle davacıların taraf sıfatı yani aktif husumet ehliyeti değerlendirildiğinde; davacıların daha önceki malik olan muris ...'nın mirasçıları olduğu ve TTK m.596'ya göre hisseleri miras yoluyla külli halef sıfatıyla temlik aldıkları ve şirketin bu konuda 3 ay içinde ret kararı vermediği, böylece şirkette %49 hisse sahibi oldukları şirket ortaklığının devri tarihinin muris ...'nın vefatı olan 16.05.2016 tarihinden itibaren gerçekleştiği, dava tarihi itibariyle şirket ortaklarının artık ... mirasçıları olan davacı ... ve ... ile ... olduğu, bu halde şirket ortağının şirket adına şirketi zarara uğratan iş ve eylemlerden dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ve ... karar sayılı 14.12.2005 tarihli kararı ile belirttiği üzere şirketin yetkili temsilcisi olan davalının şirket ortaklarından olan davacıların murisi ... birlikte ortak hareket ederek şirkete ait taşınmazın satımında karar alması ve müştereken atacakları imza ile tapuda devir işlemi yapması gerekliyken bu işlemi yapmadığı için hakkında tapu iptali, tescil ve taşınmazın şirket adına tescilini talep etmiştir.
Buna göre şirket müdürünün kendi aleyhine dava açması beklenemeyeceğinden şirket ortağı olan ...'nın mirasçılarının doğan zarar nedeniyle satışın iptali ve taşınmazın şirket adına kayıtlanmasını isteme hakkının bulunmaktadır.
Somut olayda da davacının dayanağı olan şirket ana sözleşmesinde; şirketin olağan işlerinde her iki ortağın da ayrı ayrı yetkili kılınmasına rağmen şirketin önemli işlerinden olan taşınır/taşınmaz mal alım satımı, ipotek tesis ve fekki, ahzu kabz gibi işlemlerde her iki ortağın müştereken atacakları imza ile şirketin temsil ve ilzam edildiği belirtilmiştir. Ancak somut olayda davalı şirket ortağı bu konuda gerekli kararları almaksızın diğer ortak ...'nın ölümünden sonra 16.06.2016 tarihinde şirketin tek mal varlığı olan taşınmazını 710.000,00 TL bedelle diğer davalıya satmıştır. Limited şirketi müdürünün TTK m. 629/1 gereğince AŞ'ye ait hükümlerin uygulanması gerektiği, bu halde de AŞ hükümlerinde yer aldığı üzere şirketin TTK m. 371 e göre temsilinde müdürlerin şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işlemleri yapmakla yetkili olduğu, kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücu hakkının bulunduğu, temsile yetkili olanların üçüncü kişilerle yaptıkları işlemlerden dolayı şirketin bağlandığını, ancak üçüncü kişinin işletme konusu dışında iş yapıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde bu sonucun doğmayacağı, temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin ticaret sicilde tescil edilmesi ile şirketi birlikte yönetim konusundaki tescil ve ilanların üçüncü kişileri bağlayacağı (TTK m. 371/3), yine TTK m. 370/1 fıkra gereğince esas sözleşmesinde aksi ön görülmedikçe yönetim kurulunun tek kişiden oluşmuyorsa çift imza kuralının zorunlu olduğunun kabul edileceği yer almaktadır. Buna göre davacıların şirket ortağı olan diğer davalı olan ...'in taşınmazı devrettiği, ...'ın avukat olması nedeniyle devrin geçerli olup olmadığını ve şartlarının ne olacağını bilebilecek durumda olacağı belirlenmiştir. Yani şirketten mal devralırken şirketin tek yetkilisinin diğer davalı olup olmadığı, bu yetkiye istinaden hareket edip etmediği ve şirketin tek mal varlığı olan taşınmazın devri nedeniyle şirketin zarara uğraması söz konusu olabileceğinden TTK m.538 gereğince önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğu ve bu genel kurul kararının da TTK m. 421 gereğince nitelikli çoğunluk ile sağlanması gerektiği yer almaktadır.
Bu halde davacıların murisi olan ...'nın ölümü ile diğer davalı ortak ... ile birlikte hareket ederek toplantı yapılması ve nitelikli çoğunlukla bu kararın alınması halinde satışın geçerli olması söz konusu olabilecektir.
Mahkememizce yapılan keşif ve keşif de dinlenen tanıklar ve bilirkişi incelemesinde dava konusu taşınmazın muris ... ile davalı ... kurduğu şirkete ait olduğunu, murisin bir takım borçlarının bulunduğunu, ... bayisi açıp işletemediğini ve kapatmak zorunda kaldığını belirtmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporlarında bilirkişi ...ın 18.04.2018 tarihli raporunda taşınmazın satış tarihindeki değerinin 1.385.000,00 TL dava tarihi itibariyle ise 1.393.000,00 olduğunu belirtmiştir.
Diğer bilirkişi SMM ... in 24.04.2018 tarihli raporunda ... Ltd defter ve kayıtlarının incelendiği, 2012/2013/2014/2015/2016/2017 yıllarında ilişkin defterlerde açılış kaydının bulunduğu ve kapanış kayıtlarının yapıldığı, söz konusu taşınmazın ... a 710.000,00 TL bedelle satıldığı, 13.06.2016 tarihli 4451 faturanın düzenlenip yevmiye defterine kaydedildiği, bu bedelin davalı ... in hesaplarına aktarıldığı, bu hesaplarda 439.359,66 TL tutarın ... nolu hesaba 270.640,34 TL bedelli kısmında ... hesaba aktarıldığı, davalı ... ... nolu hesabına 02.01.2016 tarihinde işlenmiş olan 224.870,75 TL alacak bedelinin muris ... nın ... nolu cari hesabında bulunan alacak bedelinin virman yapılması suretiyle işlenmiş olduğu, 2011-2016 arasındaki cari hesap dökümlerinin dayanağı belgelerin ibraz edilmediği, davalı ... ın 14.06.2016 tarihinde gayrimenkul bedeli olarak 640.000,00 TL para yatırdığı ve 13/06/2016 tarihinde ... ın verdiği 30.09.2016 vadeli 110.000,00 TL bedelli senedin tahsil edildiği, bu senet ve para bedelinin şirket defterlerine kayıtlı olmadığı belirtilmiştir.
Bu raporlara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı itiraz ederek taşınmazın satış bedelinin yüksek belirlendiği, satış tarihinde ki gerçek değerinin 995.000,00 TL olması gerektiği belirtmişlerdir.
Davalılarda cevap dilekçelerinde satışa konu olan taşınmazın şirketin tek taşınmazı olmadığı, başka taşınmazlarının bulunduğu iddiasında bulunmamışlardır. Bu nedenle şirkete ait taşınmazın satışının usulüne uygun olmadığı ve davacıların da taşınmazı satın alan davalı ...'ın bu taşınmazı bilerek satın aldığını iddia etmeleri, Mahkememizce de yapılan yargılamada elde edilen delillerle, davalı ...'ın bu taşınmazın satışında şirketin usulüne uygun olmadığını bildiği/ bilebilecek durumda olduğu tespit edildiğinden gerek TTK'da yer alan temsile ilişkin sınırlama hükümleri ve gerekse üçüncü kişi olan bu davalının durumun gereğinden şirkete ait tek taşınmazın satılması ile şirketin iştigal alanının ortadan kalkacağı ve bunun da mutlaka şirket ortaklarının nitelikli çoğunlukla alabilecek bir karara dayanması gerektiğini bilebileceğinden davanın kabulüne ve taşınmazın şirket adına tesciline karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının davasının KABULÜ ile,

Dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Mevki, ... Ada, ... parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın ... Şti adına tapuya kayıt ve tesciline,
Kısa kararın bir örneğinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gönderilmesine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 48.500,10 TL harcın dava açılışında alınan 12.125,03 TL'nin mahsubu ile eksik 36.375,07 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 29,20 TL, peşin harç 12.125,03 TL ile yazışma ve tebligat gideri 323,90 TL, keşif harcı 253,80 TL, keşif/taksi ücreti 250,00 ve bilirkişi ücreti 750,00 TL olmak üzere toplam 13.731,93 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1 maddesi ile belirlenen 43.950,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/05/2018