İtirazın İptali

Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 25/05/2017 tarihli dilekçe ile, davacı banka ile davalı şirket ve kefil olan diğer davalı gerçek kişi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu krediye bağlı olarak ... numaralı kredili mevduat hesabı açılarak, kredi tahsis edildiğini, borçluların bu sözleşmeye bağlı kullandırılan Kredili Mevduat Hesabı borcunu ödemediğini, bu nedenle hesabın kat edildiğini ve İzmir ... Noterliği aracılığıyla 21/12/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ihtarnamede davalı şirket ile birlikte kefile kredili mevduat hesabı nedeniyle 31.112,90 TL borçlu olduklarının ve söz konusu borcu ödemeleri hususunun bildirildiğini, ancak bu ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, İzmir ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalılar tarafından süresinde itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalıların kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle davalılar tarafından İzmir ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız yere ve kötü niyetle yapılan itiraz nedeyle davalıların İİK Md. 67 gereğince %20"den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.

Dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş, davalı ... tarafından verilen dilekçe ile, davalı şirketin davacı ile kredi sözleşmeleri imzaladığını, ancak şirkete kullandırılan kredi hesaplarının haksız yere kat edildiğini, imzalanan kredi sözeşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını ancak, kefaletin Türk Borçlar Kanunu'nun aradığı şartlara uygun olamadığını, şirket tarafından kullanılan krediler karşılığı davacıya ciro edilen çek ve senetlerin davacının elinde olduğunu, bu çek ve senetlerin tahsilatları ve ödeme devam etmekte iken, borcun muaccel ve belirgin olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, davaya konu edilen borç tutarı üzerinden hesaplanan faiz miktarının fahiş olduğunu, uygulanan faiz oranının da kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan davacı aleyhine redolunan miktarın en az %20'si kadar tazminata hükmedilmesinin istendiği görülmüştür.

İzmir ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilerek dosyamız içine alınmış, dosyanın yapılan incelemesinde alacaklının dosyamız davacısı banka olduğu, borçluların dosyamız davalısı şirket ile dosyamız davalısı ... olduğu, davacı tarafından davalılar aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan icra takibine davalılar tarafından süresinde itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosya, icra takibine dayanak kredi sözleşmesi ve banka kayıtları incelenmek sureti ile icra takibinde gösterilen şekilde her bir davalı yönünden alacağın doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı ve fer'ilerinin hesaplanması hususunda bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 27/03/2018 havale tarihli rapor dosyaya sunulmuş, raporun yapılan incelemesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında 19/03/2008 düzenleme tarihli 5.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, davalı ...'in sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, 6098 sayılı TBK'nun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu kredilerin düzenlendiği tarihin 19/03/2008 olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu ile değerlendirilmesi gerektiği, sözleşmenin kefil bölümünde davalı gerçek kişinin ad, soyad ve imzasının bulunduğu, akdedilen sözleşmenin 41. Maddesinde iş bu "sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil/kefiller, müşterinin bu sözleşmenin 41. Maddesinde herhangi bir sebeple olursa olsun gerek yalnız, gerekse diğer kişilerle aslen veya kefil sıfatı ile borçlandığı veya borçlanacağı bütün meblağları, bankaya karşı 1. madde de yazılı kredi miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üstlenir" dendiği, yani sözleşmenin 1. Maddesine göre 5.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere sorumluluğunun bulunduğu, davalı şirketin 17/01/2017 takip tarihi itibariyle; 3,112,90 TL asıl alacak, 65,40 TL işlemiş faiz, 3.27 TL faizin %5 gider vergisi, 303,38 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 3.484,95 TL'den asıl borçlu sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı gerçek kişinin 3.112,90 TL asıl alacak, 54,50 TL işlemiş faiz, 2.72 TL faizin %5 gider vergi, 303,38 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 3.473,50 TL'den tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı bankanın takip tarihinden itibaren 3.112,90 TL asıl alacağa 5464 sayılı Kanunun 26-3 Madde hükümleri gereğince TCMB tebliğleri ile belirlenen yıllık %30.24 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisini uygulama ve talep yetkisinin bulunduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı banka ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı gerçek kişinin iş bu sözleşmede kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun davalılar tarafından ödenmediği iddiası ile davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalılar tarafından süresinde itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali istemi ile Mahkememizde iş bu davanın açıldığı, davalı gerçek kişi tarafından kefalet hususunun kabul edilmediği ve davanın reddinin istendiği, taraflar arasında imzalandığı konusunda ihtilaf olmayan kredi sözleşmesi ve buna istinaden kullandırılan krediler ile yapılan ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davalı şirket tarafından kullanılan kredi nedeniyle 3.112,90 TL asıl alacak yönünden borçlu olduğu, davalı ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile aynı borçtan sorumlu olduğu, düzenlenen raporun dosyadaki verilere uygun, denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, ayrıca her bir borçlu yönünden faiz başlangıcı ve oranlarının raporda gösterildiği, takip tarihine kadar işlemiş faizin ve faizin gider vergisinin bilirkişi tarafından hesaplandığı, tüm bu hususlar dikkate alınarak davalıların itirazında tespit edilen bedel kadar haksız oldukları, bu bedeller yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, alacağın niteliği dikkate alındığında likit olduğu ve inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalıların itirazlarının kısmen iptaline,
Davalı-borçlu ... Şti. yönünden 3.112,90 TL asıl alacak, 65,40 TL işlemiş faiz, 3,27 TL faizin %5 gider vergisi, 303,38 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 3.484,95 TL bedel üzerinden,
Davalı müşterek borçlu müteselsil kefil ... yönünden, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 3.112,90 TL asıl alacak, 54,50 TL işlemiş faiz, 2,72 TL faizin %5 gider vergisi, 303,38 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 3.473,50 TL bedel üzerinden takibin devamına,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne,
Hükmedilen alacak üzerinden hesaplanacak (davalı yönünden hükmedilen bedel aşılmamak kaydıyla) %20 oranında inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya ödenmesine,
Kabul edilen bedel üzerinden hesaplanan 237,99 TL harçtan, peşin alınan 60,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 177,37 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden vekilin harcadığı emek ve mesaiye karşılık yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan 96,62 TL başvuru harcı, 450,00 TL Bilirkişi ücreti, 139,80 TL tebligat ve yazışma gideri olmak üzere toplam 686,42 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 671,73 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

Karar kesinleştiğinde artan gider avansının taraflara ödenmesine,
Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2018