İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Müvekkil şirket ile davalılarla şirketin ilişkileri olarak, müvekkili şirketin kendisine ait ... Markası ile 2009 yılından bu yana oluşturduğu konsept ve iş modeli ile kendi alanında sektörün öncü bir firması olduğunu, bu zamana kadar 12 adet marka patent başvurusu yapıp, patentlerini alan, işini etik ticari kural ve yasalara göre yapan bir firma olduğunu, tarafların müvekkil şirketten kopma nedeni olarak, müvekkili şirketin yeni ürün ve markayla çalışmaların gerek davalı çalışanların, gerek işbirliği yapan davalı şirketlerin ortaklık ve paralel üretim çabalarıyla bir anda haksız rekabete, hatta müvekkili şirketi yok etmek için ortak ticarete dönüştüğünü, işbu davanın da konusunun bu paralel üretim, ticaret ve pazarlama olduğunu belirterek, davalıların haksız rekabet fiillerinin tespitine, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davaya konu "..." ibarelerinin DNS alan adının durdurulmasına, davalı tarafından ...ta "... ..., ..., ..., ..., ..., ...da ..., ... ve ... kullanılmasının dava kesinleşinceye kadar tedbiren önlenmesine, gazete beyanlarının düzeltilmesine ve tecavüzün önlenmesi için haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, davalıların haksız rekabet nedeniyle şirkete verdiği maddi zararların ve haksız rekabet sonucunda davalıların elde etmesi mümkün görünen menfaatin karşılığının tazminine, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, müvekkili şirketin manen uğradığı zararlar nedeniyle, davalılardan ...'tan 5.000,00 TL, ...'tan 30.000,00 TL, davalı ... Şti'den 20.000,00 TL, ... Şti'den 60.000,00 TL, ...'den 20.000,00 TL olmak üzere toplam 135.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine ve mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin hiç bir eyleminin rekabet hukukunda haksız fiili oluşturacak bir eylem olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, haksız fiil sorumluluğunun oluşması için hukuka aykırı bir fiil, zarar, kusur ve illiyet bağının olması gerektiğini, müvekkillerine kusur izafe edilebilmesi ve sorumluluk yüklenebilmesinde ispat yükünün kanunen davacıya ait olduğunu, müvekkillerinin hangi eyleminin kanunen haksız rekabet oluşturduğunu, kanunun aradığı anlamda ticareti rekabeti bozucu yönde etkilemeye yönelik hangi faaliyette bulunulduğunu, ne tür bir kusurunun söz konusu olduğunun ve bunlar arasındaki uygun illiyet bağının, soyut ve dayanıksız iddialardan ziyade, somut ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, davacının haksız ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan davasının öncelikle usulden, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalılardan ... ve ... Şti'ye dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır.
Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; dava dilekçesi ekleri, ticaret sicil kayıtları, tahakkuk belgeleri, tanık, bilirkişi incelemesi, vergi beyannameleri, marka tescil masrafları ve ikamesi yasar her türlü delile dayandığı görülmüştür.
Bir kısım davalılar vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; başvuru belgeleri, ticari kayıtlar, işyeri kayıtları, davacı tarafından sosyal medya üzerinden ...'e yapılan saldırılara ilişkin kayıtlar, faturalar, resimler, kamera kayıtları, bilgisayar kayıtları, tanık, bilirkişi ve yemin deliline dayandığı görülmüştür.
Dava; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten doğan tecavüzün önlenmesi ve tazminat istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıya ait markanın, davacının izni olmadan kullanılıp kullanılmadığı, davacıya ait markanın kullanılması suretiyle haksız rekabeti oluşturacak fiillerde bulunup bulunmadığı, davalıların, davacı şirkete karşı haksız rekabeti oluşturacak eylemlerde bulunup bulunmadığı, bulunulmuş ise bu nedenle oluşan zarar miktarı ile bu miktarın davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, 10/01/2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Hakkı Kanununun 29.maddesine göre, marka hakkına tecavüzün olup olmadığı hususundaki yargılamada görevli mahkemenin, aynı yasanın 156.madesi ile "bu kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi..." olduğu düzenlenmiş olup, Mahkememize göre, ihtisas mahkemesi konumundaki İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görev alanına giren, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu, HMK'nın 114.maddesine göre de, Mahkemenin görevli olup olmadığı, taraflar ileri sürmese de mahkemece resen dikkate alınması gereken dava şartlarından olup, uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, davanın görev yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek, aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur;
Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, görevli Mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Hakları Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; davanın usulden reddine,
6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kanun yoluna başvurulmayarak hükmün kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Mahkemeye gönderilmesine, belirtilen süreler içerisinde talepte bulunulmaması halinde tarafların talebi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
Yargılama harç ve giderleri hususunda görevli Mahkemece karar verilmesine,
Dair davacı vekili ile ... Şti vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.05/07/2018